"...rejim ancak çürümeyi yayabildiği, kapsama alanını genişletebildiği ölçüde işleyebilmektedir. Çürümeye esastan karşı çıkmayanların sürecin bir parçası olup çürümeye başlamaları ise işin doğası gereğidir... "
https://t.co/5wOgDfVH68
Bu tip haberlere tepki gösterenleri anlamıyorum.
Gazze'deki aç cocukların pilav parasını fona yatırıp batıran adamların ahlakı ne ki onlardan hala olumlu bir davranış bekliyorsunuz.
Şahsen Mustafa Kemal'i ansalar hatırasını kirletirler diye düşünüyorum.
Meclise sunulan Mekke Anlaşması üzerine milletvekillerine açık mektup:
Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında imzalanan Mekke Anlaşması, ülkemizi bir askeri çatışmanın eşiğine getirmiştir. ABD ve İsrail’in başta İran’a karşı olmak üzere bölgedeki saldırganlığının en büyük destekçisi olan Suudi Arabistan Krallığı, bu anlaşma nedeniyle Yemen’de sürdürdüğü savaşa ülkemizi de dahil etmek üzere.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan anlaşmayı Meclis gündemine getireceklerini belirterek, bağlantılı bir askeri tezkerenin çıkarılması için gerekli hazırlıkları tamamladıklarını geçtiğimiz günlerde duyurmuştu. Bakan’ın anlaşmayı başından bu yana “saldırı değil savunma iş birliği” olarak sunmaya çalışması, Türkiye’nin olası bir çatışmaya dahil olmasına halkımızın hiçbir şekilde onay vermeyeceğini bilmesinden kaynaklanıyor.
İsrail ve ABD çıkarları uğruna, petrol kaynaklarının üstüne oturan bir krallığa koltuk değnekliği hiçbir biçimde halkımızın çıkarına değildir.
Meclis şimdi Türkiye’nin haksız bir savaşa sokulmasını onaylamaya zorlanmaktadır. Halkımızın güvenliği ve ülkemizin geleceği açısından kritik bir oylamanın eşiğindeyken oturduğunuz koltukların üzerinize yüklediği sorumluluğu siz milletvekillerine hatırlatmak istiyoruz.
Önünüze gelecek anlaşmayı onayladığınız takdirde Türkiye’nin bu onaya istinaden Yemen’de sürdürülen savaşa açıktan dahil olması sadece ahlaki nedenlerle değil, tarihsel olarak da peşinizi bırakmayacaktır. Bilin ki bu durum ülke tarihine en büyük ihanetlerden biri olarak geçecek ve bunun elbette sonuçları olacak.
Uyarıyoruz. Savaş heveslisi olmayın. Aksi takdirde tıpkı Kore Savaşı’nda olduğu gibi, bu kez de Yemen'de, ülkemizin çıkarları için değil emperyalistlerin hesapları uğruna vatan evlatlarının can vermesinin sorumlusu olacaksınız.
Ülkenin emekçileri yoksullukla boğuşuyor. Hırsızlık, yolsuzluk, uyuşturucu, ekonomik kriz ülkeyi kasıp kavururken ülkeyi sürükleyeceğiniz Yemen macerası en büyük suçunuz olarak tarihe yazılmasın.
İradenizi Mekke Anlaşması’ndan çıkılması doğrultusunda kullanın. AKP hükümeti ülkeyi ateşe atıyor, bu suça ortak olmayın.
şiddet siyasete içkindir, dolayısıyla "siyaseti şiddetten arındırmak" liberal bir safsatadır. ancak devrimci şiddet "kör şiddet" değildir, meşruluk kaygısı taşır, doğru hedefler seçer. bu da hareketin içinde ve politik akılla türer, yoğun tarihsel sembolizm içerir.
bkz. bu foto.
Hatırlatma | Fransa’da yaşananların arkasında bu veriler var!
💬Düzen tıpkı ülkemizde olduğu gibi tüm dünyada yoksulluğu derinleştiriyor. Bir avuç zenginleşmeye devam ederken milyonlar açlıkla karşı karşıya. Bu açıdan Fransa’da yapılan bir araştırmadan çıkan veriler son derece dikkat çekici.
📌 Fransa’da yaklaşık 6,9 milyon yetişkin, bazen ya da sık sık yeterli yiyeceğe ulaşamadığını belirtiyor. Açlıkla mücadele örgütü Action contre la Faim’in (Açlığa Karşı Eylem) kamuoyu araştırmasına dayanan bu tahmin, Fransa ana karasında yaşayan yetişkin nüfusun yüzde 13’üne karşılık geliyor.
📌 12 Ekim’de yayımlanan araştırmaya göre, gıdaya erişimdeki sorun gençler arasında daha yaygın. 18-24 yaş grubundaki genç yetişkinlerin yüzde 25’i her zaman yeterince beslenemediğini bildiriyor.
📌 Araştırmaya katılanların yüzde 39’u yeterince yiyeceği olmasına rağmen et, balık ve taze ürünler gibi tüketmek istediği bazı gıdalardan vazgeçmek zorunda kaldığını belirtiyor. Bu oran 18-24 yaş grubunda yüzde 47’ye yükseliyor. Söz konusu kısıtlamaları yaşayanlar
https://t.co/GZuidHfyX1
Vandalizm, Limoges belediyesinin kulesinin yanması değil; Fransa'da en zengin %10'un toplam servetin %59,7'sine, en yoksul %50'nin ise %4,9'una sahip olmasına neden olan sömürü düzenidir. Fransa yanarken Macron sefahat içindeyse halkın siyasi temsilini ve geleceğini sokakta aramasından daha doğal bir şey yoktur.
@ntv Birkaç garibanı "bakın bunları yıkıyoruz" diye evinden edecekler, büyük rezidansların avmlerin hiçbirine dokunulmayacak. Bir süre sonra garibanın arazisini de bir müteahhite peşkeş çekecekler.
Artık bir siyasetçi/bürokrat açıklama yapınca alt metniyle okur hale geldik.
İstanbul'da yaşanan sele dair önemli bir haber;
"Bu hafta su basan bölgelerin bir kısmı, 18 yıl önce resmen "taşkın riski taşıyor" diye kayda geçmişti."
"(...) araştırmaya göre 168 ana derenin yaklaşık yüzde 80'i yerleşimin içinden geçiyor. Yalnızca 33 dere yerleşimin dışında."
O beton yığınını Kuzey Ormanları’nın su havzası içine derenin yanına yaptılar. Bin kere yapmayın dedik yaptılar. Rant kulesi ormanı kazıyıp sıyırıp koca mevkiyi tahrip etmemiş olsa Fatih Ormanı’ndan aşağıya süzülen su sele dönüşmeden havzaya ve dereye akacaktı. Bu doğa felaketinin değil doğa yıkımının sonucudur. Yazık çok yazık
Helal olsun komünistlere!👏✊
Halkın gerçek dostları olduklarını defalarca ispatladılar.
Halka hiç küsmediler, halk için mücadeleden hiç vazgeçmediler.
İşten atılırız onlar dayanışır, sel olur, deprem olur tüm o yalnızlığın, çaresizliğin içinde yine kızıl yelekliler yanımızdadır.
Burası bir ev değil, Ağaoğlu’nun reklamında atla gezdiği ormanlarda inşa ettiği 1453 sitesinin yanı ağaoğlu my home. Önü ayazağa deresi, arkası nato ormanı (orman da mahvoldu) dere yatağına yapılan yapılaşma ve bu yolun (derenin) devamı da vadi istanbul
İstanbul'da yağış sonrası: 1277 su baskını, 15 heyelan, 47 mahsur kalma, 13 ağaç devrilmesi, 2 çatı uçması, 76 araç, 808 konut, 280 iş yeri ihbar kaydı
https://t.co/BoIl5QzB4s