Sevr vs Lozan:
Sevr hazırlanırken Türk temsilcilere söz hakkı verilmedi.
Lozan hazırlanırken Türk temsilciler eşit düzeyde muamele gördü.
Sevr, işgalcilerin topraklarında imzalandı.
Lozan, tarafsız bir ülkede imzalandı.
Sevr'de Trakya sınırı Çatalca'dan geçer.
Lozan'da sınırlar Meriç-Karaağaç'a kadar uzanır.
Sevr'de İzmir çevresi Yunanlara, Antalya ve Konya civarı İtalyanlara, Çukurova ile Malatya-Mardin civarı Fransızlara bırakılır.
Lozan'da bu bölgelerin tamamı Türklerindir.
Sevr'de doğu Anadolu Büyük Ermenistan'a bırakılır.
Lozan'da doğu Anadolu Türklerindir.
Sevr'de Kürtlerin özerklik hakkı bulunur.
Lozan'da özerklik yoktur.
Sevr'de boğazlar silahlı güce sahip bağımsız uluslararası komisyon tarafından idare edilir.
Lozan'da boğazlar Türkiye'nin liderliğindeki komisyon tarafından idare edilir.
Sevr'de İstanbul yoktur. Constantinople vardır ve başkent olmak zorundadır. Osmanlı uslu durmazsa şehir Türklerin egemenliğinden alınabilecektir.
Lozan'da İstanbul vardır. Tüm egemenliği Türkiye'ye aittir.
Sevr'e göre Osmanlı ordusu en fazla 50 bin kişiden oluşabilir. Ordu, yabancılar tarafından denetlenecektir. Orduda uçak bulundurulması yasaklanmıştır.
Lozan'da ordudaki asker sayısı ve silah kısıtlamaları tamamen kaldırılmıştır.
Sevr'de kapitülasyonlar vardır.
Lozan'da kapitülasyonlar kaldırılmıştır.
Sevr'de savaş tazminatı vardır.
Lozan'da savaş tazminatı kaldırılmıştır.
Sevr'de kabotaj hakkı yoktur.
Lozan'da kabotaj hakkı vardır.
Enver, Moskova'da Ali Fuat Paşa'ya anlatıyor. Atatürk, Cemal Paşa ve İzzet Paşa'yla Enver'in görevden alınması için lobi yapmış. Enver öğrenip cepheye giderek üçüne birden tepki göstermiş. Atatürk, iddiaları reddetmiş. Enver, "Memlekete lazımsın ama artık burada dur" diye çıkışmış..
Enver bu hadiseyi Moskova'da anlatıp ona memlekete lazımsın dediği ve görevden almadığı için doğru olanı yaptığını ve zamanın kendisini haklı çıkardığını, bu tavrının Atatürk'e düşman olmadığının delili olduğunu anlatmış.
Bu olay Bozok, Rauf ve Ali Fuat'ın hatıratında parça parça yer alıyor.
Senin hesabına göre bu hadisenin de yaşanmaması gerekiyor. Fakat kaynaklar aksi yönü işaret ediyor.
33 yıl önce 33 silahsız Türk askeri, Parmaksız Zeki kod adlı terörist Şemdin Sakık’ın yönettiği bölücü terör örgütü PKK tarafından hain bir pusuda, kurşuna dizilerek şehit edildi.
Vatan uğruna canlarını feda eden şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.
Parmaksız Zeki yani Şemdin Sakık’ı FETÖ, Ak Parti’nin izniyle terör örgütü lideri iddiası ile tutuklanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’a karşı tanık olarak çıkarmıştı. @zaferpartisi
Dün yayınladığım Hocalı belgeseli inanılmaz bir şekilde saldırıya uğradı. Bugün bolca paylaşıp dünya keşfet'ine düşürelim ❤️ Desteğiniz önemli - Hocalı Katliamı - Çöreğimizi Yiyip Bize Düşman Oldular | Karabağ 🇦🇿
https://t.co/G9RHHAfjlr
@jeandpardaillan Bir öğretmen olarak çözüm önerilerim:
-sadece ilkokul zorunlu olmalı
-mesleki, ticari, teknik, sanat, spor, açıköğretim ortaokulları açılmalı
-sınıf tekrarı ya da sınıf geçme yerine dersten geçme olmalı
-karneler akademik ve davranışsal notlardan oluşmalı (yarı yarıya)
Bayıla bayıla izledik şunları. İzlemek ne kelime? Rambo'nun Vietnam'ı ateşe verip peşindeki Vietnamlılardan kurtulmasını beklerken ekranlara kilitlendik.
Hatırlayın, esir Amerikan askerlerinin
o harap hallerini görünce üzülmüştük.
Hele o Vietnamlı komutan yok mu?
Bir kaşık suda b.ğmak istedik.
Rambo'ya aşık olan o tatlı kız vurulunca
hepimiz üzüldük; lan.t ettik Vietnamlılara.
Rambo'nun yağdırdığı füzeleri alkışladık.
İzlerken bunları düşündürdüler bize.
Pekii, şimdi gerçeğe dönelim mi?
Biz Rambo'yu alkışlarken,
gerçek Vietnam'ın hâli,
daha doğrusu savaş sırasındaki hâli,
alttaki fotoğrafta duruyor.
İçler acısıydı.
Bayıldığımız Rambo aslında
başka bir ülkede faaliyet gösteren
bir casus, bir t.röristti.
Rambo'nun kurtarmak istediği şu acınası Amerikalı askerler; aslında t.cav.zcü işgalcilerdi.
Rambo'nun aşık olduğu şu tatlı kız,
kendi toprağında bir casusa
yardım eden haindi.
Rambo'nun peşini bırakmayan
şu Vietnamlı komutan,
kendi toprağını Amerikalılara karşı savunan bir askerdi; her ne kadar Rus hayranı olsa da.
İşte sanat ve medya, iyiye kötü
kötüye iyi dedirtecek kadar güçlü.
Bu filmlerle önce Orta Doğu insanını
"Kurtarıcı, kahraman Amerikan askeri"
profiline hayran bıraktılar; sonra da
Orta Doğu'yu kan gölüne çevirdiler.
Afganistan'ın canına okudular,
filmde kurtardılar.
Irak işgalinden hemen önce Iraklılara Rambo filmlerinin izletildiğini duymuştuk.
Çünkü işgal önce zihinde başlar...
Pekii gerçek neymiş?
Bırak 50-100 yıllık planlar yapmayı,
10 günlük plan bile yapamıyorlarmış.
Kahraman, yenilmez orduları,
Orta Doğu'yu şekillendirebilecek
güçlü lobileri yokmuş.
Bunları dünya basını yazıyor.
Kendi gazeteleri, kendi generalleri,
kendi siyasileri yazıyor.
O hâlde nedir hâlâ Amerikan güzellemeleri?
Nedir bu
"Bop tıkır tıkır işliyor,
Nato şöyle yapar,
İsrail yatak odasına kadar vuruyor"
deyip Amerika'yı güzellemeler?
Niye her haltın altında bu adamlar olduğu paranoyasından sıyrılamıyoruz?
Bu yamyamları
"büyük planlar yapan büyük adamlar" sanmaktan niye kurtulamıyoruz?
Hem de hakiki büyük adamların
mirası bıraktığı bir ülkede yaşarken...
.
.
2003 yılında, bir Alman film ekibi Moğolistan'ın Gobi Çölü'nde göçebe bir aileyi takip etti. "Ağlayan Devenin Hikayesi" adlı film Oscar'a aday gösterildi.
İki gün süren acı dolu bir doğumun ardından anne deve yavrusunu reddetmişti. Sütü olmadan yavru ölecekti.
Ailenin tek bir seçeneği vardı. İki genç oğullarını, yüzyıllardır bu an için özel olarak aktarılan bir ritüel olan Hoos adı verilen bir ilahi törenini gerçekleştirebilecek bir müzisyen bulmak için çölü geçmeye gönderdiler.
Müzisyen geldi. Ritüel gerçekleştirildi. Anne deve gerçek gözyaşları döktü ve ilk kez yavrusuna döndü.
Film ekibi bir yaşam biçimini belgelemeye gitmişti. Bunu yakalayacaklarından habersizdiler.
UNESCO, Hoos ritüelini 2015 yılında flamenko, Akdeniz diyeti ve Napoli pizzası yapma sanatı ile birlikte Somut Olmayan Kültürel Miras listesine ekledi.
@izzetcapa Gıda Dedektifi sağ olsun var olsun halkı düşünen bir insan olarak bizi zehir saçan aç gözlü gıda tüccarlarından koruyor etiket okumayı öğretti. Endüstriyel gıda şirketlerini zengin edecek değiliz temiz içerikli ürün çıkarsınlar. Ne kadar engellemeye çalışsalar da boş!
@Burakeren_1987 Cahil Konya taraftarı 42 numara forma giyen, kulübüne para kazandırarak giden, her fırsatta Konya'yı temsil ettiğini söyleyen adama ailesi statta maç izlerken ana avrat sövdüler. Futbol kültürü küfürden ve nefretten ibaret!
İlber Ortaylı:
Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun 'Türklük- Türkiyelilik' üzerine sosyal medyada ve TV programında yaptığı açıklamalar doğrudur. Herkesin altına imza atması gerekir.
Erhan Afyoncu, gazete okur gibi, Osmanlıca denen Arap harfli eski asırlara ait kaynakları rahatlıkla okur. Yazdığı eserlerde kronolojik bilgide hata yoktur. Çok üretkendir.
Millî Savunma Üniversitesi’nde başarılı çalışmaları görüldü. Askeri kanatla iyi ilişkiler kurarak donanımlı subay yetiştirilmesi için büyük emek sarfetmektedir. Bu sonuncusu da önemli bir meziyettir.