Engin Geçtan, ''incinmemek için diğer insanlara tereddütle yaklaşıyoruz..'' dedikten sonra bu tereddüdün bize neye mâl olduğunu şöyle dile getirir.. ''Hiçbir şeye bağlanamamak insanın boşluk ve anlamsızlık duygularını yaşamasına neden oluyor..'' (İnsan Olmak)
GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR!
Sabahın köründe, “şafak operasyonu”yla gazetecilere gözaltı yapmak, ancak otoriter rejimlerde görülür!
Timur Soykan ve Murat Ağırel’in gözaltına alınması; anayasa, ceza hukuku ve Ceza Muhakemesi Kanunu açısından açıkça ölçüsüz ve orantısızdır.
Anayasa’nın 13. maddesi açıktır:
Temel hak ve özgürlüklere ancak ölçülülük ilkesine uygun sınırlama getirilebilir.
Peki, gazetecilere yönelik bu gözaltı ölçülü müdür? Orantılı mıdır?
Ortada bir silahlı çatışma, kaçma şüphesi ya da delil karartma ihtimali mi vardır?
Yoksa gazetecilik faaliyetleri ve kamuoyunu bilgilendirme çabaları mı cezalandırılmak isteniyor?
Tehdit ve şantaj gibi ağır suçlamalarla, kamuoyu önünde itibarsızlaştırılmaya çalışılan gazeteciler hakkında şafak vakti operasyon düzenlemek, yargının sopaya dönüşmesidir!
Unutmayın:
Özgür basın susturulamaz, gazeteciler halkın vicdanıdır.
Bu ülkede gazetecilik suç değildir, suç olan; hukuku siyasete alet etmektir!
Boykotun en büyüğünü yıllardır AKP uygulamıyor mu?! Kamuda muhalife iş yok, medyada muhalife iş yok, üniversitelerde muhalife kadro yok, özel sektörde muhalife iş yok! Sizin adamınız olmayana en ağır ambargo ve boykotu bizzat kendiniz uygulamıyor musunuz?! Ne anlatıyorsunuz hala!
“Unutmayın, örgütlü bir halk hiçbir zaman yenilmez.
Her zaman söylenegeldiği gibi küçük şeyler büyük etkiler yaratır.”
José Saramago
İnternet sitemiz bugün satışa kapalı olacaktır.
Meslektaşımız Aybüke Pusat ile ilgili gelişmeleri takip ediyoruz ve kendisinin yanındayız.
Sanat emeği, ifade özgürlüğüyle anlam bulur. Hiçbir oyuncu, düşüncesini dile getirdiği için işinden edilemez. #AybükePusat
Her şeyin değiştiği o an.
İstanbul Üniversitesi öğrencileri polis barikatını aşıp Saraçhane'ye doğru yürüyüşe geçiyor. 19 Mart 2025.
Muhtemelen bu anlar Türkiye'nin kaderinin değiştiği dönüm noktası olarak nesilden nesile anlatılacak.
📹: @bianet_org
Bir saygısızlığa tepki gösterdiğinizde, size sanki deli yahut alınganmışsınız gibi davranılması bir manipülasyon yöntemidir. Bu tutum, haklı öfkenizi anlamsız, duygularınızı abartılı göstermeyi hedefler. Çünkü en etkili susturma, insanı kendi haklılığından şüphe ettirmektir.
Bir havuza atıldığınızı, havuzdan her çıkmak istediğinizde tekrar tekrar itildiğinizi düşünün… Havuzdan çıkmak için her seferinde var gücünüzle çabalarken artık tırnaklarınız koparken… Su yutmaya başladığınızı, panik yaptığınızı, o can havliyle çırpınışınızı…
Gücünüzün tükendiğini ve çaresizce boğulduğunuzu düşünün.
İnsan da köpek de kedi de aynı şekilde boğulur.
Bu zulümdür, ayağa kalkın…
Susan vicdanını yitirmiştir.
Bu kötülük… Bu kötülüğü yapan yarın çocuğa da yapar bunu… Acıması yoktur. İçimizdeki merhameti yok etmek, duyarsızlaştırmak istiyorlar bizi…
Trol, bot hesaplarla, gazeteci görünümlü kapkara suretlerle, organize bir kötülükle; manipülasyon, dezenformasyon demeden tüm tuşlara basarak yapıyorlar bunu.
Duyarsızlaşırsanız her şeye sırtınızı dönersiniz çünkü…
Umurunuzda olmaz kaybettikleriniz.
Ağaca, ormana, denize, kendi ekonomik sıkıntılarınıza, yitip giden ülkenize bile ses çıkaramazsınız.
Yalnızlaşırsınız, sadece yemek için yaşayan bedenlere dönüşürsünüz…
Sorgulayan, meraklı, neşeli, umutlu hallerinizi söker alırlar.
Şiddet normalleşir…
Bu şiddet dalga dalga yayılır…
✅ Sokakta eşine şiddet uygulayan yaralayan, öldüren adamlar…
✅ Eniştesini kurşunlayıp öldürüp üzerinden arabasıyla geçen kişi…
✅ Oğlunu öldüren baba…
✅ Kadıköyde evinde yiyip içtikleri müzisyen arkadaşını ellerini, ayaklarını, ağzını bağlayıp öldürüp evden çıkıp gidenler…
✅ Köpek nefreti olan, köpekleri öldürmeyi tarifleyen gencin eline bıçağı alıp rastgele insanları yaralaması…
✅ Kedileri gözlerini açmadan, doğar doğmaz su dolu kovaya atın diyen, ölüm tarifi veren yaşını başını almış bir başkası…
Hepsi üst üste oluyor…
Hava durumu sunar gibi ‘şiddet durumu’ sunacak hale geldik.
Cinnete sürükleniyoruz.
Normal değil bu…
Ekonomik sorunlarla birlikte sosyal bir patlamaya doğru yol alıyoruz.
Şiddeti kime, neye olursa olsun normalleştirmek, normal karşılamak, film seyreder gibi seyretmek toplumun ruhunu çeker alır…
Kaybeden hepimiz oluruz.
Sokaklar, caddeler tehlikeli hale gelir.
En çok çözüm beklenen muhalefet…
Muhalefetin ayağı kırık sanki...
Kendi koltuk hesaplarına düşmüşler.
Sesi cılız çıkıyor ya da çıkmıyor.
Politikacılar tarafından terk edilip, kendi halimize bırakıldık sanki…
Çiftçisi, ekonomik sorun yaşayanı, hayvanseveri, işçisi, işsizi, köylüsü, öğrencisi, doktoru, mühendisi, avukatı, esnafı vs. sorunlarını haykırıyor da duymuyorlar…
Yoklar…
Şöyle yaparsam oyum böyle artar, böyle edersem şirin görünürüm ondan üç puan oy alırım, koltuğum şöyle kalır böyle kalır derdinin insana, hayvana, doğaya bir faydası yok…
Bu yitip giden canlar bizim.
Şiddet sarmalından yorulan, bunalan, tedirgin olan biziz.
‘Karda donmak üzeresiniz, uyumak tatlı geliyor ama’ uyumayın…
Uyanın!
Uyursanız kaybederiz…
ACİL!
Karşıyaka’da devam eden yangına müdahale için kullanıma hazır durumda su tankeri ve iş makinesi olan tüm firmaları mücadelemize destek olmaya çağırıyoruz.