"Sana benim neyi yapıp neyi yapmayacağımı söyleyeceğim. Artık inanmadığım hiçbir şeye hizmet etmeyeceğim: adı ister yurt, ister ata toprağı ister kilise olsun. +
Almanya’ya taşınan vatandaş, Alman komşusuyla yaşadığı olayı anlattı:
- Evimize yeni taşındık. Haliyle bazı karton kutular boşa çıktı. Biz de ezip küçülterek çöpe attık. Sonra bir baktık ki komşumuz hepsini tek tek çıkarıp falçatayla iyice küçültüyor...
- Yerin dibine girdim, o kadar utandım ki bize sözlü olarak hiçbir uyarı yapılmadı ama kendini bilen insana ekstra bir şey söylemeye de gerek yok zaten.
- Bu kadarına gerek var mı yok mu tartışılır ama sonuçta apartman kuralları neyse uymak gerekiyor.
- Eşim hemen inip yardımcı oldu. Kurallar güzeldir hiçbir rahatsızlığımız yok ama alışana kadar kendimizi biraz diken üstünde hissedeceğiz net.
Tarih boyunca İstanbul'a yazılan şiirler, şarkılar, destanlar boşuna değil. Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl'ü behâdır. Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır..
Vatan haini olarak geçeceksiniz tarihe. Sizden bahsedilirken şahsi ikbali için ülkeyi yıkıma götürmekten gram imtina etmeyen hain sürüsü diye bahsedecekler. Bunların hepsini göreceğiz, ömrümüz yeter meraklanmayın. Çocuklarınız soy adlarını değiştirecek.
şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
Bugün üç çocuk annesi bir kadın, ilk iş gününde karşıdan karşıya geçmeye çalışırken trafik kazasında ölmüş. Videoyu paylaşamıyorum içim çıktı üzülmekten. Kocası, işçi kıyafetiyle. Oğlu, işçi kıyafetiyle. Aynı gün bir gazetecinin kızı 25 milyonluk çakarlı araçla maça gidiyor. Allah ıslah ve iflah eylesin. Siz Allah’la savaşıyorsunuz. Bugünün ahireti var. Şu rezalete göz yuman tanıdığım kim varsa da silerim. Siz Allah’la savaşıyorsunuz.
Az önce modern köleliğin "ütopya" ambalajıyla pazarlandığı bir paralel evrene düştüm.
İş-yaşam dengesini tamamen rafa kaldırıp, haftanın yedi günü 18 saatlik mesaiyi gururla "adanmışlık" olarak sunan bir zihniyetle karşı karşıyayız. Özel hayatı, sağlığı ve aileyi unutup sadece başkasının hayali uğruna ömür çürütmek vizyonerlik değil, düpedüz plaza prangasıdır.
Emeğinizi sömürmeyi "büyük bir tutkuyla dünyayı değiştiriyoruz" masalıyla meşrulaştıran bu tarz toksik çalışma kültürlerinden arkanıza bile bakmadan koşarak uzaklaşın.