Eski Twitter timeline'ını özlemek... Algoritmanın seni manipüle etmediği, herkesin kronolojik sırayla saçmaladığı, Mavi Tik'in para ile satılmadığı ve ana sayfanın nefret söylemiyle değil mizahla aktığı o altın çağ. Sosyal medyanın son gerçek mahalle ortamıydı.
İnsanlar, bağımlılığı genellikle "irade zayıflığı, kalıcı bir beyin hastalığı veya ahlaki bir çöküş" olarak etiketler.
Çözüm olarak da hastaları suçluluk duygusuyla boğar, beyinlerini ilaçlarla uyuşturur veya bir maddeyi başka bir sentetik maddeyle değiştirirler. ++
"Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel'in mal varlığı ortaya çıktı.
40 dükkan, bir düğün salonu, 6 arsa, bağ ve konutu olduğu tespit edilen Sonel'in üstüne bir günde 20'den fazla iş yerinin tescillenmesi dikkat çekti."
Valiler nasıl denetlenir ?
Denetlenir mi ?
1. e-Devlet’e giriş yapın.
2. Arama bölümüne “Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşu Hesap Sahipliği Sorgulama” yazın.
3. Çıkan hizmete tıklayın.
4.Açılan ekranda adınıza kayıtlı ödeme ve elektronik para kuruluşlarındaki hesapları görüntüleyin.
ben mutlu olma eğilimi yüksek biriyim. bir ağacın altında bile oturduğumda çok mutlu oluyorum. yeni demlenmiş çayı içerken. gölgelik yer bulmuş gibiysem ve şarkı da güzelse hep mutlu olurum.
Öğrenciyken çalıştığım restoranda
Serpme kahvaltıdaki her şey 3 harfli marketten alınıyordu.
patron Müşteri görmesin -zabıta yakalamasın diye paketleri evde açıp her şeyi büyük sefer taslarıyla getiriyordu.
Müşteri kalktıktan sonra masadaki zeytinler, ellenmemiş peynirler, tereyağı, fındık ezmesi ve reçeller geri toplanıyordu.
Bal ve reçel içine düşen yiyecekler ayıklansın diye ince süzgeçle süzülüyordu. (Neden reçeller hep su gibi sanıyorsunuz)
Geri toplamayı engelleyen ise sigara izmariti oluyor.
Eğer balı ve reçeli sizden sonra geri toplayacaklarından şüpheleniyorsanız içine izmarit atın...
Peynirleri çatalla 2-3 parçaya bölün.
Zeytine çare yok ama, çünkü suda yıkanıp üzerine zeytinyağı dökülüyor tekrar.
En iyisi dışarda kahvaltı yapmayın.
Çok aşırı fazla sigara içiliyor. Bu milleti bu batağa kim soktu, nasıl önü alınamadı bunun? Bu bizim toplumumuzda ne zaman ezik, pis, iğrenç bir şey olarak kabul edilecek? Öyle çünkü. Kötü kokuyorsunuz, rahatsız edicisiniz ve aptal gibi görünüyorsunuz. Hele o emzikler iyice.
27 yaşına kadar insan maldır. kadın erkek fark etmez maldır. istisnalar olabilir ama cok az. ha 30 yasında mallık gider diye bişi yok 50ye kadar da mal olunabilir ama 27ye kadar net herkes maldır
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.