"BEN KENDİMİ HİÇ KİMSEYE DEĞİL, MİLLETİME EMANET EDİYORUM"
Ekrem İmamoğlu'nun 4 gün süren savunması sona erdi. duruşmaya ara verildi. İmamoğlu salondan çıkarken "millet kazanacak. millet kazanacak." diye bağırdı. aradan sonra sorulacak sorular alınacak. avukat savunması ile devam edecek. tahliyelere ilişkin savcıdan mütalaa alınacak ve karar açıklanacak.
İmamoğlu savunmasını şu sözlerle tamamladı: Bu dava, şahsımı siyaset sahnesinden silme çabasının çok ötesindedir. İktidarın asıl varmak istediği sonuç, kul hakkı üzerine inşa ettikleri rant ve israf saltanatını korumaktır. Bu millete "sizin oyunuzun, sizin iradenizin benim karşımda hiçbir hükmü yoktur" demektir. Hakkı yenen bu halkı çaresizliğe ve mutlak bir itaate mahkûm etmektir. Kullandığı insanları bile yarın öbür gün imha edecektir bu akıl ve zihniyet.
Sırf kendi kurdukları o çürümüş tek adam düzeni sürsün diye yalnız siyasi rakiplerini değil, bu milletin umudunu da hapsetmek istiyorlar. Ama kurdukları bu kumpas, Türkiye'de adalet teşkilatının nasıl çökertildiğini, 1000 yıllık devlet ahlakımızın nasıl yerle bir edildiğini, yargının siyasi iktidarın bir infaz aracına nasıl dönüştürüldüğünü de en çıplak haliyle bütün dünyaya ilan ettiler.
İşte tam da bu yüzden bu salonda kurulan, bu süreçte evrensel hukuk normlarına, kadim devlet ahlakımıza göre bağımsız ve tarafsız bir süreç arzu ediyoruz Sayın Mahkeme Heyeti, Sayın Başkan. Bütün kötü referanslara, bütün kötü gelişmelere rağmen arzu ettiğimiz budur, ispatı sizdedir. Saniye saniye millet sizin tavrınızı takip etti, edecektir.
Bir mahkeme dışarıdan etkilenmeye ya da bir şekilde tehdit altında tutulmaya bu kadar tabi tutulabilir. Hakkın terazisinde ve milletin vicdanından gücünü almalıdır anayasadaki tarifiyle mahkeme. Gücünü siyasi talimatlardan alan, masum insanları rehin tutan kumpas kuran bir yapının, asla ne bu mahkemeye ne bu ülkeye ne de bu millete zerre faydası yok. Bu milleti de bu devlette çökertecek bir iş olur.
Bu hukuki ve ahlaki hiçbir meşruiyeti olmayan bir sürecin figüranı olmadım, olmayacağım. Bu salonda nasıl bir karar çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz. Süreç devam ediyor. Endişem şudur ki bazı kararlar bu salon kurulmadan önce mi yazıldı? Yoksa süreç içerisinde mi yazılacak? Bunu siz ispat edeceksiniz.
Bu salonda suç yok ve ben kararımı verdim. Bu salonda suçlu yok. Bu salonda siyaset var sandık var milletin iradesi var. Ve benim vereceğim hesap da aradığım adalet de yalnız ve yalnız yüce milletimin vicdanında hakkın şaşmaz terazisindedir. Şunu herkes çok iyi bilsin. Zulmü karşısında boyun eğmek, haksızlık karşısında susmak, bizim inancımızda yoktur.
Bu sözleri tekrar edeceğim, onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulmayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulmayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar.
Ne kadar baskı yaparsanız yapın, yargıyı ne kadar sopaya çevirirseniz çevirin bu millet iradesine ve rızkına vurulmak istenen prangaları tarih boyunca söküp atmıştır. Bu millet tekrar söküp atacaktır. Bizler, Cumhuriyetin onurlu mirasına milletin helal hakkına sahip çıkmaktan bir an bile geri durmadık, durmayacağız. Korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Anlımız ak başımız dik, bir milim geri adım atmıyoruz. Bu ülkenin meydanlarında, sokaklarında, sandıklarında yeşeren o büyük umudu adliye koridorlarında kurulan kumpaslarla söndürülmesine asla izin vermeyeceğiz.
Çünkü bu ülkenin son sözünü hiçbir iktidar söylemedi, söyleyemeyecek. Hiçbir makam söylemedi, hiçbir kişi söyleyemez. Hiçbir mahkeme de söyleyemez. Son sözü her zaman daima millet söyledi, yine millet söyleyecek. Ve milletin o sözü, Cumhuriyetin temelidir: Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Biz Atatürk'ün öğrencileriyiz. Cumhuriyetin yılmaz bekçileriyiz. Demokrasinin sonsuz savunucularıyız. Siz ne yaparsanız yapın son sözü daima millet söyler. Son hükmü daima ilahi adalet verir.
Bir de hiç kimsenin şüphesi olmasın. Adalet kazanacak. Demokrasi kazanacak. Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak. Ben kendimi hiç kimseye değil aziz milletime emanet ediyorum.
Ne güzel söylemiş Hazreti Ali, "Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır."
Aziz milletimizi ve sayın heyeti saygıyla selamlıyorum.
Ekrem İmamoğlu gerçek bir lider olduğunu kanıtladı. Diz çökmedi. Eğilip bükülmedi. Hakkındaki iddiaları paçavraya çevirdi. Hakkında tek bir kanıt bulunamadı. Mahkemeyi kendisine kumpas kuranları yargıladığı bir mahkemeye dönüştürdü. Arkadaşlarına sahip çıktı. Savunmasının tamamını okudum, tarihi bir siyasi savunma örneğidir. Ayrıca, İmamoğlu’nun zindan şartlarında cumhurbaşkanı adaylığına hazırlandığı anlaşılıyor. Mahkemedeki savunması aynı zamanda bir hükümet proğramıydı.
AKP, Türkiye tarihinin en büyük skandalını örtmek istiyor. Her zaman yaptıkları gibi siyasi ayağı saklıyorlar. Fatma Betül Sayan Kaya’nın vurgununu muhalefet açıklayana kadar gizlediler. Şimdi ifadesini bile almıyorlar. Onu da koruyorlar. Tera fonu halka açıldığı sırada fonda olan 159 kişiyi açıklamıyorlar. Yüzbinlerce kişinin parasını çalanları koruyorlar.
Kamuoyunun Dikkatine,
Milletvekilliği görevim süresince;
AKP’nin yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararları üzerine kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu nedenle AKP’nin ve türlü güç odaklarının hedefinde ve tehdidi altında olduğumun farkındayım.
Fon vurgunu konusunda yaptığım açıklamalar ve üzerinde çalıştığım dosyalar nedeniyle AKP’nin saldıracağını biliyordum.
Ama bunu eşim üzerinden yapacak kadar alçalacaklarını tahmin etmiyordum.
Konu, bana dokunamadıklarından ailem üzerinden beni tehdit etmelerinden ibarettir.
Hem geçmişte hem de bugün, geniş bir kadroyla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunların arasında danışmanlarım, çeşitli alanlardaki uzmanlar, hukukçular ve siyasetçiler vardır.
Ortaya atılan asılsız iddianın amacı, fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemektir.
Bana buradan, hem de eşim üzerinden saldırmak bir itibar suikastı ve susturma girişimidir.
Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!”
Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum.
Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim. AKP’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarının üzerine gitmeye kararlılıkla devam edeceğim.
Bakan “köprülerin bakımı pahalı” diyor.
Yani bakımı yapamıyoruz 30 yıl özelleştiriyoruz diyor.
Tamam.
Anladık.
O zaman
Somali’ye, Suriye’ye, Afrika ülkelerine Türk halkının parasını niye gönderip köprülerinin bakımına harcamıyorsun? Niye kamuda tasarruf yapıp halkın malına, maaşına harcamıyorsun?
@ayhanturkz Adeta riyakarlık...
Kestigini yemeyeceksin hem de onunla vatani bölmek için işbirliği yapacaksın.
Yıllardır bunu anlata anlata dilimde tüy bitti…
Melih Gökçek ifadeye çağrıldı. İdris Naim Şahin de ifadeye davet edilmişti. Peki halk, muhalif siyasetçiler şafak operasyonuyla gözaltına alınırken onlar neden ifadeye davet ediliyor diye sormaz mı?
Yavşağa yavşak, yavşak agalarına bit, bit yuvalarına it denir.
Kalemini kırsalar bile kelamını eğmeyen Murat Ağırel gibilere de yiğit denir.
Haydin dostlar!
O yiğit için bir alkış gönderelim de tüm yavşakların, bitlerin kulak pası silinsin hepsi gitsin köşelerine sinsin
👏👏👏
Yazdıklarınızın hemen tamamına katılmakla birlikte Yeni Parti’nin yasaya “HAYIR” demesi için bu gerekçelere ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum değerli Timur Soykan.
“HAYIR” demek için sadece anayasamızın ilk 4 maddesi ile 10, 42 ve 66. maddelerini ve tabii cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini, Atatürk ilke ve devrimlerini, devletimizin taşıyıcı kolonları laik üniter ulus devlet yapımızı, dil birliğimizi, bölünmez bütünlüğümüzü ve konu ile ilgili olarak Atatürk’ün, İsmet İnönü’nün, Bülent Ecevit’in, Muammer Aksoy’un, Uğur Mumcu’nun, Ahmet Tamer Kışlalı’nın söylediklerini anımsamaları ve kendilerine, ideolojilerine, tarihsel köklerine güvenmeleri bile yeterlidir.
Kaldı ki; “Yeni Parti Atatürkçülerin partisidir” denildiğine göre Atatürkçülerin ne düşündüğü, “Yeni Parti’yi millet kurdu” denildiğine göre milletin ezici çoğunluğunun ne dediği ve “Yeni Parti Kuvayı Milliye’den gelen Antiemperyalist bir partidir” denildiğine göre emperyalist ABD’nin BOP’’u ve elçisi Tom Barrack ağzından söyledikleri ile Terörist başı ve DEM sözcülerinin açıklamaları da ortada değil mi?
Fazlasına gerek var mı?
Saygılar.
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@timursoykan@ozgurozeliletsm
Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater, Mine Özerden, Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Merdan Yanardağ, Nasuh Mahruki, Deniz Göktaş, Oğuzhan Uğur, Ekrem İmamoğlu, Resul Emrah Şahan, Murat Çalık, Sinem Dedetaş ve daha nice insan haksız hukuksuz hapsedilirken…
Siyasal iktidarın talimatı altına girmiş yargı, muhalif olan herkesi ezerken…
Yargı eliyle iktidar partilerinde yolsuzluklar örtülüp muhalefetin belediyelerine delilsiz, sadece gizli tanık ifadeleriyle bitmek bilmez operasyonlar yapılırken…
AKP’ye geçmeyen belediye başkanları tutuklanma tehdidi altındayken…
CHP’li ve DEM Partili belediyeler kayyumlara teslim edilmişken…
Türkiye, halkın kendisini yönetecek kişileri seçme hakkının elinde alındığı bir döneme sürüklenirken…
Ana muhalefet partisi fiilen kapatılıp binasına polislerce biber gazı ile baskın düzenlenmişken….
Ana muhalefet liderinin dokunulmazlığının kaldırılıp tutuklanmasından bahsedilirken…
İnsanlar düşüncelerini ifade etmekten korkar haline getirilmişken…
Yeni Parti, ‘Çerçeve Yasa’ya ‘Evet’ demek zorunda değil. Bu yasa için kurulan komisyonun, Anayasa Mahkemesi, AİHM kararlarının uygulanmasına, ülkenin demokratikleştirilmesine dair sözü var. Bu sözlerin yerine getirilmeyeceği bu kadar aşikarken Yeni Parti’nin ‘Hayır’ oyu meşrudur. Yeni Parti, Kürt sorununun bu otoriter, baskıcı iktidar tarafından demokrasiden uzak zihniyetle çözülemeyeceğini topluma anlatabilir. Kendi iktidarında demokratik bir cumhuriyet inşa ederek bu sorunu çözeceğine halkı ikna edebilir. Yeni Parti her gün hukuksuz uygulamalarla kendisini ezmeye çalışan iktidarın peşine takılmış bir görüntü verirse halkın güvenini kaybedecek.