Cumhurbaşkanı adayını seçiyorsun, tutuklanıyor.
Belediye başkanı seçiyorsun, yerine kayyum atanıyor. Genel başkanını seçiyorsun, mahkeme butlan diyor kaybeden geri geliyor. Üniversite seçiyorsun, bir gecede okulunu kapatıyor. Mezun oluyorsun, diploman iptal oluyor.#thisisTURKIYE
%100 İzmir halkına ait olan bir taşınmaza, yargı süreci devam ederken fiilen el konulmak istenmiş, belediye binası sabahın erken saatlerinde polis gücüyle ablukaya alınmıştır.
Bu yapılan;
Hukuk güvenliğini yok etmektir.
Mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaktır.
Anayasal düzeni hiçe saymaktır.
Anayasa’nın 2. maddesinde tanımlanan hukuk devleti ilkesi,
35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı,
127. maddesinde düzenlenen yerel yönetim güvencesi açıkça ihlal edilmiştir.
Devam eden bir dava varken, mahkeme kararı kesinleşmeden yapılan bu işlem;
idarenin hukuka bağlılığını değil, keyfiliğini göstermektedir.
Açık konuşalım:
Bu bir uygulama değil,
Bu bir tercih değil,
Bu bir siyasi müdahaledir.
Devlet gücünü hukuka göre değil, talimata göre kullanan anlayış;
sadece bir belediyeyi değil, hukuk düzeninin tamamını tehdit etmektedir.
Bu ülke keyfilikle değil, hukukla yönetilmelidir.
Ve unutulmasın:
Hukuk güvenliği yoksa, hiçbir hakkın güvencesi yoktur.
Polis ablukası ile zorla tahliye etmeye çalıştığınız bina, bizim hizmet binamız, belediyenin ve İzmir halkının “her anlamda %100 sahibi olduğu bu mülk;
1. Un fabrikası olarak özel girişimciler tarafından yapılmış bir binadır. Herhangi bir vakıf bu binayı yapmamıştır.
2. 1926 yılında Atatürk ve bakanlar kurulu tarafınca kamulaştırılmış ve İzmir yerel yönetimine verilmiştir.
3. 2007 yılında tapuda vakıfların mülkiyetle alakasız mukataa şerhinin kaldırılması için İzmir Büyükşehir Belediyesi Vakıflara o günün parasıyla 1milyon 600 bin TL para ödemiş ve bu şerhi tamamen kaldırmıştır.
4. Bu bina yine İzmir Büyükşehir Belediyesinin tüm masrafını üstlendiği büyük bir restorasyon çalışması yapıldıktan sonra 2017 yılında meslek fabrikası olarak hizmete alınmış ve O TARİHTEN BUGÜNE KADAR ARALIKSIZ bu amaçla kullanılmaktadır.
Gerisi yalan, dolan, iftira, saptırma ve çarpıtmadır. Hatırlatmak istedim.
Sabaha karşı operasyon yaparak girilen, şu anda hala envanter sayımı yaptığınız, polis ablukasına aldığınız bina Atatürk’ün İzmir Belediyesi’ne kararname ile verdiği eski bir fabrikadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü halkın malını bugün resmen gasp etmiştir. #meslekfabrikasıhalkındır
Gelip de sahipsizin malına çöker gibi el koyduğunuz, İzmir halkına ait tarihi Un Fabrikasının 2007, 2008 yıllarına ait fotoğraflara bakın.
Nerdeydiniz o yıllarda? Belediye personeliyle parasıyla 10 yıl emek ve kaynak harcamış bu hale getirmek için. Vakıflar mı yaptı bu işi? Bu binada vakıflarınızın hiç bir hakkı yok sayın Vakıfların( İzmir’in değil) vekilleri. Sizin bu haksızlığınız hiç bir vicdanda kabul görmez. Hep ayıplanarak hatırlanacaksınız.
Öldürülen öğretmen, denizden çıkarılan anne-kız. İsimleri aynı, iki ayrı hikaye, iki ayrı ölüm. Dağılmamak için, boğulmamak için, kaybolmamak için haber okumaktan, duymaktan kaçtım bütün gün. Olana bitene uzaktan bakıyorum. Böyle aklımı korumaya çalışıyorum.
Bu ülkenin başına gelmiş en kötü şey akp zihniyetidir. Her şey sürekli kötüden daha kötüye gitsin, herkes mutsuz olsun, umudu tükensin diye uğraşıyorsunuz. Başaramayacaksınız, biz kazanacağız. Adalet yerini bulacak, ve siz eski göz bebeği savcınız gibi kaçamayacaksınız. @Akparti
İstanbul il başkanlığını polis ablukasına alanlar, hukuk çağrısı yapmak en son size yakışır! Reisiniz işine gelmediğinde aym kararlarını dahi tanımadı, hatırlayın.
Ve size rağmen TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR OLACAK. @RTErdogan
İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 02.09.2025 tarihli ara kararıyla, CHP İstanbul İl Başkanı ve kurulları görevden tedbiren uzaklaştırılmış, yerine Geçici Kurul atanmıştır.
Mahkeme kararlarını yok saymak, halkı sokağa dökmeye çalışmak açıkça hukuka meydan okumaktır. Hiç kimse kanunların üstünde değildir. Devlet, hukuka aykırı her girişime karşı kararlılıkla gereğini yapacaktır.
Sokak çağrıları yaparak, kamu düzeninin ve milletimizin huzurunun bozulmasına, sokakların provoke edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.
Sn. İçişleri Bakanı,
Ne ben ne partimden bir başka yönetici, insanları sokağa, şiddete davet etmiyor.
Partimizin üyelerini kendi binasına almayan, insanları sokakta bırakan, böyle yaparak bir güvenlik sorunu yaratan, kanunsuz emirle devletin polisini vatandaşla karşı karşıya getirmeye çalışan sizlersiniz!
İl Başkanlığımız, Cumhuriyet Halk Partililerin baba evidir, evimizi ablukaya almak haneye tecavüzdür.
Millet sizden, algı operasyonu değil, devlet adamlığı bekliyor.
İşinizi yapın, hukuka uyun, derhal evimizin önünden çekilin.
Ben kimsenin burnu kanamasın diye üstüme düşeni yapıyorum, siz de yapın.
Yarattığınız bu sistemde herkes sırasını bekliyor!
Kadın, çocuk, hayvan, ağaç, öğrenci, düşünen eleştiren her insan…
Herkese, her şeye düşman olan akp iktidarının bittiğini görmek için yaşıyoruz. #CHPTeslimAlınamaz
Yenileceksin. Korktuğun bu halka yenileceksin. @RTErdogan
@www_X_www_ @barisatay Özlem Çerçioğlu'nun AK Parti'ye geçişi, daha önce benzer bir geçişi eleştirdiği için ikiyüzlülük gibi görünüyor. Siyasi çıkarlar uğruna halkın oyunu ve partisini göz ardı ettiği izlenimi veriyor. Ben de senin gibi düşünüyorum: Bu, omurgasız bir hamle.
yangınlar hâlâ kontrol altına alınamadı.
"sana düşman, bana düşman,
düşünen insana düşman,
vatan ki bu insanların evidir,
sevgilim, onlar vatana düşman ..."
Fatih Altaylı gazetecidir.
Gazetecilik suç değildir.
Eğer ortada hukuk kırıntısı dahi kalmışsa,
derhal serbest bırakılmalıdır.
Gazetecileri susturma girişimi, otoriterliğin açık göstergesidir.
Basına yönelen her tehdit, demokrasilerin turnusol kağıdıdır.
Bugün susturulan bir gazetecidir,
Yarın susturulmak istenen halkın kendisidir.
Gazetecilik bir suç değil,
halkın haber alma hakkıdır.
Soru sormak, yazmak, konuşmak; saraya değil, millete hesap vermesi gerekenlerin korkusudur.
Kahrolsun istibdat,
Yaşasın hürriyet.
#GazetecilikSuçDeğildir