Böyle bir site buldum. Tarihi sadece okumuyorsun, harita üzerinde adım adım geziyorsun.
Tarih Çizgisi, MÖ 10.000’den bugüne dünya tarihini interaktif harita ve zaman çizelgesiyle gösteren dev bir tarih atlası.
Sitede 👇
• 500’den fazla medeniyet
• 1300’den fazla tarihî olay
• 700’den fazla hükümdar
• Yüzlerce şehir, din, dil ve teknoloji
• Medeniyetlerin dönemlere göre sınırları
• Savaşlar, antlaşmalar, krizler ve diplomasi başlıkları
• İpek Yolu, Baharat Yolu, Hürmüz, Orta Koridor gibi tarihî ticaret güzergâhları
• Piri Reis’ten Babil Dünya Haritası’na kadar tarihî haritalar
• Ateşin kontrolünden uzay teknolojisine kadar teknoloji tarihi
• Eski gazete arşivi: geçmişte belli bir gün dünyanın ne okuduğunu görebiliyorsun
• Finansal tarih: ekmek, buğday, işçilik, kira, petrol, altın gibi değerlerin tarih içindeki karşılaştırması
• Akademik kaynaklar, dış referanslar ve arşiv bağlantıları
En iyi tarafı şu: Tarih burada ezber gibi durmuyor. Hangi medeniyet nerede yükseldi, hangi olay aynı dönemde yaşandı, hangi teknoloji hangi çağda ortaya çıktı; hepsini aynı ekranda görüyorsun.
Tarih meraklıları için değil sadece; strateji, jeopolitik, ekonomi, kültür ve medeniyet okumaları yapan herkesin kurcalaması gereken bir site.
RUSYA DEVLET BAŞKANI PUTİN’İN ALMAN HÜKÜMETİNE VE ALMAN HALKINA MESAJI
“Sizlere saldırmak istemiyoruz! Neden saldıralım ki? O günler çoktan geride kaldı! Aklı başında ve net düşünebilen herkes bunu anlar.
Birincisi:
Zaten 2,5 trilyon avroluk devlet borcunuz var ve hiçbir ciddi iktisatçı, bunu nasıl geri ödeyeceğinizi bilmiyor. Şimdi de bize karşı silahlanmak için 1 trilyon avro daha borç almak istiyorsunuz. Rus halkının bu borçları ödemesini mi istiyorsunuz? Asla!
İkincisi: Ülkeniz, size yılda 50 milyar avroya mal olan milyonlarca göçmenle dolu. Bunun hesabını Rus halkı mı sormalı?
Üçüncüsü: Nüfusunuzun önemli bir kısmı o kadar çılgın ki, bisiklete binerek ve böcek yiyerek iklimi etkileyebileceğine inanıyor. Belki bu muazzam beyin hasarı giderilebilir, ama bu da bize “çok” pahalıya mal olur.
Dördüncüsü: – Eğitim sisteminiz bir zamanlar örnek niteliğindeydi. Artık pek çok sınıfta neredeyse hiç ders yapılmıyor, çünkü neredeyse kimse Almanca konuşmuyor.
Beşincisi: – Altyapınız çürüyor ve onarımlarda ilerleme kaydedemiyorsunuz.
Altıncısı: – Demiryollarınız bir zamanlar dünyanın gurur kaynağıydı. Artık trenleriniz Hindistan’daki gibi çalışıyor.
Yedincisi: – Ünlü mühendislerinize ihtiyacımız yok. Yaptırımlar sırasında onlarsız da idare edebileceğimizi öğrendik. Ama yine de onlara ihtiyacımız olursa, Çin’e başvururuz. Oradakiler sadece daha ucuz değil, aynı zamanda daha da iyidir.
Sekizinci olarak: – Ne hammaddeniz ne de enerji kaynaklarınız var. Öyleyse neden ülkenizi işgal edelim ki? Aslında hiç yaşamayacağımız sorunları çözmek için mi? Gerçekçi bir bakış açısıyla: Bizi çağırsanız, teslim olsanız ve beyaz bayraklar sallasanız bile, yine de gelmeyiz!
Şunları yemeye başladığınızda:
-Sarımsak
-Zencefil
-Ispanak
-Ananas
-Elma
-Limon
-Salatalık
-Zerdeçal
-Kereviz
-Lahana
-Karanfil
-Mango
-Yumurta
-Hindistan Cevizi
-Havuç
Ve güneşte vakit geçirerek, egzersiz yaparak ve toksinlerden arınarak, sağlık sorunlarınızın neredeyse tamamı ortadan kalkacaktır.
İNSANLARIN BİLMEDİĞİ ŞEYLER:
1. Filler, ayaklarıyla yerdeki titreşimleri hissederek 240 kilometre uzaktaki yağmurun yağdığını algılayabilir ve herhangi bir meteorolojik alet yaklaşan fırtınayı kaydetmeden önce yağmura doğru yürümeye başlarlar.
2. Köpekler, kanseri, Parkinson hastalığını, epilepsi nöbetlerini ve kan şekerindeki değişiklikleri, erken aşama tıbbi test ekipmanlarından sürekli olarak daha yüksek doğruluk oranlarıyla koklayarak tespit edebilirler.
3. Köpekbalıkları, dolu bir Olimpik yüzme havuzunda seyreltilmiş bir damla kanı tespit edebilir. Elektrosensör sistemleri ayrıca katı kumun içinde gizlenmiş bir hayvanın kalp atışını da tespit edebilir.
4. Güvercinlerin gagalarında manyetit kristalleri bulunur; bu biyolojik pusula, GPS navigasyonunun hala sürekli olarak eşleşemediği bir doğrulukla Dünya'nın manyetik alanını kullanarak yön bulmalarını sağlar.
5. Kargalar, bireysel insan yüzlerini yıllarca tanıyabilir ve hatırlayabilir. Kin beslerler, belirli kişiler hakkındaki bilgileri yavrularına aktarırlar ve kendilerine iyi davranan insanlara hediyeler bıraktıkları belgelenmiştir.
6. Arılar demokratik bir şekilde toplu kararlar alırlar. Bir kovanın yeni bir eve ihtiyacı olduğunda, keşifçiler geri döner ve diğer arıların değerlendirip oyladığı farklı yerleri gösteren danslar yaparlar ve en uzun süre coşkuyla karşılanan seçenek kazanır.
7. Peygamber devesi karidesleri, insanların sahip olduğu üç renk reseptörüne kıyasla 16 çeşit renk reseptörünü görebilir. Renkleri, ultraviyoleyi ve polarize ışığı aynı anda algılarlar ve insanların hayal bile edemeyeceği kadar karmaşık bir görsel gerçeklik yaşarlar.
8. Göçmen kuşlar, kısmen Dünya'nın manyetik alanını normal görüşlerinin üzerine görsel bir katman olarak görerek yönlerini bulurlar; esasen, insanların tamamen kör olduğu, görüşlerine yansıtılmış gömülü bir haritaya sahiptirler.
9. Balinalar lehçelerde şarkı söylerler. Farklı popülasyonların kültürel olarak aktarılan, zamanla evrimleşen ve popülasyonlar birbirleriyle temas ettikçe değişen farklı şarkıları vardır; tıpkı insan dilinin evrimi gibi.
10. Fareler ölçülebilir empati sergilerler. Deneylerde, sürekli olarak tuzağa düşmüş arkadaşlarını serbest bıraktılar ve kendileri yemeden önce aç yabancılarla yiyecek paylaştılar, bunu yapmanın hiçbir ödül getirmediği durumlarda bile.
11. Nöronlar bir ahtapotun her koluna dağılmıştır; her kol, beyinden yarı bağımsız olarak tat alma, hissetme, problem çözme ve hareket etme yeteneğine sahiptir. Dünyayı aynı anda sekiz yarı ayrı düşünen varlık olarak deneyimlerler.
12. Filler, ölümü ölüm olarak tanıyan nadir hayvanlar arasındadır. Yıllar sonra, ölen aile üyelerinin kemiklerine geri dönerler, onları dikkatlice ele alırlar ve hiçbir pratik hayatta kalma işlevi olmayan, tamamen keder gibi görünen davranışlar sergilerler.
13. Yunusların, özellikle keskin okyanus tabanında yiyecek ararken kendilerini korumak için burunlarına deniz süngerleri yerleştirerek yavrularına alet kullanmayı öğrettikleri belgelenmiştir. Bu içgüdü değil, kültürel olarak aktarılan bir bilgidir.
14. Bazı denizanası türleri biyolojik olarak ölümsüzdür. Stres altında veya yaşlandığında, Turritopsis dohrnii gençlik formuna geri döner ve yaşam döngüsünü yeniden başlatır; bilinen doğal bir yaşam süresi sınırı yoktur.
15. Vahşi doğadaki kediler diğer kedilere miyavlamaz. Miyavlama, özellikle ve yalnızca insanlarla iletişim kurmanın bir yolu olarak gelişmiştir; sonuç verdiği için bebek ağlamasını taklit eden bir frekansta bizimle iletişim kurmayı öğrenmişlerdir.
Alman Profesör Fritz Neumark, “Türkler pek farkında değil ama Avrupalılar şu gerçeğin farkındadır. Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz!” diyor.
Hitler’den kaçan ve 1933'te Atatürk tarafından Türkiye’ye çağırılan Prof. F. Neumark (1900-1991), İstanbul Üni. İktisat ve Hukuk Fakülteleri'nde dersler vermiştir.
1952’de Almanya döndükten sonra Frankfurt Üniversitesi’nde rektörlük yapmıştır.
İstanbul Üniversitesi'nde hocalık yaparken Neumark’a bir öğrencisinin sorduğu “Avrupalı bizi neden sevmez?” sorusuna verdiği cevap Avrupalıların Türk imajını ortaya koyuyor.
1-Çok samimi olarak itiraf edeyim ki Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Çünkü asırlardır kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir.
2-Müslüman olduğunuz için sevmezler, fakat Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam ederler.
3-En az 400 yıl Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz, Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar da Orta Avrupa ve Balkanları Haçlı ordusuna mezar ettiler. Karadeniz’in kuzeyinden gelip Papalığı bile tehdit eden Atilla ve Cengiz Han’lar da cabası.
4-Sizi silah ile yenemeyeceklerini anlayınca sizleri içten, yapınızı, sisteminizi bozarak hâkimiyet sağlama yoluna gittiler.
5-Avrupalılar her türlü misyonerlik faaliyetlerine rağmen Müslüman ülkelerde başarılı olamayınca, İslamiyet’i sapık inançlara kanalize etmeyi seçtiler.
6-Kilise Türkler yüzünden İslamiyet üzerinde tam hakimiyet sağlayamamaktadır. Bu yüzden kilise size kin kusmaktadır.
7-Sizler farkında değilsiniz ama onlar şu gerçeğin farkındalar: Tarihten Türk çıkarılırsa tarih kalmaz. Osmanlı arşivleri tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihin yeniden yazılması gerekir.
8-Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz an, refahını sömürgecilik üzerine kurmuş olan Avrupa’nın tüm sistemi, dolayısıyla refahı çöker.
9-Yani sizler Avrupa’nın hem tarihi hem de ekonomik düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız.
Gemini artık bir içerik stratejisti gibi viral bir Youtube Shorts kanalı kurmana yardımcı olabilir.
Seni sıfırdan 30 günde viral Youtube Shorts içeriğine ulaştıran 10 promptu aşağıya bırakıyorum
Başlamak için bunları doğrudan bana kopyala ve yapıştır.
İnsanları gerçekten anlamak için şunları anlamanız gerekir:
- Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi
- Seyirci Etkisi
- Dunning-Kruger Etkisi
- Bağlanma Teorisi
- Stockholm Sendromu
- Bilişsel Davranışçı Terapi
- Pygmalion Etkisi
- Ayna Nöronları
- Duygusal Bulaşma
- Halo Etkisi
- Öğrenilmiş Çaresizlik
- Carl Jung'un Gölge Benliği
- Joseph Campbell'ın Kahramanın Yolculuğu
- Zehirli Pozitiflik
- Temel Atıf Hatası
- Doğrulama Yanlılığı ve Gerçekliği Nasıl Şekillendirdiği
- Geri Tepme Etkisi
- Sosyal Karşılaştırma Teorisi
- Kıtlık ve Bolluk Zihniyetleri Arasındaki Fark
- İnsanların İşlev Görmek İçin Neden Anlatıya İhtiyaç Duyduğu
- Kabileciliğin Psikolojisi
- Yalnızlığın Fiziksel Etkileri
geçen hafta kadıköy'de bir kafede otururken yan masadaki iki çocuğun muhabbetine denk geldim. 20 yaşlarındalar. biri app store'a basit bir kelime oyunu yüklemiş, oradan gelen reklam gelirini anlatıyor.
çocuk heyecanlı, "kanka her ay bankaya temiz 40 bin lira düşüyor" diyor. diğeri sordu: "ee vergi işini ne yaptın, şirket mi kurdun?"
çocuk sustu. "yok" dedi, "şirket kurarsam muhasebecisi, bağkur'u, vergisi derken para pul olur diye ellemedim."
büyük hata. ama çözümü çok basit.
çoğu genç içerik üreticisi veya app developer sırf "şirket kurma stresi" yüzünden ya kazandığı parayı çekmeye korkuyor ya da işi tamamen bırakıyor.
HERKES şirket açıp fatura kesmek zorunda olduğunu sanırken, asıl kolaylık BAŞKA YERDE: istisna belgesinde.
devletin yıllar önce çıkardığı mükerreer 20/b maddesi tam olarak bu durumlar için. mantık şu: şirket kurmuyorsun, fatura kesmiyorsun, muhasebeci tutmuyorsun.
nasıl yapılıyor, adım adım çıkardım 👇
1. istisna belgesi - interaktif vergi dairesine girip "sosyal içerik üreticiliği ile mobil cihazlar için uygulama geliştiriciliği istisna belgesi" talebi açıyorsun. bir iki güne belgen dijital olarak geliyor.
2. özel banka hesabı - o belgeyi alıp herhangi bir bankaya gidiyorsun. "bana bu kanun kapsamında bir istisna hesabı açın" diyorsun. sana özel bir iban hesabı tanımlıyorlar. app store, play store, youtube veya adsense gelirini sadece bu hesaba bağlıyorsun.
3. otomatik stopaj - üzel kısmı burası. hesaba 10.000 lira mı yattı? banka daha para sana görünmeden içinden %15 stopajı (1.500 tl) tık diye kesip devlete ödüyor. kalan 8.500 tl temiz para olarak senin oluyor. başka hiçbir beyanname vermiyorsun.
yıllık 5.3 milyon liraya kadar bu sistem geçerli.
tek bir detay var: eğer bir yerde sigortalı çalışmıyorsan, bu hesabı açtığın an bağkur'un otomatik başlıyor. aylık sabit ödemesini unutmamak lazım. ama bir şirketin stopajı, geçici vergisi, kdv'si ve muhasebe ücreti yanında devede kulak kalıyor.
klasik bilgi eksikliği yüzünden her ay binlerce genç potansiyel işini çöpe atıyor. adam haklı aslında, kimse durduk yere bürokrasiyle boğuşmak istemez.
çözüm yukarıda. ilgilenen arkadaşına gönder, işi resmiye döksün.
Bir biyoloji profesörü şöyle dedi:
"Mideniz kortizol atıklarının depolandığı bir yerdir. Yatmadan önce tek bir proteinle ondan kurtulun, hayatınız değişecek."
İşte bana 9 dakikada öğrettiği çözüm:
Şeker (özellikle meyvelerdeki fruktoz, sütteki laktoz ve bal/beyaz şekerdeki sükroz) metabolizmanın bir numaralı yakıtıdır ve bedeni hücresel stresten koruyan temel bir ajandır.
Fakat şekerin ne zaman, neyle birlikte yendiği ve hücrenin bu şekeri yakıp yakamayacağı ++
ÇİN ELÇİSİ WANG YEN-TE’NİN UYGUR SEYAHATNAMESİ :
⚡Bu topraklarda fakir insan yoktur. Onlar ihtiyacı olanlara yemek yardımı yaparlar. İnsanlar uzun ömürlüdür. Umumiyetle yüz yaşın üstüne kadar yaşarlar. Genç yaşta ölene hiç rastlanmaz. Halk giyinmek için kıymetli ipek kullanırdı.
⚡Onlar mutfak eşyaları için altın ve gümüş kullanıyorlardı. Beşbalık’ta evlerin çoğu iki katlıydı ve bütün evler beyaz badanalıydı. Türkler yoğun olarak tarım yapıyorlardı. Suyu tarım ve değirmenlerde etkin bir şekilde kullanıyorlardı.
⚡Chinling dağlarından çıkan nehir, başkentin bütün çevresini dolaşır, tarlaları ve meyve bahçelerini sular ve su değirmenlerini işletir. Burada Wu-ku (beş hububat) yetişir. Şehrin içinde pek çok iki katlı binalar vardır. İnsanlar iyi yüzlüdür ve usta sanatkarlardır.
⚡Altın, gümüş, bakır ve demir kaplar üzerinde çalışırlardı. Bütün fakirler et yerler. (Çin’de fakirler et yiyemezlerdi) Bir tür kimya sanayisi vardı. Ürettikleri amonyak dericilikte kullanılıyordu.
⚡Çok kıymetli mallar imal edilir. Türklerde bir müzik zevki ve yaygınlığı vardı. Bunu toplu halde icra etmekten zevk alırlardı. Ayrıca tiyatro ve bunu meslek edinmiş oyuncular bulunuyordu.
⚡Sonra müzik, içki, ziyafet ve gece yarısına kadar artistler tarafından oynanan piyes vardı. Ertesi gün bir kayıkla gezinti yaptık. Gölün dört bir tarafından davullar çalıyordu. Onlar seyahat etmekten hoşlanırlardı, seyahat ederken çoğu müzik aletlerini yanlarında taşırlardı.
⚡Türklerin yaşadığı refah elçinin gözünden kaçmamıştı. O devrin en büyük zenginliği otlak, at ve hayvan sürüleri sayılamayacak kadar çoktu. Kağan ve tiginler mallarının sayısını bilmiyordu. Kralları Arslan Han yemek için at ve koyun pişirtmişti. Çok lezzetli idi. Arazide atlar boldu.
⚡Han, prensesler ve veliahtların her birisinin at sürüleri vardır. Onlar bin Li’den daha fazla genişliğe sahip olan düz ovada sürülerini otlatırlardı. Onlar atlarının derisinin rengi ile kendi sürülerini ayırt ederler. Hiç kimse sürüsünün sayısını bilmezdi.
⚡ Arslan Han, Çin elçisini 7 gün beklettikten sonra huzura kabul etmişti…
Ne göçebeydik ne de aç barbar sürüsü.
Dünyanın gıptayla izlediği bir millettik, her zamanki gibi…
Ne Mutlu Türk’üm Diyene!
Kaynakça;
ÇİN ELÇİSİ WANG YEN-TE'NİN UYGUR SEYAHATNAMESİ
Prof. Dr. ÖZKAN İZGİ
TÜRK TARİH KURUMU BASIMEVİ ANKARA 1989
Prof. Dr. Muhammed Keskin'den Kalp Sağlığı İçin Meyve Puanlaması:
🔶 Avokado 10 üzerinden 9.5; yapısındaki yağ asitleri kalp sağlığını destekler, aynı zamanda potasyum ve magnezyumdan da zengindir.
🔶 Karpuz 10 üzerinden 7.5; sitrülin kaynağıdır ve güzel bir yaz meyvesidir ama fazla tüketilmemeli, şekerinizi çıkarabilir.
🔶 Tropikal meyvelerden mango ve ananas 10 üzerinden 7; faydalıdır, C vitamini ve bromelain enzimi açısından zengindir ama glisemik indeksleri yüksektir.
🔶 Üzüm 10 üzerinden 8; antiinflamatuar en faydalı meyvelerden bir tanesidir, resveratrol içeriğiyle kalp sağlığını destekler ama fazla tüketimi şekerinizi çıkarabilir.
🔶 Kurutulmuş meyveler 10 üzerinden 5; meyveyi kurutuyorsanız ondan pek bir fayda beklemeyin.
🔶 Dondurulmuş meyveler 10 üzerinden 8; eğer meyveler hasat edildikleri yerde dondurularak kurutulmuşsa faydalarından hiçbir şey kaybetmezler.
🔶 Portakal ve greyfurt 10 üzerinden 8; kalp sağlığını ciddi bir şekilde destekler, hesperidin ve C vitamini kaynağıdır.
🔶 Fakat dikkat etmek lazım, ritim veya kan sulandırıcı gibi ilaçlar kullanıyorsanız greyfurt kalp ilaçlarıyla etkileşim gösterebileceği için tüketmemelisiniz.
🔶 Elma ve armut 10 üzerinden 8; LDL kolesterolü düşürür, pektin açısından zengindir.
🔶 10 üzerinden 10 puanlık şampiyonlar ise yaban mersini ve böğürtlen gibi orman meyveleridir.
🔶 Orman meyveleri nitrik oksit salınımını artırarak damar esnekliğini sağlar ve kalp sağlığını en iyi destekleyen meyvelerdir.