Saçmalık. Locam olsa iş anlaşmalarım ve jestler için misafir davet edebilirim diye düşünüyorum karşı tarafın hangi takımlı olduğu da önemli değil. Partnerimi demek locam olsa getiremeyecekmişim, acun dışında bu kural kimler için geçerli acaba
Çaki 8 yaşında, hep aynı yerde yaşadı. Küçükken en sevdiği şey bu kumsalda koşturmak, biraz yaşlanıp dizleri ağrıdığından beri de sıcak kumlarda oturup denizi izlemek oldu. Şimdi böyle bi tabela yüzünden tabii ki onu hayatta en sevdiği, evi bildiği yerlerden mahrum etmeyeceğiz ama yine de çok can sıkıcı. Bu ülkede artık bi köpek sahiplenip ona doğru düzgün bakmak bile bi direniş. Onunla oynamak, veterinere götürmek, güzel tasmalar oyuncaklar almaktan çok daha fazlasını yapmanız gerekiyor çünkü. Hiçbir hakkı tanınmayan, değerli bir mal olarak bile görülmedikleri bir ülkede onlar için dik durmak, onların haklarını savunmak zorundasınız çünkü.
@NazirKapusuz Şadi bey’in tuzlada yaptıklarına bakarak başlayabilirsiniz, sonra bizlerle iletişime geçersiniz. Tum tuzlada gasp edip tuzyapa geçirdiği yollardan kaç daire edinmişler kaç kişi zorla evinden çıkartmış hayali emsal transferi tuzlada çok fazla kişiyi mağdur etti
Eren Ali’ye siz gibi sinirli değilim, evlerimizden bakanlıktan gelen tebligatlarla çıkartıldık. Şadi Bey’in istediği şartlarfa mecbur bıraktığı firmalarla anlaşmaya zorlandık. Sitemizin ortasından geçen yolu gasp ettiler o dönem ibb bakanlık kararına karışamayız anlaşın diyordu:)
Sevgili Komşularım,
Bir süredir sizlere anlatmaya çalıştığım gibi, 50 bin Tuzlalının evlerinin yıkılması riskiyle karşı karşıyayız. İki yıldır mesele bu noktaya gelmesin diye büyük bir çaba harcadık ama maalesef sorunun çözümünde hiç mesafe alamadık.
Tüm Tuzlalıların ilçemizin geleceğini tehdit eden bu sorun hakkında her şeyi bilmeye hakkı var! Bundan sonra susmayacağım ve bütün gerçeği olduğu gibi sizlere anlatacağım.
Benim öncelikli görevim ve sorumluluğum Tuzlalının hakkını ve hukukunu korumaktır. Sorun çözümsüz değildir; çözülmesini istemeyenlerin dayatmalarına da boyun eğmeyeceğim.
Tuzlalılar müsterih olsunlar, 50 bin insanı evsiz bırakmanın vebalini asla boynuma almayacağım… #TuzlalınınHakkı
Önder Sav'ın sırf CHP'lilikteki süresi (70 yıl), "Ben dededen CHP'liyim istifa edemem" diyenlerin dedesinin yaşından fazladır.
Bundan daha kıdemli CHP'li zaten İsmet Paşa falan.
CHP’den istifa edemiyorum.
Çünkü daha disiplin kurulu karar vermeden benim üyeliğimi kafalarına göre silmişlerdi. Oysa üyeliğimi askıya almaları gerekirdi.
Gördüğüm lüzum üzerine istifa edemedim.
Gördüğüm zulüm üzerine ayrılıyorum.
Öyle bir durum, böyle bir gariplik…
@BaharOnalCHP Saraydan emir alanlardan etik dinlemeyelim. Partinin tarihini, örgütünü ve ortak iradesini yok sayabileceğini düşünüp saraya teslim edenlerden öğüt almayacağız.
Şadi’nin Tuzlaya yaptıkları, insanların evlerine bakanlıkla çökmesi 1 2 siteyle sınırlı olsa çözebilirdi belki ama Tuzla’da Chp’nin yüzde 80leri gördüğü mahallelerinde deniz kenarındaki evlerimizden bakanlık zoruyla tahliye edildik, sitemizin ortasındaki yolumuza belediye çöktü
Fatih Altaylı: “Genç bir siyasetçi, genç bir belediye başkanının bende yarattığı büyük hayal kırıklığını ve belki de örtbas edilen bir “rezaleti”, belki de “yolsuzluğu” anlatmak istiyorum;
• Genç belediye başkanı, İstanbul’un Anadolu yakasındaki bir belediyenin başkanı.
• Kendisi ile tanışıklığımız ise 2024 seçimleri öncesinde Teke Tek’e konuk olduğu günlere dayanıyor. Seçim öncesi benim meşhur YouTube kanalıma belediye başkan adaylarını davet ediyoruz.
• Bazı AK Partili adaylar da geliyor ama daha çok CHP’liler seslerini duyuracak fazla yerleri olmadığı için geliyorlar. Allah var, benim YouTube kanalı, haber televizyonlarından daha fazla izlendiği ve daha etkili olduğu için de konuk sıkıntısı çekmiyoruz.
• Bu genç belediye başkanı ile de bu vesile ile tanıştık. Geldi, aday olduğu ilçenin sorunlarını anlattı, bu sorunları nasıl çözmeyi planladığını aktardı, gayet güzel konuştu.
• Açık söylemek gerekirse, ilçede pek de şansı yok gibiydi. Çünkü bu ilçeyi 2009’dan beri AK Partili aynı belediye başkanı yönetiyordu.
• Ondan önce de yine bir başka AK Partili başkan vardı ve onun öncesinde de Refah-Fazilet Partili bir başkanın yönettiği bir ilçeydi. Yani belediye modern zamanlarda CHP’li bir başkan görmemişti. Bu yüzden de genç başkana kimse şans tanımıyordu.
• Ancak beklenmeyen oldu, belki bizim program uğurlu geldi ve genç başkan ilçede bir devrim yaparak CHP’yi sandıktan ilk sırada çıkardı, belediyenin başına geçti.
• Ne yalan söyleyeyim, genç, idealist bir başkanın kazanmasına sevindim. Değişim iyi bir şeydi. Seçimden sonra arayıp teşekkür etti. Bir daha kendisi ile konuşmadık.
• Aradan epey bir zaman geçti. Telefonum çaldı. Arayan oydu. “Herhalde yaptıklarını anlatmak için programa çıkmak istiyor” diye düşündüm. Açtım.
Programa çıkmak için aramamıştı. Bambaşka bir mesele vardı.
• “Fatih Bey ya da Fatih Abi, size bir bilgi vermek ve izin almak için aradım” dedi. Şaşırdım. Bir belediye başkanı benden ne izni isteyebilirdi.
• “Herhalde programdan bazı kesitleri kendi tanıtımında kullanmak isteyecek” diye düşündüm.
• Başka bir şey ne olabilirdi ki! Sonra anlatmaya başladı;
• “Abi, burada çok büyük bir arazi çetesi karşımıza çıktı. Tam bir imar çetesi. Büyük araziler kapatmışlar, belediye ile birlikte hareket edip büyük kazançlar sağlıyorlar. Büyük bir olay” dedi.
• “Şahane, herhalde hemen üzerine gideceksin ve suç duyurusunda bulunacaksın” dedim.
• “Evet abi, ama önce sana haber verip onayını almak istedim” dedi.
• “Ne onayı, anlamadım” dedim.
• “Abi, bu imar çetesinin içinde senin de tanıdığın biri var. Beraber çalıştınız. Yakınlığınız vardır diye düşünüyorum. O yüzden senin de onayını almak istedim” dedi.
• Şaşkınlıktan ne diyeceğimi şaşırdım. “Bak güzel kardeşim, bu kişi kim bilmiyorum. Bırak beraber çalıştığım birini, öz kardeşim de olsa, babam da olsa, anam da olsa eğer böyle bir iş yaptıysa anasından emdiği sütü burnundan getir. Paramparça et. Tüm gücünle üzerine git. Böyle bir işe bulaşan en sevdiğim bile olsa artık en sevmediğim olmuştur. Sakın geri adım atma. Ben de sana elimden gelen tüm desteği veririm.” dedim.
• Sonra merak edip sordum, “Kimmiş bu benim beraber çalıştığım ve yakınım olduğunu düşündüğün kişi?”
• Şu anda bambaşka bir nedenle cezaevinde olan genç bir gazetecinin adını verdi.
• “Onunla bir yakınlığım, arkadaşlığım da olmadı. Kendisi ile merhaba merhaba dışında bir ilişkim yok” dedim.
• Gelişmelerden beni haberdar etmesini ve bu işin üzerine gitmesini tavsiye ettim, “Tamam abi” dedi.
• Aradan zaman geçti. Bir şey olmayınca kendisini aradım. “Bakıyoruz” diye geçiştirdiğini hissettim.
• Daha sonra ben cezaevine girdim. Cezaevindeyken bu durumu partisinin yöneticilerine aktardım. Bu arada sözünü ettiği gazeteci hapse girdi. Hapisteki bir adam hakkında yazmak da istemedim, nasılsa çıkar yakında o zaman yazarım, dedim.
• Ama daha fazla bekleyemedim; ne oldu o çete? Gereğini yaptın mı? Ya da çeteye katılıp payını alıp örtbas etmeyi mi tercih ettin?”