@ww3mediaa Sebep ne olursa olsun çocukları var karısı var bunu yapanları bulacaksın her gün bir parçasını koparacaksın geri dikeceksin aylarca bunu yapıp videoya alıp ibret olsun diye paylaşacaksın
@B_Palandoken haksız değiller!
Esnafın yanında durmak 2-3 ayda bir yazılı açıklama değil!
Acilen aksiyon alarak Hazine ve Maliye Bakanlığı karşısında basın açıklaması yapmanızdır!
Çözüm: 7440 sayılı kanun gibi #VergiSGKYapılandırma
@muratzaknc1@RTErdogan Mehmet Şimşek varken olmaz artık bunu anladık seçim olsa bile Mehmet Şimşek daha önce geçmişte çıkarılan benzeri yapılandırma ve matrah çıkarmayacak
Hükümete çağrımızdır:
Vergi ve SGK borçlarında geçmiş yapılandırmalardan daha kolay ve geniş kapsamlı bir paket şart!
72 aya kadar taksit, ana para üzerinden teminatsız yapılandırma !
Ekonomiyi rahatlatın, vatandaşı rahatlatın.
#VergiSGKYapılandırma
Matrah artırımı ve af taleplerinin nedeni çoğu zaman vergi kaçırmayı savunmak değil; bozulan bilançoları düzeltmek, inceleme riskini azaltmak, tahsilatı artırmak ve sistemi yeniden çalışır hale getirmektir.
KDV ve matrah artırımı son bir kez gelmeli gelir ve kurumlar vergi beyannameleri verildi.kasa affı ve bilanço düzeltme mutlaka gelmeli. Bu durumda pastanın kremasını maliye bakanlığı alacak. Buna Sanayi ve ticaret odaları destek vermeli. @RTErdogan , #VergiSGKYapılandırma
@lualuaforzen Bizde aynısını söylüyoruz zaten ama sen başkansın gitsene maliye bakanlığına derdimizi anlat meclise git kameranın karşısına geçip söylemekle olmuyor bu işler
YÜKSEK FAİZLİ YAPILANDIRMA ESNAFI RAHATLATMIYOR
Hem Maliye Bakanlığı hem de Sosyal Güvenlik Kurumu Bağ-Kur ve SSK borçlarını 72 aya kadar yapılandırıyor. Ancak faiz oranı yüzde 39 seviyesinde. İnsanlar bırakın borcunu ödemeyi faizini bile karşılayamaz hale geliyor. Bu nedenle esnaf bu yapılandırmaları cazip bulmuyor. Vergi dairesine ve sosyal güvenlik kurumuna olan borçların 72 aya bölünmesi olumlu bir adım gibi görünse de yüksek faiz nedeniyle ödeme planları sürdürülebilir olmuyor. İnsanlar zaten mevcut taksitlerini ödemekte zorlanıyor. Böyle bir ortamda yüksek maliyetli yapılandırmaların altından kalkmaları mümkün değil. Esnaf borcunu ödemek istiyor ancak mevcut ekonomik şartlar buna izin vermiyor.
ESNAF KREDİYE ERİŞEMİYOR AYAKTA KALMASI ZORLAŞIYOR
Esnaf Kefalet Kooperatifleri aracılığıyla verilen krediler de artık alınamaz hale geldi. Çünkü esnafın ya vergi dairesine ya da Bağ-Kur’a borcu bulunuyor. Borçlarını kapatmaya çalışan esnaf aynı zamanda krediye erişemiyor. Çektiği krediyi ödeyen yeniden kredi kullanamıyor. İnsanlar başkasından borç alarak yükümlülüklerini yerine getirmeye çalışıyor. Bu durum esnafı daha da çıkmaza sürüklüyor. Dükkânına mal koyamayan, vergi borcunu ve SGK primini ödeyemeyen esnaf nasıl ayağa kalkacak? Nasıl rekabet edecek? Türkiye’de yaklaşık iki buçuk milyon esnaf ve sanatkâr bulunuyor. Bu işletmeler piyasadan çekildiğinde yerlerine yenisinin gelmesi kolay değil. Kapanan iş yerinin tekrar ayağa kalkması artık çok zor hale geliyor.
ESNAFIN RAHATLATILMASI İÇİN YENİ FORMÜLLER ÜRETİLMELİ
Bir yapılandırma yapılmalı ve insanlar rahatlatılmalı. Faiz oranları mutlaka düşürülmeli. Esnaf çalışıp borcunu ödemek istiyor ancak mevcut şartlarla bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Bu sıkıntının bir an önce çözülmesi gerekiyor. Aksi halde ne esnaf ayağa kalkabilir ne de piyasalar yeniden canlanabilir.
🍀 Vergi yükü altında ezilen esnaf, vatandaş nefes almak istiyor!
♻️ SGK prim borçları yapılandırılmalı
✅ Matrah artırımı yeniden gelmeli
Bu bir af değil, ekonomiye can suyu!
#VergiSGKYapılandırma#AfDeğil7440Yapılandırma
📌 Türkiye’de vergi ve SGK borçlarına ilişkin düzenlemeler artık sadece teknik bir maliye politikası konusu olmaktan çıktı; doğrudan piyasanın nefes alma kapasitesini, küçük işletmenin ayakta kalma iradesini ve devlet-vatandaş ilişkisindeki güven düzeyini etkileyen yapısal bir meseleye dönüştü. Bu nedenle ortaya çıkan tabloyu yalnızca “72 ay taksit” başlığıyla değerlendirmek eksik kalır.
📌AK Parti’nin sunduğu teklif ilk bakışta “kolaylık” gibi görünse de sahadan gelen temel itiraz çok net: Sorun taksit sayısı değil, borcun artık taşınamaz hale gelmiş olmasıdır.
📌Bugün esnafın önemli bir bölümü ana paradan çok; gecikme faizi, tecil faizi, gecikme zammı ve sürekli büyüyen kamu yükü altında eziliyor. Dolayısıyla piyasadaki genel kanaat şu yönde şekilleniyor:
❗️“Borcu zamana yaymak başka şeydir, borcu ödenebilir hale getirmek başka şeydir.”
📌Bu noktada dikkat çekici olan husus, eleştirilerin yalnızca muhalefetten gelmemesidir. İktidar çevresinden, eski AK Parti mensuplarından, ekonomistlerden, mali müşavirlerden, iş dünyası temsilcilerinden ve hatta doğrudan Cumhur İttifakı çizgisindeki isimlerden de ciddi rezervler yükselmiştir. Bu durum, meselenin siyasi polemik sınırını aştığını göstermektedir.
❗️Özellikle şu ortak payda öne çıkıyor:
💢Yüksek faiz ortamında yapılandırma gerçek bir çözüm üretmiyor.
💢Vergi tahsilatı arttırılmak istenirken ödeme kapasitesi zayıflıyor.
💢Sürekli baskı altındaki esnaf kayıt dışına itilme riski taşıyor.
💢Devlet tahsil etmek istiyor ama piyasa ödeyebilecek güçte değil.
Burada kamu otoritesinin görmesi gereken temel gerçek şudur:
Pandemi, deprem, yüksek enflasyon, daralan iç piyasa, finansmana erişim sorunu ve maliyet baskısı sonrası Türkiye’de özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler “kötü niyetli borçlu” değil, “nefes darlığı yaşayan üretici” konumundadır.
Bu nedenle piyasada beklenti sadece “vade” değildir. Beklenen şey:
💢Faiz yükünün ciddi ölçüde azaltılması,
💢Gecikme zamlarının silinmesi veya minimize edilmesi,
💢Ana parayı esas alan gerçekçi ödeme modeli,
💢Küçük esnafı koruyan ayrıcalıklı sistem,
💢Vergiyle mücadelenin değil, kayıt dışılıkla mücadelenin öncelenmesi.
📌Sahadan yükselen seslerin önemli kısmı aslında devlete karşı değil; uygulanabilir olmayan sisteme karşıdır. Çünkü insanlar vergi vermeye değil, ödeyemeyecekleri borç düzenine itiraz ediyor.
📌Bu süreçte dikkat çeken bir diğer konu da temsil meselesidir. Esnaf adına konuşması beklenen bazı yapıların sessiz kalması, tabanda ciddi bir yalnızlık hissi oluşturmuştur. Buna karşılık farklı siyasi görüşlerden bazı isimlerin ortak şekilde “bu haliyle yeterli değil” demesi ise dikkatle okunmalıdır. Çünkü ekonomi ideolojik değil, doğrudan hayatın içinden bir gerçektir.
📌Gelinen noktada çözüm için en makul yaklaşım şu olabilir:
💢Devlet tahsil edilebilir bir sistemi hedeflemeli,
💢Esnaf cezalandırılmamalı,
💢Faiz ekonomisi yerine üretim ekonomisi desteklenmeli,
💢Vergi barışı mantığı yeniden inşa edilmeli,
💢Düzenleme “kâğıt üzerinde” değil, sahada karşılık bulmalı.
📌Aksi halde 72 ay vadeli ama yüksek faizli bir model, borcu azaltan değil; sadece zamana yayılmış bir yük haline dönüşebilir.
📌Türkiye ekonomisinin taşıyıcı kolonlarından biri küçük esnaftır. Esnafın ayakta kalamadığı yerde sadece dükkânlar kapanmaz; üretim zinciri, istihdam dengesi ve toplumsal huzur da zarar görür. Bu nedenle mesele yalnızca mali değil, sosyal bir meseledir.
📌Ve bugün esnafın devletten istediği şey ayrıcalık değil; ödeyebileceği, sürdürülebilir ve adil bir sistemdir.
@RTErdogan@memetsimsek@B_Palandoken
#VergiSGKYapılandırma