Danışanıma seansta “Kendiniz için bu hafta ne yaptınız?”diye sorduğumda
“Seansa geldim hocam. Kendim için yapabileceğim en iyi şeydi.” dedi
Terapi bazen kendimize verebileceğimiz en güzel hediyelerden biri. Kendimizi duymak, anlamak ve iyileşmek için kendimize alan açmak… 🤍
Danışanlarımdaki gözle görülür değişimleri görmeyi çok seviyorum. Duygularının, enerjilerinin, sinir sistemlerinin rahatlayışının yüzlerine ve bedenlerine yansımasına tanıklık etmek… Bir insanın kendine yeniden yaklaşmasını gözlerinin içinden görmek, yine iyi ki mesleğim dedim🤍
Elbette bazen çiçek açıp 💐bazen solacağım 🥀
Elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim
Elbette önce çekip gidip sonra döneceğim..
Son zamanlarda dinlendiğim içinde kabullenmeyi, geride bırakmayı ve yeniden kendini bulmayı içeren en güzel şarkılardan 🎶Tabi Candan Erçetin sesi🫶🏻
OKB’li danışanımın, “Artık ellerimdeki yaralar iyileşiyor.” demesi…
Bazen bir cümle, bütün yorgunluğa değiyor. Psikoterapide değişim çoğu zaman küçük adımlarla başlıyor ve her adım çok kıymetli.
Bu aralar danışanlarımdan çok güzel dönütler alıyorum.
Yolma bozukluğu olan danışanımın, “Hocam, bu hafta kitap okurken kaşımı hiç yolmadım.” demesi…
Fibromiyalji tanısı olan danışanımın, “Hocam, yıllardır ilk defa ağrılarım olmadan uyudum.” demesi…
Anksiyetenin bence en iyi çözümü onu yok etmeye çalışmamaktır. Çünkü insan ne kadar kaçarsa, zihin o düşüncenin peşine o kadar düşüyor. Susturmaya çalıştıkça daha çok konuşur, bastırdıkça daha çok büyür. Belki de yapılabilecek en doğru şey, bir an durup kendine dürüstçe şunu söylemektir: Evet, şu an içim huzursuz. Hepsi bu. Onunla kavga etmeden, onu inkâr etmeden, sadece varlığını kabul ederek birkaç dakika durabilmek… Çoğu zaman insanın içindeki fırtına böyle yavaş yavaş diner.
Çünkü anksiyete çoğu zaman bir düşman değildir. Daha çok fazla hassas bir alarm gibidir. Ortada gerçek bir tehlike yokken bile çalmaya devam eden bir alarm… Sen o alarmı kırmaya çalıştıkça gürültüsü artıyor. Ama sakinleşip onu anlamaya başladığında, sesi de yavaş yavaş azalıyor.
Kendine biraz anlayış göstermek, zihninin yorulduğunu kabul etmek ve her şeyi kontrol etmek zorunda olmadığını fark etmek… İşte insanın içi tam da burada hafiflemeye başlıyor. Ve bir gün fark edersin ki o sürekli koşan düşünceler yavaşlamış. Nefesin daha sakin, kalbin biraz daha huzurlu atıyordur. Çünkü insan bazen ancak savaşmayı bıraktığında gerçekten iyileşmeye başlar.
bir kez daha hatırlatalım. bir şeyi kovalamayın, takıntıya kapılmayın, stres yapmayın, sadece rahatlayın ve her şeyi zamana bırakın. sürece güvenin, zamana güvenin, kendinize güvenin
Bugün ki danışanımın güzel notları 🫶🏻
OKB ne kadar zor bir rahatsızlık olsa da çok güzel başarılar elde edebiliyoruz. Yine iyi ki mesleğim dediğim bir gün 🌸
Geçen gün bir danışanım seansta ‘hocam yıllarca cam bir evde yaşamışım’ aile hayatımın sınırları yıllarca aşıldı, eşim her şeyi ailesine söylüyordu. Sonucundaysa sınırlarım ihlal edildikçe vücudumdaki belitiler artmaya sinir sistemim tepki vermeye başladı.
“Vaktiyle bir arkadaşım bana yok saymanın ne kadar büyük bir güç olduğunu bilmiyorsun, demişti. Hiçbir şey yapmamak, görmezden gelmek, polemiğe girmemek, kendi gündeminde kalmak, sessizliği tercih etmek kadar insanı güçlendiren bir şey yok. Geç de olsa çok iyi anlıyorum artık.”
Parası olan klinik psikoloji yl yapacak ve sağlık bakanlığına klinik psikolog olarak atancak. Böyle bir düzen Türkiye'de görülebilr zaten. Bu nasıl bir iş bilmezlik ya da kurnazlık mı demeliyim?@TPDBilgi@saglikbakanligi@sagliklicozum
Birini beğendiğimizde ve ona bağlandığımızda bu bağ hemen kopmaz.
O’nun aslında sadece “ideallerimizin” bir illüzyonu olduğu gerçeğini kabullenmekte zorlanırız. Gerçeği ne kadar çabuk görür ve kabullenebilirsek, eskiyi geride bırakıp daha sağlıklı ilişkilere yönelebiliriz.
Hayatta kendimizi tanımlarken tek kaynağımız geçmiş yaşantılar olursa yeni veri ve durumlara ve dolaysıyla yeni şeyler öğrenmeye değişmeye ve gelişmeye kendimizi kapatmış oluruz. Bu da yaşamımızı kısıtlar ve benzer olayları tekrar tekrar yaşarız.
Bir şey olacaksa olur; olmadıysa zamanı henüz gelmemiştir ve olduğunda da doğru zamandır. Bu söz, belirsizlik içinde kontrol edemediğimiz şeyleri bırakıp hayatın akışına güvenmemiz gerektiğini hatırlatır.