Bifo Berardi, emeğin farklı türden hesaplanışındaki önemi gösteriyor.
Üretim biçimi göstergelerin üretimini esas aldıkça, somut emek zamana dayalı olan değer anlayışları anlamını yitirir.
Yabancılaşmadan, otonomiye giden yolda bu tip bir anlayışı benimsememiz gerekmektedir.
Ursula K. Le Guin'in "Toplumsal Cinsiyet Gerekli mi? Yeniden" başlıklı makalesi toplumsal cinsiyet normları ve rolleri üzerine düşündürücüdür.
'Karanlığın Sol Eli' adlı romanını yazar, okuyucuları toplumsal cinsiyet hakkındaki varsayımlarını yeniden düşünmeye davet ediyor.
Harcayabileceklerinden çok parası olan kapitalistlerin her zaman kuralları koymanın bir yolunu bulduklarını hiç fark ettiniz mi?
Bir sincabın kış için fındık biriktirmesi gibi servet biriktirirler. Ama işin ilginç yanı, onların kışı asla gelmez.
Gelin Sistemin İçindeki Şiddeti Görün!
Monty Python and the Holy Grail'deki (1975) anarko-sendikalist komündeki insanlar ve "Kral" Arthur ile karşılaşmaları:
Ekonomik çıkarların önceliği, özellikle cinsiyet ilişkilerinin önemini azaltır.
Weber'in de dediği gibi, rasyonel olmayan bir faktör olan cinsiyet, bireyin ekonomik amaçlara ulaşmasını engelleyebilir.
Bu nedenle, kapitalizm cinsiyeti kontrol altına almak için çabalar.
Kapitalizm ve endüstrisi insan özgürlüğüne vurulmuş birer zincirdir ve bizi çevresel yıkıma doğru sürüklemektedir.
İlerleme yanılsamasını reddetmeli ve daha basit, daha sürdürülebilir bir yaşayış durumunu benimsemeliyiz.
Stirner bu alıntısında rekabetin kutsallığını ve verilen değeri yıkıyor; protestan çalışma etiğinin ve bunun üzerine kurulan sistemlerin, nasıl bireye ve egoizme uymadığını açıklıyor.
Bu ekol mükemmel rekabet, bilinçli tüketiciler, rasyonel aktörler ve engelsiz piyasa güçleri varsayar ki bu gerçeklikten uzaktır.
Güç dengesizliklerini, sömürüyü ve sosyal eşitsizliği göz ardı eder. Sadece bireysel kârı değil, ortak faydayı teşvik etmeye ihtiyacımız var.
Klasik liberalizm, yaygın kanıya karşın mutlak serbestiyete dayalı bir düşünüş değildir.
Servet ve gücün yoğunlaşmasına karşı uyarıda bulunan, monopollere karşı çıkan, şirketlerin hükümet politikasını kendi çıkarları için etkilemesinin tehlikeleri konusunda uyaran bir düşünüştür.
Wilde'ın hayatı dolu dolu ve dürüstçe yaşamaya, zevk ve deneyimleri kucaklamaya odaklandığını unutmayalım.
Aynı zamanda, durağan bir yaşamın kısıtlayıcı olacağını ima ederek, gelişim ve değişimin gerekliliğini de kabul eder.
Zenginliğin birkaç kişinin elinde toplandığı kapitalizm ya da devletin aşırı güce sahip olduğu otoriterlik gibi baskıcı sistemler yerine, mutualizm adem-i merkeziyetçi ve adil bir usufruct mülkiyete dayalı ekonomik sistemi teşvik eder.
Yaşadığımız demokrasi, sermayenin gölgesinden, onun kaba karikatüründen, aktörlerin değişmesiyle gösterinin periyodik olarak devam etmesine izin veren ve safları kandıran siyasi trajikomedisinden başka bir şey değildir.
Sosyal ekoloji bizi, insan topluluklarının doğal çevreyle uyum içinde geliştiği bir dünya tasavvur etmeye davet eder.
Tüm yaşamın birbirine bağlılığını anlayarak ve besleyerek gelecek nesiller için sürdürülebilir ve adil bir gelecek yaratabiliriz.
Prangasız'ın ilk metni ve sitesi çıktı!
Sosyal Ekoloji Nedir?—John Clark
Çevirisi; benlik, toplum ve doğa üzerine olarak özetleyebileceğimiz, düalizmi reddeden ve sürdürülebilir bir dünya için, çeşitlilik için birliği teşvik eden ve çığır açan bir yazı.
https://t.co/PLgWALTJan
Simone de Beauvoir, ataerkil ahlakın kadınlara sadece direnilmesi, reddedilmesi ve kontrol edilmesi gereken bir Öteki olarak davranmadığını; aynı zamanda öğrenmek, soru sormak ve keşfetmek isteyen kadınlardan da nefret ettiğini belirtmiştir.
Bu aşmamız gereken bir olgudur.
Yeni sol, marketçi ve marketsiz liberterler arasındaki o ideal noktada durabilmiştir.
Agorizm herkes için negatif ve pozitif özgürlüğün sağlanmasını hedefler, Rothbard'çı merkezciler gibi eski düzenin tortularını kabul etmez.
Halka güç için, pazar güdümlü siyah devrim demiştir.
"İnsan ekonomi içindir" paradigması hakim oldukça hiçbirimiz gerçekten özgür ve yaşanılası hayatlar yaşamayacağız.
Her sistem insan ve onun negatif/pozitif özgürlüğünü hedef alarak yaratılmalıdır.
Bir kesim, hem metadan hem de emeğin ek değerinden istifçilik yapamamalıdır.
Bir entelektüel ve devrimci teorisyen—eğer gerçekten devrimciyse—teorik ve pratik eleştirilerinin toplumla olan ilişkileri vardır, proletaryanın belirli bir kesimini se��me ihtiyacından kurtulur.