Beni hatırlayan var mı diye soruyordu Dr. Hüsam, şehit evlatlarını hastane bahçesine gömüp Gazze’ye ağlayan bir çift göz, idam edilecekler arasında..
Çocuklara tok karnına içilecek ilaçlar yazamadı, aç öldüler diyerek aklını yitiren annelere dayanamadı .
Gazze'ye elimiz uzanamayabilir, Amerika'ya gücümüz yetmeyebilir, buğz ettik geçtik deriz. İddia ediyorum Gazze için 10 tweet atmaktan daha önemlidir şu an Ramazan hoca için bir tweet atmak. Buna gücümüz yeter, bir şeylere etki edebiliriz. #ramazanhocayaözgürlük
Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz.
Küba'nın Fransa Büyükelçiliği'nin resmi hesabı:
Dünya, elinde peluş bir oyuncak tutan maymun "Punch" ile ilgilenirken, İsrail tarafından tüm ailesi katledilen binlerce çocuğun acılarını görmezden geliyor.
Seçici empati bir utanç kaynağıdır.
Madem öyle ciddili yazayım.
Ahalisi Müslüman olan bir ülkede Ramazan ayının çocuklar nezdinde bir neşeye, bir şenliğe dönüşmesi gayet doğaldır. Devletin bakanlıkları vesair mekanizmaları ile bu neşeye, bu şenliğe kaynak aktarması, imkan sağlaması tabiidir.
İster Müslüman olsun, ister başka dinden gündeminde Ramazan olmayan ailelerin ve çocuklarının bu neşeye, bu şenliğe katılmaması da elbette normaldir.
Normal olmayanı şudur. Sözgelimi 31 Aralık akşamları devlet bütün gücüyle meydanları, yolları, trafik düzenini yılbaşı gecesine göre düzenler ve biz yılbaşı ile hiç ilgilenmeyen insanlar olarak "buraya niye kaynak aktarıyorsun?" demeyiz devlete. Ne bileyim ben, Kars'a hiç trenle gitmedim ama devletin Kars'a tren yapmasını son derece normal bulurum mesela.
Diyeceğim şudur: Ahalisi Müslüman bir ülkede Ramazan neşesi, Ramazan atmosferi var diye kızılmaz yahu. Katılmazsın, sükut geçersin falan ama mesela "niye çocuklara Ramazan ile ilgili kitap dağıtıyorsunuz?" diye yükselmenin manası nedir?
Yahu şöyle düşünün. Siz senelerce bizi Kamalizmle, yılbaşı ile, Batı ile ilgili enforme ettiniz de ne oldu? Kamalist olmadık, yılbaşı kutlamadık, Batıya iman etmedik.
İki kitap dağıtıldı, bi ilahi patladı gitti diye bir şey olacağı yok yani. Sadece Müslüman ahali, hassasiyetleri bunca gözetildi diye sevinçli. Sizin üzülmenizi gerektiren bir şey yok ortada.
İsterseniz namaz da kılmayın, oruç da tutmayın, hacca da gitmeyin abicim. Hesabı sizinle Allah arasında bir meseledir, bize ne. Lakin ibadetlerimize "asıl ibadet bunlar değildir, asıl ibadet değer üretmektir" falan diyerek bize ve tüm topluma "şekli ibadetten arınmış" amorf bir protestanlık önerirseniz işler değişir.
Çünkü orucu şeklen tutan, namazı şeklen kılan Müslüman'ın ibadet etmediği yaklaşımı dini salt sosyal bir indirgemeye tabii tutmak anlamına gelir ki haddinize değildir. Nasıl ki sizin orucunuz, namazınız bizim işimiz değilse bizim orucumuz, namazımız da sizin işiniz değildir.
Sekülerlere lazım olan dini üretme çabasıyla zırvalamanın da bir sınırı vardır.
Allah tealanın bildirdiği, Efendimiz (s.a.v)'in bize öğrettiği ibadetleri yapmaya ve karşılığında cennet ummaya devam edeceğiz.
Şurası çok önemli: Seküler hayırseverlikten ölüyormuş da Müslüman cimrilik ediyormuş, seküler sürekli değer üretiyormuş da Müslüman üretmiyormuş anlatısı sefil bir anlatıdır. Tribün anlatısıdır. Toplumsal vasatın terazisini yanlış yere bilerek ve isteyerek koyan bir anlatıdır.
Yıllar önce lise 2’de okurken yine böyle perşembe başlayan Ramazan’ın ilk gecesi hatimle teravihe yakalanmıştım.
Arkadaştan ödev almaya giderken onların mahalle camisinde ezan okununca teravihe o camide gittim, meğer hatimle kılınıyormuş.
Ertesi gün cuma gecesi daha çok sevap kazanayım diye kendi isteğimle gittim.
3. gün gitmeyecektim ama bizim mahalleden İlhan isminde arkadaşım niye teravihe gelmiyorsun diye sordu, ben de “oğlum Şeker Camii’ne gidiyorum” dedim. Hem de hatimle kıldım dedim. O da “valla mı, bugün de beraber gidelim o zaman” dedi. Ben de sanki bir kefereyi imana getirmiş gibi sevindim.
Namazdan sonra İlhan; “oğlum ben artık Şeker Camii’ne vakit namazına bile gelmem, bu kadar uzun namaz mı olur” dedi.
Daha sonraki gün tam iftar vakti rahmetli abim babamın yanında niye teravihe gelmiyorsun diye sordu, çakal güya beni babama şikayet ediyor. Ona da “ne diyorsun oğlum, ben 3 gündür hatimle teravih kılıyorum” dedim. Babamın yanında prim yapıyom. Kıvrak bir çalımla 90’a gol attım.
O anda babam; “hatimle teravihe devam et, sana motosiklet alacağım” dedi. Ben “Allah Allah” diyom, daha Ramazan’ın 4. günü bayram geldi sanki.
Arkadaşlar iftar sonrası bilardo oynamaya giderken ben hatimle teravihe gidiyom, uzun uzun bitmiyo da ya.
İlk günlerinde dolu olan cami 10. günden sonra 2 safa düştü ama ben devam ediyorum. Daha sonra da tek safa düştük.
Ben korkuyom herhalde imam, ben, müezzin bir de diğer hafız arkadaş kalacağız diye. Neyse tek safta istikrarı sağladık.
Kadir gecesine geldik, bir de ne göreyim cami ful dolu, bana yer yok. Vay çakallar, biz 27 gün zorluğu çekelim, sen gel tek günde bütün sevabı kap.
Yok öyle yağma, ben kombine almışım, sen gel derbi maçta benim yerimi kap. Yer mi Bülent? Herkesi ite kalka imamın sağ tarafında yerimi aldım.
27 gün boyunca bütün namaz boyunca ayakta uyuduğum, bir an önce bitsin dediğim teravihlerde imam efendi yatsıya Kadir suresi okuyarak başladı.
Lan birden içimi bir hüzün kapladı. Ramazan bitiyor, hatimle teravih bitiyor diye ağlamaya başladım ama nasıl ağlama, sanki dünyanın sonu geldi.
Rüşvetle geldiğim hatimle teravih bitmesin diye nasıl ağladıysam, teravih bitmiş, hoca amenerrasulüye başlamış farkında değilim.
Kalbim nasıl taş kestiyse artık namazlarda falan hiç ağlamıyorum. Günahım o kadar çok ki Rabbim artık kalbime vermiyor o duyguyu. Cümlemizin Ramazan’ı mübarek olsun, tutacağımız oruçlar kabul olsun.
Çok çok üzgünüm ..
Bülent Akyürek ağabeyi kaybetmişiz.
Öyle muhteşem bir ruh,
Öyle güzel kalp,
Sessizce en gürleyen cümlelerini kurarak bu oyun bahçesinin kapısını kapatmış..
Allah rahmet eylesin.
Yakınlarına inşirah nasip eylesin.
"Bıktın belki yaşamaktan; Amerika'dan, Avrupa'dan, ekonomiden, geçim derdi ve sınavlardan. Usandın zayıflara ağlayıp cenaze taşımaktan, dişlerini sıkıp uykusuz kalmaktan belki ama bebeğim üzülme, öleceğiz sonunda, her şey düzelecek...
BÜLENT AKYÜREK
Millî Eğitim Bakanımız Sayın @Yusuf__Tekin bu ülkenin gelmiş geçmiş en “millî” eğitim bakanıdır.
Eleştirilerimizi yaparız, önerilerimizi söyleriz ama bu güzel Anadolu çocuğunu kurda kuşa yem etmeyiz, yedirmeyiz!
Burada bir kez daha hatırlatmak istiyorum:
Aile düşmanı artiz'lere -Aile Bakanlığı ile- aile dizisi çektireceğine başta ATV olmak üzere bütün televizyonların Anadolu insanını aşağılayan sabah ve öğlen kadın kuşağı programlarını kaldırtmak için çalışsın!
İspanya Başbakanı Sanchez’in, 16 yaşından küçüklere sosyal medyayı yasaklatacağını açıklamasının ardından Elon Musk tarafından sert şekilde eleştirilmesi sonrası:
Sanchez:
"Teknoloji patronları havlayabilir. Bu havlama, bizim ne kadar doğru bir yolda olduğumuzun göstergesi."