Sevgili Hemşehrilerim,
Siyasette bazı kararlar vardır; öfkeyle alınmaz, kırgınlıkla açıklanmaz. Uzun uzun düşünülür, vicdanla tartılır, sorumluluğu üstlenilir ve sonunda Türk milletinin huzurunda açıkça ifade edilir.
Bugün aldığım karar da böyle bir karardır.
19 Mart’la başlayan ve sonrasında mutlak butlan tartışmaları da dahil olmak üzere pek çok hukuki ve siyasi tartışmayla devam eden süreç, Türkiye’de siyaseti hepimizin üzülerek takip ettiği bir noktaya getirmiştir.
Bu süreç boyunca ne düşündüğümü, neye itiraz ettiğimi ve nasıl bir yol önerdiğimi açıkça ifade ettim. Bugün bunları uzun uzun tekrar etmeyeceğim. Dün ne söylediysem bugün de aynı noktadayım. Düşüncelerimde değişen bir şey yok.
Ancak bazı hususların altını çizmek zorundayım.
Benim partililikten anladığım; taşıdığınız kimliğin hakkını vermek, size güvenen insanların başını öne eğdirmemek, temsil ettiğiniz siyasi yapıya millet nezdinde itibar kazandırmak ve aldığınız sorumluluğu layıkıyla yerine getirmektir.
Ben bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisi’ni küçük düşürecek, ona oy veren insanların mahcup olmasına neden olacak hiçbir davranışın içinde olmadım.
Tam tersine; Ankara’da belediyeciliğin ayrım yapmadan, şeffaf, hesap verebilir ve halkın parasını yine halk için kullanarak nasıl yapılabileceğini göstermeye çalıştık.
Bunu yalnızca ben söylemiyorum.
Ankara’da bize verilen büyük destek, Türkiye genelinde yapılan kamuoyu araştırmaları ve farklı siyasi görüşlerden vatandaşlarımızın ortaya koyduğu teveccüh bunun en açık göstergesidir.
Eğer Cumhuriyet Halk Partili bir belediye başkanı olarak seçilmişsem; görev yaptığım süre boyunca partimin adına leke getirmemiş, Türkiye çapında örnek gösterilen işlere imza atmış ve bana oy veren insanların göğsünü kabartmışsam, temsil sorumluluğumu yerine getirdiğime inanıyorum.
Üzerime düşen sorumluluğu dün de taşıdım, bugün de taşıyorum.
Kendimi hiçbir zaman siyasi partilerin üzerinde görmedim. Böyle bir iddiayı hadsizlik sayarım.
Ancak belediye başkanlığı görevimin bana öğrettiği çok önemli bir gerçek vardır:
Siyasetin tavanında birlik sağlanamadığında, millet isterse tabanda o birliği sağlayabilir.
Biz bunu Ankara’da başardık.
Farklı siyasi görüşlerden milyonlarca insan aynı iradenin etrafında buluştu. Kimseye nereden geldiğini, hangi partiye oy verdiğini sormadık. Hiç kimseyi siyasi kimliği nedeniyle diğerinden ayırmadık.
Çünkü bizim için herkes eşittir.
Her zaman şunu söyledim:
Türkiye’de demokratik yollarla bir iktidar değişikliği olacaksa, bunun yolu muhalefetin birbirini tüketmesinden değil; ortak ilkelerde yan yana gelebilmesinden geçmektedir.
Bu nedenle aylardır yaşanan tartışmaların, özellikle de mutlak butlan üzerinden yürütülen sürecin Cumhuriyet Halk Partisi’nde derin bir ayrışmaya yol açabileceğini ve bunun yalnızca CHP’ye değil, Türkiye’de demokratik siyaset umuduna zarar vereceğini defalarca ifade ettim.
Daha önce, parti içinde şahsımla veya izlediğim tutumla ilgili bir rahatsızlık varsa bunun gereğini yapacağımı söylemiştim.
Ve bugün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle; Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılıyor, siyasi yoluma bağımsız olarak devam ettiğimi kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Ben dün beraber yürüdüğüm hiçbir arkadaşımı bugün siyasi tercihi nedeniyle yok saymayacağım.
Üç dönem CHP çatısı altında birlikte seçime girdiğim, mücadele ettiğim, seçim çalışmalarında yanımda duran, bana inanan, emeğini ve gönlünü ortaya koyan herkese ömrüm boyunca teşekkür borçlu olacağım.
Bir başka konuda da tavrım son derece açıktır.
Vatandaşlarımızın siyasete ve siyasetçiye güveni çok yara aldı. Bunun sorumluluğunu seçmende değil, kendimizde aramak zorundayız.
İnsanlar sandığa giderken yalnızca bir isme değil, bir siyasi iradeye de oy verir.
Bu nedenle seçmenin iradesini yok saymayı, onun oyuyla elde edilen makamları seçmenin onay vermediği siyasi adreslere taşımayı doğru bulmadım, bugün de bulmuyorum.
Seçmenin iradesine sadakat, siyasetin namusudur.
+++
Pikachu pelüş oyuncağı, Nisan-Haziran 2026 arasında Uluslararası Uzay İstasyonu’nda tam 67 gün geçirdi.
ESA astronotu Sophie Adenot’ya eşlik eden sevimli yolcu, Dünya’nın çevresinde yaklaşık 1.040 tur attıktan sonra evine döndü.
📌 Bu yolculuk, kabaca 44 milyon kilometrelik bir mesafeye denk geliyor.
2011’de cezaevinde hayatını kaybeden Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili soruşturma yılların ardından yeniden gündemde.
Takipsizlik kaldırıldı, yeni gözaltılar yapıldı.
Detaylar videoda
📌2011’den 2026’ya: Kaşif Kozinoğlu soruşturması
⏩Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de cezaevinde hayatını kaybetmesiyle başlayan soruşturma, 14 yıl sonra yeniden gündeme geldi. Takipsizlik kararı kaldırılırken dosya kapsamında yeni gözaltılar yapıldı. Son olarak olay tarihinde görev yapan iki savcı ile Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı gözaltına alındı. Soruşturma sürüyor. #habertürk #KaşifKozinoğlu
🎙: @pinarcebecii
🎥: Jale Gülsün Gür
📌2011’den 2026’ya: Kaşif Kozinoğlu soruşturması
⏩Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de cezaevinde hayatını kaybetmesiyle başlayan soruşturma, 14 yıl sonra yeniden gündeme geldi. Takipsizlik kararı kaldırılırken dosya kapsamında yeni gözaltılar yapıldı. Son olarak olay tarihinde görev yapan iki savcı ile Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı gözaltına alındı. Soruşturma sürüyor. #habertürk #KaşifKozinoğlu
🎙: @pinarcebecii
🎥: Jale Gülsün Gür
🚨İstanbul Fatih'te döviz ve altın bozdurma işlemlerinin yapıldığı ofiste 2 kişinin öldürüldüğü olayla ilgili çarpıcı yeni detaylar ortaya çıktı.
➡️Soruşturmada taraflar arasında geçmişe dayanan bir husumet bulunduğu belirlenirken, ofiste ele geçirilen 1 milyon 900 bin sahte dolar da incelemeye alındı.
➡️İş yerinin güvenlik kamerası kayıtlarının olayın ardından silinmeye çalışıldığı, ancak silinen bazı görüntülerin polis tarafından hard diskten kurtarıldığı öğrenildi. Olayda kullanıldığı değerlendirilen bir silah ise Kumkapı'da denizden çıkarıldı
Habertürk'ten Mustafa Şekeroğlu'nun (@msekeroglu3) haberi
https://t.co/80awCSWifa
4 yıl sonra ortaya çıktı: Aynı evde iki cinayet
2022’de kaybolan 17 yaşındaki Zeynep Yıldırım ile 2024’te öldürülen 23 yaşındaki Erva Raziye Asar…
Aynı ev ve aynı koltukta yaşanan iki cinayete ilişkin soruşturmada 6 şüpheli adliyeye sevk edildi.
Detaylar 👇
📌 4 yıl sonra ortaya çıktı: Aynı evde iki cinayet
⏩ 17 yaşındaki Zeynep, 12 Eylül 2022’de kayboldu. Soruşturmaya göre Zeynep, aynı yıl Fethi Dağlı tarafından Esenyurt’taki bir evde boğularak öldürüldü ve cansız bedeni gizlendi.
⏩ 2024’te ise aynı evde bu kez 23 yaşındaki Erva Raziye Asar öldürüldü. Erva’nın da aynı koltukta boğularak öldürüldüğü, ardından cansız bedeninin parçalanarak bir inşaata atıldığı ortaya çıktı.
⏩ Soruşturma yıllar sonra yeniden derinleştirildi. 1 Eylül 2026’da Fethi Dağlı’nın gösterdiği yerde bulunan kemiklerin Zeynep’e ait olduğu DNA incelemesiyle kesinleşti.
⏩ Böylece iki genç kadının aynı evde ve aynı koltukta öldürüldüğü ortaya çıkarken, aralarında Fethi Dağlı’nın ağabeyinin de bulunduğu 6 şüpheli adliyeye sevk edildi
Haber: Mustafa Şekeroğlu (@msekeroglu3)
🎙️ Pınar Cebeci (@pinarcebecii)
📹 Eyüp Karadağ
📌 4 yıl sonra ortaya çıktı: Aynı evde iki cinayet
⏩ 17 yaşındaki Zeynep, 12 Eylül 2022’de kayboldu. Soruşturmaya göre Zeynep, aynı yıl Fethi Dağlı tarafından Esenyurt’taki bir evde boğularak öldürüldü ve cansız bedeni gizlendi.
⏩ 2024’te ise aynı evde bu kez 23 yaşındaki Erva Raziye Asar öldürüldü. Erva’nın da aynı koltukta boğularak öldürüldüğü, ardından cansız bedeninin parçalanarak bir inşaata atıldığı ortaya çıktı.
⏩ Soruşturma yıllar sonra yeniden derinleştirildi. 1 Eylül 2026’da Fethi Dağlı’nın gösterdiği yerde bulunan kemiklerin Zeynep’e ait olduğu DNA incelemesiyle kesinleşti.
⏩ Böylece iki genç kadının aynı evde ve aynı koltukta öldürüldüğü ortaya çıkarken, aralarında Fethi Dağlı’nın ağabeyinin de bulunduğu 6 şüpheli adliyeye sevk edildi
Haber: Mustafa Şekeroğlu (@msekeroglu3)
🎙️ Pınar Cebeci (@pinarcebecii)
📹 Eyüp Karadağ