Mtv 40 yıllık yayın hayatından sonra kapanıyor. Bu benim yaşıtlarım için bir kanalın kapanmasından çok, bir kültürün tarihe karışması demek. Türkiye'de 92-93 yılından itibaren uydu aracılığıyla seyredebildiğimiz Mtv, çoğumuzun yetişkinlik döneminde müzik zevkini ve hatta karakterini oluşturdu. Beavis and Butthead'in anlamaya çalıştığımız "cool" esprileri, Aerosmith'in Cryin ve Crazy klibinde kendimizi Alicia Silverstone ile Liv Tyler sandığımız hayaller, Kurt Cobain'in depresyon hırkasıyla Unplugged'da söylediği şarkılar, Meat Loaf'un klibindeki kadının gerçek olup olmadığını tartıştığımız anlar, Guns'n Roses'ın November Rain klibini dünyanın en arabesk filmini seyreder gibi seyredip hüzünlendiğimiz zamanlar zaten uçup gitmişti ama artık ev sahibi de aramızdan ayrıldı. Blue Jean dergisiyle birlikte Mtv seyretmek, bir dönemin ergenleri için büyük bir zevkti. Hatta ben İngilizceyi bu ikisi sayesinde söktüm desem abartı olmaz. Koca bir okul kapandı benim nazarımda, böyle de yeri vardır bende. Gerçi ne kaldı ki zaten...
kendi vatandaşımız yangını söndürmek için yangın bölgesine damacana ile su taşıyorken aynı gün içinde kendi bakanımız ‘suriye’yi ayağa kaldıracağız.’ diye açıklama yapıyor. bazen kafayı yiyecek gibi oluyorum. korkunç bir distopya.
Hala daha herkesi bu kente doldurmak için sikko sikko projeler.. Kanal İstanbul, Finans merkezi, Sazlıdere talanı, Çekmeköydeki orman arazilerini gaspedip koca koca residencelar dikme.. Bu kenti düşünen tersine göç projesi başlatır, ama rant yok tabi orada
Deprem hattında yer alan İstanbul’da 6.2 büyüklüğünde bir deprem yaşanıyor. O gün:
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hapiste.
Deprem riskini en yakından yaşayan Esenyurt Belediye Başkanı hapiste.
İBB Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Başkanı hapiste.
Üçü de depremin merkez üssü olan Silivri’de, aynı cezaevinde tutuluyor.
Bu fotoğraf bile bu otoriter rejimin yarattığı hasarı anlatmaya yeterli.
After careful consideration and hearing the feedback from our fans whilst fully respecting their concerns, our show in Istanbul will be now postponed until 2026 so we can ensure DBL Entertainment will not be involved.
Thank you for your ongoing support, it means everything to us. See you in 2026!
Ekrem İmamoğlu’na ilişkin emniyette alınan iki ifade tutanağını okudum. Biri 121 sayfa (örgüt, yolsuzluk vs.), diğeri 18 sayfa (terör).
24 yıllık avukatım. Terör, uyuşturucu, örgüt, dolandırıcılık, bilişim suçları gibi ağır ceza dosyalarında müdafi olarak onlarca ifadeye ve sorguya katıldım. Meslektaşlarımla sayısız dosya tartıştık, kararlar inceledik. Bu kadar zorlama, bu kadar acemice kurgulanmış bir soruşturma ve sorgulama görmedim.
•Terör soruşturmasına dair tutanakta, ifadeye geçilmeden önce şüpheliye neyle suçlandığı bile anlatılmamış. CMK m.147/1-b’ye aykırılığı bir yana, standart ifade formlarında bile bulunan bölüm düpedüz atlanmış. Basit bir şey değil, bu durum ifade tutanağını geçersiz hale getiriyor.
•Terör soruşturmasındaki sorular zorlama, bağlantılar yapay. Bunun “terör” başlığı altına sokulması tesadüf değil; İBB’ye kayyum atamak için kurgulanmış siyasi bir zemin oluşturulmaya çalışılıyor.
•Tutanaklarda yer alan sorular o kadar özensiz ki, soruşturmayı yürütenlerin ve ifadeyi alanların bile bu iddialara ne kadar inandığı ciddi şekilde tartışmalı.
•Her adımı izlenen bir belediye başkanına, belediyedeki teknik işleyişe dair detaylar soruluyor. Oysa onlarca müdür, encümen, meclis var. Sayıştay ve bakanlık denetimleri zaten yapılıyor. Bu kadar ayrıntıya bir belediye başkanının birebir hâkim olması beklenemez. Bırakın belediyeyi, orta ölçekli bir şirketin yönetim kurulu başkanı bile şirketindeki tüm detaylara hâkim olamaz.
•Ve yine karşımızda bir gizli tanık vakası var. Önce “X Muhbir” denirdi, şimdi “Gizli Tanık” deniliyor. Aslında ortada, bir yerlerde yazılmış senaryonun oyunculukla sahnelenmesinden başka bir şey yok. Gizli tanıklık kurumu, Türkiye’de hukuku araçsallaştırmanın başlıca aracı haline geldi. Bütün siyasi saikli davalarda standart bir uygulama.
•Yargı, Türk Milleti adına karar verir. Savcıların soruşturma amacı budur, mahkeme kararlarının en başında bu yazar. Ama artık çok net görüyoruz ki, yargının bir kısmı Türk Milleti adına değil, majesteleri adına karar vermeye fazlasıyla meyilli.
•Sandıkta yenemediklerini yargı sopasıyla saf dışı bırakma çabası olduğu çok açık. Ve bu girişimin bedelini hukuk sistemi, ekonomi, kamu vicdanı ve toplumsal adalet duygusu ödüyor.
BİZ TÜRKİYE'YİZ BİZ ŞAMPİYONUZ! 🇹🇷
Tribünlerde ve ekran başında sizler, sahada biz! Birlikte savaştık ve kazandık!! Bu şampiyonluk güzel ülkemiz için...
Avrupa'nın en büyüğü TÜRKİYE! 🐺❤️🏆
İklim krizi her gün daha şiddetlenirken, bize kırmızı alarmlar verirken, dünya her gün daha yaşanmaz bir yere dönüşürken rant için ormanlar kesilmeye devam ediliyor. Aklım almıyor.
Ne için? Para için.
Doyun artık.
Doğayı rahat bırakın artık. Doğasına sahip çıkmaya çalışan bu güzel insanları da üzmeyin, mağdur etmeyin, duyun artık. #AkbeleneDokunma #DoğayaDokunma
Hangi ülkede olursa olsun demografisini alt üst edecek 10 milyondan fazla sığınmacıyı plansız programsız içeriye aldılar... Vatandaşlığı parayla satıp hem Türkiye ile uzak yakın ilgisi olmayan başka ülke vatandaşlarına ülkemizin geleceği için oy kullanma hakkı verdiler. Şimdi aynı kişilere Kanal İstanbul'u vadedip seçimlerden sonra Körfez Bölgesindeki Arap ülkelerine "Şükran Turuna" çıkmayı müjdeliyorlar.
Kendi liderinin apaçık ��ekilde "devletin kadrolarına ve askere sızacağız" dediği cemaatle yıllarca yan yana yürüyüp çıkar çatışmasına düşünce "Ne istediniz de vermedik" dediler. Adamlar darbe teşebbüsünde bulununca "Bu kadar büyümelerinde bizim de payımız var. Rabbimden af, milletimden özür diliyorum, kandırıldık" deyip yine helallik istediler.
Açılım döneminde, şimdi "entel dantel" dedikleri insanlardan oluşan bir akil insanlar heyeti kurdular. Bu insanların 2013 Doğu Anadolu raporundaki "Apo'nun serbest kalması" dahil inanılmaz isteklerine hiçbir şey demeyip, örgütün kendisiyle görüşmek için aracı yolladıklarını defalarca söylediler.
Sonra aynı örgütün propaganda videosundan parça alıp muhalefetin kampanya videosuna montajlayıp milyonlarca insana gerçekmiş gibi izlettiler.
Tarikatlardaki çocuk istismarlarını araştırmayla ilgili meclis önergesini oy birliğiyle reddettiler... Aynı tarikatların deprem bölgesindeki çocuklara musallat olmasının da önüne geçmeyip ailenin rızası varsa ne yapabiliriz dediler.
Milyonlarca insanın girdiği sınavlara küçüğünden büyüğüne kimsenin güveni kalmadığı gibi derece yapan insanları bile mülakatta elediler.
Eğitimi perişan ettiler... Bugün Türkiye'de 8. sınıfa giden öğrencilerin %25'i basit dört işlem yapamıyor, %65'i de orta düzeyde yapabiliyor. Tam bir çöküş yaşanıyor...
Liyakat ve uzmanlık sahibi on binlerce insan bu iktidar döneminde ülke dışına çıktı, geriye kalanlar da çıkmanın yollarını arıyor.
Kazanırlarsa kadın haklarının bir asır geriye gitmesinin garanti olduğu öyle bir ittifak kurdular ki AKP içlerindeki "en ılımlı" parti görünümünde.
İktidarları döneminde Youtube, Ekşisözlük, Wikipedia dahil kapanmayan sosyal medya sitesi kalmadı. Depremde Twitter'ı engellediler.
Devletin hiçbir resmi kurumunun açıkladığı en ufak veriye güven bırakmadılar. Ne TUİK'in açıkladığı enflasyona ne Sağlık Bakanlığının salgında açıkladığı ölüm verilerine güvenebiliyoruz ne de depremde kaç kişinin hayatını kaybettiği konusunda en ufak bir fikrimiz var.
Merkez Bankasının rezervlerini tarihin en düşük noktasına, hatta eksiye indirip Arap ülkelerinin attığı 3-5 milyar dolarla günü kurtardıklarını daha geçen gün kendi ağızlarıyla itiraf ettiler.
Ülkede basılı ve görsel medyayı tamamen tekelleri altına aldılar. O kadar ki muhalefet lideri bir kez bile devlet televizyonuna çıkamadığı gibi, sesini topluma duyurmak için sosyal medyada "dosya transfer bağlantısı" paylaşmak zorunda kaldı.
Toplumun hakaret etmedikleri hemen hiçbir kesimini bırakmadılar.
Deprem bölgesine müdahalede geciktiklerini kabul edip buna da helallik istediler. Sonra deprem yardımı adı altında 115 milyar TL toplayıp Sayıştay denetiminden de muaf tutup terlik, çay yardımı istediler.
Buraya kadar geldiyseniz, sizi tebrik ederim sevgili okuyucu... Gerçekten yorucu değil mi?!
Asıl yorucu olan, aklımıza daha da gelen yüzlerce olayı yazmak değil bu gerçeklerle yaşamak zorunda kalmak.
Karşımızda kitaplara sığmayacak günahlarını basit bir helallikle sıfırladığına inanıp sizde gördüğü en ufak hatanın üstüne kara bulut gibi çöken bir zihniyet var.
Bu seçim, eşit olmayanların yarışında ülkenin gidişatını tayin etme yarışı. Bu gidişatı Katarlıların, Suriyelilerin, Rusların, Arapların değil... Tarihin en yüksek katılımını gösterip bizim tayin etmemiz şart.
20 küsür yıldır elimize geçen ilk gerçek şansı bölünerek, küserek, sandığa gitmeyerek heba mı edeceğiz... Yoksa şahsi tercihlerimizden sonuna kadar fedakarlık ederek birleşme dirayetini gösterip, ülkenin geleceğini apaçık tehdit eden bu gidişata bir dur diyebilecek miyiz?!
Ben ortak akılda buluşup "Yeter Artık" diyebileceğimize yürekten inanıyorum. Buna mecburuz.
Şimdiden söylemek isterim yarın sonuç ne olursa olsun
seninle aynı yolda olmak, aynı hedefe koşmak, aynı dili konuşmak durmuş kalbimizi yeniden çarptırdı.
Umudumuzu yeniden yeşerttiğin için teşekkürler
Kemal Kılıçdaroğlu🫶🏻
Sinan Oğan Cumhur İttifakı'nı ve Tayyip Erdoğan'ı destekleyeceğini açıkladı.
Bu karar, Kemal Kılıçdaroğlu'nu yeterince Atatürkçü görmeyip, ilk turda oylarını Sinan Beye veren Atatürkçü seçmenlere hayırlı uğurlu olsun!
bu düzenek nasıl işliyor? önce çıkıp rte’ye sallıyorsun, dikkatini çekiyorsun sonra mı kendini satıyorsun? numan kurtulmuş, soylu, bahçeli gibi. yoksa ilk günden beri zaten satılıksın ve oyna dediklerinde sahneye mi çıkıyorsun?