Takdim: 228 03.08.2026
Konu: Şark Meselesi.
Geçmişte Osmanlıya "ŞARK MESELESİ" adı altında, bazı şeyleri diretip, uygulanan projelerin Kürt, Ermeni oyunlarını oynayarak, Türkiye'yi bölmek, parçalamak istemektedirler.
Aslında Doğu ve Güneydoğu Anadolu insanına hayat hakkı bile tanımayan ve onları sadece sömürü aracı olarak gören dünkü dış mihraklar, bugün daha başarılı bir beyin yıkama ve propaganda tekni��i ile sömürlerini devam ettirmek, istemektedirler. Türkiye için zararlı projeleri üreten ve uygulamaya çalışan marazatlı mihraklar şunu bilmelidirler ki; Türkiye dahil, Ortadoğu'daki tüm Kürtlerin hamisi ve tek ülkeleri Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Kürtler bazı ülkelerin vekalet aparatı değildir. Kürtler Türkiye Cumhuriyeti'nin asıl vatandaşları, ve sahiplerindendirler.
Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#Türk, #Kürt, #TürkiyeCumhuriyeti
Takdim: 226 01.07.2026
Konu: 1 Ağustos Akciğer Kanseri Günü münasebetiyle.
İnsanda, Akciğerler hayati bir organdır. olup, olmazsa olmaz bir organdır. İnsan vücuduna oksijen sağlayan, kanımızı temizleyen bir organdır. Akciğer kanseride, bu hayati organı ve dolayısıyla insan hayatını tehdit eder. Akciğer kanserinde erken teşhis önemlidir.
İnsanda, sağlık en büyük zenginliktir. Büyük Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han'ın
"Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi"
Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman Han
sözünü unutmayalım, bir nefes bile önemlidir. Arz ederim.Saygılarımla
Prof. Dr. Mehmet Kaya
#DünyaAkciğerKanseriGünü #Sağlık #Farkındalık
Takdim: 225
Konu: 28 Temmuz dünya Hepatit (Sarılık) Günü Münasebetiyle
Hepatit (Sarılık); bulaşıcı olan, sarılıkla seyreden, ölümcül olabilen, sessizce ilerleyen, karaciğeri tutan, sonra da tüm vücut ve organları etkileyen bir hastalıktır.
Hepatit (Sarılık) hastalığından korunmak büyük ölçüde mümkündür. Hijyen şartlarına uymak, temiz su kullanmak, aşı olmak, insanları bu hastalıktan korur. Bu basit önlemler, ölümcül olan hepatit hastalığından insanları korur.
Saygılarımla. Arz ederim.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
Takdim: 224
Konu: 23 Temmuz - 1923 Lozan Antlaşması (III)
Lozan'da bir masa, birkaç kalem, ama arkasında yedi düvele karşı direnen bir Türk milletinin olduğu bir antlaşmadır. Bu anlaşma, sadece bir diplomatik metin değil; top sesleriyle yazılmış bir bağımsızlık belgesidir.
Osmanlı'nın küllerinden doğan bir millet, artık boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya ilan ediyordu. Cephede kazanılan zafer, masada da korunmalıydı. İşte bu yüzden Lozan, sabrın, aklın ve kararlılığın sınavıydı. İsmet İnönü, Genç Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen masada karşısında emperyalizmin kibirli yüzünü görüyordu. Ama o, arkasında bir milletin duasını, cebinde şehitlerin emaneti olduğunu biliyordu. Günler sürdü görüşmeler... Tehditler oldu, baskılar oldu, dayatmalar oldu. Ama bir cümle hep değişmedi. “Tam bağımsızlık”
Kapitülasyonlar tarihe gömüldü. Ekonomik esaret zincirleri kırıldı. Türk milleti, kendi kaderini tayin etme hakkını dünyaya imzalattı.
24 Temmuz 1923 o gün, kalem kağıda değdiğinde sadece bir antlaşma imzalanmadı. Bir milletin alnındaki esaret damgası silindi. Lozan, Sevr’in çöpe atılmasıdır. Lozan, “Hasta adam” denilen bir milletin ayağa kalkışıdır. Son söz Lozan, ne bir hezimet, ne bir tavizdir. Lozan, kanla kazanılan vatanın, akılla korunduğu elde olan imkanların yapıldığı yerdir ve Türkiye Cumhuriyeti, bu masadan bağımsız bir devlet olarak kalkmıştır.
Bu vesilelerle, Türkiye Cumhuriyetini Kuran Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Orgeneral İsmet İnönü'ye (Lozan muharras heyeti başkanı) ve tüm silah arkadaşlarını o zamanki TBMM milletvekillerini, tüm gazi ve şehitlerimizi, geçmiş ve gelecekte Türkiye Cumhuriyetine günümüzde hizmet etmiş ve edecek olan herkese tüm devlet büyüklerimize saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum. Hakka yürümüş herkesin, mekanlarının cennet, ruhlarının şad olmasını Cenabı Allahtan(C.C) niyaz ediyorum Arz ederim. Saygılarımla
Prof. Dr. Mehmet Kaya
Takdim: 223
Konu: 23Temmuz -1923 Lozan Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti, Türkler, Kürtler (II)
Ocak 1923'de Lozan'da, azınlık meseleleri maddelerinde, konular görüşülür ve tartışılırken, İsmet İnönü ve Lord Curzon arasında hararetli, tartışmalar olmuştur. Konu yine lord Curzon'un Türk-Kürt meselesine getirip getirip ortalığı karıştırmasından olmuştur.
Lord Curzon, Lozanda en çok, Kuzey Irak, Musul, Erbil, Kerkük ve Ortadoğu petrolleri nedeni ile Kuzey Irak'ta Türk, Kürt, Arap meseleleri ortaya atarak, Batının ve özellikle ingiltere'nin çıkarlarını korumuştur.
İsmet İnönü; Ocak 1923'de ben bölge insanıyım, bölgeyi iyi bilirim. TBMM ise Türk-Kürt Milletvekillerinden ibarettir, tüm bölgeyi bölge insanını temsil edenler, demesine karşılık, Lord Curzon TBMM'deki o milletvekilleri Mustafa Kemal'in atadığı milletvekilleridir diye cevap verir. Anlaşma olmayınca İsmet İnönü, Lozan'ı terk eder. Ankara'ya gelir.25 Ocak 1923'de İnönü, TBMM'de Lozandaki durumu anlatınca, Bitlis Milletvekili Yusuf Ziya Bey hemen söz ister. TBMM kürsüsünden, Lord Curzon işi bilmiyor, işi karıştırmasın, işi öğrensin anlamında bir konuşma yapar. Aynı gün arkasından Hakkari milletvekili Mazhar Müfit Bey bende Kürdüm, Kürt milletvekiliyim, Hakkari'yi temsilen TBMM'ye beni Hakkari halkı gönderdi, ülkenin bölünmezliği benim için esastır, Lord Curzon bunu bilsin ve öğrensin anlamına gelen bir konuşma yapmıştır.
Yine yani gün, muhalefet sözcüsü Ali Şükrü bey Mustafa Kemal Paşa'nın yanına yaklaşarak bazı muhalefet cümleleri sarf eder. Sonra Mustafa Kemal Paşa ile göz göze gelince, kendi kendine, ben ne yapıyorum, karşımda milli bir kahraman var diyerek, yıkılır kalır.
El cümle, Türkiye Cumhuriyeti herkesin devletidir. Şuyumu buyumu bırakalım enerjimizi devletimize, milletimize, insanımıza ve kalkınmamıza harcayalım. Liyakata önem verelim. Çalışan, layık olan, kim ise onu dinleyelim. Zehirli işleri bırakarak etrafımıza bakarak, halimizi iyice değerlendirerek Türkiye Cumhuriyetimize olan gücümüzle birlikte sahip çıkalım.
Bu vesilelerle, Türkiye Cumhuriyetini Kuran Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Orgeneral İsmet İnönü'ye (Lozan muharras heyeti başkanı) ve tüm silah arkadaşlarını o zamanki TBMM milletvekillerini, tüm gazi ve şehitlerimizi, geçmiş ve gelecekte Türkiye Cumhuriyetine günümüzde hizmet etmiş ve edecek olan herkese tüm devlet büyüklerimize saygılarımı ve hürmetlerimi sunuyorum. Hakka yürümüş herkesin, mekanlarının cennet, ruhlarının şad olmasını Cenabı Allahtan(C.C) niyaz ediyorum.Arz ederim. Saygılarımla…
Prof. Dr. Mehmet Kaya
Takdim: 222
Konu: 23 Temmuz -1923 Lozan Anlaşması, Türkiye Cumhuriyeti, Türkler, Kürtler (I)
21.11.1922 - 23 Temmuz 1923 tarihleri arasında yapılan, birçok konunun tartışıldığı Türkiye Cumhuriyeti'nin s��nırlarını da çizildiği, Lozan antlaşmasında, en münakaşalı konu, Musul, Kerkük, Kuzey Irak ve Petrol arazisi olmuştur. Bugünde, olaylar, uluslararası boyutta bu bölgede devam etmektedir. 1926 da Irak sınırımız Türkiye ve İngiltere arasında çizilmiştir. İngiltere neresi, Türkiye, Irak neresi.
Lozan Antlaşmasında, Türk tarafının, TBMM Hükümetinin temsilcisi ise Gazi Mustafa Kemal'in silah arkadaşı, Kurtuluş Savaşına katılan Türkiye Cumhuriyeti, Cumhuriyetin kurucuları arasında yer alan, daha sonrada, Türkiye Cumhuriyetinin 2. Cumhurbaşkanı olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün de silah arkadaşı olan Merhum İsmet İnönü'dür. Lozan antlaşmasında, İtilaf Devletlerinin ve İngiltere'nin (I. Cihan Savaşının galipleri), heyet başkanı Lord Curzon'dur. Türk Heyetinin başı olan, İsmet İnönü (Orgeneral olup aslen Bitlis Kürümoğullarındandır.)
Lozan'da da daha sonraki yıllar ve asırlarda da İngiltere ve diğer devletlerin, Türk-Kürt meselesi yaratarak, Anadolu ve Ortadoğu'nun içişlerini karıştıracağını düşünerek, Lozan'dan, öncede, Lozan müzakereleri sürerken de, Lozan'dan sonra da, İsmet İnönü, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu ve de Kuzey Irak'ı defalarca ziyaret ederek Lozan'da Kürt-Türk meselesine her defasında hazırlıklı gitmiştir.
Lozanda, İtilaf Devletlerinin (İngiltere, Fransa, İtalya ve diğerleri), asıl amaçlarının Türk-Kürt meselesi, değil, esas amaçlarının Irak ve Ortadoğu Petrollerini almak, kullanmak, kontrol etmek, siyasetten Ortadoğu'yu kontrol etmek ve güçlü olmaktır.
Görüyoruz ki, İngiltere, Fransa, ABD, Almanya ve diğer bazı ülkeler, geçmişte olduğu gibi bugünde üç nedenle Ortadoğu'dadırlar. Bu üç neden den birincisi Ortadoğu'nun petrollerini ve diğer enerji kaynaklarını almak, kontrol etmek, ikincisi terörizmi kullanmak ve çıkarları doğrultusunda yönetmek, üçüncüsü ise İsrail'in güvenliğini sağlamaktır.
Burada yapılacak tek şey bölge insanlarının, birbirine sahip çıkması ve birlikte olup, kendi çıkarlarını ve kendi variyetlerini korunmalarıdır. Ben şuyum, ben buyum demek, bölge insanlarının demek, hepsinin de başarısız ve yok olmaları demektir.
Sonuç olarak burada Türk-Kürt, ve diğerlerinin buyum, şuyum demelerini bırakmaları, tek devletleri vardır, oda Türkiye Cumhuriyeti'dir. Herkes burada, demokratik kurallar doğrultusunda devletlerine sahip çıkmaları, dışarıdan ve içerden zararlı bölücü, ayrıştırıcı, zehirleyici fikir ve düşüncelerin arkasından gitmeyi bırakıp enerjilerini Türkiye Cumhuriyeti'nin ve insanın kalkınmasına harcamaları tek ve geçerli yol olduğunu bilmeleridir.
Arz ederim. Saygılarımla...
Prof. Dr. Mehmet Kaya
Takdim: 221
KONU: 23 Temmuz, Erzurum Kongresi Münasebetiyle
Erzurum Kongresi, 23 Temmuz 1919'da, çok sevdiği askeri üniformasını çıkartıp, milletin bir ferdi olarak, kongreyi yapan Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Türk Milletinin yabancı işgalini kabul etmediğini, milletin, istikbal ve kaderini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını, vatan bir bütündür, asla bölünemeyeceğini, manda ve himayenin kabul edilemeyeceğini, ya istiklal, ya ölüm kararlığı ile Erzurum'da yapılmıştır.
Erzurum Kongresi ile Türkiye Cumhuriyetinin ulusal egemenliği, ilk kez somut bir irade şeklinde belirtilmiştir. Bu kongre ile Türk Milleti, kendi kurtuluşunun, başka milletlerin bağışlarında değil, kendinde olduğunu görmüştür.
Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Erzurum Kongresinden sonra, Sivas Kongresini yaparak, daha sonrada Türkiye Büyük Millet Meclisini kurarak, 29 Ekim 1923'de de Türkiye Cumhuriyetini kurarak devam etmişler, yaptıklarını da nöbetlerinide kendilerinden sonrakilere, emanet etmişlerdir.Bizlere düşen devir edilen nöbeti tam olarak tutmaktır.
Bu vesileyle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve tüm arkadaşlarını, tüm gazi ve şehitlerimizi saygı ile anıyor, mekanları cennet, ruhları şad olsun diyorum. Arz ederim. Saygılarımla..
Prof. Dr. Mehmet KAYA
Takdim: 220
KONU: Kıbrıs Barış Harekatı Münasebetiyle
(20 Temmuz, 14 Ağustos 1974)
Kıbrıs adası, Do��u Akdeniz'de yüzen bir gemi gibi olup, dünyadaki en stratejik adalardan birisidir. Özellikle de, dünya Türklüğü ve Türkiye Cumhuriyeti içinde, çok stratejik varlık, yokluk meselesi bakımından önemlidir. Kıbrıs adası Hz. Ömer zamanında Müslümanların fethi ile İslamlık içinde önemli duruma geçmiştir. 1571'de Kanuni ve Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa zamanında Kıbrıs adası Osmanlıların fethi ile Osmanlı Devletine bağlanmıştır. 1878 (93) harbi sonucunda ada İngiltere idaresine geçmiştir. Halen de Kıbrıs'ta iki adet İngiliz, hava üssü mevcuttur. Kıbrıs asırlarca Türk hakimiyetinde kalarak Türk kültüründe Türk yurdu olmuş bir adadır.
1800'den sonra, Yunan işgalciliği bilinçli olarak çalışarak Kıbrıs üzerinde hegemonya kurmaya çalışmışlardır.20 Temmuz 1974 tarihi bir kez daha Türk Milletini, Kıbrıs'a göreve çağırmıştır. Zamanın Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Bülent Ecevit, her türlü riski göz önüne alarak, “Biz savaşa değil, Barışa gidiyoruz” diyerek Kıbrıs Barış harekatını başlatmıştır. Bu harekat Başbakan Bülent Ecevit'e göre zulme dur demenin, kardeşliğe sahip çıkmanın, Türklük onurunu korumanın adımı olarak tarihe geçmiştir.
Mehmetçik, denizden, karadan, havadan, Allah, Allah, Allahu Ekber, Allahu Ekber sesleri ile umut, adalet dolu yüreği ve temiz bir vicdan ile Kıbrıs'a 20 Temmuz 1974'de Girne'den girmiştir. Mehmetçik bu harekatı ile, bir milletin kendi soydaşını kaderine terk etmeyeceğini, tüm dünyaya ilan etmiştir. Böylece Türk askeri, düşmana değil, mazluma kalkan olmuştu.
Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti varsa, şehit düşen Mehmetçikleri ve komutanlarını karar alırken vicdanlı, bir devlet aklını kullanan Başbakan Bülent Ecevit'i (Karaoğlanı) ve yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı milletçe saygıyla anıyoruz.
Bu vesilelerle, Cumhuriyetimizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, tüm komutanlarımızı, gazi ve şehitlerimizi, zamanın Başbakanı Bülent Ecevit (Karaoğlan), zamanın başbakan yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı saygı ve hürmetlerimizle anıyor hepsine Allah'tan (C.C.) rahmetler diliyorum. Mekanları cennet ruhları şad olsun. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet Kaya
Takdim:219 15.07.2026
Konu: 15 Temmuz Demokrasi Ve Milli Birlik Günü Münasebetiyle.
15 Temmuz 2016 gecesi Türkiyemizde demokrasi düzenini ortadan kaldırma hain girişimi yapılmıştır. Türkiyemizde vatandaşlarımız yediden yetmişe geleceğimizi vatanımızı Türkiyemizi korumak için, ülke genelinde meydanlara cadde ve sokaklara çıkarak demokrasimizi Türkiye Cumhuriyetimizi milli birlik ve beraberlik içinde savunmuşlardır. Böylece 15 temmuz Türk Milletinin demokrasiye olan bağlılığını gösterme açısından önemlidir ve bir dönüm noktasıdır. 15 temmuz 2016 gecesi Türk Milletine ve Vatanına yapılmak istenen saldırıya Türk Milleti bir çok şehit vererek uygun cevabı vermiştir.
Bu münasebetle 15 temmuzda şehit olanlara ve tarihteki tüm şehitlerimize Allahtan (C.C) rahmet diliyor ruhları şad olsun diyorum ve tüm gazilerimize de uzun ömürler mutluluk ve başarı diliyorum.
Arz ederim. Saygılarımla
Prof. Dr. Mehmet KAYA
Takdim:218
KONU: 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü Münasebetiyle
Hukuk; toplumların, insanların düzen içinde yaşayabilmesi için, bazı kuralların olması ve bu kuralların, toplumda, her alanda uygulanması durumunda hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti diyoruz. Bu hukuk düzeni ile, toplumda, adaletin sağlanması, insanların haklarının korunması, toplumsal düzenin sağlanması, idare edenlerin ve edilenlerin aralarındaki ilişkilerin düzenlenmesi, sağlanmış olur.Hukukun üstünlüğü, demokrasiyi ve insan haklarının temelini oluşturur. Hukuk herkes için gerekli ve geçerli olan bir unsurdur. Adalet, mülkün (devletin) temelidir. Arz ederim Saygılarımla
#HukukGünü #HukukunÜstünlüğüAdalet
Prof. Dr. Mehmet Kaya
Takdim: 217 02.07.2025
Konu: Mersin’in Anadolu Kültür Mirasına Katkıları.
33 plakalı Mersin, Akdeniz bölgesinde, Akdeniz, Anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mezitli, Mut, Silifke, Tarsus, Toroslar, Yenişehir ilçelerini, Mersin üniversitesini, içine alan büyük şehir statüsünde, ülkemizin en büyük ihracat limanlarından olan, Akdeniz’in incisi güzel Mersinimizdir.
Mersin ilimizde, Anadolu’da tarih öncesi ve sonra yaşamış, devlet ve medeniyetlerin, tüm hatıralarını ve izlerini taşır. Bunların bazıları, Frigler, Lidyalılar, Finikeliler, Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Beylikler (Karamanoğulları, Ramazanoğulları), Haçlılar, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti’ni sayabiliriz. Mersin'de UNESCO’ya bağlı dünya insanlık mirasları, Alahan Manastırı, St. Paul Kilisesi ve Kuyu’su, Mamure Kalesi, Korykos Antik Kenti, listesindedir.
Mersin’in bir liman şehri olması, uluslararası ticaretin yapılıyor olması, Mersin ekonomisinin temellerini teşkil eder. Ülkemizin ihracat ve ithalatının büyük bir kısmı Mersin’den yapılır. Mersin'in serbest bölge olması, yüzlerce şirkete ev sahipliği yapması, Mersin-Tarsus organize sanayisinde yüzlerce firmanın çalışması, var olması ülkemiz ekonomisi açısından da çok önemlidir. Mersin'de tarıma bağlı meyvecilik, sebzecilik, turunçgillerin yetiştirilmesi ihraç edilmesi ekonomimize ayrı bir katkı sağlar ve çok önemlidir. Mersin'in yaz kış bu üstünlüğü mevcuttur. Mersin'de yaz kış yetişen iç ve dış pazarları gönderilen ürünlerin başında, muz, turunçgiller, çilek, pepino, ananas, salatalık, domates, kayısı, ceviz, kiraz, armut, şeftali ve her çeşit sebzeler gelir. Akkuyu Nükleer Santralı ülkemize enerji bakımından çok önemli bir değer katacaktır.
Mersin'de yetişip, devletimize ve milletimize hizmet eden büyüklerimizin ve değerlerimizin bazıları, Şahmeran, Rüştü Kazım Yücelen (İçişleri Bakanı), Ahmet Besim Özek (hakim, milletvekili), Mehmed Cemal Mersinli (asker ve siyasetçi), Niyazi Ramazanoğlu (Hariciye Vekaleti Müşavirliği, milletvekili), Kemal Çelik (hakim, milletvekili), Haldun Dormen, Abdülkadir Bulut (şair), Özdemir İnce, (şair, yazar, çevirmen ve gazeteci), Mehmet Nevid Kodallı (besteci), Cavit Orhan Tütengil, (sosyolog ve akademisyen), Atıf Yılmaz Batıbeki (film yönetmeni), Haşmet Zeybek, ��mit Yaşar Oğuzcan (şair), Ahmet Mete Işıkara (bilim insanı, jeofizik mühendisi), Ahmet Kireççi (güreşçi), Mehmet Doğan Cüceloğlu (psikolog), Bergen, Musa Eroğlu (halk müziği sanatçısı), Danyal Topatan, Didem Taslan ve daha birçokları.
Bu yazımızda Mersinli değerlerimizi hatırlamış oluyoruz. Bu değerlerden vefat edenlere Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayan tüm Mersinlilere sağlıklar ve başarılar diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#mersin #33mersin #carsamba
Takdim: 216 01.07.2025
Konu: Isparta’nın Anadolu Kültür Mirasına Katkıları
32 plakalı Isparta ilimiz, Akdeniz bölgesinin kuzeyinde Aksu, Atabey, Eğirdir, Gelendost, Gönen, Keçiborlu, Senirkent, Sütçüler, Şarkikaraağaç, Uluborlu, Yalvaç ve Yenişarbademli ilçelerini, Eğirdir, Beyşehir, Kovada, Gölcük göllerini, Süleyman Demirel Üniversitesini, birçok dağ, yayla, gölet, orman, mağara, kanyon, akarsuları içinde barındıran tabiat güzeli bir ilimizdir.
Isparta ilimizde Anadolu’da yaşamış tarihi öncesi ve sonrası tüm devlet, medeniyet ve kültürlerin hatıralarını ve izlerini günümüze taşır. Bunların başlıcaları, Frigyalılar, Lidyalılar, İonlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Beylikler, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti’dir. Kurtuluş Savaşı’nda Isparta halkının ve garp cephesi komutanı Ali Fuat Cebesoy’un çalışmaları tarihi anlam taşır. Bu bağlamda Isparta halkının, Mustafa Kemal Paşa’ya ve Kuvayi Milliye'ye canıyla malıyla destek vermesi takdire şayandır.
Isparta’nın ekonomisinde; tarımda, gül yetiştirilmesi ve gülyağı üretimi, lavanta, kiraz, elma, kayısı, armut, arıcılık ve bal başta gelir. Hayvancılıkta küçükbaş, büyükbaş üretimi, el sanatlarında halıcılık, tekstil önemlidir. Sanayide orta ve küçük boy sanayi ekonomiyi canlandırır.
Isparta ilimizde yetişip de bölgesine, devletimize, milletimize hizmet eden büyüklerimizin ve değerlerimizin bazılarını Halil Hamit Paşa (sadrazam), Seyyid Ali Paşa (sadrazam), Süleyman Demirel (9. Cumhurbaşkanı), Mehmet Sadettin Bilgiç (siyasetçi), Mehmet Nazmi Toker (asker, siyasetçi), Nursel Duruel (yazar), Hüseyin Avni Coş, Cahit Berkay, Emre Aydın, Orhan Çağman, Güler Öktem, Prof. Dr. Mahmut Bülbül (tıp doktoru, akademisyen) ve daha birçok değerlerimizi yazabiliriz.
Bu yazımızda Ispartalı değerlerimizi hatırlamış oluyoruz. Bu değerlerden vefat edenlere Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayan tüm Ispartalılara sağlıklar ve başarılar diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
#ısparta #32ısparta #süleymandemirel
Prof. Dr. Mehmet KAYA
Bu büyüklerimizden dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Türk siyasetinde bir ömür vermiş büyük bir devlet adamıdır. Siyasete ve topluma mal olmuş; “Dün dündür, bugün bugündür…”, “Siyasette 24 saat, uzun zamandır.”, “Yollar, yürümekle aşınmaz!”, “Benzin vardı da biz mi içtik?” vecizeleri ile siyaset tarihine geçmiştir.
https://t.co/Vu6rjS7kqV
Takdim: 201 17.06.2025
Konu: Süleyman Demirel’in 17 Haziran vefatının 10. yıldönümü münasebetiyle
Süleyman Demirel, 1 Kasım 1924 Isparta’nın Atabey ilçesinin İslamköy’ünde doğmuş, hayatı boyunca, devlette her kademede, memurluğundan genel müdürlüğüne, siyaset alanın da üyelikten, genel başkanlığına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanlığına, bir mühendis, bir siyaset adamı olarak görev ve hizmet etmiş, 17 Haziran 2015’te Ankara’da vefat etmiş, ülkemizin yetiştirdiği bir devlet adamıdır.
Süleyman Demirel, İsmet İnönü, Celal Bayar, Ragıp Gümüşpala gibi Türk Kurtuluş Savaşı kahramanlarının ardından Cumhuriyet kuşağının yetiştirdiği, ömrü boyunca siyasetle uğraşan, kendi deyimi ile altı defa gidip, yedi defa gelen, Türk siyaset tarihinde, İsmet İnönü, Recep Tayyip Erdoğan’dan sonra en uzun süre görev yapan, en genç başbakanlık yapan, devlette ve siyasette çalıştığı sürelerde kendisine “Çoban Sülü”,” Barajlar Kralı”, “Baba” gibi lakaplar ve unvanlar verilen, siyaset yaptığı sürelerde “Dün dündür bugün bugündür”, “Benzin vardı da ben mi içtim?”, ”Altı defa gittim, yedi defa geldim”, “Yollar yürümekle aşınmaz”, “Bu millet yönetilemez, idare edilir, “Binaenaleyh” gibi anlamlı veciz, deyim ve sözler söyleyen, popüler kültürde, doğrudan veya dolaylı olarak adına göndermeler yapılan, fötr şapkası ile özdeşleşen bir halk ve devlet adamıdır.
Süleyman Demirel uzun süren demokratik yaşam ve hizmetlerinden dolayı da Türkiye’nin her tarafında ve her yerinde, adı; okullara, üniversitelere, yollara, bulvarlara, baraj ve göllere verilmiş bir demokrasi şampiyonudur.
Kendisine Cenab-ı Allahtan (C.C.) rahmet, mekânı cennet, ruhu şad olsun diyor, yakını ve sevenlerine, ülkemize baş sağlığı diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#SüleymanDemirel #9uncuCumhurbaşkanı
Takdim: 215 01.07.2025
Konu: Türk Silahlı Kuvvetlerinin (Kara Kuvvetlerinin), 2234.’cü Kuruluş
Yıldönümü Münasebetiyle. 2
“Türk Ordusu, Türk Milleti’nin çelikleşmiş bir ifadesidir”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Dünyada devlet kurmak, savaşları kazanmak, kurduğu devleti yaşatmak, kurulan devletin sınırlarını ve elindeki toprağı korumak için kuvvetli bir orduya ihtiyaç vardır. Kurulan ordunun bilgili olması, eğitimli olması, inançlı ve amacı olması teknik üstünlüğünün olması şarttır.
Türklerde Ordu-Millet kavramı geçmişten gelen bir anlayış olup, Türk ordusu erinden, mareşaline kadar “Mehmetçik” adı ile abideleştirilmiştir. Türk ordusu, tarihte her zaman varlığını korumuş, tarihteki birçok savaştan zaferle çıkmış, zengin bir tarihi harp kültürüne sahiptir. Türk ordusu ezelden beri, bir cihan ordusu olup günümüzde Somali, Bosna-Hersek, Kosova, Filistin, Irak, Afganistan ve Suriye gibi birçok yerde hizmet vermeye devam etmektedir. 21. Yüzyılın Türk asrı olması için, Türkiye’nin ilme ve bilime dayalı, geleceğe hazır harp sanatını iyi bilen, yerli harp sanayisi ile donatılmış güçlü bir ordusu vardır, gelecekte de daha güçlü olması tarih ve coğrafyamız gereği şarttır.
Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#karakuvvetlerikomutanlığı #türksilahlıkuvvetleri #atatürk #millisavunmabakanlığı #Salı #1temmuz
Takdim: 214 30.06.2025
Konu: Hatay’ın Anadolu Kültür Mirasına Katkıları
Mustafa Kemal Atatürk’ten Fransız büyükelçiye;
"Hatay benim şahsî davamdır. Şakaya gelmeyeceğini bilmelisiniz”
31 plakalı Hatay ilimiz, Türkiye’nin güneyinde, Akdeniz’in kıyı şeridinde, İskenderun körfezini içine alan, Antakya, Altınözü, Tarsus, Belen, Defne, Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu, Payas, Reyhanlı, Samandağ, Yayladağ 16 ilçeyi içine alan, tarihi insanlık tarihi ile eş zamanlı olan, Musevilik, Hristiyanlık ve Müslümanlık için çok önemli değerlere sahip, deprem bölgesinde yerleşim gösteren önemli bir ilimizdir.
Hatay ilimizde Anadolu’da ve ön Asya’da kurulan, yaşayan medeniyetleri oluşturan, tüm devlet ve uygarlıkların hatıra ve izlerini günümüze taşır. Bu devlet ve uygarlıkların bazıları, Babiller, Asurlular, Sümerler, Urartular, Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Emeviler, Abbasîler, Selçuklular, Beylikler, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti’ni söyleyebiliriz. Romalılar döneminde Hz. İsa’nın da son akşam yemeğinin 12 havarisi ile Antakya’da yemesi, tutuklanması, çarmığa gerilmesi, ilk İncil’in de burada yazılması hikayeleri de önemli hatıralar olduğunu söyleyebiliriz. Hatay’da St. Pierre Kilisesi (Hristiyanlığın ilk kilisesi olarak bilinir), Titus Tüneli, UNESCO dünya mirasına kayıtlıdır. Habib-i Neccar Camisi, Türkiye sınırları içerisinde inşa edilen ilk camidir ve oda Hatay ilimizde yer alır.
Hatay ekonomisinde, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, Amik ovasının tarımsal ürünleri ve potansiyeli, tarım ve tarıma dayalı sanayii önemlidir. Hatay bölgede bir ticaret merkezi konumundadır. Ticaretin de el sanatları, dericilik, ayakkabıcılık, mobilyacılık başta gelir. Hatay ülkemizde İstanbul’dan sonra en çok kara yolu ile yük taşımada ikincidir.
Hatay’da yetişip bölgeye ve ülkemize hizmet eden, büyüklerimizin bazılarını Suphi Bereket (1. Suriye Cumhurbaşkanı), Tayfur Sökmen (Hatay Devlet Başkanı, milletvekili), Abdurrahman Melek (Hatay Devleti Başbakanı, milletvekili), Şükrü Sökmensüer (Türkiye İçişleri Bakanı), Ahmet Bilgin (siyasetçi), Jaklin Güner (İş insanı), Sadullah Ergin, Sabahattin Adalı, Atiye (Müzisyen), Selami Şahin (Müzisyen), Karsu Dönmez (Müzisyen), Kalben (Müzisyen), Mert Fırat (Oyuncu), Gökhan Güney (Müzisyen), Hamdi Alkan (Sanatçı ve Yapımcı), Uğur Aslan (Oyuncu), Şebnem Sönmez (Oyuncu), Selçuk İnan (Futbolcu), Gökhan Zan (Futbolcu), İsmail Köybaşı (Futbolcu) ve daha birçoklarını söyleyip yazabiliriz.
Bu yazımızda Hataylı değerlerimizi hatırlamış oluyoruz. Bu değerlerden vefat edenlere Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayan tüm Hataylılalara sağlıklar ve başarılar diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#hatay #31hatay #pazartesi
Takdim: 213 30.06.2025
Konu: Türk Silahlı Kuvvetlerinin (Kara Kuvvetlerinin), 2234.’cü Kuruluş Yıldönümü Münasebetiyle. 1
“Türk Ordusu, Türk Milleti’nin çelikleşmiş bir ifadesidir”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
Türk Ordusunun M.Ö. 209’da Mete Han tarafından ordu birimleri halinde kurulmasından bu yana Türkler ordularının sayesinde, tarihte birçok devletler ve imparatorluklar kurup, çağ açıp, çağ kapatmışlardır. Türk Silahlı Kuvvetleri en çok özen gösterilmesi gereken bir kurumdur. Silahlı kuvvetlerin ana görevi emir aldıkları zaman savaşmaktır. Barışta silahlı kuvvetler iyi eğitim görmeli, sık sık çeşitli tatbikatlar yaparak her çeşit savaşa çok iyi hazırlanmalıdır. Disiplinden asla taviz verilmemeli, sivil yaşantıdan mesafeli durmalı kendisine özel eğitim verilmelidir. Türk ordusu 1950’den bu yana Kore’de, Kıbrıs’ta, Somali’de, Lübnan’da, Bosna Hersek’te, Kosova’da Balkanlar’da, Afganistan, Irak ve Suriye’de kendini her yerde görevde ve savaşta bulmuştur. Her yerde de görevlerini tam olarak yapmıştır.
Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#karakuvvetlerikomutanlığı #türksilahlıkuvvetleri #atatürk #millisavunmabakanlığı #pazartesi
Takdim: 212 28.05.2025
Konu: Hakkâri’nin Anadolu Kültür Mirasına Katkıları
30 plakalı, Hakkâri ilimiz, Türkiye'nin Güneydoğusunda yer alan, tamamının da Doğu Anadolu'da bulunduğu, Irak, Şırnak, Van, İran, ile komşu olan, Çukurca, Derecik, Merkez, Şemdinli, Yüksekova ilçeleri ile Türkiye'nin deprem riski en yüksek illerinden, 2008 yılından beri Hakkâri Üniversitede açılmış olan önemli bir ilimizdir. Hakkâri adı, “Hakkar” kabilesinin isminden gelmektedir, tarihde bölge adı “Hakkariye” olarak geçmekte olup, “Hakkarlar’ın Şehri” anlamına gelmektedir.
Coğrafi konumu gereği, Anadolu ve Ortadoğu'da kurulmuş olan tüm devlet ve medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Çok kadim olan ilimiz Hakkâri’nin M.Ö.4000 yıl, zamanımıza göre 6000-7000 yıl önce arkeolojik değeri olan Balballar, Taş Babaları öncelikle hatırlatmamız yerinde olacaktır. Hakkâri ilimiz, Humi, Urartu, Emevi, Abbasi, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti kültür ve medeniyetlerinin yanısıra, esas kendi bölgesel yaşamı ile ve coğrafyası ile de adeta bütünleşmiştir. 12-19. yüzyıllar arası Hakkâri emirleri tarafından idare edilmiş Hakkâri’miz, 1548'de Osmanlı İmparatorluğu’na tabi olmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Dönemi'nde de sınır ticareti, hayvancılık, özel ve devlet sektörlerinde, turizm sektörlerinde, insan ve sosyal yapısı ile de ülkemize önemli katkılar sağlayan bir ilimizdir.
Hakkâri ilimizden de Çölemerikli Ömer Efendi, Muhsin Kızılkaya, Mustafa Zeydan, Evliya Parlak, Naim Geylani, Yılmaz Erdoğan, Ersin Korkut gibi insan kaynakları açısından, siyasetçi, sanatçı olan ve önem arz eden şahsiyetler bulunmaktadır. Hakkâri, Sirki, Şidan, Zeydan aşiretleri gibi daha birçok bölgesel değerleri olan, Anadolu medeniyet ve kültür silsilesinde de katkısı olan bir ilimizdir. Ülkemize olumlu katkıları olan bu ilimize, gelecekte de olumlu katkıları açısından başarılar diliyorum.
Bu yazımızda Hakkarili değerlerimizi hatırlamış oluyoruz. Bu değerlerden vefat edenlere Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayan tüm Hakkarililere sağlıklar ve başarılar diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#hakkâri #30hakkâri #cumartesi
Takdim: 211 27.06.2025
Konu: Gümüşhane’nin Anadolu Kültür Mirasına Katkıları
29 plakalı Gümüşhane ilimiz, Doğu Karadeniz bölgesinde yer alan dağlık ve engebeli bir coğrafyaya ile Trabzon İran-Azerbaycan’ı tarihi yol üzerinde, Kelkit, Köse, Kürtün, Şiran, Torul ilçelerini içine alan doğal güzelliğe sahip olan bir ilimizdir. Gümüşhane ismiyle gümüş madenine sahip olduğu bilinmektedir.
Gümüşhane'de, Anadolu’da hüküm sürmüş ve medeniyet yaratmış devlet ve uygarlıkların hatıra ve izlerini taşır. Bunların başlıcaları; Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Pontuslular, Selçuklular, Akkoyunlar, Karakoyunlular, Osmanlılar ve Türkiye Cumhuriyeti’ni yazabiliriz.
Gümüşhane'nin ekonomisi geçmişte asırlarca işletilen gümüş yatakları teşkil etmiştir. Gümüşhane’nin ekonomisini, altın madeni, linyit yatakları, demir, çinko, kurşun yatakları, tarım ve hayvancılık oluşturur.
Gümüşhane'de yetişip, bölgeye, ülkemize hizmet eden, büyüklerimizin ve değerlerimizin bazıları, Ömer Efendi (müderris, kazasker), Temel Akarsu (yazar), Akın Öztürk (asker, eski Hava Kuvvetleri Komutanı), İsmail Hakkı Demirel (bürokrat), Mehmet Ozan Sungurlu (jeolog), Sahrap Soysal (yazar), Ahmet Çalık (futbolcu), Vasfi Mahir Kocatürk (edebiyatçı, yazar) ve daha birçoklarını söyleyebiliriz.
Bu yazımızda Gümüşhaneli değerlerimizi hatırlamış oluyoruz. Bu değerlerden vefat edenlere Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayan tüm Gümüşhanelilere sağlıklar ve başarılar diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#gümüşhane #29gümüşhane
Takdim: 210 26.06.2025
Konu: Giresun’un Anadolu Kültür Mirasına Katkıları
28 plakalı Giresun ilimiz, orta Karadeniz bölgesinde, Karadeniz kıyı şeridine yerleşmiş, Alucra, Bulancak, Çamoluk, Çanakçı, Dereli, Doğankent, Espiye, Eynesil, Görele, Güce, Keşap, Piraziz, Şebinkarahisar, Tirebolu, Yağlıdere adlı ilçeleri bulunan, etrafı ormanlarla kaplı, denize dikey ve dik dağlar ve derelerle konuşlanan bir ilimizdir. Giresun’dan 1 mil açıkta, Karadeniz’in içinde tek insan yerleşimli ada olan Giresun adası vardır. Bu adada Hamza taşı diye bilinen dilek taşı özelliğine sahip kayalar vardır.
Giresun ilimizde Anadolu’da yaşamış devlet ve medeniyetlerin hatıralarını izlerini günümüze taşır. Bu devlet, medeniyet ve uygarlıkların bazılarını; Hititler, Romalılar, Bizanslılar, Pontus Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’ni sayabiliriz. Giresun 1461’de Fatih Sultan Mehmed Han’ın Trabzon’u fethinden buyana da Türkmen boyları ile özellikle Çepnilerle sosyolojisini ve başarılarını tamamlamış, ülkemize de önemli katkıları ile devam etmektedir.
Giresun ekonomisi, şehrin sembolü olan fındığı ile içte ve dışta tanınır. Giresun fındığı dünyaca meşhurdur. Giresun’da yapılan tarımın %70’i fındık tarımıdır. Türkiye’de üretilen fındığın %15’i Giresun’dadır. Fındık dışında tarım, tahıl ve meyve, hayvancılıkta Giresun’da önemli olup et, süt, yumurta, bal, deniz ürünleri de ekonomide önemli yer alırlar. Giresun'da tarıma dayalı 600 yakın işletme olduğu varsayılır. Giresun ekonomisinde, madencilikte önemli olup, kurşun yatakları mevcuttur.
Giresun'da yetişip, devletimize ve milletimize hizmet eden büyüklerimizin ve değerlerimizin bazıları, İdris Küçükömer (iktisatçı ve düşünür), Naim Şafak (siyasetçi yazar), Hacı Topal Osman Ağa (Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın muhafızı), Mustafa Hulki Cevizoğlu (milletvekili yazar), Hüseyin Cevizoğlu (asker), Şükrü Okan (asker, denizci milletvekili), Bedri Rahmi Eyüboğlu (ressam), Yaman Okay (sinema ve tiyatro oyuncusu) ve daha birçokları.
Bu yazımızda Giresunlu değerlerimizi hatırlamış oluyoruz. Bu değerlerden vefat edenlere Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayan tüm Giresunlulara sağlıklar ve başarılar diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#giresun #28giresun
Takdim: 209 25.12.2025
Konu: Gaziantep’in Anadolu Kültür Mirasına Katkıları
27 plakalı ilimiz olan Gaziantep, Güneydoğu Anadolu bölgemizin en gelişmiş ili olup, sanayi, eğitim, ticaret, gastronomi ile gelişmişlik ve halk oyunları yönünden en önde gelen, Araban, İslâhiye, Karkamış, Nizip, Nurdağı, Oğuzeli, Şahinbey, Şehitkamil, Yavuzeli adlı 9 ilçesi olan şehrimizdir. Akdeniz'e yakınlığı Ortadoğu'ya açılış kapısı olmasını ve çalışkan sosyolojik yapısından, eski İpekyolu mirasçısı özelliğinin, akıncı ve hızlı koşan Barak Türkmenlerinden ileri geldiğini düşünebiliriz.
Gaziantep Anadolu'da, Ortadoğu'da, Mezopotamya'da kurulan ortak medeniyetlerin mirasçısıdır. Şehir Babilliler, Sümerler, Persler, Asurlular, Makedonlar (Büyük İskender), Komagene, Romalılar, Bizanslılar, Emevîler, Abbasiler, Selçuklar, Dulkadiroğulları, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yeraltı ve üstü medeniyet hatıralarını taşımaktadır. Türkiye’nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesindeki Alanları Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi, Zeugma Arkeolojik Alanı, Gaziantep Yeraltı Suyu Yapıları: Livas ve Kasteller, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağında Gaziantep gastronomisi bulunmaktadır. Gaziantep iline ait tescillenmiş coğrafi işaretli ürünlerin sayısı da 107 adettir.
Yüzölçümünün dörtte biri olan, Fırat nehrinin sularıyla sulanan Gaziantep ovalarında; antepfıstığı, zeytin, pamuk, üzüm, kırmızıbiber, keten, mercimek, buğday, arpa gibi hububat ürünleri yetiştirilir ve sanayisi de doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinin ürünlerinin işlenip, pazarlandığı bir merkezdir. Uluslararası havalimanı, demiryolu ve otoyola bağlı karayolları ile geniş bir ulaşım ağına sahiptir. Gaziantep ekonomisini son yıllarda gastronomi ve kültür turizmi de fazlasıyla desteklemektedir. Dünyanın en büyük Mozaik Müzesi olan Zeugma Mozaik, restore edilmiş tarihi Antep Evleri, menengiç kahvesi, Fırat nehri üzerinde Rumkale, Dülük Antik Kenti, Mitras Tapınağı, Elif-Hisar-Hasanoğlu Anıt, yöreye özgü yemekler, kebaplar ve tatlılar, Gaziantep’in zengin kültürüyle anılmaktadır.
İnsanı da bu medeniyet mirasçılarına sıkıca sahiplenen; Mehmet Kamil Ocak (Belediye başkanı, milletvekili), Galip Deniz, Ali Şahin, Ayvaz Gökdemir, Besim Üstünel, Cengiz Gökçek, Abdülkadir Ateş, Hasan Celal Güzel, Fatma Şahin, Konukoğulları, Doğu Perinçek, Vehbi Dinçerler (siyasetçi, mühendis), Mustafa Bencan (ressam ve rölyef sanatçısı), Edip Akbayram, Ebru Gündeş, Kenan Doğulu ve daha birçok siyasetçi, sanatçı, sanayici, asker, ilim ve bilim adamları yetiştiren Gaziantep, Kurtuluş Savaşı Karayılanları ve Şahinbeyleri ile başlayan Türkiye Cumhuriyeti'ne de her yönü ile yiğitçe desteği ve hatırası olup gerçekten “Gazi” olan bir ilimizdir. Kurtuluş Savaşı kahramanı, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu büyük Atatürk de “Gazi bizim gazimiz, kâinat ve insanlığın ulu gazisi” deyip, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e Gaziantep, nüfus kütüğünde de (Bey Mahallesi, hane 41, cilt 86, sayfa 56, Zübeyde'den doğma Ali Rıza oğlu 1881 Selanik doğumlu, Gazi Mustafa Kemal, yazdırarak) Atatürk'ü bağrına basan, gerçekten gazi olan bir vilayetimizdir.
Bu yazımızda Gaziantepli değerlerimizi hatırlamış oluyoruz. Bu değerlerden vefat edenlere Allah’tan (C.C.) rahmet diliyorum. Ruhları şad olsun. Yaşayan tüm Gazianteplilere sağlıklar ve başarılar diliyorum. Arz ederim. Saygılarımla.
Prof. Dr. Mehmet KAYA
#gaziantep #27gaziantep