İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi, hem yetkisizlik kararı verip dosyayı Ankara’ya gönderdi hem de iddianameyi kabul etti. Bu çelişkili kararla Alican Uludağ’ın tutukluluğu sürdürülüyor.
Bu mu adalet?
Hukuksuzluğa son verin!
#HalkaYalanSöylemedik#TahliyeHemenŞimdi
İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi, Alican Uludağ dosyasında hem "yetkisiz" olduğunu kabul edip dosyayı Ankara'ya gönderdi hem de kendisine sunulan iddianameyi kabul etti
✍️ @pelinunker
https://t.co/narEqQZz7Y
🟥 Mahkeme tescilledi: Tutuklu gazeteci Alican Uludağ'ı yetkisiz savcı soruşturmuş
📌 Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tutuklanan gazeteci Alican Uludağ hakkındaki iddianame kabul edildi. Mahkeme, Uludağ’ın adresinin Ankara olduğunu belirterek yetkinin Ankara Asliye Ceza Mahkemesi olduğuna karar verdi. Evinde gözaltına alınan Uludağ’ın “yakalandığını” öne süren mahkeme, tutukluluk hâlinin devamına hükmetti.
Canan Coşkun'un (@canancoskun) haberi
https://t.co/Ov26YIeiTn
BirGün'den kamuoyuna çağrı
Muhabirimiz İsmail Arı, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla dün akşam Tokat’ın Turhal ilçesinde gözaltına alındı. Arkadaşımız, sabah saatlerinde Ankara’ya getirildi.
Arı’nın gözaltına alınması, gazetecilere yönelik bir gözdağıdır. Haber ve habercilerle ilgisi olmadığı savunulan Dezenformasyon Yasası, bir kez daha gazetecilere dönük yargı sopası olarak kullanılmıştır. Ancak bilinmelidir ki ülkedeki yoksulluk, yolsuzluk ve adaletsizlik giderek derinleşirken rüşvet ve rant çarkı hızla dönmeye devam ederken gazeteciler susmayacaktır. İnatla, ısrarla anlatmaya, yazmaya devam edeceğiz.
Arkadaşımızın bayram günü aile ziyaretinde olduğu evi basarak alelacele neden gözaltına alındığını da iyi biliyoruz. İsmail yolsuzluk dosyası haber yapmasın, depremde yakınlarını kaybedenlerin yaşadığı haksızlığı görmezden gelsin, kamu kaynaklarıyla semiren tarikat-cemaat-vakıf karanlığını yazmasın isteniyor. Arkadaşımız İsmail’in gözaltına alınmasının tek bir nedeni var, halkına ve mesleğine duyduğu sorumlulukla hakikatin peşinden gitmesi…
Hiçbir baskı ve gözdağı bildiğimiz yoldan gitmemize engel olamaz.
BirGün Gazetesi’nin her bir çalışanı ve her bir meslektaşımız ve yurttaşlar, Arı’ya yönelik haksız hukuksuz tutuma karşı duracaktır.
Bu ablukayı dayanışma ile aşacağız. Ankara'da saat 15.00’te Yüksel Caddesi’nde, İnsan Hakları Anıtı önünde, İstanbul'da saat 16.00'da Taksim Tünel'de “İsmail Arı’yı serbest bırakın” demek için bir araya geleceğiz.
Tüm kamuoyunu, “Haber hakkına sahip çıkmak” ve “Hukuksuzluklara dur” demek için Yüksel Caddesi’ne ve Taksim Tünel'e bekliyoruz.
BirGün Gazetesi
Gazeteci Alican Uludağ, "Cumhurbaşkanına alenen hakaret" suçlamasıyla 20 Şubat'tan beri tutuklu.
Kaçma şüphesi yok.
Delil karartma ihtimali yok.
Tanığa baskı yapması mümkün değil, çünkü tanık yok.
Peki, iddianame neden hâlâ yazılmadı?
Avukat Abbas Yalçın'dan bilgilendirme:
"Alican’la bugün Marmara 9 Nolu Cezaevinde görüştüm. Morali ve sağlığı çok iyiydi. Ankara’ya sevk konusunu, "Görevli sana Ankara’ya nakil olduğunu mu söyledi?” diye özellikle sordum. "Hayır, bana sadece sevk olacağımı söyledi. Dilekçem olduğu için Ankara diye düşündüm" dedi. Sonrasında ailesini aradığında bu şekilde söylemiş, Ankara'ya sevk haberleri bu nedenle çıkmış. Burada tek kişilik koğuşta televizyon dahil her şeyi var. Herkese selamlarını iletti."
Aynı dosya türlerinden tutuklanan birçok gazeteci Silivri 9 Nolu Cezaevi'nde tutulurken, arkadaşımız Alican Uludağ neden Silivri 1 Nolu'ya gönderildi?
Kalabalık koğuşlarda yerde yatılmasını gerektirecek koşulların tercih edilmesi neden?
Açıklama bekliyoruz.
#halkayalansöylemedik
Ankara muhabiri Alican Uludağ, İstanbul'da Metris Cezaevi'nden Silivri'ye sevk edildi. Arkadaşımız, Silivri'deki Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na konuldu.
Gazeteci Alican Uludağ (@alicanuludag ) ifadesinde ne dedi?
"Bugüne kadar bu paylaşımlarla ilgili ne Cumhurbaşkanı ne de avukatları şikayette bulundu. Aylar öncesinde yapılan paylaşımlara re’sen soruşturma açılmadı. Neden Ankara’dan apar topar buraya (İstanbul'a) getirildim?
Temel mesele, paylaşımlarım değil. Bugüne kadar tutuklatamadılar, 'Gazetecilik sınırlarında işini yaptığından yapamadık, mecburen bu paylaşımlara ilişkin işlem yapıyoruz' dediler.
'Birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican’ı uzaklaştırmamız lazım Ankara’dan' denilerek bu dosya uyduruldu."
#gazeteciliksuçdeğildir
#journalismisnotacrime
Alican Uludağs erste Nachricht aus dem Metris-Gefängnis:
“Liebe Kolleginnen und Kollegen,
zuallererst sollt ihr wissen: Es geht mir gut. Mehr noch – ich habe sogar hier drinnen wieder begonnen, journalistisch zu arbeiten. Und obwohl ich aus dem Gerichtsgebäude weggeführt wurde, habe ich eure Unterstützung tief in meinem Herzen gespürt. Eure Solidarität werde ich niemals vergessen. Dafür danke ich euch allen von Herzen.
Meine Geschichte ähnelt eigentlich vielen aus der Vergangenheit. In diesem Land gibt es für Journalistinnen und Journalisten nur zwei Orte, wo man sie zugehörig sieht: Das Grab oder das Gefängnis. Doch ich klage nicht. Ich habe meinen Beruf nicht verraten, meinen Stift nicht verkauft und mich aus Angst nicht unterworfen. Ich beschwere mich nicht darüber, dass ich nun den Preis dafür zahle. Ihr Ziel war es, meine Gedanken einzusperren. Das ist ihnen gelungen, indem sie mich verhaftet haben.
Für ein paar Tweets verhaftet zu werden – das ist die traurige Realität dieses Landes. Der Kampf um die Wahrheit in der Türkei ist ein Staffellauf. Jetzt bin ich eingesperrt – doch ich weiß, dass ihr diesen Kampf fortsetzen werdet.
Wir sind glücklich, denn wir haben das Volk niemals belogen. Wir waren nicht die Stimme der Mächtigen, sondern die Stimme des Volkes, das kein Gehör findet. Wir haben kein Verbrechen begangen – wir haben lediglich unseren Beruf ausgeübt.
Ich sende euch allen meine tiefste Zuneigung, meinen Respekt und meinen Dank.
Metris-Gefängnis, Typ T, Abteilung Nr. 1”
Alican Uludağ’s first message from Metris Prison:
“Dear colleagues,
First, I must say this: I am very well. I have even started reporting from here :) Although I was taken away from you at the courthouse, I felt your support deeply in my heart. I will never forget your solidarity for as long as I live. Thank you all very much.
In fact, my story is yet another echo of the past. In this country, the place deemed worthy for journalists is either the grave or the prison. I am not complaining. I did not betray journalism. I did not sell out my pen. I did not bow in fear. Nor do I resent paying the price.
Their aim was to imprison my thoughts. By arresting me, they have done so. Being jailed for a tweet is this country’s tragic reality. In Turkey, the struggle for truth is a relay race. I am inside now, but I am certain you will carry this struggle forward. We are at peace, because we did not lie to the people. We stood not with the powerful, but as the voice of those who could not make themselves heard. We committed no crime; we simply practiced journalism.
Sending you all armfuls of love and my warmest greetings.
Metris No. 1 Type-T Prison”
Tutuklu gazeteci Alican Uludağ (@alicanuludag ), Metris Cezaevi'nden meslektaşlarına mesaj yolladı:
"Değerli meslektaşlarım,
Önce şunu yazmalıyım. Ben çok iyiyim. Burada habercilik faaliyetine bile başladım:) Adliyede sizlerden kaçırılsam da desteğinizi yürekten hissettim. Dayanışmanızı ömrüm boyunca unutmayacağım. Hepinize çok teşekkür ederim.
Aslında benim hikayem de geçmişin bir benzeri. Bu ülkede gazetecilere değer görülen yer ya mezar ya cezaevi. Şikayetçi değilim. Gazeteciliğe ihanet etmedim, kalemimi satmadım, korkup biat etmedim. Bedelini de ödemekten şikayetçi değilim.
Onların derdi düşüncelerimi hapsetmekti, tutuklayarak da başardılar. Tweet atmaktan tutuklanmak bu ülkenin hazin gerçeği. Türkiye’de hakikat mücadelesi bir bayrak yarışı. Ben şimdi içerideyim ama sizlerin bu mücadeleyi sürdüreceğinize eminim. Mutluyuz, çünkü bu halka yalan söylemedik. Güçlünün değil, sesini duyuramayan halkın sesi olduk. Suç işlemedik, yalnızca gazetecilik yaptık.
Hepinize kucak dolusu sevgiler, selamlar.
Metris 1 No’lu T Tipi Hapishanesi”
Merhaba,
Bu hesabı, meslektaşımız Alican Uludağ’ın tutuklanması sonrası dayanışmayı büyütmek ve süreçle ilgili gelişmeleri paylaşmak için açtık.
Amacımız, doğru bilgiyi dolaşıma sokarak ve mesleki dayanışmayı güçlendirerek bu süreci birlikte takip etmek.
Biz Alican’ın arkadaşlarıyız, onun gazeteciliğine tanığız. Arkadaşımızın da tutuklanırken dediği gibi “Dik durun! Alican Uludağ susmadı, susmayacak!”