Yasa dışı bahis ve spor suçları soruşturması kapsamında ultrAslan tribün lideri olarak bilinen ve kamuoyunda "Sebahattin Şirin" ismiyle tanınan Muzaffer Şirin'in evinde:
841 bin 895 euro, 51 bin 953 dolar, 18 bin 865 sterlin ve 795 bin 825 TL ele geçirildi
Ele geçirilen para, döviz ve ziynet eşyalarının toplam değerinin yaklaşık 65 milyon TL olduğu değerlendirildi
Ben gazeteci olsam, hele ki Fenerbahçe haberleri yapan bir gazeteci olsam, Sebahattin Şirin’in gözaltına alınmasını 7/24 gündemde tutardım. Çünkü Fenerbahçe muhabirliği açısından bundan daha fazla haber değeri taşıyan ne olabilir?
Bilindiği üzere, “çerçeve yasa” olarak adlandırılan ve detayları hakkında maalesef bilgi sahibi olamadığımız malum “süreç”in ilk adımı olduğu açıklanan kanun teklifi TBMM’ne sunulmuştur.
Komisyon’dan geçen kanun teklifi ile ilgili olarak söylenmesi gereken ilk söz; bu teklifin milyonlarca Kürt kardeşimizle bir ilgisinin olmadığıdır. Teklif’te yer alan, infaz sisteminin bir örgüte özel düzenlenmesine ilişkin hususlar, Kürt kardeşlerimize hürriyet, insan hakları ve eşitlik anlamında herhangi bir iyileştirme getirmemekte, sadece PKK/KCK üyesi teröristlerin salıverilmesini (örtülü bir şekilde affedilmesini) içermektedir.
Dolayısıyla, bu maddelerin Türk-Kürt kardeşliğini tesis edeceği ve Kürt kardeşlerimize özlemle beklenen temel haklarını teslim edeceği şeklindeki düşünce tamamen asılsızdır.
Söz konusu hükümler, milli dayanışmayı ve toplumsal bütünleşmeyi değil, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olanlar da dahil olmak üzere PKK/KCK üyesi teröristleri, üstelik hiç bir pişmanlık şartı da aranmaksızın, topyekün affetmeye yöneliktir.
Anayasa ve ceza infaz sistemimize yönelik aykırılıklara dikkat çektiğimiz bu kaygılarımızın yanında, teklif içeriğinde yer alan; PKK/KCK terör örgütü ve bağlantılı tüm oluşumların fiili varlığına son verilmesi, uhdelerindeki her türlü silah ve mühimmatın imhasının Türkiye Cumhuriyeti makamlarınca tespitini ve böylelikle örgütün tasfiyesini içeren hükümler nedeniyle bu teklife “hayır” demeyi doğru bulmuyoruz.
Diğer taraftan; PKK/KCK üyesi teröristlerin, hem dağ kadroları hem de cezaevlerinde cezasını çekmekte olanlar olmak üzere topyekun affedilmelerini, 2 ila 3 yıl içerisinde de siyasi haklarının iadesini içerdiğinden dolayı bu teklife “evet” oyu vermeyi de bir vebal olarak değerlendiriyoruz.
Yeniden Refah Partisi olarak uzun zamandır ifade ettiğimiz gibi PKK/KCK üyesi teröristlerin akıbeti ile ilgili kararı devlet kadroları ya da hükümet ortakları değil; şehit aileleri ve gazilerimiz, yani milletimiz vermeli, “çerçeve yasa”nın af kapsamı doğrudan referanduma götürülmelidir.
Zikredilen sebepler ve sürecin içerdiği sonraki adımlarla ilgili belirsizlikler nedeniyle, Yeniden Refah Partisi olarak “çerçeve yasa”ya “çekimser” oy vereceğimizi aziz milletimize arz ediyoruz.
Fenerbahçe’nin otobüsü kurşunlandığında konu yine adli bir olaydı. Ancak Galatasaraylıların bu olay karşısında nasıl davrandığını ya görmedin ya da görmezden geliyorsun, Yağız Efendi.
“Ben adli muhabir miyim?” deyip işin içinden sıyrılmaya çalışman ise ayrıca komik. Şöyle sorayım: Önceki başkan Sadettin Saran’ın gözaltına alınmasını neden paylaştın? Sen adli muhabir miydin?