Bomboş yolda ben yaya geçidinden geçerken hızlanıp üstüme süren, yaya geçidini gösterince annemle ilgili küfür eden, araçtan inip beni öldürmekle tehdit eden, ekmeğinin peşinde bir insan.
(Kamera açınca kendine iyi bak görüşürüz dedi.)
Müşterisini sen benim yemeğimi nasıl beğenmezsin diye masasında tehdit eden Niğde'de Nirvana Ocakbaşı-Kanat'ın sahibiymiş.
Video da müşteriye küfredip, tehdit ediyor. Bunlar esnafım diye bir de dükkan açıyor. Ticaret Bakanlığı bu konu da mevzuatı işletecektir. @bekir_kaplan
Melih Gökçek ifade verdi, çıktı.
Adliyeye girerken ağzında sakız, çıkarken gözünde güneş gözlüğü vardı…
Ahmet ve Hülya Gökçek ise pazartesi saat 14.00’te ifade verecek.
Melih Gökçek çıkışta dikkat çekici bir cümle kurdu:
“Yakında soruşturma biter.”
Soruşturma devam ederken insan ister istemez soruyor:
Biteceğinden bu kadar emin olmanın sebebi ne?
Ankara Büyükşehir Belediyesi müfettişlerinin Gökçek dönemine ilişkin savcılığa gönderdiği onlarca dosya ve yüz milyonlarca liralık kamu zararı tespitleri ne oldu?
Merhaba, cumartesi günü saat 16.30’da, 32 AFT plakalı Ankara–Antalya seferini yapan otobüste yolculuk yapıyordum. Yolculuk sırasında şoförün, benim tespit edebildiğim kadarıyla en az 12 kez cep telefonuyla ilgilendiğini gördüm.
Bu video çekildikten sonra, Afyon Bayat virajlarında şoförün seyir halindeyken yine telefonuyla ilgilendiğini ve YouTube üzerinden şarkı aradığını görünce kendisine müdahale ederek bunun son derece tehlikeli olduğunu söyledim.
Şoför yaklaşık 20 yılı aşkın süredir şoförlük yaptığını ifade etti. Ben de kaç yıllık tecrübesi olursa olsun, yolcuların can güvenliğini tehlikeye atmadan işini kurallara uygun şekilde yapması gerektiğini belirttim. Buna rağmen karşılıklı tartışma yaklaşık 3-4 dakika devam etti.
Ayrıca yolculuk boyunca araçta ciddi olduğunu düşündüğüm bazı teknik sorunlar da dikkatimi çekti. Ön tarafta yoğun titreşim/balans hissediliyor, otobüs seyir boyunca aşırı derecede titriyor ve videodan gözlemlediğim kadarıyla direksiyonda belirgin bir boşluk bulunuyordu. Bu nedenle şoföre telefonu derhal bırakmasını ve emniyet kemerini takmasını söyledim.
Şoför, SC Park mola yerine kadar emniyet kemerini takmadı. Mola sonrasında kemerini takmasına rağmen seyir halindeyken telefonuyla ilgilenmeye devam etti.
Durumu polis ekiplerine ayrıntılı şekilde bildirdim. Güzergâh boyunca üç farklı polis kontrol noktasından geçmemize rağmen otobüs hiçbirinde durdurulmadı.
Her yıl trafik kazalarında çok sayıda insanımızı kaybettiğimiz bir ülkede, onlarca yolcunun canını taşıyan bir sürücünün seyir halindeyken telefonuyla ilgilenmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu görüntülerin ve iddiaların yetkili makamlarca incelenmesini, gerekli kontrollerin yapılarak varsa ihlaller hakkında gereken işlemlerin uygulanmasını temenni ediyorum.
🔴#SONDAKİKA | Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla Gelecek Partisi’nin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu soruşturma başlattı.
Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasında geçen ifadeler:
“Milyarlarına milyar kattılar, haram lokma yediler, çevrelerini zengin ettiler. Damadını bakan yaptı, akrabalarını zengin etti, 5 müteahhide Türkiye'yi peşkeş çekti.”
Deniz Zeyrek’ten Üsküdar tepkisi:
“Bu kadar mı kötüleştiniz”
*Üsküdar’da yapılacak olan başkanvekili seçimi öncesi 2 muhalif belediye meclis üyesi gözaltına alındı
*Anlıyorum Üsküdar’ı Akp’ye geçirmek için çok hırslanmışsınız
*Ama bu ülkede de biraz olsun demokrasinin, hukuk devletinin izi olsun
*Zaten 2 farkla kazanılan seçimde gözaltında alınan kişi oy kullanamayacak
*Bu nedenle seçimi Akp kazanacak
*Bunun adı da demokrasi olacak
*Bu kadar mı kötüleştiniz ?
ÖCALAN'A KARŞI TEZAHÜRATLAR CEZA MI GETİRECEK?
Gazeteci Erdem Atay:
- İki hafta önce İstanbul takımlarının tribün liderleri Çevik Kuvvet'e çağrılmış.
- Çevik Kuvvet'te bir toplantı yapılacak. Oraya Spor Şube Müdürlüğü'nden, yani emniyetteki Spor Şube'den de gelmişler.
- Onun amirleri de varmış. Şunu söylüyorlar: 'Apo aleyhine slogan, tezahürat olursa blok kapatma cezası gelecek.'
- Yani tribünün kapatılma cezası. 'Bu işi eğer devam ettirirseniz organizeye sokarız.'
- Tribün liderlerine açık, aleni: 'Siz Apo karşıtı slogan atmayacaksınız. Siyasi slogan atmayacaksınız, bu tarz yönde tezahüratlar yapmayacaksınız.'
- 'Yaparsanız ya kapatma cezası gelecek, organize suç örgütünden gözaltına alınmak gibi bir şeyin içerisine sokarız' diyor.
- Ve 'stadlarda göz açtırmayacağız' diye de vurgulanıyor.
- Dün, İstanbul Valisi, İstanbul'daki spor kulüplerinin yöneticilerini çağırıyor.
- Şunu rica ediyor: Tribünlerde siyasi slogan ya da tezahürat atılmaması için önlem almaları.
- 'Yani stadı seyirciye kapatmak istemiyorum ama bu önlemi almamam için sizlerin önlem almanızı istiyorum.'
- Önce amigolara, tribün liderlerine, sonra yöneticilere.
- 'Tribünlerde Abdullah Öcalan karşıtı slogan atmayacaksınız.'
- 'Abdullah Öcalan'a küfretmeyeceksiniz, Abdullah Öcalan ile ilgili onu rencide edecek tezahüratlara izin vermeyeceksiniz.'
- Hem amigolardan, işte tribün liderlerinden hem de kulüplerin yöneticilerinden istenen şey bu.
Adam her şeyi göze almış, belki bir çoğumuzun endişelendiği gibi başına çorap örülebileceğini de hissediyor ama geri adım atmıyor, pes etmiyor.
Bu saatten sonra, bir avuç kalmış böyle yürekli insanlara millet olarak sahip çıkamazsak, hepimize yazıklar olsun, yuh olsun.
Timur Soykan olacağı söylemiş
*Melih Gökçek'e dokunamazlar‼️
*Kim olursa olsun sonuna kadar gidilecek sözüne kargalar bile güler
*Melih Gökçek’e dokunursanız bütün parti örgütü ve o yapının içinde görev almış kişilerde büyük korku yaratırsınız
*İnsanlar, ‘Acaba sıra bana da gelir mi’ diye düşünmeye başlar. Konuşmaya, anlatmaya başlar
*Ona dokunduğunuz zaman tuğlalar dökülebilir
*Mehmet Ağar'ın Uğur Mumcu suikastıyla ilgili söylediği gibi ‘Bir tuğlayı çekerseniz duvar yıkılır’
*Onun için şahsi kanaatimi söylüyorum. Melih Gökçek'e en fazla dokunuluyormuş gibi yapılır."
TÜRKİYE, BU İKİ BABAYA SAHİP ÇIKMAK ZORUNDASIN!
Herkes baba olamaz…
Buraya iki tane adam gibi Baba bırakıyorum.
Gerisi sizin vicdanınıza kalmış.
Biri Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan,
diğeri Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş.
İki baba…
İki evlat…
Yıllardır dinmeyen iki acı…
Ve hâlâ aranan bir ADALET!
#RojinİçinAdalet
#RabiaNazİçinAdalet
Bir RT, bir tweet…
Gerçekten çok mu zor?
Karadeniz, uyuma!
Güneydoğu, uyuma!
Türkiye, uyuma!
Bugün onların evladı için ses çıkarmazsan,
yarın senin evladın için kim ses çıkaracak?
Kimsenin evladı bir daha kurban olmasın diye
Bu iki babanın sesine ses ol!
#Amedspor
#Trabzonspor
#Türkiye
Adalete ulaşmak zor değil…
Zor olan, adaletsizliğe sessiz kalmamak.
Silahları toprağa gömün,
öfkeyi susturun,
vicdanlarınızı birleştirin.
Bu iki baba için…
Bu iki evlat için…
Ve yarının çocukları için…
ADALET İSTEYELİM.
Çünkü bazı acılar bir ailenin değil,
hepimizin meselesidir.
Bim, Şok, A101 ve (artık) Carrefour içki satmıyor ama sonuçlara göre halkın pestisit ile zehirlenmesi, halk sağlığı gibi sorunları yok. İçki günah, halkı zehirlemek değil.
Ayşe Tokyaz'ın kardeşi Esra Tokyaz:
"Sanıklar, avukatları ve beni tehdit ediyor. Ne söyleyeceğimi bilmiyorum, sizden güç almak istiyorum"
9 Eylül'de Küçükçekmece Adliyesinde Saat 10.00'da Esra'yı Yanlız Bırakmayalım. #AyşeTokyazİçinEmsalKarar
İflasın eşiğine gelmiş bir ülkenin kamu görevlisi
2 milyon TL maaş alıyorsa ve bu durumdan vicdanı hiç rahatsız olmuyorsa o ülkenin başka düşmana ihtiyacı yoktur.
DİSTOPYA — Son 48 saatte polis dronları, açık alanda alkol tüketen insanlara “Bu bir polis dronudur. Bu bölgede alkol içmek yasaktır. Derhal ayrılın.” anonsu yapıyor.
Önce Fatih, ardından Üsküdar sahili… Bu konu, “teknoloji kullanıyoruz” denilerek geçiştirilemeyecek kadar problemli: Hoparlörlü, spot ışıklı, termal ve gece görüşlü gözetleme cihazları…
— Baştan belirtelim, “Alkol yasağı” diye bir kanun yok.
2023’te 4250 sayılı kanun üzerinden “hatırlatma genelgesi” çıkartılarak yasak denenmeye çalışıldı fakat çok sürmeden İstanbul Valiliği’nin park, piknik alanı, sahil bandı ve plajlarda alkol tüketimini “önleme” genelgesi iptal edildi.
Gerekçe: Temel hak ve özgürlükler ancak kanunla, ölçülü ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun şekilde sınırlanabilir (Anayasa m.13).” oldu.
Genel, orantısız, yaşam tarzına müdahale niteliğindeki bir yasak hukuka aykırıdır.
Somut bir rahatsızlık, gürültü veya kamu düzenini bozan davranış yoksa, yalnızca biranın varlığı tek başına suç veya kabahat oluşturmaz.
— Ek olarak, Türkiye’de kolluğun drone kullanımını özel olarak, sınırlarını, kayıt sürelerini, silme yükümlülüğünü, hâkim denetimini ve amaç sınırlamasını düzenleyen ayrıntılı bir kanun yok.
CMK m.140’taki “teknik araçlarla izleme” ise belirli bir suça ilişkin kuvvetli şüphe, hakim kararı ve son çare şartlarına bağlıdır. Genel asayiş, “alkol içenleri uyarmak” veya “şehir gözetimi” bu şartları karşılamaz.
— Şimdi asıl meseleye gelelim.
Bugün hedef “açık alanda içki içenler”
Peki ya yarın?
Sahilde el ele oturan bir çift, parkta öpüşen iki genç, gece yarısı bankta oturup konuşanlar, “uygunsuz” bulunan kıyafetler, “şüpheli” toplanmalar…
Bir kez “kamu düzeni ve ahlak” gerekçesiyle havadan müdahale meşrulaştı mı, sınır çizmek çok zorlaşır.
Çünkü sınır artık kanunda değil, o anki operatörün veya talimatın “yorumunda” durur.
Kaldı ki, “müstehcenlik” maddesi gibi tanımı net olmayan bir kanun maddesi üzerinden istenildiği gibi hareket edilebiliyor.
“Kötü bir şey yapmıyorsan korkma” oto-kontrol cümlesidir.
Özgürlüğün ölçüsü, devletin sizi izlerken ne kadar nazik davrandığı değil; sizin izlenmeden, uyarılmadan, aydınlatılmadan kamusal hayatı yaşayıp yaşayamamanızdır.
— George Orwell’ın Big Brother’ı da önce suçluları izlemek için gelmemişti. Önce “düzeni” izledi.
İstanbul gibi milyonların yaşadığı, sahillerinin, sur diplerinin, parklarının sosyalleşme alanı olduğu bir kentte, gökyüzünden hoparlörle “derhal ayrılın” demek, yalnızca alkol denetimi değildir.
Kamusal alanın kimin olduğunu, orada kimin nasıl durabileceğini devletin tek taraflı belirlediği bir rejim işaretidir.
— Hukukun işi tam da buradadır: Teknolojiyi yasaklamak değil, onu anayasa, kanun, ölçülülük ve yargı denetimi altına sokmak.
Aksi halde dronlar sadece alkol içenleri değil, şehirde “uygun” bulunmayan herkesi uyarır. Ve o uyarıya itiraz edebilecek bir yer kalmaz.
Şehrin güvenliğinin bu şekilde sağlanacağı iddiası gerçekçi gelmemektedir.
İzmir Çeşme’de sahilleri kapatarak vatandaşın hakkını gasp ederek para kazanan işletmenin ziyaretine gidene bakın.
Çeşme Belediyesi Başkanı’nın Basın danışmanı aynı zamanda Hürriyet yazarı.
Sahil alanını kapatan ve sayısız insanın şikayet ettiği yeri ziyaret edip Turizme katkısı için teşekkür ediyor.
Bu işletme girişte size harcama kotası koyuyor. 4 bin TL ile 8 bin TL arasında değişiyor. İlgili hiçbir kurum adım atmıyor.
Başka bir ülkede bu olsa bu şahıs dahil tüm yönetim istifa eder. Utanmadan bir de burayı gazetede yazacağını açıklamış.
@cesmebld@laldenizlicesme@csbgovtr
Gülistan Doku cinayettinde arama kurtarma çalışmalarındaki balık adam da gözaltına alınmış, intihar sürü vermek için kişisel eşyalarını dalıp gömmüş baraja.
Böyle organize kötülük yeryüzünde ilk olabilir , aşağıdan yukarıya herkes cesedi yok etmek için elini taşın altına koymuş