Köy, sokak ve coğrafi isimleri neden değiştirmemeliyiz? ⬇️ Troya prensesini kızı yapar da kaderine ağlar, Roma gladyatörünü ermiş yapar da mezarına çaput bağlar, Göbeklitepe’ye genç kızları götürür de evlat diletir. Binlerce yıl sonra bile… Toplumsal hafıza işte böyle bir şey.
Çok acayip bir mevzu bu…
Üzerinde “Troya Kralı Priamos’un kızı Poliksena’nın kurban edilerek öldürülmesini” anlatan tasvirler yer alan lahitin çıkarıldığı yerin adı "Kızöldün Tümülüsü"…
Arkeolojik kazılardan çok önce de bölge halkı tarafından bu mevki "Kızöldün Tepesi" olarak adlandırılıyormuş.
Hatta, dediklerine göre, civar köylerde Poliksena’nın trajik hikayesini çağrıştıran masallar anlatılıyormuş.
Olabilir mi?
Böyle bir anlatının binlerce yıl boyunca bölge halkının hafızasında yaşayarak günümüze ulaşması mümkün mü?
Yoksa oradaki insanlar söz konusu lahiti ve üstündeki tasvirleri toprağın altından çıkarılmadan önce görmüş olabilirler mi?
Fenerbahçe a4 kağıda inkjet printerla basılmış göğüs reklamıyla oynuyor sanırım. O nasıl göğüs reklamı arkadaş? Rakip Sturm Graz diye 80’ler nostaljisi mi yapıyorsunuz? #FBvsSTU
@sirwinston34@kriptoemre Tahta değil o, gemi. Yüzme sebebi de tahtadan yapılması değil, içerisinde hava olması. Kaza yapıp içindeki hava suyla yer değiştirince de yoğunluk değişince batıyor. Yoksa metal gemiler hiç yüzemezdi, tarihte de ahşap hiç bir gemi batmamış olurdu değil mi?
@ayhan030806@turkeyexposed@umuttgunerr Hayır, İzmir Caddesi’ndeki heykel bu değil. Fotoğraftaki heykel bir hayli değişmiş halde Cermodern’in bahçesinde bulunmakta. İstemediğiniz kadar detay için aşağıdaki kaynaktan faydalanabilirsiniz :)
https://t.co/RVZAAO3hmJ
Teknolojiden ve dijital-çevrimiçi her şeyden el ayak çekip dolu bir tüfek ve yalnızca mekanik kilitler, ilkel aletler barındıran, orman içindeki eski bir kulübede yaşama zamanı gelmek üzere. Belki de geldi bile. Köprüden önce son çıkış gibi. Bilemiyorum.
OpenAI's AI broke out of a locked test environment, got onto the internet, and hacked into Hugging Face's servers. It did this entirely on its own. No human told it to.
Here's what happened in plain English.
OpenAI was testing how good its newest AI models are at hacking. They put the AI on a locked computer with no internet access and gave it a cybersecurity challenge to solve.
The AI couldn't solve it the normal way. So it started looking for a way out.
It found a software bug that nobody knew about. It used that bug to escape the locked computer and get onto the internet.
Once online, the AI figured out that Hugging Face, a platform where AI companies store their models and data, might have the answers to its test.
It found stolen login details and discovered another unknown bug in Hugging Face's software. It combined both to break into their servers and grab the test answers.
It did all of this to cheat on a test.
Hugging Face's security team caught it and shut it down. Both companies are now working together on the investigation.
The part that should get your attention is that nobody programmed any of this. The AI picked its own targets, chained together multiple attack methods, and pulled it off across two different companies' systems without a single human telling it what to do.
Devlerle savaşmak kolay. Odysseus bugün yola çıksa pasaport defter ücreti, VFS global komisyon ücreti, Schengen vize ücreti, yurtdışı harç pulu ücreti ödeyecekti. 180 günde maksimum 90 gün kalabildiği için yolculuk da 20 yıla uzayacaktı. Tabii önce randevu bulması da gerekecekti.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Sağda solda ufak tamiratlar, süslemeler anlaşılır da sıradan halkı ve esnafı, yalnızca yabancı heyet ziyareti sebebiyle bir şeylere mecbur etmek (kıyafet, tıraş, çeşitli yasaklar) o kadar sömürge refleksi ya da Türkmenistan, Kuzey Kore tarzı bir eylem gibi duruyor ki anlatamam.
NATO zirvesi nedeniyle Ankara taksicilerine yeni zorunluluklar getirildi:
-Gri pantolon ve beyaz gömlek giyilecek.
-Türk lokumu ikram edilecek.
-Kolonya ve su ikramı yapılacak.
Ya nasıl olur aklım almıyor! Togg, drone gemisi, jet, Çanakkale köprümüz falan var bizim? Nasıl eleniriz? Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, Ak Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı’nın “Bizim” çocuklar videosundan da mı utanmadın ey Fifa?
A Millî Takımımız için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan “Siz Hepiniz Biz Türkiye” marşı sizlerle.
Millî Takımımızın Dünya Kupası yolculuğunda birliğimizi, beraberliğimizi ve ortak heyecanımızı yansıtan bu anlamlı çalışma; milyonlarca vatandaşımızı ay-yıldızlı formamızın etrafında buluşturan güçlü bir mesaj taşımaktadır.
Bu kıymetli eser için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı’na, katkı sunan, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
Milli Takım sayfası, CB talimatıyla AKP’ye hazırlatılan, içinde TOGG, füze, köprü falan olan bir marş için şükran metni paylaşıyor. Video içeriği ne alaka, milli takım neden siyasete giriyor, CB neden AKP’den istiyor… Tabii ama, bakarsın ülke 1 ay da olsa bir ve mutlu olur(!)
A Millî Takımımız için, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda, AK Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı tarafından hazırlanan “Siz Hepiniz Biz Türkiye” marşı sizlerle.
Millî Takımımızın Dünya Kupası yolculuğunda birliğimizi, beraberliğimizi ve ortak heyecanımızı yansıtan bu anlamlı çalışma; milyonlarca vatandaşımızı ay-yıldızlı formamızın etrafında buluşturan güçlü bir mesaj taşımaktadır.
Bu kıymetli eser için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Ak Parti Tanıtım ve Medya Başkanlığı’na, katkı sunan, emeği geçen herkese teşekkür ederiz.
@ilkeratamer@SabihaGokcen 20 milyona yakın nüfusu olan şehir 2 havaalanı ile idare etmeye çalışıldığı için otopark tabii ki yeterli olmaz. Atatürk havaalanı aktif kalsaydı Sabiha Gökçen’e bu kadar yolcu kaymazdı. Tüm Anadolu yakası İstanbul Havaalanı’ndan kaçınıyor.
Kılıçdaroğlu, iyi niyetle bakarsak hırsı ve koltuk sevdası ile “beceriksiz ama en azından dürüst adamdı” olarak bilinecekken haysiyetine, şerefine ve diğer çoğu niteliğine nesillerce sövülmesini tercih etti. Bay “hain” Kemal, hakettiği şekilde tarihe geçti ve öyle de anılacak.