Biz İstanbul’uz.
Kadim şehrimizin hanelerinden, sokaklarından, meydanlarından yürüdük geldik.
İstanbullu kadınlarla, çocuklarla el ele, gönülden bir dayanışmayla uzun bir yolu yürüyoruz.
Örgütümüzün iradesiyle, direnciyle, umuduyla devam ediyor yolculuğumuz.
Kayyumları, butlancıları, fırsatçıları çoktan geride bıraktık.
Bilinsin ki yetkisiz kayyumların, işbirlikçi butlancıların kararları yok hükmündedir.
Görevimizin başındayız.
Gün gelir.
Çivisi çıkar dünyanın.
Konuşamayanlar hatip,
Şifa veremeyenler tabip,
Yazamayanlar kâtip olur.
Ama yine öyle bir gün gelir ki…
İşler ters döner.
Aldatan, bir gün sadakat için,
Çalan, bir gün adalet için,
Döven, bir gün şefkat için yalvarır.
‘Piyon’ deyip geçme, gün gelir şâh olur.
Şâha da fazla güvenme,
Gün gelir mat olur.
Parti değiştiren belediye başkanı, milletvekili görevini kaybetmelidir. Birçok ülkede bu böyle, bizde neden olmasın?
Hindistan’da “İhanet Yasası” diye anılan yasa ile böyle…
Brezilya’da “Koltuk partinindir.”
Singapur Anayasasına göre vekil parti değiştirirse vekilliğini kaybeder.
Portekiz Anayasası çok net bunu ifade ediyor. “Çünkü bir temsilci partisi sayesinde meclistedir”, diyor.
İspanya’da “siyasi satın almaların”, “koltuk pazarlıklarının” önüne geçmek için özel bir yasa var.
Yeni Zelanda’da parti değiştirmek, seçmenin temel haklarının ihlali olarak değerlendiriliyor.
Ve daha nice mevzuat ve uygulama var bu yönde.
Özetle;
“Plana sadık kalan”; yolsuzluğu, arsızlığı ayyuka çıkmasın diye partisini değiştirme olasılığı olan belediye başkanları yalnız terk ettiği partiden değil, sistemden de düşmelidir. Böylece millet de kurtulmuş olur!
Demokrasi ve sandık namusu sözde seçilmişin nefsiyle oranlanıp harcanamaz!
Ey Atanmış! https://t.co/DOvh1Nx9WO @cumhuriyetgzt aracılığıyla
"Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz
Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde"
Çalıştık didindik, uykusuz kaldık sağlığınızdan feda ettik, aldığımız görevi, binlerce yıllık İstanbul’un emanetini hak ettiği güzelliğe getirdik.
Türkiye koruma ve restorasyon tarihinin en büyülü eserini İBB Miras olarak ortaya çıkardık; Yerebatan Sarnıcı’nı İstanbul’un şanına yakışır hale getirdik☀️
Biz şimdi gururla ve onurla bu güzel eserin karşısında söyleyecek tek sözümüz var;
İşimiz, emeğimiz, eserimiz sözümüz, mesleki rütbemiz Yerebatan Sarnıcı restorasyonudur.
Kendi emeğimizle var olmanın gururu ve onuru ile Yerebatan Sarnıcı’nın girişine yazdığım küratör metninden:
"Yerebatan yerin üstüne aittir.
O ölmemiş, bir ömrün sınırını çoktan aşıp 1500 yaşına dayanmıştır. Yerin altına inip oradan ölümsüzlüğü almış bir kahraman, ömrünü kendi zamanının ötesine taşımış bir efsanedir.
Yeraltına iniş kapımızdır Yerebatan"
#YerebatanSarnıcı
Gönlünde güzellik ve taşıyan tüm dostlara sevgi ve hürmetle…
Bugün İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ayşe Çelik davasının ilk duruşmasına katıldık.
Olaydan 11 ay sonra görülen duruşma 9 Nisan 2026’ya ertelendi
Kadın cinayetleri münferit değildir.
Geciken adalet, cezasızlık üretir
#AyşeÇelikİçinAdalet#BirKişiDahaEksilmeyeceğiz
Hatırlayalım: Bir genç kadın, Beyoğlu’nda sokak ortasında cinsel saldırıya uğramıştı. Genç kadın kolluğa başvurmuştu.
Hatırlayalım: Görüntüler kamuoyuyla paylaşılmadan önce, iki saldırgan serbest bırakılmıştı. Çünkü kolluğa başvuran genç kadın, kendi bilgilerinin saldırganlarla paylaşılmasından kaygılanmıştı.
Hatırlayalım: Bu saldırganlar kamuoyu baskısıyla tutuklanmıştı.
Bu davaya katılma talebimiz vardı: Bu saldırı, kadınların sokakta özgürce yürüyebilme hakkının gasbıdır; İstanbullu tüm kadınlar adına bu davanın tarafıyız demiştik. Dosya ağır cezaya sevk edildi, katılma talebimiz görmezden gelindi.
Geldiğimiz noktada verilen kararda, cinsel saldırı faillerine verilen ödül gibi tahliye; atanmış Adalet Bakanı’nın “Türkiye hukuk devletidir” şakasının uygulamadaki karşılığıdır.
Tek bir kadın bile sokakta tedirgin oluyorsa, tek bir kadın bile kolluğa başvururken “acaba başıma ne gelir” diyorsa; şiddet, istismar ya da cinsel saldırı failleri korunuyor demektir.
Bu karar, kadınların yaşam hakkına, özgürlüğüne ve güvenliğine yönelik açık bir saldırı, somut bir gözdağıdır.
Kadınları korumayan, failleri cesaretlendiren bu düzen, bizim düzenimiz değildir!
Değiştireceğiz!
Cezasızlığın, hukuksuzluğun, kadın düşmanı zihniyetin karşısında; tüm kadınlar adına mücadeleyi büyüteceğiz.
Adalet gelene kadar, failler hak ettiği cezayı alana kadar, kadınlar sokaklarda özgürce yürüyene kadar durmayacağız!
Bu haritanın kumaşında inanç, dayanışma, umut var. 81 ilden kadınlar bu ülkenin vicdanını, ümidini ve ortak bir gelecek hayalini bir araya getirdi. Bu ortak vicdan haritası gösteriyor ki; bir araya geldiğimizde hiçbir güç bizi ayıramaz. Biz birlikte güzeliz. İyi ki varsınız, iyi ki varız!
Bu büyük dayanışmaya emeğini ve yüreğini koyan herkese tüm kalbimle teşekkür ediyorum.
Pendik’te bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden Işıl Öykü Dinç’in davasının ilk duruşması için bugün Anadolu Adliyesi’ndeydik.
Henüz 14 yaşındaki bir kız çocuğunun yaşamını yitirdiği bu olayın üstü örtülmesin, deliller karartılmasın, sorumlular tüm gerçekliğiyle ortaya çıksın diye; bir çocuğun yitip giden hayatı için hesap sorulsun çağrımızla bir aradaydık.
Işıl Öykü’nün adı adaletin sesi olsun.
Biz bu sesi duyurmaya, her duruşmada orada olmaya ve Işıl’ın ailesinin adalet arayışına omuz vermeye devam edeceğiz.
Sizden ve aşağılık iftiralarınızdan korkacak, mücadelesinden geri adım atacak kadınlar var sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz!
Yol arkadaşlarımızı gölgede siyaset yapan, sessiz kalmayı tercih eden kadınlar zannediyorsunuz.
Oysa biz ‘Kötülüğünüz kadar derin bir yanılgının içindesiniz’ diyoruz.
Rezil bir çağın, rezil aparatları olarak er ya da geç hesap vereceksiniz.
Sizin derdiniz; kimseye boyun eğmeden, kendi emeğiyle, kendi aklıyla, kendi onuruyla ayakta duran kadınlarla. Biz bunu çok iyi biliyoruz.
@GokceGokcen_ , emeğine, cesaretine ve mücadelesine ilk günden bu yana şahitlik ettiğimiz bir yol arkadaşımızdır.
Ne kirli diliniz, ne alçak söylemleriniz kadınların siyasetteki varlığına gölge düşüremez.
Genel Başkan Yardımcımız, yol arkadaşımız Gökçe Gökçen’in yanındayız!
Kadınların sesini kısmaya, emeğini yok saymaya çalışanlara karşı dimdik duruyoruz!
Anadolu Adliyesindeyiz…
Mattia Ahmet Minguzzi davasında adliyenin içi dışı adalet talebi dolu.
Herkesin ortak isteği çok net: Caydırıcı, emsal ve adil bir karar ve tecelli eden ADALET.
Adalet, bir ülkenin vicdanıdır.
Adalet güneş gibidir; doğmazsa, hepimiz karanlıkta kalırız.
Adalet bekleyen, sesini duyuran, duyuramayan; suçtan zarar gören, mağdur edilen, canından olan sesine ses arayanların yanındayız.
Evlatlarını toprağa veren annelerin, yaşam hakkı gasp edilen kadınların, çocukların, adalet arayan herkesin yanında olmaya devam edeceğiz.
#Adalet #MattiaAhmetMinguzzi #KadınaŞiddet #EmsalKarar #Susmayacağız
“İki yüzüncü gün… Dile kolay.”
Dün Silivri’de 200. gününde Doç. Dr. Buğra Gökçe’yi ziyaret ettim.
Beton duvarların ardında bile aklını, vicdanını ve umudunu koruyan bir insan…
Kelimeleri yalnızca bir tutsaklığın değil, bu ülkenin içine hapsedildiği iki yüzlülüğün aynası gibi…
Ama biz; adaletin yeniden bu topraklara dönmesi, bu kara düzenin sona ermesi için
var gücümüzle çalışıyor, direniyor ve unutturmamaya devam ediyoruz.
#BuğraGökçe #Silivri #Adalet #HakHukukAdalet
Silivri 16:00
Bugün buradaki “ikiyüzüncü” günüm… İkiyüz… Dile kolay. Bu kararları düşünmeden talep edenler ve verenler için iki saat bile bu dört duvar arasında nasıl yaşanır bilemiyorum. 51 yıllık ömrümün %1’inden fazlasını gömdüğüm bu “Beton Kafes” içerisinde direnci, umudu ve yaşama sevincini yeşertirken gözümün önüne iki yüzlü birçok şey geliyor…
Ekonomi: 2002’de kriz sonrası alınan ve 2 yılda toparlanan bir ekonomiyi uluslararası pozitif ekonomik konjonktürün etkisiyle 2015-16 dönemine kadar getirenler sonrasında tepetaklak ettikleri her şeyi dış güçlere, uluslararası krizlere, savaşlara, pandemiye vb atar oldular.
İyi şeyleri onlar yapmışlardı, yanlı şeyleri dış güçler filan yaptırmıyor. Sistemin değiştiği ve Nas politikalarına geçildiği 2017’den beri istisnasız her yıl yılbaşı mesajlarımızla enflasyonu tek haneli rakamlara düşürüyoruz ülke olarak! 8’inci yılındayız ekonomik krizin… Dünyada hiçbir ülkede bu denli uzun süren bir kriz olduğunu sanmıyorum. Faiz sebep diyerek epistemolojik kopuş ile bilime karşı kürek çekenler yaptıkları dev hata ve zararın faturasını halk kesimlerinden, emekliden, öğrenciden, çalışandan, orta direkten çıkarıyor. Dediğinin tersini yapmaya başlayıp (Nas politikalarını çöpe atıp) bir şey olmamış gibi “denedik işte bir şey” diyerek ülkeye ağır bedel ödettiklerini de örten bir “iki yüzlü” politika izlemiyorlar mı?
Gelir Dağılımı: Bozuk diye eleştirip geliri tabanda dengeli dağıtacağız diye iktidara gelenler, zengini daha zengin yoksulu daha yoksul yapmadı mı? En zengin %20 gelirin %48’ini alırken, en zengin %1 tüm servetin yaklaşık %40’ını elinde tutarken dengeli gelir dağılımından bahsedebilir miyiz? KKM ile zenginin parasına hem döviz getirisi hem ilave faiz verirken bu kamu kaynağını yoksulun, memurun, asgari ücretlinin cebinden alarak ödemedik mi? Bu “iki yüzlü” söylemi ne yapacağız?
Vergi: Vergide adalet diye iktidara gelip, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alacağız söylemiyle geniş halk kitlelerinin gönlüne girenler çalışanın sırtına yükledikleri dolaylı vergilerin %80’lere geldiğini, en zenginlerin vergi borçlarını ise bir gece kararnamesi ile affettiklerini ve onlarca kez vergi affı çıkardıklarını unutuyorlar mı? Çalışanlar vergilerini maaşlarından peşin öderken, neredeyse verginin vergisine maruz kalırken, affedilen, üzeri çizilen kamu alacakları nasıl bir “iki yüzlü” politikanın parçasıdır?
Eğitim: “Benim kızım da okuyabilsin, herkes ayrımsız eğitimden yararlansın, başörtülü bacım da üniversiteye girebilsin” diye iktidara gelenler “paran kadar eğitim” alabildiğin hatta “paranla başarısızlık satın aldığın” bir eğitim sistemi ile ne eğitimde ne istihdamda 5,5 milyon genç yaratmadılar mı? Sınav sorularından, sonuçlarına kadar şüphe ile yaklaşılan, öğrencinin de velinin de güvenmediği, gençlerin yurtdışına kaçmak istediği bir eğitim sistemi ile ülkenin geleceğinden çalan bir “iki yüzlü” yanlışlık silsilesi devam ettirilmiyor mu?
Sağlık: “Muayene sırası bulamadığımız SSK hastanelerinden kurtaracağız” diyerek iktidara gelenler “paran kadar sağlık hizmeti alabildiğin” bir sağlık istemi ile ilaca, doktora, hastaneye erişimi daha güç ve para yetmez hale getirmedi mi? Şehir olmayan yerlere kurulan Şehir Hastaneleri için verilen “Hasta/Mr garantileri” ile devasa kamu kaynakları hastaneleri yapan/işleten yapılara aktarılmıyor mu? Yenidoğan Çetesi’den , Erken Doğum Çetesi’ne! Ameliyatta stent satan yöneticiden, özel hastaneyi sahibine göre denetleyen kamu yöneticisine uzanan bir çürüme sağlıkta da yüzümüze iki yüzlü sonuçlarla varmadı mı?
Gazze’deki katliama karşı suskunluğu kırmak için, Trump’la pazarlık masasına oturanlara karşı Genel Başkanımız Özgür Özel öncülüğünde ‘Özgür Filistin, Tam Bağımsız Türkiye’ şiarıyla buluşuyoruz.
Herkesi, Türk ve Filistin bayraklarıyla, Eyüpsultan Meydanı’na bekliyoruz. 🇹🇷🇵🇸
🗓️ 24 Eylül Çarşamba
🕤 20.30
📍 Eyüpsultan Meydanı
Değerli yol arkadaşlarım, örgütümüzün vefakâr ve cefakâr neferleri;
Bugün gerçekleştirdiğimiz 22. Olağanüstü Kurultayımızda tüm saldırılara karşı iradesini bir kez daha ortaya koyan örgütümüze, delegelerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Bu teveccüh, demokrasiye, adalete, eşit yurttaşlığa, millet merkezli siyasete duyulan inancın tescilidir.
Kurultayımız, zaman ayarlı davalarla partimizi dizayn etme girişimlerine karşı, “sandığın ve millet iradesinin üstünde hiçbir güç yoktur” diyenlerin buluştuğu büyük bir dayanışma fotoğrafı olmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi saldırılar karşısında bir bütündür, ayaktadır. Bugün verdiğiniz güç, yarın kurulacak adaletli ve demokratik düzenin emanetidir.
Safları sıklaştıracağız!
Hep birlikte; korkmadan, vazgeçmeden, yorulmadan çalışacağız. Birbirimize ve milletimize sahip çıkacağız.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'ne sahip çıkmak, Cumhuriyet’e sahip çıkmaktır!
Adaletin yanında, haksızlığın karşısında: Çağlayan’dayız!
İl Başkanımız Özgür Çelik, İl Gençlik Kolları Başkanımız Erdem Kara, il yöneticilerimiz ile ilçe başkanlarımız ve yöneticilerimizin yargılandığı “31 Ocak Çağlayan Davası” duruşması için Genel Başkanımız Özgür Özel’in katılımıyla, yarın Çağlayan Adliyesi’nde buluşuyoruz.
Adalet talebini dile getiren, haksızlık ve baskılara karşı duranları bekliyoruz.
🗓️ 22 Eylül Pazartesi
🕙 10.00
İstanbul Adliyesi baro odasında sergilenen İstanbul Barosu’nun ilk cübbeli eylemi (1975), bizlere mesleğimizin onurlu direniş geleneğini hatırlatıyor.
Bu vesileyle meslek büyüğümüz, savunmanın şairi, kıymetli amcam Av. Müşür Kaya Canpolat’ı ölümünün 6. yılında rahmetle, sevgiyle anıyorum.
Ömrünü savunmanın bağımsızlığına, baromuzun onuruna, adaletin ve demokrasinin kökleşmesine, eşit ve özgür bir ülke idealine adadı.
O bayrağı bıraktığı yerden devralarak, bugün de aynı kararlılıkla, inançla savunmanın ve adaletin yanında, hukuksuzluğun ve baskının karşısında durmaya devam ediyoruz. #av.müşürkayacanpolat #savunmanınşairi
2019 İstanbul belediye seçiminde oy pusulalarının birini geçerli diğerini geçersiz sayan YSK,
bu kez de kendi görevini gasp eden asliye hukuk mahkemesinin bir kararını hukuki diğer kararını "tam kanunsuz" saydı.
Cesaret ve ferasetleri buna yetti demek ki!