ABD'nin İran petrolüne yönelik yaptırımlarına karşı durdu ve şimdi havayolu şirketlerimizi hedef alan yaptırımlara karşı duruyor
Böyle zamanlarda, kimin gerçekten Anti/emperyalist olduğunu öğrenirsiniz
BabülMendep boğazını ele geçiren Yemenli Husi mücahitler, savaşarak girdikleri Suudi ordu garnizonunda, Suudi askerlerin terk ettiği beş yüz şişe içki ele geçirdi . Ele geçirilen içkilerin çoğu Amerikan viskisi, vodka ve cin. Kutsal topraklara hakim olan devletin ordusu bu işte.
Bu hırsızların Ortadoğu'daki tüm hareketlerinin temel amacı tam olarak bu
Mezhep savaşı kışkırtmaları da kitle imha silahı bahaneleri de bölgedeki partnerleriyle ilişkileri de... her şey bu hırsızlığın perdesi sadece
15 yıldır S.Arabistan Yemen'i vuruyor. 10 binlerce insan öldürdü.
Kimse 'kınamadı'.
2018'de okul otobüsünü vurup 51 çocuğu şehit etmişti.
İran ve Norveç dışında hiçbir ülke kınamamıştı.
Şimdi Yemen Arabistan'daki Abd üslerini vurunca Yemen'i kınama yarışı başladı!
Hayırdır?!..
KONUK: AYHAN ARAS / “BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA” SÖYLEŞİ -13
Merhaba, Ayhan Aras, yayın dünyasında 30 yıl emek vermiş bir arkadaşımızdır.
https://t.co/DgC6UM2hiK
🧭Yahudi gazeteci ve eski istihbaratçı Edy Cohen:
Filistinliler Türkiye'ye vizesiz giremiyor
Ben ise Türkiye'ye vizesiz ve başım dik giriyorum.
Türkiye bizi seviyor bizde Türkiye'yi
Bu sadece bir iddia değil; bu gerçektir. Necran, Cîzan ve Asir Yemen topraklarıdır ve Boş Çeyrek çölü, Suudi Arabistan'ın 1934'te Britanya desteğiyle ele geçirdiği Yemen toprağıdır. Yemen, onu Suudi işgalinden geri almak ve kurtarmak hakkına sahiptir
Saadet Lideri Arıkan'dan Fidan'a sert sözler!
🗣 "Sayın Fidan yangına körükle gidiyor.
Mekke Anlaşması geçerli değildir; tamamen Amerikan menfaatleri gözetiliyor, Siyonizm'e hizmet ediliyor.
Netanyahu ve İsrail kahvelerini yudumlayarak gelişmeleri izliyor!"
⚠️Uyarı: Suudiler, Amerikalılarla koordineli olarak Kâbe'yi ve Mekke'deki çevresini hedef alan sahte bayrak operasyonu gerçekleştirmeyi planlıyor.
Görünüşe göre Müslüman ülkeler, direniş cephesine karşı Siyonist kulübe girişlerini haklı çıkarmak için büyük bir sahte bayrak
Haberler Amerika'nın İran'a yeniden saldıracağına işaret ediyor.
Bir yandan Orta Doğu'ya yoğun bir ABD sevkiyatı olduğuna dair haberler gelirken, öte yandan da İran silahlı kuvvetlerinin KOD 100 olarak yani en yüksek düzeyde alarma geçirildiği bildiriliyor.
Daha önceki saldırılarda olduğu gibi bu defakinin de hava harekatı şeklinde gerçeklemesi ve aynı anda hem İran'a hem de Yemen'e (Husiler) karşı girişilmesi oldukça muhtemel.
Fakat daha önceki operasyonlarda olduğu gibi İran'ın (ve hatta Yemen'in) güçlü hipersonik füzeler ve sürü dronlar ile karşılık vereceğini dikkate alacak olursak, Amerika'nın bundan ne amaçladığını anlamak çok zor.
İran ve/veya Yemen'e karşı kara harekatı hemen hemen imkansız. Askeri uzmanlar İran'a karşı bir kara harekatının 750.000 ile 1.500.000 arasında bir kara gücü gerektireceğini ve bu güç temin edilse bile başarı ihtimalinin oldukça düşük kalacağını haftalardır anlatıp/yazıp duruyorlar.
Kara harekatı ihtimaline geçtiğimiz günlerde İran halkı tam bir karşılık verdi: yaklaşık 33 milyon insan gönüllü askere gitmek üzere askerlik şubelerine kayıt yaptırmış. Öte yandan Amerika'nın yapacağı bir kara harekatına nereden/nasıl asker toplayabileceğine İsrail basını (Jerusalem Post) geçtiğimiz günlerde yayımladığı bir beyin fırtınası makale ile çare bulmuş görünüyordu.
Buna göre, üniversite eğitimini tamamlamak için bankalardan kredi almış ve ödemekte zorlanan gençlerle kredi kartı batağındaki insanlardan askerliğe elverişli olanların borçlarının silinerek İsrail için bölgeye ölüme gönderilmesinin en uygun yol olduğunu yazıyordu, daha doğru bir ifadeyle bunu Amerikan yönetimine tavsiye ediyordu.
Kaldı ki, bu sayıda bir derme çatma skeri güç toplansa bile Türkiye savaşa sokulmadan bu kuvvetlerin bir yerde toplanarak operasyonel hale getirilmesi imkansız. Türkiye'nin savaşa sokulması ihtimali ise SIFIR mertebesinde... Öte yandan coğrafyasının avantajını da kullanacak olan İran'ın böyle bir kara harekatını yapacak güçlere bölgeyi dar etmesi ihtimali ise oldukça yüksek.
Bütün bunlar aslında çaresizliğin ifadesinden başka bir şey değil. Hava harekatı ile sınırlı yeni bir çatışmada hem İran'ın hem de Yemen'in Körfez Ülkeleri'ne ve özellikle Suudi Arabistan'a ciddi darbeler vuracaklarına, önceki haftalarda test ettikleri füzelerle denizdeki Amerikan savaş grubunu hedef alacaklarına hiç şüphe yok.
Bu durumda Suudi Arabistan'ın iki ateş arasında kalarak çok zor duruma düşmesi kuvvetle muhtemel. O zaman Suudi Arabistan'ı korumak için 'devlet olarak imza koyduk' dediğimiz ama içeriğini bile bilmediğimiz Mekke Anlaşması yoluyla başımızı derde sokmayız inşallah.
UNUTMAYALIM, MEKKE ANLAŞMASI ZAMANLAMA OLARAK YANLIŞ YAPILMIŞ VE İRAN İLE MISIR'I DIŞARIDA BIRAKARAK KAPSAYICI OLMAKTAN UZAK KALMIŞTI.
ŞİMDİ BU ANLAŞMAYI İSRAİL VE AMERİKA'NIN MANİPÜLE EDEREK ÜLKEMİZİ BİR TUZAĞA ÇEKMESİNE İZİN VERMEMELİYİZ.
BUNUN YERİNE DENGELİ VE DİKKATLİ BİR POLİTİKA İLE BÖLGEDEN HIZLA TASFİYE OLMASI MUHTEMEL HATTA MUKADDER OLAN AMERİKA VE İSRAİL SONRASI BATI ASYA'NIN UZLAŞTIRILMASI VE KALKINDIRILMASI İÇİN PROJELER GELİŞTİRMELİYİZ.