kürt sorunu işte tam olarak budur… biz bu ilkel, makarnacı, kokuşmuş zihinlere karşı savaşıyoruz…
+ kürt sorunu yoktur.
- niye?
+ çünkü kpss’ye girmişem devlet bana mayış verir karnımi doyirir.
kozmosun pre-historik mezopotamya artığı seni.
Tuncelili bir Kürt vatandaş, Kürt sorunu olmadığını savundu:
• 33 yaşında, Tuncelili bir Kürt olarak ülkemi çok seviyorum.
• Kürt sorunu diye bir şey tanımıyorum çünkü yok.
• LGS’de derece yapıp Anadolu Lisesi’ne gittim. Üniversitede bilgisayar mühendisliği kazandım. KPSS’den atandım. Kimse bana “Sen Kürt’sün biz Türkleri alıyoruz” demedi.
• Savcı kuzenim var Kürt. Geçmişte ülkenin Kürt başbakanı vardı. Milletvekillerinin yarısı Kürt. Galericilerin, inşaatçıların yani en zenginlerin çoğusu Kürt.
• ”Devlet bana şu konuda ayrımcılık yapıyor” deyin hak vereyim ama yok. Siz g*tünüzden uyduruyorsunuz.
hayallerim, yapacak işlerim vardı. her biri titizlikle işlenmişti. sonra majör depresyon geldi sildi süpürdü hepsini. bir ben bir de başarısız denemelerim kaldı geriye. tüm ikinciliklerimi ve yıkımlarımı onur nişanesi gibi duvarıma astım.
hiçbir arkadaşımızı devletin baskısına, aile yoluyla sindirip tüketmesine müsade etmemeliyiz. örgütler/partiler bu konulara yetişemiyorsa lütfen telafisi zor sonuçlar doğmadan dayanışma çağrısında bulunsun. örgütsel/bireysel katılıma açık bir dayanışma ağı şart gibi görünüyor…
prelüd dalyarağı “chp, akp’den daha çok faşistlik yapsın ve ülkücülüğe soyunsun” diye analiz kasmış… vay babam vay, usta taktisyen, büyük halk önderi✊🏽
@IBeratCelikoglu sen git, “umarım bu sistem değişmez” diyen esg’yi yamaklık için övmeye devam et dostum. bu yaklaşımınla yarın özdağ’ı da dönüştüreceğini iddia edersin sen, benimle tartışabilecek çapa sahip olmadığın için anca böyle ergence konuşursun. sen tehlike görmemeye devam et bu işlerde…
siz hiçbir haltıma karşı bir mücadele seti oluşturamazsınız baylar, hanımlar. bu kafasızlıkla zor yani. bu denli pespaye biçimde oradan oraya savrulan ilkesizler yığını olarak size çizilen sınırların içinde pasif bir özne olarak kalırsınız ancak.
“akp otoriterleşiyor” ile kafayı bozup “ne olursan ol, akp düşmanıysan gel” mantalitesiyle kendi mevzilerini de -bilinçli ya da gayriihtiyari- akp’ye pazarladılar çeyrek zekalı götümün entelleri.
adamlar yerlilik ve millilik tasmasıyla sana nefes alacak alan bırakmıyor, sürekli seni kriminalize ediyor ama işçi eylemlerine katılınca hepsi geçiyor he? la hepiniz aynısınız aslında, ton farkı var sadece xD
herifler solun alanına giriyor, her türlü sol propagandayı “hedef saptırma” ve “marjinallik” olarak anlatıyor. bu tiplerin o alandan dövülerek uzaklaştırılması gerekirken bunu sağın mevzi kaybı olarak yorumlamak .d
bu tam olarak solun mevzi kaybı ama şovmenlik kolay olan.
Bu net biçimde sağcılığın mevzi kaybıdır bu arada, asla negatif bulmuyorum
Yıllarca emek mücadelesi veren solcuları teröristlik, Rusçuluk, Moskof uşaklığı vb. yaftalayan ülkücü kökenliler bugün halk nezdinde meşruiyet kazanabilmek için işçi direnişlerinin yanında konumlanma ihtiyacı duyuyorlarsa bunda hayır vardır. Bu hayırda da solun ısrarlı tutumunun tartışmasız katkısı vardır.
Pizzacılar gibi marjinal maaşlı istihbari unsurları bir kenara ayırıp kendisini milliyetçi, Türkçü, ülkücü vb. tanımlayan ama bu direnişlerin parçası olmak zorunda hisseden -özellikle gençlere- solun öcü olmadığını, devrimcilerin bu toprakların ve milletin düşmanı olmadığını, emek mücadelesinin Türkçülükle Kürtçülükle Ermenicilikle vb. alakası olmadığını anlatmak gerekiyor.
Onları pizzacıların yanına itersek kimseyi kazanamayız, kimseyi kazanamazsak solu toplumsallaştıramayız.
@DherCommune ya zaten canım. yani bunların özdağla ve onun saflarıyla aralarında kilometreler olduğunu sanması çok komik. aralarındaki uzaklık üç dört adım. koşullar çetrefilleşince zaten birbirlerine sarılacak adamlar. sonra da biz devrim düşmanı oluyoruz sarılacak kimsemiz yok diye :d
sağcılar mevzi kaybediyormuş, valla hala gülüyorum. ben size eğer varsa “mevzi kaybedeni” söyleyeyim. bunları diyen sosyalistler düne kadar işçi direnişlerine böyle şevkle koşuyor muydu? düne kadar işçi direnişlerinin sadece birkaçına göstermelik selam veren ve bu direnişleri sıkıcı, tali, önemsiz bulan kimi sosyalist parti/örgütleri şimdi sırf örgütsel açmazlarını gidermek için işçi direnişlerini mesken eyliyor. “neden önceki yıllarda genel olarak bu işçi direnişlerine destek vermediniz?” diye sorsak, “şimdi disk’e sövesiniz tutmuş da disk üyesi işçiler sendikal sebeplerle işten atılıp disk’in yalnız bırakmasına rağmen çaresizlik içerisinde direnirken ne yapıyordunuz?” diye sorsak far görmüş tavşan gibi kalırsınız. arada birkaç direnişe yalandan uğruyordunuz, çoğunuz işçi direnişi gerçekliğiyle yeni tanıştınız.
sonradan chp milletvekili de olan önceki dönem disk genel başkanı kani beko, açlık greviyle direnen disk üyesi işçi mahir kılıç’a yumruk salladığında neredeydiniz paşalar? şimdi
mi aklınıza geldi mesela sarı sendikacılığa saydırmak? şimdi mi aklınıza geldi işçilerin direnişi? disk içindeki sarı sendikal pratiklere karşı geldiğimiz için saldırıya uğradığımızda neredeydiniz? herkes hafızasızlaşmadı. geçen yıl 1 mayıs’ta yoğun taksim eğilimine rağmen kadıköy çağrısı yapıp önceki yıllarda taksim hariç legal alanlara çağrı yapıp bu yıl sırf şov için taksim deyip özeleştiri bekleyenlere de “geçen yıl kadıköy doğruydu, bu yıl taksim” demediniz mi? her daim haklı olmanın böyle yolunu buluyor, korkunç bir olumlanma ihtiyacı içerisinde gün geçiriyorsunuz. şimdi de 3-5 işçi direnişine gidip boy gösterip kendinize buradan itibar devşiriyorsunuz. sizin için işçiler de direnişleri de birer nesne, başka bir şey değil. faşistler işçi direnişlerine gelir olmuş da siz sanki yıllardır bugünki şevkle mi geliyor, bakıyordunuz işçi direnişlerine? maalesef faşistler ya da sağ olarak ele aldığınız toplamın yanında türkiye solunun zerre kudreti yok. bu gerçekleri konuşacağız, faşistleri ve bu düzeni paramparça etmek için. bizim hafızamız 3 günlük değil, bizim tanıklıklarımız var, insanlara yalan söylememizi gerektirecek tek bir çıkarımız, hesabımız yok.
not: bunları elbette bu zehirli ve pespaye şeyleri yazanlara değil, bu rezilliklere maruz kalanlara, ucundan köşesinden etkilenme ihtimali olabilecek arkadaşlara yazıyorum. yoksa faşistlerle yan yana gelmeyi meşrulaştırıp, olumlayıp biz eleştiri getirdiğimizde zevzekçe yaklaşıma girenlerin şahsiyetleri böylesine saygın bir dili ve anlatımı haketmiyor.