Son politik şokun (E. İmamoğlu olayı) iktisadi etkileri şunlara bağlı olur diye düşünüyorum:
i. olayın etkileri iktisatçıların sevdiği tabirle "dışsal politik şok"un kalıcı mı geçici mi olması ile ilişkili, kalıcı bir etkisinin olacağı açık,dolayısıyla etkileri zamana yayılır+
5 yaşında kızımı okuldan aldım. Pastaneye gittik, dönüşte emlakçının köpeği Salvo’yu sevdik. Eve gelince aldıklarımızı tabağa koydum. Masaya oturunca bana döndü ve “Bugün çok güzel bir gün” dedi.
Arkadaşlar içim acıyor, gerçekten bu çocuğun, çocuklarımızın çok daha güzel bir geleceği olabilirdi ve belki hala olabilir. N’apıcam arkadaşlar ben bu çocuğu. Annannesinden, babannesinden, dedesinden, kuzenlerinden, dilinden, toprağından koparıp bir yerlere mi gideyim? Evet kızım, çok güzel bir gün mü diyeyim? Kızım, aslında güzel de değil pek mi diyeyim? Kızım dolar düşer, euro artar, borsa oynaklaşır mı diyeyim???
Yazık ya hu, hepimize çok yazık. Kendi ayağımıza sıkıyoruz. Benim menfaatinle beni yönetenlerin menfaati bu kadar çelişiyorsa buna ne demek lazım. Kuzuyu kurda emanet edenlere yazıklar olsun.
I'm German.
16 years ago, the EU and US economies were neck and neck.
Today, the US economy is 50% larger than the entire EU combined.
Here's the devastating truth behind Europe's ongoing economic suicide 🧵:
Congratulations to @DAcemogluMIT ! His work has always been a source of inspiration for us all. Anyone who wants to understand disparities among nations and controversial effects of technology has a lot to learn from him. Proud of you! #NobelPrize#Nobel2024
Dün itibariyle @TurkishAirlines ile son transatlantik uçuşumuzu yapmış olduk. @GozenGuvenlik’in skandal kapı denetimi sağolsun, bir daha Amerika’ya dönmek için @igairport’u kullanmayacağımıza yemin ettik. 1/
Not only is this moment historical, but the photo that @evanvucci took is also perfect.
The level of compositional mastery comes from over two decades of experience in the field and a sharpness that only comes from thousands and thousands of "reps."
1/5
“Sevdiğimiz işi kendi ritmimizle yapmak” şahane ifade 👍 Akademisyenlik ile ilgili her zaman inandığım şey, “bu bir iş değil yaşam tarzıdır” oldu. Ve bunun için de kendi tarzını bulamayıp başkalarının tarzına monte olmaya çalışanlara hep çok üzüldüm. Not: Yaşam tarzı yaşamını emen götüren değil, besleyen bir şeydir.
"Imkanı olan yurt dışına seyahat ediyor, biz de imkanı olduğu varsayımına göre seyahate vergi salıyoruz" diyene kadar "imkanı olan hayatını lüks arabalarla, yatla, yalıyla örüyor, biz de o örgüyü inceleyip vergisel karşılığının edinilmiş olup olmadığına bakıyoruz" denilebilirdi.
Hem Anayasa'mızda "Lamborghini hakkı" diye bir hak tanımlı değilken, seyahat hakkı anayasal güvence altındadır.
Vergilendirmede vatandaşın temel hak ve özgürlüklerine el atılan varsayımsal temeller icat etmeden önce, belli varsayımların imtiyazlı kişilerin imtiyazlarına doğru yürütülmesi beklenir.
Elektrik faturası 6 haneli olan bir işletmeden 5 haneli matrahı sorgusuz sualsiz kabul edip yurt dışına gidene "senin paran çoktur" muamelesi çekmek, aynı idarenin istikrarlı işlemlerine benzemiyor.
Yurt dışına çıkış harcına ciddi zam geleceği için, bu harcın hukukiliğine dair çok sayıda soru alıyorum. Bu konudaki hukuki mütalaamı memnuniyetle aşağıda takdim ediyorum:
Bunun bir harç olmadığı, bir vergi olduğu ve o verginin de Anayasa'nın 23. maddesine doğrudan aykırı olduğu kanaatindeyim.
Devletin bunun adını harç koymuş olması, o kamusal talebin hukuki niteliğini değiştirmez. Yurt dışına çıkmak isteyen bir Türk vatandaşının bu tutarı ödeyerek doğrudan yurt dışına çıkışı ile ilgili olarak elde ettiği belirli bir kamu hizmeti yoktur. Devlet eliyle herhangi bir yurt dışına çıkma hizmeti sağlanmakta değildir. Pasaport kontrolü, kolluk hizmeti kapsamındadır. Kamu hizmetlerinin neler olduğu bellidir ve bu tutara doğrudan bağlı ayrı bir kamu hizmet tarifi yoktur. Dolayısıyla bu bir harç değildir.
Anayasa’nın 23. maddesi uyarınca vatandaşın yurt dışına çıkma özgürlüğü yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir. Tüm vatandaşlara vergi salıp bu verginin anında ödenmemesi halinde yurt dışına çıkış yasağı getirilmesi, Anayasa'nın 23. maddesinde ifadesini bulan seyahat özgürlüğünü, gerekçesiz, orantısız ve hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde kısıtlar.
Ayrıca bir tek bu vergi yönünden mali yükümlülüğün yerine getirilmemesinin anında yurt dışına çıkış yasağı sonucu vermesi, tüm vergiler ile bu vergi arasında vergi sisteminin işleyişine uygun olmayan bir hiyerarşi de yaratmaktadır. 100 milyonlarca TL gelir vergisi borcu olan yahut hakkında kamu zararına yol açmaktan 100 milyonlarca TL'lik dava yürüyen kişiler mahkeme hükmü kurulmaksızın ellerini kollarını sallayarak yurt dışına çıkabilirlerken, aynı anayasal seyahat özgürlüğünden yurt dışına çıkış vergisini o anda ödememiş bulunan kişiler istifade edememektedir.
İstanbul'da kokteyl fiyatları 700'e gelmiş. Boğaz hattında ise 1000TL. Yunanistan'ın en pahalı yeri Mikonos'ta 25 euro ortalama bir kokteyl. Atina'da 5 yıldızlı bir otelde 16-18 euro'ya içersin en fazla. Normali de iyi bi yerde 10-12 euro'dur. Bu pahalılık falan değil soyguna giriyor artık.