O-bu-çözüm-şu-bu derken olan Selahattin Demirtaş'a oldu.
Niye hapiste olduğunu bilemeden 10 yıl geçti. Bunca yıl eğilip bükülmeden yatıyor adam.
Ne diyeyim!
@hdpdemirtas
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Ya susup oturacak ve sıranın “hiçbir şey yapmasanız bile” size gelmesini bekleyeceksiniz.
Ya tam da Deniz’in yaptığı gibi Saray’ın kendinden olmayan kim varsa yok etmeye and içtiği bu berbat rejime karşı çıkacak ve konuşacaksınız.
Susmayın.
👇🏽
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılsın.
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Farkında mısınız?
Ülke olarak cinnet geçiriyoruz. Marmaray’da son 10 günde 4 kişi rayların üzerine atlayarak intihar etti. Sürekli polis ve jandarmadan intihar haberleri alıyoruz. İnsanlarımızın antidepresan kullanma miktarı son 10 yılda iki katına çıktı. Hapishanelerimiz %140 doluluk oranına ulaştı. Son olarak daha önce hiç görmediğimiz okullardaki silahlı saldırılar…
Bu ülke bu hale nasıl geldi? Eğitimde yapılan hatalar, gençlerin içine düşürüldükleri ümitsizlik, adalete olan inancın tamamen kaybolması, ekonomik güçlüklerle boğuşan insanımızın kolay çıkış yolları araması, TV dizilerinde yer altı dünyasına yapılan güzellemeler, şiddet sahnelerinin sıradanlaştırılması gibi bir seri hata ve bunları çözecek bir siyasi iradenin olmaması toplumsal bir buhran yaşamamıza neden oluyor. Maalesef iktidar hiçbir sorunu çözemiyor, olaylar karşısında tepkisel küçük adımlar atmanın ötesine geçemeyen, meseleleri temelden çözecek yaklaşımları geliştirmekten aciz liyakatsiz kadroların yukarıdan talimat almadan karar alamadığı bu rejimde problemlerimiz sadece katlanıyor. Ekonomimiz kötü, trafiğimiz kötü, eğitimimiz kötü, beslenmemiz kötü, güvenliğimiz kötü, adaletimiz yok.. ama dış politikada, savunma sanayinde süper işler yapılıyor cakası satılıyor. Bir fizik öğretmeni olarak söylüyorum: bir sistemin parçaları iyi çalışmıyorsa bütünü de çalışmaz ve sonunda dağılır. Gözümüzle gördüğümüz ve ölçebildiğimiz sorunlarda beceriksiz olan bir iktidarın ölçülemeyen ve görülemeyen alanlarda başarılı olması imkansızdır.
Katliam yapılan okulun önceki müdür yardımcısı Alparslan Yıldırım, saldırgan öğrencinin çantasını aramadan okula almıyormuş.
Bir ay önce, norm fazlası öğretmenlerin okuldan gönderilmesi için uygulanan şikayet yöntemiyle diğer müdürlerle beraber hocanın tayini çıkarılmış.
Gülistan Doku dosyasında çok temkinli yaklaşmak gerektiğini düşünenlerdenim.
Bugün bir kentin valisi genç bir kadının öldürülmesine dair delilleri karartıysa bunu tek başına yapmamıştır. Büyük bir organizasyon ve iş birliği olması gerekir. Dönemin Jandarma Komutanı, dönemin Başsavcısı, dönemin İl Sağlık Müdürü hepsi şüpheli duruma girer…
Her şeye temkinli davranmakta yarar var.
I've never seen anyone as blind as Israelis. They attack wildly against all their neighbors, they occupy them, take their land, kill them in great numbers, but the whole time they're really convinced that they're the victims. And they think anyone who criticizes them hates Jews.
Savaşınıza sıçayım ! Bugün bir okul da bir Öğretmen öldürüldü ! Öğrencisi tarafı dan gelen üstelik ! Bir öğretmen yaralandı, bir öğrenci yaralandı ! Teksas gibi ülke olmuş halen o ona Hu çekiyor ! Muhalefet desen akıl başta yok ki boş boş konuşuyor . Dışarı da çocuklar ellerin de bıçakla yol kesiyor , mahkemeler bir türlü karar veremiyor ! Her iki taraf bir birine nispet yapıyor , kimsenin Ülkesinini düşündüğü yok , bilgiler sızdırılmış telefonlarımız her yerde , cadde geçemiyorsun çünkü kimse frene basmıyor ! Burada kazanan şöhretli olup içi boş çuvallar Dubai den bilgi geçiyor biz iyiyiz diye ! Sanki milletin çok da umurun da ! 2 Manyak dünyayı elinde oynatıyor bunaklar lan ibişler olan bize oluyor halen aymadınız . #OEğretmenSahipsizDeğildir biz sahipsiz değiliz
İslam ülkeleri, İspanya kadar cesur olamadı. “Ümmet” söylemi lafta kaldı. İspanya’nın yeni yönetimi ise attığı adımlarla dünyaya, özellikle de İslam ülkelerine insanlık dersi veriyor.
Fehim Taştekin’in 1 dakika 32 saniyelik değerlendirmesi… İlk cümleden son cümleye kadar her sözünün altına imzamı atarım. ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırısının özeti tam olarak budur:
“Demokrasi, hiçbir yere Amerikan bombalarıyla gelmiyor.”
Ağzına sağlık abi @fehimtastekin
Sayın Kılıçdaroğlu'na ofis konusunda sorulması gereken tek soru şudur..
"Siz bu kadar namussuzsun içinde kendinize ait bir ofis alamayacak kadar namuslu kalmayı nasıl başardınız"
30 yıl ülkenin en büyük bütçeli kamu kurumunda en üst düzey bürokratlık, 20 sene milletvekilliği, 13 yıl genel başkanlık yapmış adama "kirayı nasıl ödüyorsun" diyorlar.
Çünkü adam çalıp çırpıp kendisine plazalar almamış.
Nasıl aldın diyemiyorlar, nasıl kiralarsın diyorlar.
Alışmışlar kendilerini besleyen namussuzların milyın dolarlık ofislerinde takılmaya.
Yahu bu ülkede bana "kiralık ofis kullanan" kendine ait ofisi olmayan bir tane üst düzey siyasetçi gösterin.
Eleştirdikleri şeye bak "neden kiralık ofistesin"
Cevap çünkü sizi yemleyenler gibi şerefsiz değil.
Çünkü abi dedikleriniz gibi hırsız değil.
Çünkü kendine ofis almak için yetim hakkı yemedi.
Çünkü sizin gibi namussuz değil.
Kiralık ofis kullanıyor çünkü ÇALMADI
Türkiye'de malı mülkü olmadığı için eleştirilen tek siyasetçi Kemal Kılıçdaroğlu.
Bu kız gerçekten harika!
"Size yemin ederim statü sembolü olarak gördüğünüz her şey algıdan ibaret!"
"Belediye başkanlarını utandırabiliriz!"
"İyi arabaya binen patrona değil de iyi maaş veren patrona zengin diyelim."
Bir kadın, markette “bir kasa daha açın”, bankada “bir gişe daha açın” ya da dolmuşta “kaptan daha ne kadar bekleyeceğiz” diyen insanlar sayesinde aslında bir şeylerin yoluna girdiğini bakın nasıl anlatıyor.
Ne güzel dünya…
Bir anda ne olduysa savaşı bitirme kararı aldılar. Tamamen tepkileri dindirip, askeri yorgunluğu ve psikolojik tahribatı onarıp kalan yaşam alanlarını da felç edene kadar sadece ara verdiler.
Kanla beslenen zihniyeti hiç bir barış durduramaz.