Bir de bu kaostan beslenenler var. Tribünün şu anki mevcut halinden çok memnun olanlar, gençlerin bir arada olmasını istemeyenler, gruplar arası çatışmalara zemin hazırlayanlar, her yerde kendini sütten çıkma ak kaşık ilan edenler, sürekli kabahati başkalarında bulanlar… Sizler bu tribünün kanser hücrelerisiniz. Utanmaz, arlanmaz, yüzsüz adamlarsınız. Birçok şeyi kötü yapmanıza rağmen kabul etmeyip hala bu işlerin içindesiniz. Adam kullanmayı ve gazlanmayı seven sizsiniz ama sürekli başkalarını suçladığınız konular ne hikmetse aynı şeyler kişi kendinden bilir işi misali sizi gidi tatlı su kurnazları sizi… Biz sizin ciğerinizi biliyoruz merak etmeyin. Kimin ne olduğunu bilen biliyor, bilmeyen de bilmesin çok önemli değil.
Biz bu işlere aile kavramıyla baktık, yüreğimizi ortaya koyduk tribünüde her zaman öyle gördük. Sizin gibi menfaat ve çıkar ilişkileri kurmadık. Bakıyorum da yan yana kareler verenlerin çoğu 6 ay önce, 1 sene önce birbirine küfür eden, arkasından konuşan adamlardı. Şimdi bunlar yan yana geziyor. Biz çocukluğumuzda Kapalı’nın kapılarında öğrendiğimiz tribüncülük böyle değildi. O yüzden sizin gibi olamıyoruz. Sizin her yeriniz oynak olduğu için maalesef bir duruşunuz yok.
Şimdi bir de yönetim Kapalı’yı dağıtıp diğer tribünlere milleti göndermeye çalışıyor. Orada da yine kavgalar olacak. Bu sefer de “Bunlar zaten böyleydi, birbirlerini sevmiyorlardı.” diyecekler. Bunları bile göremeyecek kadar tribünden uzaksınız. 10 kişi de kalsa Kapalı tribünün mücadelesi devam edecek.
Ayrıca açıklanan kombine fiyatlarıyla ve günümüz ekonomik şartlarıyla tabiki bazı genç kardeşlerimiz ve tribüncü abilerimiz Kapalı’ya girmekte zorlanıyor ve Açıklar’a gitmeye mecbur bırakılıyor. Sıkıntı yok. STADIN HER YERİ LOCA OLSA DA SEVENLERİ KİMSE AYIRAMAZ. Biz bu bestelerle büyüdük. Bu tribünü sosyal medyadan yaşayan ve öğrenen bir nesil değiliz şükür. O yüzden sizin o yollarınızı yemeyiz.
Gün gelir devran döner. Bugün güce eğilenler, gün gelir yok olur gider. Bu tribünden kimler geldi geçti. O yüzden kendinizi çok da büyük görmeyin. Ne de olsa deveden büyük fil de var
Uzun zamandır yaşanılanları sabırla izliyorum ama bu son yaptığınız gerçekten çok büyük yanlış. Kimin aklıyla insanların BEŞİKTAŞ sevdasını kafanıza göre engelliyorsunuz bilmiyorum ama uçurumdan aşağı doğru gidiyorsunuz. Bu tribün yapılan hiçbir şeyi unutmadı, bu günden sonra da unutmaz. Sırf tribün listelerine girmiş diye geçen sene kombine alan insanları kara listeye almak, nezdimizde üstünüze kara bir çizgi çektirdi.
Bu camiadan kimler geldi, kimler geçti. Kimisi güzel anıldı gitti, kimisi kötü. Sizin de bu hareketlerle nasıl anılacağınız malum. Tribünü yok saymak, yapılan emekleri ve verilen mücadeleyi unutmak nankörlüktür. Bugüne kadar verdiğiniz hiçbir sözü tutamamış olmanıza rağmen bu kadar cürretkar konuşmanız da maalesef trajikomik, Sayın Başkan.
Beşiktaş’ta ciddi bir problem var. Camia genelinde bozulma var. Bunları görmezden gelerek bir tek tribünü yorumlayıp konuşmak ve üstüne yaptırım uygulamaya çalışmak acizlik göstergesidir. Geçen sezon sene başında Maçka’da yaşanan bir olayda , sırf size muhalif yazılar yazan grup diye birçok arkadaşımıza, kardeşimize 6222 yasasından seyirden süresiz men cezası uygulandı aynı şekilde şahsımada 6222 yasasından süresiz men cezası verildi ve hala devam etmekte tribün içerisinde o kadar problem çıkaranlar varken bizler kötü ilan edildik sonrasında yaptıklarınızla bir kesimin takdirini alsanız da bugün geldiğimiz noktada Beşiktaş tarihinin en başarısız yönetimlerinden birisi oldunuz. Geldiğiniz dönemden bu döneme borcun iki katına çıkması da cabası. Buna rağmen hala şakşakçı bulabiliyorsunuz diye böyle kibirleniyorsunuz anlaşılan ama yanlış yapıyorsunuz.
Şimdi güncel tribünümüze dönecek olursak; Beşiktaş tribünü öyle bir hal almış ki, 10 kişi bir araya gelen grup yapıp isim yürütme peşinde. Kimsenin ne tribünü düşündüğü var ne de Beşiktaş’ı. Herkes “aman yöneticilerle aram iyi olsun”, “aman istediğim bileti alayım”, “fotoğraf karelerinin içinde yer alayım”, “herkes benim etrafımda olsun” derdinde. Tribün olsa da olur, olmasa da olur. Maçlara tribün yapmaya değil de kendi egosunu tatmin etmeye gelenlerle doldu. Yeni türeyenlerin çoğu bu model. Tribüncülüğü bile bilmeyenler tribünün görünen yüzü olmuş maalesef.
Biz bu işin kültürü yaşatma kısmındaydık, siz bu işin şekil kısmındasınız. Farkımız bu. Biz sadece tribüncülüğümüzle tanınırız, siz ise her gördüğünüz güce yaptığınız köpeklikle. Ayrıca hiçbir zaman kendini dahi temsil edemeyecek insanlar gelip tribünü temsil etmeye kalkıyor. Siz gidin mahalle takımınızı kovalayın. BEŞİKTAŞ tribünü size on gömlek büyük gelir.
Biz aylardır anlatıyorduk. Böyle giderse tribünün de, Beşiktaş’ın da önüne set çekerler. diyorduk. O gün bize laf atanlar, bugün aynı şeyleri yazıyor.
Demek ki mesele konuşmak değilmiş, yaşayarak görmekmiş.
Kapalıdan kombine alan binlerce insanı tek kalemde cezalandırmak, adalet değil, en kolay yolu seçmekti. Beşiktaş’lıyı Beşiktaş’lıya kırdırmaktı.
Ama dönüp kendimize de bakmamız lazım.
Tepkiyi koyup ertesi gün masaya oturmamız, Daha duman dağılmadan fotoğraf vermemiz, her adımda biraz daha ağırlığımızı kaybettirdi. Bugün Beşiktaş tribününün sözü eskisi kadar yankı bulmuyorsa, bunun sebebi sadece alınan kararlar değil, o kararların karşısında duramayan tavırlardır.
Biz “Haklı çıktık” demek istemiyoruz. Çünkü haklı çıktığımız her gün kaybeden biz değil, Beşiktaş oluyor.
Bir zamanlar aynı atkının altında omuz omuza duran insanlar, bugün isimlerin, hesapların ve egoların peşinden yürümeye başladı. Kim haklı, kim güçlü kavgası büyüdükçe kaybeden tek bir şey oldu: Beşiktaş.
Tribün; birilerini alkışlamak ya da birilerine savaş açmak için değil, armanın sesi olmak için vardı. Bugün ise herkes kendi safını kuruyor, kendi kitlesini oluşturuyor, kendi gücünü ispat etmeye çalışıyor. Her köşede başka bir grup, başka bir hesap, başka bir hesaplaşma… Ama kimse dönüp “Beşiktaş ne kaybediyor?” diye sormuyor.
Kapalı’nın ruhunu bitirmek isteyenlere en büyük fırsatı biz verdik. Parçalanarak, ayrışarak, birbirimizi tüketerek… Dışarıdan kimsenin yıkamayacağı şeyi içeriden kendi ellerimizle yıktık. Çünkü bazıları için Beşiktaş’tan önce kendi adı, kendi çevresi, kendi sözü geldi.
Tribünde güç, sesin yüksek çıkması değildir. Güç; binlerce insanın tek yürek olabilmesidir. Bugün eksik olan da tam olarak budur. Aynı sevdaya gönül vermiş insanlar, birbirini rakip görmeye başladı. Oysa rakibimiz hiçbir zaman birbirimiz olmadık.
Beşiktaş tribünü; koltuk kavgasının, ego yarışının, isim pazarlığının yeri değildir. Burası menfaatin değil, fedakârlığın yeridir. Şöhret arayanların değil, arma için susmayı da konuşmayı da bilenlerin yeridir.
Bugün herkes kendine şu soruyu sormalı: “Ben Beşiktaş’a ne kattım?” Eğer verilen cevap; bölünmek, ayrışmak, nefret üretmek ve kardeşi kardeşe düşürmekse, o aynaya bir kez daha bakmak gerekir.
Çünkü gün gelir bütün isimler unutulur. Bütün koltuklar değişir. Bütün dönemler kapanır. Ama Beşiktaş kalır.
Bizler gelip geçiciyiz. Beşiktaş ise hepimizin üstündedir. Bunu unuttuğumuz gün, kaybeden hiçbir grup değil; Beşiktaş tribünü olur.
Beşiktaş kimsenin kişisel makamı değildir.
Taraftarı yok sayan, başarısızlığı normalleştiren herkes bilsin ki bu camiada son sözü tribün söyler. Ya taraftarın yanında olursunuz ya da sosyal medya fenomenlerinin alkışlarıyla avunup unutulup gidersiniz.
İSTİFA da Bir Hizmettir