'Mutlak butlan' kararına tepki gösteren edebiyatçılar, ortak bir bildiri kaleme aldı:
"Tarihin, doğru ve vicdanlı tarafında kalmak isteyen herkesi bu mücadeleye destek vermeye davet ediyoruz."
Oyuncu Şebnem Sönmez BirGün'e yazdı, Kılıçdaroğlu'na seslendi:
"Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum.
Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyet ve edimlerinizden arıtmak boynumuzun borcudur."
Sayın Kılıçdaroğlu’na güvenim tamdır. SSK’yı batırdı, CHP’yi batırdı, seçimleri batırdı ve Allah’ın izniyle cumhur ittifakını da batıracaktır. Rabbim bu kutlu mücadelesinde onun yâr ve yardımcısı olsun.
Teşekkürler Kemal Kılıçdaroğlu!
Sayende herkes birlik oldu...
Artık yeni partine kaybettireceksin!
Özgür Özel daha parti kurmadan birinci! Yıllarca yapmadığın hizmeti, siyasi kariyerinin sonunda yaptın...
CHP'li Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık:
"Kemal Kılıçdaroğlu'na hain diyenlerin partiden ihraç edileceğine dair bir haber okudum. Bu vesileyle Kemal Kılıçdaroğlu'na yalnızca hain demeyi yeterli bulmadığımı belirtmek istiyorum.
Çünkü kendisi yalnızca hain değil aynı zamanda iş birlikçi, işgalci ve operasyoncu birisidir.
Devletin polisiyle partilileri karşı karşıya getirmekten imtina etmeyen, milyonlarca insanın iradesini gasp ederken bir an bile geri adım atmayan bu kişiye ne desek azdır.
Böyle bir kişinin karşısında olup onunla mücadele etmek, tarihin bize yüklediği en doğru vazifelerden biridir."
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
2013 yılından bu yana onurla üstlendiğim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkez Avukatlığından, bu sabah saatlerinde aldığım bir tebligatla, meslektaşlarım Av. Mehmet Can Keysan ve Av. Hazar Kardaş ile birlikte azledildiğimizi öğrendim.
13 yıl boyunca, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine duyduğum inançla; partimize yönelik her türlü hukuksuzluğa, baskılara, siyasi operasyonlara ve yargının araçsallaştırılmasına karşı meslektaşlarımla birlikte hukuki mücadele vermeyi görev saydım.
Mutlak butlan kararı, siyasi iradeyi ve parti hafızasını hukuk dışı yöntemlerle yeniden dizayn etmek için verilmiştir. Demokratik meşruiyetin yerine fiili dayatmayı koymaya çalışan hiçbir anlayışın ve hukuk dışı yöntemlerle tesis edilen hiçbir tasarrufun benim nezdimde meşruiyeti yoktur.
Bu süreçte atılan ilk adımlardan birinin, yıllardır partinin hukuk mücadelesini yürüten avukatların görevden alınması olması tesadüf değildir. Bu müdahalenin amacı Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukuksuzluğa karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini etkisizleştirmek, savunma iradesini zayıflatmak ve itiraz yollarını susturmaktır.
Bu nedenle şahsıma yönelik bu müdahaleyi bir mesleki kayıp ya da kişisel bir hüsran olarak algılamıyorum. Aksine, hukuksuzluğa boyun eğmemenin bedeli olarak bir onur nişanı olarak görüyorum. Ömrüm boyunca da bunu aynı kararlılıkla ve gururla taşıyacağım.
Çünkü bizim mücadelemiz ve avukatlık makamlarla, unvanlarla ya da resmi sıfatlarla sınırlı değildir. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni demokrasi mücadelesinin, halk iradesinin ve Cumhuriyet değerlerinin baba ocağı olarak kabul eden insanlarız.
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hukukun üstünlüğünü, demokratik meşruiyeti, halkın iradesini savunmaya devam edeceğim. Bunun için herhangi bir vekâlet ilişkisine, resmi sıfata ya da görevlendirmeye ihtiyaç duymadım, bundan sonra da duymayacağım.
Bu hukuksuzluğun parçası olan, imza atan, görev alan, sessiz kalan, meşrulaştırmaya çalışan herkese açık çağrıda bulunuyorum: Hiçbir makam, hiçbir geçici güç ilişkisi, hukukun ve vicdanın üstünde değildir. Tarih, hukuksuzluk karşısında direnenleri de bu sürece ortak olanları da ayrı ayrı kaydedecektir. Bugün verilen her kararın, atılan her imzanın ve alınan her tutumun yarın hem hukuk hem de toplum vicdanı önünde bir karşılığı olacaktır.
Başta partimizin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere, demokrasi ve hukuk mücadelesinden geri adım atmayan tüm yol arkadaşlarımla hukuksuzluğa karşı dayanışma içinde olmaya devam edeceğimi de beyan ediyorum.
İnanıyorum ki, sonunda mutlaka halkın iradesi kazanacaktır.
Birçoğumuzun adını dahi ilk kez duyduğu kızımız Hatice Gökçe Emir, tarihimizde çember jimnastik aletinde ülkemizi temsil eden ilk sporcu oldu…Kızımız ülkemize ilk gümüş madalyayı getirdi ve bu başarı World Challenge Cup’taki ilk madalyamız olarak tarihe geçti. Bütün dünya basınında kızımızın başarısı konuşuluyor fakat bizler biraz sessiz kaldık. Hatice’yi yalnız bırakmayalım ve bu mutluluğu hep birlikte paylaşalım…Her dalda, her sporda gençlerimizi destekleyelim, suça sürüklenmeyen, ülkemizi şahlandıran, gittiği yerden eli boş dönmeyen pırlanta gibi evlatlarımız var bizim. Seninle gurur duyuyoruz Hatice…
bu arkadaş iktidar yanlısı..(olsun, sorun değil)...sırtını ciddi bir güce dayamış, yani baskı kuracak en güçlü mekanizmanın bir parçası,ama hala "birileri mahalle baskısı kurmaya çalışlıyor" diyor...:) :)
Skandal filan değil rezillik!
Oyunun yönetmenini, yaratıcılarını, sahnede ortaklaştığın arkadaşlarını, seyircileri, ödülü veren jüriyi değil tüm sanat alanlarının 'yetersiz-liyakatsiz-yasalar ve kurallar çiğnenerek atanmış' dediği, kurum içindeki çalışanlara ve sanatçılara düşmanlık eden yetmedi kurumun beşiği Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı'ndaki akademisyenlerin okuldan atılmalarını sağlayan bir zatın adını anınca başınız göğe ermiyor. Dün yaşandığı gibi yere yapışıyorsunuz ve o güzelim oyun, yönetmeni ve yaratıcıları da bu seviyesizlik sayesinde anılmış bile olamıyorlar. Tamer Karadağlı'nın yapması gereken yasaya ve kurallara uyarak hemen istifa etmektir. Bunu anlamadıysa dünkü ödül törenini bir daha izlesin.
#afifejaleödueltöereni