Epstein davasıyla ilgili bir annenin yazdığı bir mesajı okudum.
“Kızımın beş arkadaşı da bize gelecek” diyordu.
Altına yapılan bir yorum beni yıllar öncesine götürdü.
“Ne zamandır anne babama kızıyordum, beni arkadaşımda yatıya göndermedikleri için…” diyordu biri.
Ben de çocukluğumdan beri aynı şeyi yaşadım.
Babam ve abim denizciydi, çoğu zaman evde olmazdı. Ne zaman arkadaşımda kalmak istesem annemin cevabı hep aynıydı:
“Bizim evde erkek yok. Arkadaşların da kız. En doğrusu onların bize gelmesi. Sen çağır kızım.”
Ben de bu cümleyi defalarca arkadaşlarıma ilettim.
Sonuçta arkadaşlarımın bize gelmesi, benim onlara gitmemden hep daha kolay oldu. Aileleri de rahat izin verirdi. Ama annem bununla da yetinmezdi.
Evimize gelen her arkadaşım mutlaka ailesiyle önceden sesli sonrasında da görüntülü konuştururdu.
Hatta bazen,
“Evi de göster annene, içi rahat etsin,”
dediğini dün gibi hatırlıyorum.
O zamanlar bunu fazla bulduğum çok oldu.
Ama şimdi… şimdi geriye dönüp baktığımda, bunun ne kadar bilinçli, ne kadar koruyucu ve ne kadar sağlıklı bir duruş olduğunu çok daha iyi anlıyorum.
Öyle ki bu tavır bana da geçti. (Yetişkin bir birey olduğumda )
Beni yakından tanıyanlar bilir; ne kadar samimi olursam olayım, geç saate kadar dursam da kimseyle kolay kolay bir yerde kalmam. Bu artık sadece bir kural değil, bir karakter parçası oldu.
Bugün bir kez daha şunu görüyorum:
O “katı” sandığımız anneler, aslında en büyük güvenlik çemberimizi kuranlarmış.
Müslüman anne babaların o sezgisel feraseti…
Türk aile yapısının o koruyucu refleksi…
İslam’ın insan fıtratına en uygun ölçüleri…
Hepsi bazen bir çocuğun canını sıkan küçük bir “hayır”ın içinde gizliymiş.
Şimdi dönüp bakınca,
İyi ki o “hayır”lar varmış. 🌸
Interstellar filmini izlediyseniz filmde şöyle bir ima var. Hayatta karşınıza çıkan işaretlerin aslında gelecekteki benliğinizin size gönderdiği uyarı niteliğinde işaretler olduğu ima ediliyor. Bu yüzden iç sesiniz bazen bir şey doğru değil diyorsa bu hisse mutlaka güvenin.
@uckurusdizi@ayyapim@ShowTV Çok iyi bir açılışla birlikte senaryo çok iyi gidiyordu. Bazı hatalı hamleler oldu, eleştirildi fakat Ferhan'ın ölümü hata bile değil adeta gaflet. Bu dizinin zirvesi Ferhan ile Baybars'ın göz göze geldiği ve konuştuğu sahne olacaktı. Diziyi zirvesiz bıraktınız.👎
Babası tekrardan eski haline döndü. Annesi zaten yoktu. Eşini baş düşmanının yanında gördü. Halasının gerçek yüzünü öğrendi, Komserin Çetin ile arkasından planlar yaptığını ve polis olduğunu henüz bilmiyor. Yıkıklık diye bir şey olmasaydı bile Kartal yine yıkık olurdu..
#üçkuruş