Aldatılmanın en ağır tarafı bazen üçüncü kişi bile değil. Sonradan geçmişe dönüp baktığında bütün parçaların yerine oturması. Sana “kuruntu yapıyorsun” dediği gece. Telefonunu ters çevirdiği masa. Sebepsiz yere ortadan kaybolduğu saatler. Seni kıskanç olmakla suçladığı konuşmalar… İnsan ihanete bir kere değil, geriye dönüp gerçeği fark ettiği her an yeniden uğruyor.
“Sen, sana kaç kez inandığımı bilmiyorsun. Kaç kez hayal kırıklığına uğrattığını da. Sen, seni kaç kez affettiğimi bilmiyorsun. Kaç kez beni yerle bir ettiğini de. Sen, bana kaç kez söz verdiğini bilmiyorsun. Kaç kez sözünü harcadığını da. Sen, beni kaç kez yalnız bıraktığını bilmiyorsun. Kaç kez nefessiz kaldığımı da. Sen, benim kaç kez kendimle savaş verdiğimi bilmiyorsun. Sen hiçbir şey bilmiyorsun.”
Bekarken yalnız olmak başka, bir ilişkinin içinde yalnız olmak bambaşka. Yanında biri var ama güzel bir şey olduğunda anlatmaya çekiniyorsun. Kötü olduğunda arayamıyorsun. Mesajına cevap gelir mi diye düşünüyorsun. Sevildiğini sürekli tahmin etmeye çalışıyorsun. İnsan bazen bir ilişkiden çıktığında sevgilisini kaybetmiyor. Uzun zamandır taşıdığı yalnızlığı bırakıyor.
Hiçbir ilişki cezalandırılarak iyileşmez. Mesafe koyarak, sessiz kalarak, küserek ya da haklılığınızı kanıtlamaya çalışarak yalnızca aranızdaki duvarı büyütürsünüz. İlişki, iki insanın birbirinin karşısında durmayı bırakıp aynı sorunun karşısında durmayı seçtiğinde değişmeye, onarılmaya başlar.
biri sizi sevebilir ama sizinle sağlıklı bir ilişki kurmayı bilmiyor olabilir. sizi kaybetmekten korkabilir ama kaybetmemek için gereken sorumluluğu alamayabilir. sizi çok isteyebilir ama sizi gerçekten göremeyebilir. özür dileyebilir ama davranışını değiştiremeyebilir. iyi niyetli olabilir ama duygularını yönetemediği için sizi sürekli yıpratabilir. sevgi önemlidir ama bir ilişkinin yürümesi için tek başına yetmez
Bir erkeğin emek vermediği yerde gelecek görmüyorum. Cünkü erkekler istedikleri konuda düsündüğümüz kadar karmasık canlılar değil. İsi, arabası, hobisi, arkadasları için gösterdiği enerjinin onda birini size göstermiyorsa mesele yoğunluk değil isteksizliktir.
söyleneni değil de yapılanı alıp başucunda saklamak, büyüdükçe anladıklarım arasında en sevdiğim serinlik bu. söyleneni dinlemek ama davranışı anımsamak. tertemiz, berrak, taşsız.