Yarın saat 12.00'de Yıldızlar SSS Holding önüne yaptığımız çağrıya katılan İYİ Parti Milletvekili Turhan Çömez'e teşekkür ederiz.
Tüm kamuoyunu madenciyle yürümeye çağırıyoruz.
📅 4 Haziran Perşembe
🕛 12.00
📍 Yıldızlar SSS Holding Önü
İtildik, yumruklandık. Sözümü söylemekten bir adım geri atmadık. 3 barikatı aşıp Kiremitçiler Grup önünden tüm Türkiye'ye seslendik.
'Benim parmağım kırıldı yerin altında. O ay paramı vermediler. Onlar zenginlik, ben sefalet içinde yaşıyorum.'
#KiremitçiyeHuzurYok
"Bir işçinin alacağını tahsil edemeyen devletin garantisine artık inanmıyoruz!"
Üç bakanlığın garantörlüğüne rağmen haklarını alamayan Doruk Madencilik işçileri öfkeli
🔗https://t.co/XEEddBDCzP
Tüm halkımızı yarın saat 12.00'de Yıldızlar SSS Holding önüne çağırıyoruz.
Doruk Maden İşçileri
📍 İşçi Blokları, Mevlana Blv. 174/A, 06650 Çankaya/Ankara
Genel Başkanımız Özgür Özel ile birlikte haklarını arayan maden işçilerimizin haklı mücadelesinde yanlarındayız. Alın terinin ve emeğin sesine ses katmak için yarın saat 12.00’de Yıldızlar SSS Holding önünde buluşuyoruz.
Emek kazanacak, dayanışma büyüyecek
VideoHaber - Maaşlarını isteyen işçileri polise coplatan AKP'li Yıldızlar SSS Holding: "Devlet aklı böyle istiyor... Bizlik bir şey yok..."
https://t.co/lEM0KHpcn0
Bu işçiler @tcsavunma çalışıyor. İçeride, gece tehlikeli alanlarda kaçak göçmen işçi çalıştırılıyor.
Kaçak, güvensiz lojmanlarda su dahi verilmeden, bir odada 6 kişi kalmaya zorlanıyor.
Maaş ödemesi alan kendini şanslı sayıyor.
@csgbakanligi Kalkavanlara özel yasa mı var?
Hemdi Dindar..
60 yaşında, Gülermak-Nurol-Makyol ortaklığının taşeronu Rayem'in taşeronu Öztek Vinç'te operatör..
M12 Göztepe-Ataşehir-Ümraniye Metro Hattı inşaatında 19.00 sularında kamyon üstü mobil vinç ile örümcek beton dağıtıcısını kaldırırken mobil vincin dönen dişli göbeğinin yerinden çıkıp devrilmesi sonucu kabinde sıkışarak yaralandı..
15 gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti..
Doruk Madencilik işçileri, yürüyüşlerinin engellenmesine isyan etti:
"Eğer yarın da yürüyemezsem Türk vatandaşlığından istifa edip, Fransız vatandaşlığına başvuracağım. Belki o zaman rahatça yürüyebilirim. Bunun için Türk halkından özür diliyorum!"
Tekirdağ📍
Polis madencileri, "Bu yolda yürümekle bir yere vardınız mı?" diyerek durdurmaya çalışıyor.
Madenciler: Burada varamazsak, Ankara yolunda varacağız!
https://t.co/jJAD9YUzd2
Taşeron patronu sendikayı ve işçileri tutuklatmayla tehdit ediyor @tcsavunma sizin bilginiz dahilinde mi gelişiyor bu tehditler?
Sendika başkanını ve anayasal hakkını kullanan işçileri tehdit etme cüretini nereden alıyorlar @TC_icisleri@adalet_bakanlik ?
Mevsim yaza evrilirken, aşırı sıcaklarda açık alanda çalışmanın; işçiler açısından yaşamsal risk haline geleceği öngörülebilir durumdur.
İşçiler için ciddi yaşamsal riskler barındıran bu işçi sağlığı ve iş güvenliği sorunu; sendikaların öncelikli gündemleri arasına girmelidir.
Tom Barrack'ın Ortadoğu için "müşfik monarşi" (benevolent monarchy) modelini önermesi, Kılıçdaroğlu'nun danışmanlarından birinin mutlak butlan tartışmasını "ulusal güvenlik" gerekçesiyle savunması ve Rahmi Koç'un "Türkiye'nin kaygan zeminde iş yapma kabiliyeti var. Önümüzdeki yıllarda tüm gücümüzü kullanmamız lazım" sözleriyle yeni küresel düzene ve Türkiye'nin bu düzende üstleneceği role işaret etmesi, birbirinden bağımsız gelişmeler değil.
Türkiye kapitalizmi, dünya sistemi içinde jeo-ekonomik ve askeri bir güç olarak yeniden örgütlenirken, buna uygun bir devlet formunun inşası da gündeme geliyor. Devletin idari ve hukuksal yapısındaki dönüşüm, yalnızca mevcut ihtiyaçların değil, Erdoğan döneminde şekillenen çok katmanlı çıkar ilişkilerinin post-Erdoğan döneminde de sürekliliğinin sağlanması açısından önem taşıyor.
Bu nedenle iç politikanın, iktidar çevrelerinin ifadesiyle "iç cephenin", konsolidasyonunda sıradaki temel uğrak yeni anayasa tartışması olacak. Çünkü 2017 anayasa referandumuyla parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçilmiş olsa da, rejimin hukuksal kuruluşu tamamlanmış değil.
Nitekim mevcut anayasa, 2017 referandumuna kadar 19 kez, referandumla birlikte ise 20 kez değiştirildi. Ancak bugün tartışılan mesele yeni bir “değişiklik” değil; doğrudan doğruya yeni bir anayasal çerçevenin oluşturulması.
Türkiye egemen sınıflarının ihtiyacı da yalnızca bazı maddelerin revize edilmesi değil; uluslararasılaşmış Türk burjuvazisinin farklı kesimlerine hem iç hem de dış politikada daha geniş bir hareket alanı sağlayacak yeni bir anayasal düzenin kurulmasıdır. Bu hedef, sıklıkla "devlet aklı" kavramı üzerinden meşrulaştırılmaya çalışılıyor.
Oysa “devlet aklı” (raison d’état) kavramı, devlet aygıtını tarihsel ve sınıfsal bağlamından kopararak onu soyut, değişmez ve mistik bir varlık gibi sunma eğilimi taşır. Bu nedenle analitik açıdan sorunlu bir kavramdır.
Bununla birlikte, bugün gerek Barrack'ın önerilerinde gerekse Kılıçdaroğlu çevresinden gelen açıklamalarda öne çıkan "devlet aklı" vurgusu, gerçekte devletin ve sermayenin uluslararasılaşması sürecinin ideolojik ifadesidir. Türkiye'nin Kuzey Suriye, Kuzey ve Doğu Afrika, Kıbrıs ve daha geniş MENA coğrafyasındaki askeri, diplomatik ve sivil faaliyetleri ile; savunma sanayii, enerji, madencilik, ulaştırma ve sağlık gibi sektörlerde faaliyet gösteren Türk sermayesinin küresel ölçekte genişleme eğilimi, bu sürecin somut görünümleridir.
Bu çerçevede yeni anayasa tartışmaları, mutlak butlan gündemi ve Türkiye kapitalizminin yeniden yapılanması birbirinden kopuk başlıklar değil. Poulantzas'ın "devletin ikizleşmesi" dediği aşamadayız. Bunların tümü, Türkiye'de tarihsel bloğun yeniden inşasına yönelik daha geniş bir dönüşüm sürecinin parçaları.
Serinin ikinci yazısı: https://t.co/0kFRLCPjS0