Acil hastanın değerleri çok düşük
Bursa Uludağ Üniversitesinde verilmek üzere
NİHAT BAŞKAN isimli hasta İçin
B RH-NEGATİF TROMBOSİT İhtiyacı
Tel: 05318572649-19.10.2026-14:28
ACİL RİCA
Sevgili Kıbrıs’ta yaşayan veya Kıbrıs’la bağlantısı olanlar. Maalesef annem için yeniden acil kan arayışımız başladı.
Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Talasemi Merkezi’ne FAİKA KAVASOĞULLARI (ARSAL) adına 08:30-20:00 saatleri arasında her gün yapılabilir.
ŞARTLAR
- 0Rh+ kan grubu,
- 1 sene içerisinde cerrahi işlemden geçmemiş,
- 1 sene içerisinde dövme yaptırmamış,
- Aktif enfeksiyonlu hastalığı olmayan,
- 18-65 yaş arası kişiler kan verebilir.
Bağışlarınız, yardımlarınız ve paylaşımlarınız için şimdiden çok teşekkürler. Dilerim sizlerin hiç böyle bir ihtiyacı olmaz. Gönderi profilimde olduğu sürece kan arayışımız devam etmektedir.
Bir virolog ve moleküler biyolog gözüyle değerlendirelim:
1. “Kök hücre çaldılar, bir milletin genetik yapısının haritası”
👉 Ne tür hücre olduğunu bilmiyoruz (embriyonik mi? Kordon mu? ipsc mi? somatik mi) ama birisine ait olduğunu varsayalım. Evet, bu hücrelerden genom sekanslaması yapılıp haritası çıkarılabilir.
👉 Peki ne bulurlar? Metoda göre biraz değişir (WGS mi İllumina mı) ama Kaynağı kim ise o kişinin genomu çıkar, ve o kişiye ait farklılıklar, mutasyonlar, tek nükleotid polimorfizmi (SNP) çıkar.
👉 Peki, belli bir millete ait özellikler olur mu? İşte burada konu karışıyor. Evet coğrafi kalıtsal sebeplerden dolayı bir de genetic drift dediğimiz genetik sürüklenmeden dolayı tek nükleotid seviyesinde SNP farklılıkları olabilir.
👉 Fakat, tek kişinin genomundan bütün bir millete uyarlama yapmak söz konusu değil çünkü belli bir millete özgü genetik bir sekans yok. Coğrafi dağılımlar var ve bunun sonucu ortaya çıkan genetik mozaik var. Hatta öyle ki, aynı bölgeden aynı milletten 2 kişinin genom haritasını çıkarın, birbirine %100 benzemeyecekler.
2. “Bir millete silah yapabilirler.”
👉 Bir milleti enfekte edecek, diğer milletleri enfekte etmeyecek herhangi bir biyolojik silah yapmak mümkün değil. Bunun bir sebebi yukarıda açıkladığım millet-içi genetik mozaik, yani belli “bir milletin genetik yapısı” diye bir şey yok, kendi içlerinde de değişik herkes.
👉 Varsayım yapalım: diyelim ki bütün bir millete ait ve sadece o millete özgü genetik bir yapı var, sadece bu milleti enfekte edecek bir virüs söz konusu olması için o virüs sadece ve sadece o milletin hücre yüzeyi reseptörüne bağlanacak, sadece o milletin hücrelerini enfekte edecek. Böyle bir durum biyolojik olarak mümkün değil. Ayrıca, mümkün varsayalım: virüsler en çabuk evrimleşen varlıklar, bu sebeple kısa zamanda o milletten çıkıp başka milletleri enfekte edebilir, yani insandan insana bulaşabilir ve belli bir milletle sınırlı kalmaz.
👉 İstisnalar var mı? Var: Örneğin, Avrupa’da bazı insanlarda CCR5 mutasyonu var. Bu mutasyon yüzünden (sayesinde) HIV kapamıyorlar çünkü hücre yüzeyindeki CCR5 reseptörüne HIV bağlanamıyor. Hatta kesin HIV tedavisinde bu insanlardan ilik nakli bu sebeple yapılır. Bu, belli bir nüfusun genetik farklılığı ve HIV gibi bir virüse duyarlılık farkı için güzel bir örnek. Ama bu CCR5 mutasyonu belli bir millete, belli bir ülke sınırlarına hatta belli bir etnik kökene ait değil. Tüm Avrupa’da farklı yüzdelerde görülen bir mutasyon. O yüzden bu bildiğimiz örnekte bile bir millete ait özel bir durum yok.
3. “Yüz binlerce yıldır insanlara bulaşmamış olan virüsler yarasadan, kuştan bulaşır mı?”
👉 Bal gibi bulaşır. Bunun örneğini defalarca gördük. Birkaçını sayayım: HIV hayvanlardan insanlara geçti, hem de en az 13 kez! Evet yanlış okumadınız. Bugünkü AIDS’e sebep HIV salgını bu 13 kez hayvandan insana geçişlerin bazılarının kalıcı olup insanlarda HIV haline gelmesi. HIV’in primatlardaki atası SIV milyonlarca sene öncesine gidiyor. Yani evet, yüzbinlerce değil milyonlarca sene öncesinden bir virüs insanlara geçip salgın yaratabilir. Hayvanlardan insanlara geçen patojen hastalıklara zoonosis diyoruz.
👉 Diğer örnekler: Koronavirüsler insanlara en az 7 kez hayvanlardan geçti. Bunlardan 4’ü endemik halde her sene soğuk algınlığı ve grip-benzeri hastalıklara sebep oluyor. Diğer 3’ü de bildiğimiz SARS, MERS ve Covid19 salgınları. Bunların hepsi ya yarasalardan insanlara geçti, ya da yarasa/kemirgen ile orta bir hayvandan (MERS’te deveden mesela) insanlara geçti.
👉 Son bir örnek: kızamık virüsü. Şu an insanlarda endemik, fakat kızamık virüsü hayvancılıkla yaklaşık 2500 sene önce insanlara geçti ve endemik hale geldi.
4. “Kimsesiz mahkumlarda denenen biyolojik silahlar” +
Barınaktaki videosunu görüp çok üzülmüştük, şimdi İzmir’de geçici yuvada. Tuvalet eğitimli, kucakçı bi kız. İlerde ona seni ilk hayvanları koruma gününde görüp aşık olduk diye anlatırsınız :) iletişim: 0554 622 49 47
Genel Kurul'u terk eden Özgür Özel:
💬 "Ana muhalefet partisi olarak Meclis'in açılışına katıldık. Meclis Başkanı'nın konuşmasını dinledik, İstiklal Marşımızı okuduk"
💬 "Bu vakitten sonra partimize yargı darbesi yapıp partinin genel başkanını, yönetimini değiştirip yerine işine gelen bir adamı atayan birisinin, cumhurbaşkanı adayımızı hapse atan birisini, fon kriziyle yoksulları soydurtan, buna sessiz kalan birisini dinlemeye harcayacak vaktimiz yok"
Deniz Göktaş'ın savunmasının tamamı;
" 3 Temmuz'dan bugüne 88 gün geçti. Gösterimdeki cümle başına 22 gündür yüksek güvenlik cezaevinde bulunuyorum. Komedyen olarak sözlerimin böyle etki etmesi beni gururlandırıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2027 yılında bir insanın hapse kapatılacak sözleri sorulsa cinsel taciz vs gibi bir sebep sanabilir.
Müzisyenlikten daha farklı işliyor bizde sistem. Onlar kayıtlarını daha önceden yapar, biz canlı olarak gösteri yaparız ve kaydını sonra yayınlarız. Daha önce yüzlerce kez yaptığım gösteride olduğu gibi yaptık. Ters köşeye dayanır stand-up gösterisi. Ben davaya konu olan dört cümleyi yüzbinden fazla seyirciye oynadım ve yüzbinlerce kişi bunda bir şikayet sebebi görmedi. Türkiye'nin dört bir yanında şehrin en bilinen salonlarında oynadım.
Gelen tek şikayet bilet bulunamasıydı. Bu gösteriyi ilk olarak Ekim 2022'de oynamıştım. Bu gösteriyi yayınlamadan önce Selam Selam isminde bir gösterim daha vardı, 6 milyona yakın izlendi. Bu gösterinin de ilgi görmesini bekliyordum, üç günde milyonlarca izlendi. Ben o sırada Hollanda'daydım, arkadaşlarım sokakta, toplu taşımada benim gösterimi izlediğini söylüyordu. Ama gündemi artık troller belirliyor. Takip ettiğim trollerden Şamil Tayyar ismini kullanan hesap bana cahil, zıpır dedi ama beklediği reaksiyonu alamadı.
Bu sırada gösteriyi 2 milyon kişi izlemişti. ‘Ekrem İmamoğlu kısmını yayınlayıp siz buna sahip çıkıyorsunuz ama bakın neler diyor’ diyorlardı. 'Arkadaşlar dinle ilgili olan kısmından gidelim' diyorlardı birbirlerine. CİMER'e şikayet kampanyası başlattılar.
Bu gösterinin yayınlanmasından rahatsız oldular. Cumhurbaşkanını eleştirdiğim kısımlara erişim engeli geldi, yurtdışına kaçtığım iddia edildi. İltica planımın bir parçası olduğunu söylediler. Ben gösteriyi 24 Haziran'da yayınladım. Yaklaşık yarım milyon değerinde bedelli askerlik parası ödedim, iltica edecek bir insan yarım milyon bedelli askerlik parası ödemez herhalde.
Bütün yakın arkadaşlarım burada bir gelecek görmedikleri için göçtüler, ben bu sebeple turnem bittikten sonra yanlarına gidip onları geri dönmeleri için ikna etmeye çalışırım. Kaçtı haberlerini onların yanında okumak çok trajik oldu.
Trollerin linç ve CİMER kampanyasından sonra hakkımda soruşturma başlatıldı. Avukatıma telefon edip döneyim mi dedim, o da yakalama yok ama geri dön dedi. Ben de döndüm. Pasaportta ekranda bir emniyet logosu belirdi. Polis yanlış pasaport okuttunuz herhalde dedi. Hakkımda yakalama kararı olduğunu söyledim. Polisler bile dönmemem gerektiğini teklif ettiler. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm.
Telefonumu bile almadılar, sonra amir kelepçelenmem gerektiğini söyledi. Ben de kendim döndüğümü söyledim ve kelepçeye karşı çıktım. Polis vazgeçti ama ben istediğim için vazgeçmediğini söyledi. Sonra bekletildiğim yerde tekrar kelepçe takmamı istediler. Kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı. Kamerayla çekerlerken hep başım dikti. Hatta kamera arkadayken bile dönüp güldüm, en son uzaktan çekilmiş bir görüntüyü servis ettiler. Sonra Vatan'ın pis uyuşturucu kokan nezaretinde tutuldum. Polisler orada da neden döndüğümü soruyordu.
Bir süre sonra beni adli tıbba götürdüler. Sebebini anlayamadım ama kan, idrar numunesi alındı. Uyuşturucu testi yaptılar, ne içtiysem hala çıkmadı sonucu.
Adliye koridorunda beklerken ailem ve avukatlarım Kılıçdaroğlu'nun geldiğini, görüşmek istediğini söylediler. Hepsinde de sert bir şekilde reddettim. En sonunda polis zoruyla görüştürdüler. Kılıçdaroğlu bile ‘niye döndün, imkanım olsa ben de giderim’ dedi.
Cezaevindeyken Deniz SEGBİS'in var dediler. Suçlama vahimdi. Daltonlar suç örgütünü övmekten tutuklandım. Ertesi gün tahliye edildiğim diğer suçlardan da tutuklandım. Masterchef izlerken tekrar tutuklandım yani.
Üstümde bütün suçlardan tahliye olmuş bir insanın rahatlığı ve tekrar tutuklanmış bir insanın tedirginliği var. ‘Utangaç bir diktatör’ sözü suçlamama gerekçe gösterildi. Diktatör ifadesi siyasi bir ifadedir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP genel başkanı. Hiciv sanatına alışık olmalıdır. Mezarlıkta gülme olayı ise gazeteci Musa'ya verdiği röportaj sırasındadır. Buradaki suçlamayı anlamadım. Görece sempatik bir videosudur Cumhurbaşkanının. Terapi ise rencide edici bulunmuş, oysa herkesin gitmesi gerekebilir, psikoloji okumuş biri olarak terapiye gitmek rencide edici bir şey değildir.
Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. İddianamede Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğüyle ilgili kararlarından bahsedilmiş, buna göre benim sözlerim suç değil. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.
Bugün Ferhan Şensoy'u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor. Politik mizahı yargının koruması gerekiyor çünkü komedyenler zaten yalnız insanlar. Ama diğer tarafın trolleri var. Politik mizah yasak değilse diktatör şakasında bir suç yok.
Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi. Özeleştiri vermiyor ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Bu sadece diktatör eğilimli insanların yönettiği ülkede olur.
Diktatör olsam diktatör diyemezsiniz diyen birinin utangaç komedyen şakasından şikayetçi olması eleştirilecektir. Bunların hepsi politik mizahın bir parçasıdır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla ilgili suçlamaya üç cümlem gerekçe gösterildi. 100 bin beğeni ve milyonlarca izlenmenin karşısında 185 CİMER şikayeti bulunuyor. İlk şikayet Cumhurbaşkanı ile ilgili, dini değerlerle ilgili olan 184'ü ise 27 Haziran'da yapılmış.
Şikayetlerin çoğu operasyonel hesapların yaptığı paylaşımlardaki video kesitlerine dayanarak yapılmış. Video ile de sınırlı kalmamışlar. Kadir Mısıroğlu adına açılan bir sayfadan birçok şikayet gelmiş. Sayfanın yöneticisi paylaşmış, 'emniyeti etiketleyip durmayın CİMER'e şikayet edin' demiş. Bunu da eklemişler şikayete. Bunların hiçbiri organik şikayet değil.
Şikayet eden 185 kişi manipülasyondan etkilendi ama ben de şaşırdım çünkü öyle bir hava yaratıldı ki daha fazla şikayet bekliyordum. Sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler. Türkiye'de tansiyon yaratan çok fazla kişi var gösteride ama 185 kişi bulabilmişler. Teletabilerden bile daha fazla kişi şikayetçi olmuştu.
Bunların hiçbiri sanat eseri övmüş veya eleştiri yapmış insanlar değil, sadece yasak çağrısı yapmış kişiler. Halkı temsil ettiklerini düşünmüyorum. Beni hedef gösteren gazetelerden en ünlüsü karma eğitim kaldırılsın diye kampanya yaptı.
Şikayetlerin hepsine baktım, üzücüydü. 185 kişiden biri Selçuklu devletini salataya benzettiğimi söylemiş. Başka biri Instagram takipçilerimin artıp azalmasını dış güçlere bağlamış. Başka birileri idam edilmemi veya sınır dışı edilmemi istemiş. Bir başkanı idam olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Nefret inovasyonu yapmış.
Videoyu izleyen milyonlarca insan halk değil mi? Hiçkimse bu cümlelerden alınmamalı demiyorum kendi tercihleri. Aşağılayıcı bir ifade olmasa da kulağı tırmalayabilir, o zaman da yapılacak şey izlememektir.
'Oruç tutan canlı bomba’ şakası yarım bir şekilde alınmış iddianameye. Oysa oruç tutan otobüs şoförlerinden de bahsettim. Oruç tutan insanların sinirleri malum. Bir imadan bahsetmiyorum, açlıktan gelen sinirden bahsediyorum.
Hiçbir polisten, infaz koruma memurundan, hastanede karşılaştığım insanlardan kötü bir şey duymadım, herkes yurt dışından neden döndüğümü soruyordu.
'Dördüncü kitap’ şakasıyla ilgili neye sinirlendiklerini anlamadım. Kutsal kitaba saygısızlık yaparak şehir şehir gezerek insanları güldürmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanatsal bir üretimdir bu, dini bir üretim değildir. Saygısızlık ve aşağılama değildir.
'Dalgıçlar' şakasıyla ilgili söylemek istediğimin tam zıttıyla suçlanıyorum. Savcıya bununla ilgili ne savunma yapacağını anlamadığımı söyledim. O da izlememiş. Haşema giyilmesiyle ilgili suçlandığımı söyledi. Bunlardan suçlanmak üzücü.
Komedyen yargılaması Türkiye'ye özgü değil, New York'ta da 1936'te komedyen yargılaması olmuş. Ama sonra ondan özür dilenmiş. Dalgıç şakasını izleyen herkes anlamış ama iddianameyi hazırlayanlar anlamamış. Hadi buraya kadar niyetimden şüphelisiniz, şakanın devamında başörtü yasağının sembol isimlerinden Deniz Baykal'ı anıyorum. Bu durum fazlaca altı çizili.
Sosyal medyada bu şakadan dolayı bir dalgıç bana dava açacağını söylemişti. Bilmiyorum açtı mı ama sanırım şakayı anlamış.
Stand-up gösterilerini güçlü buluyorum çünkü gülmeyi kontrol edemezsiniz. 90 dakikalık gösteri boyunca tabularımı, çelişkilerimi anlatıyoruma ama sadece dört cümleyi konuşuyoruz.
Bu şakayı ilk olarak Ekim 2023'te yapmıştım, bir seyirci gelip 'Haşema demeyeceğinizi biliyordum' demişti. Bu anlama çıkarmak zoraki ve utanç verici. Bu suçlama canımı en çok sıkan. İddianameye bu cümlenin eklenmiş olması benim için büyük bir şans. Çünkü ben seküler kesime dair bir eleştiri getiriyorum. Suçlama kendi içinde eriyor aslında.
Her konuya dair şakalarım var ve sıradan insanlarla ilgili değil şakalarım çünkü onlar benim seyircim.
İddianamede 'şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastetiğini ikrar etmiştir' yazılmış. Bu doğru değil, yanlış yazılmadıysa artniyetli bir durum. Nasıl böyle yazılabildi, şok içindeyim.
Erdoğan'ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan'dan başka bir şaka yapmazdı.
Çıkıp reklam yapamasın diye sert konuştum. Avukatlarım bile benle görüştürülmüyorken neden Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm bilmiyorum. Kaçma ve delil karartma suçlamasıyla tutuklandım.
Mahkeme hakimi, “stand-up gösterin bile 1 buçuk saat sürdü” diyerek Göktaş'tan savunmasını toparlamasını istedi. Göktaş da 88 gündür cezaevinde olduğunu belirterek, “Daltonları övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım ve bu yüzden fazladan bir aydır cezaevindeyim. Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim döndüm. Hayatımdan 3 ay çalındı. Hayatımda en özgür ve kalabalık hissettiğim 3 aydı. Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.
(Punto24 Dava Takip paylaşımlarını Thread ile birleştirerek hazırladım Teşekkürler @P24DavaTakip )
@GurkaynakGonenc Resmi bir görev yapiyorum ve renkli coraplar giyiyorum. Kimisinin arkasinda bir ayıcık oluyor kimi rengarenk, bayilıyorlar. Ruhuma iyi geliyor. Hangi komik corabımı giysem deyip secerken bile gülümsüyorum. Yani sizi anlayabiliyorum. Özellikle siyah beyaz olanları😇
🎓 Ücretsiz ulaşım desteği ile öğrencilerimizin yanındayız!
Nilüfer’de ikamet eden ve Bursa’daki devlet üniversitelerinde örgün lisans veya önlisans eğitimi gören öğrencilerimize, eğitim dönemi boyunca ücretsiz abonman kart desteği sağlıyoruz.
📌 Başvuru için gerekli belgeler:
• Bursa’daki devlet üniversitelerinde lisans/önlisans örgün öğrenim gördüğünü gösteren belge
• Nilüfer ilçesinde ikamet edildiğini gösteren ikametgâh belgesi (birincil adres beyanı)
• Ailenin gelir durumunu gösteren belgeler (Aile Barkodlu SGK D��küm Belgesi)
📍 Başvuru adresi:
İhsaniye Mahallesi 2. Er Sokak No:7
Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi
(Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Hizmet Binası)
📞 İletişim:
240 23 50
444 16 03
Gençlerimizin eğitim yolculuğunda ulaşım yükünü azaltıyor, eğitime ve geleceğe destek oluyoruz. 💙
#HerkesinSesiHepimizinNilüferi
#DayanışmanınSesiHepimizinNilüferi
@AcibademSaglik Bursa Hastanenizde Radyasyon bolümünde girişleri tek kisi yapmaya calısıyor. Burası en hareketli bölüm. Neden tek kişi? Bu büyük bir hizmet sorunu.