Mesele sadece bir fıkra değil. Bir halkın kadınlarını etnik kimlikleri üzerinden küçümsemeyi rahatlıkla dile getirebilen bir üstünlük duygusudur.
Belirli bir yaştan sonra müstehcen bir fıkrayla komik olmaya çalışmış kendince ama daha tuhaf olanı o fıkra anlatılırken etrafında kimsenin rahatsız olmaması, aksine kahkahalarla karşılık vermesi ve bunun utanılacak bir şey değilmiş gibi basına servis edilmesidir.
Çünkü rezalet yalnızca onu dile getiren kişinin zihninde değil, onu normalleştiren, alkışlayan ve dolaşıma sokan ortamda da yaşar…
Kadınları aşağılayan ve onları kendi şöhret anlatısının bir parçasına dönüştüren Famous,Kadınları maddi çıkar peşinde koşan insanlar olarak genelleştiren Gold Digger,kadın bedeninin yoğun biçimde cinsel obje olarak kullanıldığı I'm In It'i söyleyen nazi hayranı kadın tacizcisi Kanye West’in konserine koşa koşa gitmiş neymiş bipolarmış :) ama Yılmaz Güney’i linçliyor🙄Ülkede yaygın olan politik görüş ikiyüzlülük ve utanmazlık aldı başını gidiyor bu da bir örneği.
bu konuda son kez yazıyorum ve şöyle özetliyorum beni daha önceden de aslında takip edenlerin bildiği, röportajlarımda vesaire de söylediğim şeyleri:
1.
ne yılmaz güneymiş.
2.
kimsenin kutsanmasını doğru bulmuyorum.
yılmaz g.'ye "adam mükemmel biri" diyenlere, kanaat lideri gibi bakan zihniyete saygı duymuyorum.
sinemasını sevip sevmemeniz beni hiç ilgilendirmiyo. ben, kişisel olarak yüceltilmesine karşıyım. kürt olması da zerre umrumda değil solculuğu da. niyet okumalarınız ise kendi pis düşüncelerinizin yansımasıdır.
3.
yılmaz g. şu an yaşıyor olsaydı, sinema yapıyor olsaydı gitsin köşede çürüsün de demezdim. filmlerini izlemeyin de demezdim, ama şahıs olarak yüceltmeyin derdim yine, yine aynı şeyleri söylerdim anlayacağınız. tıpkı ibrahim tatlıses'in insan olarak saygı duyulacak hiç bi yanı olduğunu düşünmeyip, çok iyi bir ses olarak kabul görmesine hiçbir şey diyemeyeceğim gibi.
4.
kanye w. bipolar, saçmalıklar yaptı, herkesten özürler de diledi. ona giriş yasağı koyan ülkeler de çıldırmış geliyo bana, örnek gösterilmeleriniyse doğru bulmuyorum; filistin konusundaki ikiyüzlülükleri ortadayken. tamamen başka politikalar gözetiliyo gibi çünkü, o kadar büyük olayları kendim de dahil hiçbirimizin tam olarak bilip anlayabileceğini düşünmüyorum.
5.
kanye w.’i yüceltmiyorum, "on numara adam abi ölürüm" falan demiyorum, anıtlaştırmıyorum, sevdiğim şarkıları var, sırf vokal değil prodüktör olarak, marka olarak, yaratıcılığıyla ve sanat vizyonuyla tarih yazmış - kanaat lideri falan değil ha, müziğe, modaya yön vermiş ciddi iz bırakmış biri.
6.
ben kanye w.’i kişisel olarak savunmam, istiyosanız ana bacı sövebilirsiniz, ama müzisyenin konserine gitti diye insan linçleme, liste yapalım gibi saçmalıkları işin bokunun çıkması olarak görüyorum. biri ifşa edelim demiş; gizli olmayan bir şey nasıl ifşa edilir? birilerini etiketleyip kategorize etme isteği günden güne büyüyor, bunu tehlikeli de buluyorum.
7.
boykot biraz da büyümeye, çoğalmaya, kitleselleşmeye çağırmaz mı?
konserden önce boykot çağrısı da yoktu ha. onu da anlamadım, sanki herkes anlaşmış da gidenler boykotu bozmuş gibi davranıldı. ya da gidemeyenler gönül mü koydu, gerçekten hiçbir fikrim yok.
8.
ozan g. olayı da çok konuşuldu.
ceza almış birinin dışarıda gezmesinin sebebini, cezayı verene sormak gerekmiyo mu? dahası bunu bir talebe dönüştürmek, insanları anlama ve insanlara anlatma fırsatını es geçmemek? kamusal bir alanda oturduğumuzda herkesin sicilini suratlarında görüyo muyuz? hayır. bi katille de karşılıklı masalarda bir kafede oturuyo olamaz mıyız? evet. isteyip istememekten bahsetmiyorum, olasılıklardan bahsediyorum. sırf yapabiliyosun diye birinin üstüne giderek mekandan çıkartmaya çalışmanın politik karşılığını göremiyorum. çünkü devlet suçluya dışarda gezme hakkını vermiş, senin problemin suçluyla olamaz, adalet sistemiyle olabilir, bu da anlaşılır ve desteklenmesi gereken de bişi.
bunun çözümü o insanın sana hiiiç bişi yapamayacağını bile bile üstüne gitmek, bişi yaparsa da zaten suçlu, onun hayatının daha da bitecek olmasından güç alıp elindeki gücü hor kullanmak olmamalı.
bunun işe yaramadığını çok net bir şekilde gözlemliyorum.
9.
bazılarının feminizmi çekmeye çalıştığı yerde değilim, sürekli feministmetre açmayın, inanın hiçbirimize yardımcı olmuyo. eşşek gibi kendi ayakları üstünde duran tüm kadınlara default olarak feminizm yüklenmiş oluyo zaten, hele ki senelerce bu kadar görünür bi meslekte, bu kadar kadınların harcanmaya çalıştığı bi dünyada, kadının gık dediği yerde erkek bağırsa bile hep kadının konuşulduğu, tüm skandalların hep kadınlara yıkılmaya çalışıldığı bi yerde, feminizm bir opsiyon değil. övünülecek bişi de değil. zorunluluk.
10.
bu arada kılıçdaroğlu, senden de tiksiniyorum.
Belediye ceza kesince “sözde bizimkilerdir” diye tepki gösteriliyor, işgallere müdahale edilince sorun çıkıyor, zabıta görevini yaptığında farklı ithamlarla karşılaşıyor. Tepki almamak adına gösterilen tolerans ise zamanla kamusal düzen, otorite ve denetim algısını zayıflatıyor maalesef..
Çocukluğumdan beri bizim evde rutindir bayram ağzı o çarşıya gidilir. Çörek ilacı alınır, biraz dolaşılır, bayram gelmeden bayramın kokusu alınırdı.Bugün gittik… Aman tanrım. Resmen kamyonla şehre turist dökmüşler. İki üç adımda bir kahve satışı için önünü kesen var, yerler çöpten geçilmiyor, balıkla ciğer dumanı birbirine karışmış, caddenin ortasında seyyar satıcılar kavga ediyor, arabalarla insanlar birbirinin önüne atlıyor. Nezaket, kural, denetim hak getire…
O görüntü, o kirlilik, o düzensizlik, o bitmeyen satış ısrarı ve Demet Akalın müzikleri sinir bozucuydu…
Turizm elbette kıymetli. İnsanlar gelsin, görsün, tanısın. Ama bir şehrin tarihi dokusu, hafızası, ritmi,kontrolsüz bir ticari hareketliliğe teslim edilince şehir kültürü de yavaş yavaş aşınıyor. Şehirler sadece kalabalıkla büyümez düzenle, estetikle, saygıyla ve o şehre gösterilen özenle değerleri hafızayı korumakla yaşar...
Neyse karpuz ve şerbet dışında bugüne puanım 0…
@TalaTgnv Feridun Çelik döneminde halk kendi evinin önünü süpürüyordu şimdi kendi çöplerini bile yere atıyorlar kamusal alan sorumluluğu bireylerden kurumlara kaymış durumda bu da çok doğru değil..
Kamusal düzen, denetim, satış alanlarının planlanması, temizlik, trafik akışı ve tarihi alanların korunması elbette yerel yönetimlerin sorumluluğunda. Ama her şeyi yerel yönetime yüklemek de kolaya kaçmak olur. Nezaket, kurallara uymak, çevreyi temiz tutmak yalnızca kurumların değil toplumun ortak sorumluluğu. İnsanların da, esnafın da ortak yaşam kültürüne özen göstermesi gerekiyor..
Meğer ne kaar sanatçı biriktirmişiz her gün yeni biri açıklama yapıyor..Ben hala 90’lar kadrosuyla yaşadığım için çoğunu tanımıyorum..Son güncellemem Silbus u Tari :)
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme
5 araç kriminal laboratuvara gönderildi
Delil karartmakla suçlanan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in tutuklanmasının ardından, aralarında makam araçlarının da bulunduğu 5 araç kriminal inceleme için Ankara’ya gönderildi.
https://t.co/Gq5XhK9vj6
Hukuk ve insan hakları örgütleri, Van F ve T Tipi cezaevlerindeki tutsakların “Kürtçe konuşamazsınız” dayatmasına maruz kaldıklarını belirtti.
https://t.co/fopMbl78RI
@DERMAN0321 Bunu bana yazdığınıza göre beni töhmet altında bırakmış oluyorsunuz benim eşine ailesine yazdığım tek bir hakaretim ithamım yok varsa paylaşın!
Mem Ararat ile ilgili artık bir şey yazmakta okumakta istemiyorum tweette belirttiğim gibi…
Mem Ararat ve flood mübaşiri avukatının günlerdir yürüttüğü mağduriyet ve gerilim dili üç gündür zehirli atmosfere sebep oldu hâla dijital korucuların saldırılarına maruz kalan kadınlar var ve gittikçe tehlikeli bir hal alıyor…Halkını gerçekten düşünen samimi bir sanatçı öfkeyi büyütmek yerine ikinci bir açıklama yapar, insanları sakinleştirir, linç kültürüne mesafe koyardı. Çünkü toplumuna karşı sorumluluk hisseden bir sanatçı kendi adına yaratılan nefret iklimine sessiz kalamaz..Gördük ki mesele halk, değerler ya da toplumsal hassasiyetler değil. Konu yeterince konuşuldu, sınırlarına ulaştı. Bundan sonrasında aynı gündemi büyütmek sadece bu zehirli atmosferi beslemeye hizmet eder.