Bir öğretmeni ailesiyle mesleği arasında tercihe zorlayan hiçbir süreç hakkaniyetli değildir.
Ağustos mazeret grubunda her iki tercih süreci sonunda da yer değişikliği gerçekleşmeyen binlerce öğretmenimiz, 11 Ağustos’tan bu yana il emri müjdesi bekliyor.
Aradan geçen her gün yalnızca takvimden eksilmiyor; ailelerin hayatından eksiliyor.
Eşinden, çocuğundan ayrı kalanlar var.
Tedavisini ve sağlığını düşünmek zorunda olanlar var.
Engellilik durumu nedeniyle hayatını yeniden düzenlemeye çalışanlar var.
Can güvenliği mazeretiyle çözüm bekleyenler var.
Bütün kamuoyu bu insanların sesini duyarken, öğretmenlerimizin Bakanlığımızdan beklediği somut adımın hâlâ gelmemesi artık ciddi bir hayal kırıklığına dönüşmektedir.
Diğer tarafta 2023 yılında atanan öğretmenlerimiz aylardır Eylül ayını bekliyor. Sayın Bakanımızın daha önce kamuoyuna açıkladığı üzere kendileri için özel bir mazerete bağlı yer değişikliği süreci yürütülmesi beklenirken; bugün hâlâ kadroya geçişleri tamamlanmamış, mazeret takvimleri yayımlanmamış ve nasıl bir süreç işletileceği açıklanmamıştır.
Şimdi ise Ağustos grubunda çözülemeyen mağduriyetlerin Eylül sürecine taşınması konuşuluyor.
Bir mağduriyeti başka bir mağduriyetin üzerine eklemek çözüm değildir.
Bekleyen insanları yeniden bekletmek çözüm değildir.
Aileleri belirsizliğe mahkûm etmek hiç değildir.
Ağustos mazeret grubunda yer değişikliği gerçekleşmeyen öğretmenlerimizin mağduriyeti il emriyle giderilmelidir.
2023 ataması öğretmenleri için Eylül mazeret takvimi ivedilikle yayımlanmalı; bu süreç de hiçbir öğretmenimizin ailesinden ayrı kalmasına ve yeni bir mağduriyet yaşamasına izin verilmeden il emri ile neticelendirilmelidir.
Çünkü söz konusu olan yalnızca bir atama işlemi değildir.
Bir annenin çocuğuna kavuşmasıdır.
Bir eşin ailesinin yanına dönebilmesidir.
Bir öğretmenin sağlığıdır, güvenliğidir, ailesidir.
Aile bütünlüğünün korunması; sağlık, engellilik ve can güvenliği mazeretlerinin gözetilmesi öğretmene sunulan bir ayrıcalık değil, sosyal devlet ilkesinin, hukuki güvenliğin, hakkaniyetin ve insan onuruna yaraşır kamu yönetiminin gereğidir.
Öğretmenlerimiz imtiyaz istemiyor.
Ailesine kavuşmak, verilen sözlerin karşılığını görmek ve mazeretinin gereğinin yerine getirilmesini istiyor.
Ağustos’u Eylül’e ertelemek değil, Ağustos’un mağduriyetini bugün çözmek; Eylül’ü ise yeni mağduriyetlere yol açmadan il emriyle tamamlamak gerekmektedir.
Öğretmenin artık bekleyecek günü, ailesinden ayrı geçirecek zamanı kalmadı.
Seslerinin duyulmasını değil artık, gereğinin yapılmasını bekliyorlar. #ilEmriHikayem
@Yusuf__Tekin@YilmazzGuney@cftcblnt@tcmeb@mebpgm
Ailelerinden ayrı düşen, yuvaları perişan olan öğretmenlerimize sahip çıkmamız boynumuzun borcu.
Öğretmenlerimizi mahzun ve sahipsiz bırakmayalım.
Çocuklarını annesiz ve babasız bırakmayalım.
@RTErdogan@Yusuf__Tekin@farukyelkenci#ilEmriHikayem
Plansızlık, liyakatsızlık ve keyfilik öğretmenleri mağdur ediyor, il emrinin uygulanmaması da birçok öğretmeni mağdur etti. Okullar açılmadan il emrini uygulayın aileleri parçalamayın.
Öğretmenleri İlgilendiren 3 Konuda Son Durum
Milli E��itim Bakanlığı'nın yakın zamanda ikinci il dışı atamayla ilgili adım atması bekleniyor.
Yine 2023 Sözleşmeliden Kadroya Geçenlere Mazeret Tayini konusuyla ilgili de önümüzdeki günlerde kılavuz yayınlanacak. Milli Eğitim Bakanlığı'nın sahanın talebini dikkate alarak adım atması öğretmenleri memnun ediyor.
İl emri bekleyen öğretmenler de taleplerinin yerine gelmesini istiyor.
Bugün burada yalnızca bir yer değiştirme veya atama meselesini konuşmak için değil; eşlerinden, çocuklarından ve ailelerinden ayrı kalmak zorunda bırakılan öğretmenlerimizin haklı taleplerine ses olmak için bulunuyoruz.
Öğretmenlerimiz ülkemizin dört bir yanında büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle görevlerini yerine getirirken, ailelerinden ayrı yaşamak zorunda bırakılmamalıdır.
Özellikle 2023 Eylül ayında göreve başlayan öğretmenlerimizin yaşadığı aile birliği mağduriyeti artık çözüme kavuşturulmalıdır.
Gerekli çalışma süresini tamamlayan 2023 Eylül öğretmenleri için ek mazeret tayini takvimi açıklanmalı, başvurular süratle alınmalı ve atama işlemleri eğitim-öğretim yılı başlamadan sonuçlandırılmalıdır.
Diğer taraftan Ağustos ayı mazerete bağlı yer değiştirme sürecinde mazereti kabul edildiği hâlde açık norm bulunmaması veya tercihleri doğrultusunda yerleşememesi nedeniyle ailesine kavuşamayan çok sayıda öğretmenimiz bulunmaktadır.
Bir öğretmenin mazeretinin Bakanlık tarafından kabul edilmesi, ancak öğretmenin eşine, çocuğuna veya ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetine ulaşamaması durumunda, söz konusu mazeretin fiilen giderildiği anlamına gelmez.
Mazeret kabul ediliyorsa çözüm de üretilmelidir.
Bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığına çağrımız açık ve nettir:
- 2023 Eylül ayında göreve başlayan ve gerekli şartları taşıyan öğretmenlerimiz için ek mazeret tayini takvimi derhâl açıklanmalıdır.
- Başvuru ve atama işlemleri eğitim-öğretim yılı başlamadan tamamlanmalıdır.
- Mazereti kabul edildiği hâlde tercihleri sonucunda atanamayan öğretmenlerimize il emri hakkı verilmelidir.
- Mazeretinin bulunduğu ilde tercih hakkı oluşmayan öğretmenlerimiz de İl Millî Eğitim Müdürlükleri kadroları kapsamında il emrine atanmalıdır.
- Aile birliği, sağlık ve engellilik mazeretleri gerçek anlamda giderilmeli; öğretmenlerimiz belirsizliğe ve ailelerinden ayrı yaşamaya mahkûm edilmemelidir.
İl emri bir ayrıcalık değildir.
İl emri, mazereti devlet tarafından kabul edilmiş eğitim çalışanlarının mağduriyetlerini ortadan kaldırmaya yönelik adil, insani ve uygulanabilir bir çözümdür.
Eşler birbirinden ayrı kalmamalıdır.
Çocuklar anne veya babalarından uzak büyümemelidir.
Sağlık ve engellilik mazeretleri yalnızca evrak üzerinde kabul edilmiş bir gerekçe olarak bırakılmamalıdır.
Ayrıca yaşanan bu belirsizlik yalnızca öğretmenlerimizi ve ailelerini değil, eğitim-öğretim sürecini de doğrudan etkilemektedir.
Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde öğretmenlerin görev yerlerinin netleşmemesi; okul yönetimlerinin öğretmen ihtiyacı, ders dağılımı, sınıf planlaması ve eğitim organizasyonlarını da güçleştirmektedir.
Dolayısıyla talep ettiğimiz çözüm yalnızca öğretmenlerimizin aile huzuru açısından değil, eğitim hizmetlerinin sağlıklı, planlı ve kesintisiz yürütülmesi açısından da önemlidir.
Bizler inanıyoruz ki güçlü aile, güçlü toplumun temelidir. Aile bütünlüğünü korumak sosyal devlet anlayışının ve insanı merkeze alan kamu yönetiminin vazgeçilmez sorumluluklarından biridir.
Bu nedenle öğretmenlerimizin haklı talebinin daha fazla ötelenmemesini istiyoruz.
Biz sorun değil, çözüm istiyoruz.
Biz ayrıcalık değil, hakkaniyet istiyoruz.
Biz aileler bölünsün değil, aileler birleşsin istiyoruz.
Buradan Millî Eğitim Bakanlığımıza ve Sayın Millî Eğitim Bakanımıza bir kez daha sesleniyoruz:
2023 EYLÜL ÖĞRETMENLERİNİN EK MAZERET TAYİNİ TALEBİNİ KARŞILAYIN!
MAZERETİ KABUL EDİLDİĞİ HÂLDE ATANAMAYAN ÖĞRETMENLERİMİZE İL EMRİ VERİN!
EŞLERİ AYIRMAYIN, ÇOCUKLARI ANNE VE BABALARINDAN UZAK BIRAKMAYIN!
AİLELERİMİZİ DAHA FAZLA BEKLETMEYİN; ÖĞRETMENLERİMİZİ AİLELERİNE KAVUŞTURUN!
Devlet Memurları Eğitim Sendikası olarak; eğitim çalışanlarımızın aile birliğini, sağlık hakkını ve insanca çalışma koşullarını ilgilendiren her meselede olduğu gibi bu konuda da öğretmenlerimizin yanında olmaya ve haklı taleplerini kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
@demecegitimsen@Yusuf__Tekin@cftcblnt@tcmeb@2026ilemri
#İlEmri
#2023EylülAtamaOkulAçılmadan
Genel Başkanımız Talip Geylan, ağustos dönemi mazerete bağlı yer değiştirme başvurusunda bulunduğu halde tayini gerçekleşmeyen öğretmenlerin yaşadığı mağduriyete dikkat çekti.
https://t.co/pPVeO7x9Ie
İl emri bekleyen öğretmenler taleplerini Millî Eğitim Bakanı Sayın @Yusuf__Tekin ‘e ilettiler. Öğretmenler mağduriyetlerinin giderilmesi için il emri müjdesi bekliyorlar.
Sayın Bakanım
@Yusuf__Tekin
2026 mazeret tayinlerinde binlerce öğretmenimiz eşinden, çocuğundan ve ailesinden ayrı kaldı. Aramızda engelli öğretmenlerimiz, engelli eşi/anne-babası olanlar ve ciddi sağlık mazeretleri bulunanlar var. Bu insanların istediği bir ayrıcalık değil; aile birliğinin, engelli bireylerin bakımının ve sağlık hakkının korunması.
Üstelik bu yıl öğretmenlere iki tercih hakkı verilmiş görünmesine rağmen birçok yerde çok az okul açıldı; bazı öğretmenlerimize ise hiç okul açılmadı. Tercih hakkı varmış gibi görünmesine rağmen tercih edebilecek okul bulamadılar.
İl emri, mazeret tayinlerinde yaklaşık 10 yıldır uygulanan ve mağduriyetleri gidermeye yönelik bir çözüm. Bu yıl ise aileler yine ayrı bırakıldı.
Sesimizi duyurabilmek için günlerdir X'te mücadele ediyoruz. Dün Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a tam 200.000 yorum yaptık. Düşünün; binlerce insan aynı talep için 200 bin kez sesini duyurmaya çalışıyor. Bu, ne kadar çaresiz kaldığımızın ama çözüm için ne kadar kararlı olduğumuzun göstergesi.
Siz daha önce engelli öğretmenlerimizin mücadelesinde yanımızda olmuş, sesimizin duyulmasına katkı sağlamıştınız. Şimdi de sizden aynı desteği bekliyoruz.
Lütfen bir paylaşımınızla sesimiz olur musunuz? Mümkünse Bakanlıkla görüşüp bu mağduriyeti gündeme taşıyabilir misiniz?
Belki sizin atacağınız tek bir adım, Bakanlığın yeniden değerlendirme yapmasına ve binlerce ailenin birleşmesine vesile olacak.
Biz sadece eşimizden, çocuklarımızdan ve ailemizden ayrı kalmak istemiyoruz.
Tek talebimiz: İl emri.
Talat Bey merhaba. En başından beri verdiğiniz destek için teşekkür ederim. Ancak son paylaşımınızı görünce açıkçası size karşı bir sitemimi iletmek istedim.
Biz günlerdir sesimizi duyurmaya, yaşadığımız mağduriyeti anlatmaya çalışıyoruz. Bu kadar direnmemizin sebebi birilerinin önüne geçmek, norm fazlası olmak, depo öğretmeni olmak ya da “yan gelip yatmak” değil. Mazeretlerimiz gerçek ve İl Emri’ne gerçekten ihtiyacımız var. Ailelerimize kavuşabilmek için günlerdir gözyaşı döküyoruz.
Üstelik bizim bahsettiğimiz aile sadece anne-baba değil; eşimiz, çocuklarımız. İnsan ister istemez şunu soruyor: Sizin çocuğunuz var mı bilmiyorum ama bir insan kendi evladından ayrı kalmanın ne demek olduğunu; onun hastalığında, doğum gününde, ilk başarısında, en zor ve en güzel anlarında yanında olamamanın nasıl bir şey olduğunu gerçekten anlayabilir mi? Engelli evladı olan, anne-babasına bakmak zorunda olan, sağlık veya can güvenliği nedeniyle mazereti bulunan öğretmenler de var. Bunların her biri gerçek bir hayat, gerçek bir aile.
Ben 13 yıllık öğretmenim, 275 puanım var. Mazeretim kabul edildi ama kontenjan nedeniyle ailemin yanına gidemedim. Beş yaşında bir çocuğum var. Bizim derdimiz kimsenin hakkını almak değil. İkinci il dışı isteyen de atansın, İl Emri bekleyen de. Bu bir savaş değil.
Fakat keşke ikinci il dışını savunurken İl Emri'ni bu kadar zayıf, hatta istemeden İl Emri'ne karşı kullanılabilecek argümanlarla anlatmasaydınız. Çünkü biz sizden günlerdir bizi oyalamanızı değil, gerçek anlamda yanımızda durmanızı ve somut bir adım atmanızı bekliyoruz.
Açıkçası artık şunu merak ediyorum: Gerçekten İl Emri için bir adım atacak mısınız Talat Bey? Yoksa biz günlerdir sadece umutlandırılıyor muyuz?
Bunu gerçekten bilmek istiyorum. @talatyavuz29
***İL EMRİ***
Öğretmenler umudunu hiç yitirmiyor ve İL EMRİ bekliyor.
"Her yıl yapılıyor diye evimizi taşıdık, dört gözle haber bekliyoruz."
"Asker, hakim-savcı, polis için yapılıyor, bizim için neden yapılmıyor?"
"Aile yılında, aile bütünlüğümüz neden sağlanmıyor?"
"Her yıl yapılıyordu bu yıl da yapılsın."
Talepler, sitemler, sorular...
.....
Devletimiz büyüktür, bakanlığımız öğretmenlere kulak verecektir ve inanıyorum ki iyi bir planlama ile problem çözülecektir.
Yeni eğitim öğretim yılı şimdiden hayırlı olsun.
Gözyaşlarımızın artık kelimelere sığmadığı, bu gecenin bu saatinde canımızdan can giderek yazdığımız son çare... Sayın Cumhurbaşkanım, kul hakkıdır, aile birliğidir, adalettir diyerek bu feryadımızı duyun artık. Bir imza, bir müjde bu kadim hasreti, bu acıyı tek kalemde bitirecek. Ne olur bu gece bize acıyın, il emri müjdesini verin de bu yuvalar daha fazla yıkılmasın, bu gözyaşları son bulsun! 🤲🏼🕊️🤍
#MaarifinMimarindanilEmri @gztcom@yenisafak@Yusuf__Tekin@RTErdogan@EmineErdogan@mebpgm 97
Tercihine yerleşemedi diye bir öğretmen ailesinden ayrı yaşamak zorunda bırakılmamalı!
Mazereti var, hakkı var, çözümü var.
İL EMRİ VERİLSİN!
AİLELER AYRILMASIN!
tcmeb @Yusuf__Tekin
Sayın bakanım, bugün tahmini sayımız 3500 kişi falan belki bu sayı bakanlık için düşük ve sayı olarak çok da kıymetiharbiyemiz yok. Ama bizlerin yaşadığı bu ümitsizlik hissi ben ve arkadaşlarımı her gün mahvediyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın sürekli tekrar ettiği bir cümleyi çok önemsiyorum, İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Büyük devletimiz elbette bize sahip çıkacaktır umut ediyorum.
Adalet, en kalabalık grubun istediğini vermek değildir. Adalet, sesi en az çıkanın da elinden tutabilmektir.
@RTErdogan@Yusuf__Tekin
#ilEmri