sevmek isteyince seviyorsun. gerçekten bütün mesele istemekte. yeter ki sevmek iste. yeter ki ona kalbini açmak iste. yeter ki içine sevmek denen o tohumu düşür. yeter ki niyetin sevmekten yana olsun. isteyince bütün bunlar çok kolay. birine gönlünü düşürmek, meyletmek çok kolay ama isteyene kolay. sevmek istemeyince karşındaki insan ne yaparsa yapsın, ne kadar güzel ve kusursuz olursa olsun, kalbinde tek bir yaprak bile kıpırdamaz. demek ki mesele karşımızdakinin ne kadar sevilesi olduğu değil, bizim sevmeyi seçip seçmediğimizdir.
herkesin bir gün gidebileceği gerçeğiyle, temkini elden bırakmadan ama o insana teslimiyetle yaslanmanın lezzetinden de mahrum kalmadan sevebilmek istiyorum. bu ikisi birden mümkün mü, bilmiyorum; ben pek beceremiyorum. genelde teslimiyetle yaslanıp temkini tamamen unutuyorum. bu da sık sık hüsrana uğramama, her defasında aynı yere takılıp tökezlememe sebep oluyor. belki de kalbi açık tutmanın, sevebiliyor olmanın bedeli budur; düşe kalka devam etmek, yaralana berelene sevmek. hep sevmek, çok sevmektir.