Suça sürüklendirilmiş piclerinize sahip çıkın . Zannetmeyin sümen altı kalacak. Kara ve karanlık zihniyet elbet birgün gidecek , bunların dosyaları tek tek elden geçecek.
Esir Yunan asker anlatıyor: Mustafa Kemal geldi, “Nerelisiniz?” diye sordu. Sonra ekledi: “Burası aslında doğduğunuz yer ama buranın tarihini bilmiyorsunuz. Müzik derslerinde isyancıları oynuyor, Türklere hakaret içeren şarkılar söylüyordunuz. Ticaret elinizdeydi, her şeyiniz vardı. Daha ne istediniz? Diş etlerinize bakın, hâlâ Türk’ten kopardığınız et parçalarını görürsünüz.”
O gün Anadolu’da Türk düşmanlığıyla yetiştirilenler, Türk’ün evine saldırdı. Bugün de tablo tanıdık. Türk yine kendi yurdunda öteki sayılıyor, kendi evinde dışlanıyor. Tarih unutulursa aynı sahne başka yüzlerle yeniden kurulur.
Kürtler için Batıda yaşamak bir konfor alanıyken,
Türkler için Doğuda yaşamanın, görev yapmanın can tehlikesi var ise bu ülkede Kürt değil; Türk sorunu vardır.
Gata onkoloji ve hematoloji girişinde bir heykel vardı. yengeç'e mızrak saplayan bir gata doktoru. Eritilip Satıldı mı?
Ülkenin dört bir yanından çalma, çırpma, peşkeş haberleri gelirken kimse önemsemeyecek olsa da GATA’da yaşanan bir skandalı anlatmak istiyoruz.
Malûm, AKP için GATA da “fethedilecek” kurumların başında geliyordu. Nitekim 15 Temmuz darbe teşebbüsünden hemen sonra burası Sağlık Bakanlığı’na devredildi ve askeri hastaneler kapatıldı.
Peki TSK’dan koparılan ve sivilleştirilen GATA şimdi ne halde, daha iyi ve başarılı mı yönetiliyor?
Burasının da adeta bir çiftliğe döndüğü, en acil malzemelerin bile alınmadığı, ameliyatlarda “bıçak parası”nın yürürlükte olduğu iddiaları bir yana koskoca kurumda bir heykelin çalınması olayı yeter.
“Heykel” dediğimiz, öyle küçük bir biblo veya büst falan değil; yaklaşık 3.5 metre uzunluğunda bronz devasa bir heykel. Tarihçesi de şu:
Türkiye’nin en eski tıbbi onkoloji kliniklerinden birisi 1983’te GATA’da, Prof. Dr. Önder Berk tarafından kuruldu. Ülkemizde ilk kemik iliği nakli de kuruluşundan 1 yıl sonra bu klinikte gerçekleştirildi. Prof. Önder Berk, bu modern kliniği kurarken, binanın önüne de kanserle mücadeleyi simgeleyen bir heykel yaptırdı. Yani neredeyse 30 yıllık tarihi bir heykelden söz ediyoruz.
Bu heykelin başına ne mi geldi?
1 yıl önce, bir gün vinçler GATA’ya geldi. Bu heykeli sökmeye başladı. “Ne oluyor?” diyenlere, “Bakımı yapılacak.” cevabı verildi.
Ancak sonrasında, yine GATA içinde ömrünü doldurup hurdaya ayrılmış malzemelerin bulunduğu yere atıldı. Buradaki görevli, heykelin hurdaya ayrılamayacağını söylese, yetkilileri uyarsa da dinleyen olmadı.
Ve neticede bir gün heykel kamyona yüklenip götürüldü. Gidiş o gidiş!..
Konuyla ilgilenen, heykelin tarihçesini bilenler ne olduğunu sorup araştırsa da sonuç alınamadı, olay unutuldu, gitti.
Ta ki, uzun bir aradan sonra, geçtiğimiz aylarda GATA Hastanesi Başhekimliği’ne ilk kez asker bir isim atanana kadar.
GATA kökenli olan Prof. Dr. Kıdemli Albay Hanefi Cem Gül’ün ilk işi, kayıp heykelle ilgili tahkikat başlatmak oldu. Tahkikat sonunda sorumluluğu ve ihmali tespit edilen dönemin yöneticileri hakkında suç duyurusunda bulunulurken raporun bir örneği Ankara İl Sağlık Müdürlüğü’ne gönderildi. Sağlık Müdürlüğü de soruşturmayı genişletti.
“Heykel bulundu mu?” diye soracak olursanız;
Maalesef bulunamadı.
“Hurdaya ayrıldığı” için normalde bunun Makine ve Kimya Endüstrisi’ne (MKE) götürülmüş olması gerekirdi, değil mi?
Araştırıldı, MKE’ne soruldu; hayır, oraya da götürülmemiş.
Koca heykel uçamayacağına göre; yüklendiği kamyonun MKE yolunda bir başka yöne saptığı, saptırıldığı, ez cümle, bronz heykelin bir yerlerde eritilip satıldığı tahmin ediliyor.
GATA gibi bir yerde, herkesin gözü önünde koca heykel çalınabiliyorsa, varın, gerisini siz düşünün!..
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, kendi hastaneleri gibi, ülkemizin en köklü bu hastanesiyle de ilgilenip, “Neler oluyor?” diye sorar mı acaba?!
Müyesser YILDIZ
9 Mart 2023
Eşimle karar aldık denize girmeyeceğiz. Tüm Akdeniz sahilleri böyle. Bu bilerek isteyerek yapılıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın açıklaması yok. İçişleri'nin açıklaması yok. Kıyılardan sorumlu Sahil Güvenlik'in açıklaması yok. Belediyeler sus pus. Kaymakamlar ortada yok.
Avrupa'nın öğütülmüş çöpü denizlerimize dökülüyor. Halk sağlığı kimsenin umurunda değil.
Subay yemini okuyanMustafa Kemal askerleri affedilmedi ancak Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya yeminli Öcalan’ın teröristleri affediliyor. @zaferpartisi@zpgencresmi
Atatürk'ün şoförlüğünü yapan Seyfettin Yağız'ın aktardığı Mussolini anısı:
•İtalya büyük elçisi, Atatürk'e bir not iletmek üzere geldi.
•Atatürk sordu, ''Niye gelmiş, sorun bakalım.''
•Büyük elçi, Mussolini'nin ''eğer 4 aylığına İzmir'i bize vermezse, 40.000 askerle zorla İzmir'i alırım.'' dediğini iletti.
•Atatürk gülümseyerek ''Söyle o kerataya, o 40.000 askerle İzmir'i alamaz ama ben 4.000 askerle Roma'yı alırım.'' dedi.
•Ben Atatürk'ün sayesinde 5 lisan öğrendim. Atatürk'ün yanına hayvan gibi girdim, insan gibi çıktım.
Sen öleceksin, aradan bir asır geçecek. Mezarına, vatanı birlikte kurtardığın köylünün torunu gelecek. Bağlılığın gücünü bir destanla değil sessiz, sözsüz, sade bir bakışla, bir duruşla ıspat edecek.
Prof. Dr. Celal Şengör:
▪️Biz öyle bir orduyu yeniyoruz ki; teçhizatı bizden iyi, kuruluşu bizden iyi.
▪️Ve Büyük Taarruz'dan önce İngiliz subaylar gelip Yunan ordusunu teftiş ediyorlar.
▪️Yani millet zannetmesin ki biz yalnız Yunanlılara karşı savaştık; hayır.
▪️İngiliz geliyor, o orduyu hazırlıyor.
▪️Mareşal Townshend geliyor, Yunan mevzilerini geziyor ve diyor ki: 'Türkler eğer burayı 6 ayda aşarlarsa 6 günde aştık desinler.'
▪️Dünyaya hatırlatalım: 3 günde aştık!