1960’larda bu çizgi filmi yapanlar robotları, uçan arabaları hayal etti. Ama ailenin yok olabileceği akıllarına bile gelmedi. Altmış yıl sonra robot tahmini tuttu, sosyolojik tahmin tutmadı. Asıl bilim kurgu, koltuktaki o aileymiş.
Dalgıçların kendilerini bir espri ile mikilmiş hissetmesi enteresan.Önce bir kendilerine bakıp hayatında bir kere bile https://t.co/EiC3TTbyvv dememiş olanlar öne https://t.co/UpgvGdxq7S her maçta 7 sülalesi anılan futbolcular/hakemlerle biraz empati yapılmıştır umarım
Dalgıçlar Deniz'i gıyabında asıyorlar. Çünkü onun "s..min dalgıçları" demesinden derin bir üzüntü duymuşlar (Evet bizim ülkemizde üzülen insanlar üzenleri asarlar)
Ben size konteksti hatırlatayım: Adam tatile gittiğini söylüyor. Denizden çıkan bütün vücutları simsiyah kıyafetle örtülü başları kapalı birilerini gördüğünü ve çok rahatsız olduğunu söylüyor.
Seyirci o anda inanılmaz geriliyor: Lan bu adam başı kapalı ve haşemayla denize gidenlere laf mı edecek diye. Öyle biri gibi durmuyor çünkü... Ve o anda bunların dalgıç olduğunu söyleyerek insanların bu beklentiye girmiş olmasını da eleştiren; aynı zamanda izleyen milyonlarca kişiyi ters köşeye yatıran bir zeka oyunu yapıyor. Seyirci gösterinin en hacimli kahkahasını atıyor.
Bu fikri derinlik içinde bizimkilerin derdi: Kimse dalgıç s..kemez...
Uzun zamandır Siyami Ersek Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi’nde, mavi renkli Başhekimlik Binası’nda dışarıdan bakınca çok belli olmayan ama içerden gün ışığını terse alınca muazzam renkleri ortaya çıkan vitray panoyu çekmeye niyetliydim.
Sonunda geçtiğimiz günlerde vitrayı fotoğraflamak için içeri girdim. Tam o sırada Başhekim Yardımcısı odasının kapısı aralandı ve karşımda duran dev mozaik pano karşısında adeta dilim tutuldu.
Hem bu mozaik pano hem de kalp ve damar sistemini betimleyen vitray pano, ressam ve mozaik sanatçısı Eren Eyüboğlu’nun elinden çıkmıştı. Daha önce bu iki eser hakkında herhangi bir yerde yazılmış bir bilgiye rastlamamıştım.
Bina ilk olarak Haydarpaşa Numune Hastanesi’ne bağlı bir verem pavyonu olarak inşa edilmiş. Güney cepheye bakan geniş balkonlu mimarisi de bunu hemen ele veriyor. Daha sonra, 1962 yılında kurumun adı Dr. Siyami Ersek Göğüs, Kalp ve Damar Cerrahisi Hastanesi olarak değiştirilmiş. Mozaik ve vitray panoların da bu dönüşüm döneminde, hastanenin yeni kimliğini vurgulamak amacıyla yerleştirildiğini düşünüyorum.
Düşünüyorum da, o kapı açılmasaydı ya da açık bırakılmasaydı, bu panoyu hiç farketmeyecektim.
Son olarak; bina yakın zamanda kentsel dönüşüme girecekmiş. Yetkililerin her iki panoyu da özenle taşıyacaklarını belirttiğini eklemek isterim.
Fotoğrafların devamı yorumlarda 👇🏻
🌍 "Avrupa 40 derecede ağlıyor, biz Türkiye'de 46-47 C görüyoruz bu kadar söylenmiyoruz" diyenler için işin arkasındaki bilimsel gerçekleri 5 maddede özetleyelim 👇
☀️ 1. Gündüz İşkencesi: Özellikle Orta/Kuzey Avrupa'da yazın gündüzler 18-22 saat sürüyor. Güneş tepeden neredeyse hiç inmiyor, toprak ve binalar aralıksız güneş radyasyonuna maruz kalıyor. Coğrafyanın soğumaya vakti kalmıyor. (Öğle vaktinin 9-10 saat sürdüğünü düşünün)
🌤️ 2. Maskeleme Etkisinin Yok Olması: Avrupa’da hava kirliliği (aerosol) çok az olduğu için güneş ışınlarını filtreleyecek bir kalkan yok. Güneş ışığı direkt ve en yakıcı haliyle vücuda çarpıyor. Hissedilen sıcaklık bu yüzden çok daha agresif.
🥵 3. Evler Adeta Birer Termos: Avrupa'daki binalar kışın ısıyı içeride tutmak için yalıtılmış. İçeri giren sıcaklık günlerce dışarı çıkmıyor. Klima altyapısı da olmadığı için evler geceleri fırına dönüşüyor.
🌡️ 4. Nem ve "Boğulma" Hissi: Kuru bir 45 derece, nemli bir 35 dereceden daha katlanılabilirdir. Avrupa'nın nehir ve kıyı şehirlerindeki yüksek nem, vücudun terleyerek kendini soğutmasını engelliyor ve biyolojik iflası hızlandırıyor.
⚡ 5. Meteorolojik Anomali: Bu yüksek frekanslı sıcaklıklar özellikle kuzey Avrupa'daki yüz yıllık iklim dengesinin tamamen dışında. Altyapı da insan vücudu da bu ekstrem duruma hazırlıksız.
✍️ Özetle: Coğrafya, nem, altyapı ve 20 saatlik güneş birleştiğinde Avrupa'daki 35 derece, Türkiye'deki 45 dereceden daha ölümcül bir baskı yaratıyor.👇