OHAAAAA ÇÜŞ LAN‼️‼️‼️
Oğuzhan Çakır’ın çaldığı şu penaltı iptal edildi ya!!! yeni sezon için fragman gözünün dibindeki penaltı nasıl iptal edildi.
HAZIRLIK MAÇINDA BİLE KOLLANMACA
🗣️Aygün Özipek: Şimdi iki kulüp düşünün. Bir tarafta Fenerbahçe Spor Kulübü, öbür tarafta da Galatasaray Spor Kulübü... Fenerbahçe Medicana, "Milyonların gururu, Filenin Sultanları!" diye bütün takıma övgüler yağdırırken; Galatasaray'da, "Daikin Voleybol Takım Kaptanımız İlkin ve masörümüz Murat Beder'i turnuva boyunca gösterdiği mücadeleden dolayı tebrik ederiz." dedi.
🗣️Halidun Erkal: Empati yapıyorum; şampiyon takımın oyuncularından biriyim. Bu paylaşımı gören diğer oyuncular ne düşünmüşlerdir Galatasaray'la ilgili? Bunu sildiler biliyorsunuz. Korkunç bir tepki oldu, bunu sildiler. Buna izin veren, bu sosyal medya paylaşımını yapmaya izin veren her kim ise Galatasaray Kulübü'nün ona mutlaka bir ceza uygulaması lazım. Türkiye Milli Takımı bu... Kırmızı-beyaz, orada bir tane renk var. Kırmızı-Beyaz. Sen nasıl böyle bir şey yapabilirsin yani? Hangi hakla, hangi cüretle?
NATO güzergâhındaki Parti Genel Merkezimize pankartımızı, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün portresini ve şanlı Türk bayrağımızı gururla astık.
Emperyalizmin savaş örgütü NATO’ya da Türkiye’yi kuşatmaya çalışan küresel planlarına da boyun eğmeyeceğiz. Cumhuriyet’i, tam bağımsızlığı ve Türk milletinin egemenliğini sonuna kadar savunacağız.
Türk milletinin iradesi adına eli kanlı NATO’ya sesleniyoruz:
Geldiğiniz gibi göndereceğiz! NATO’ya hayır!
Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Kahrolsun NATO, Yaşasın Türk milleti!
🚨Murat Ağırel:
"3 Temmuz yarası kapanmadı Fenerbahçe'de. Çünkü 3 Temmuz'u yaşatanlar hiçbir bedel ödemedi. Fetö'cülerin bazıları içeride, diğerlerinin hepsi kaçtı. Fenerbahçe bedelini ödedi."
Benim için neler yapmadın ki?
Ömrün beni korumak ve kollamakla geçti Nihat.
Doğduğun Karadeniz’e sen sahip çıktın. Benim dağlarımı, çiçeklerimi, ağaçlarımı yok ederlerken, tüm Karadeniz sahilini düzdüm yaparlarken benim sessiz haykırışlarımı sen duyurdun bu millete. Ben can çekişirken muhteşem kelimelerin ve isyanınla topraklarımın en tarihi ağıtını yaktın bana. Benden ağaçlarımı, çiçeklerimi, üzerimde yaşayan hayvanların yuvalarını aldılar. Herkes sustu, sen çığlık attın Nihat!
Hep bana sahip çıktın Nihat!
Üzerimde yürüyen ve denize akan nehirlerimi kirlettiler, susuz kaldım; ağacımı kestiler nefessiz ve dayanaksız bırakıldım; üzerimde benden beslenen hainlerin betonlarına gömüldüm Nihat… Sen ana avrat sövdün beni yok etmeye çalışanlara…
Kırlangıçlarımın özgürlüğünü ve asla evcilleştirilmeyeceğini yazdın. Güvercinler gibi insanların ayaklarının dibinde yemek için eğilmediklerini… Kurt gibi yaşayıp köpekleri boğmanın kitabını yazdın...
Ladinlerin sarp kayalıklarda nasıl dimdik olduğunu anlattın. İnsan ve aydın olmanın da dik durmak olduğunu…
Benim için göğsünü siper edip canıma düşenlerin haklarını da sen savundun Nihat! Bazen anmadılar, bazen haberlerde yasakladılar, bazen üzerlerine basıp çiğnemeye kalktılar, şehitlerin kanını sen yerde koymadın Nihat!
Bana ölüm fermanları yazan iktidarları, tüm bunlara çanak tutan muhalefetleri, hepsine el pençe divan duran paralı satılmış aydınını gazetecisini affetmedin, onlara acımadın, ne iseler suratlarına suratlarına söyledin… Hainliklerini gözüne soktun! Şamarın kuvvetliydi, sesin gürdü, seni görmezden gelenleri de umursamadın, yine bildiğini okudun…
Bilirdim Nihat, sen dağlarımda, topraklarımda, ormanlarımda gezmeyi, gölüme bakıp dalıp gitmeyi çok severdin. Hele ilkbaharımı… Çiçekler tomurcuklandığında senin de içinde güller-nergisler açardı. Hiç papatyaların yapraklarını kopararak “seviyor” “sevmiyor” oynamadın. Bilirdim beni çok sevdiğini… Savaşını görürdüm, nefesini hissederdim, Kızılay’da gezerken ayak seslerini dinlerdim…
O bastığın toprağımdaki ayak izlerini hiç silmedim Nihat biliyor musun?
Ben istesem de silinmez ki zaten. Öyle bir iz bıraktın ki toprağıma bana düşmanlar hiltiyle, vinçle gelip kazıyamazdı o izleri. O izler, inanılmaz hikayeleri yazdığın kağıtlar, uçları bite bite kenara bıraktığın kalemler benim gizli sandığımda duruyor.
Bir tek silgin yoktu. Çünkü yaşadığın hayat boyunca utanıp da sileceğin bir geçmişin hiç olmadı, silip de kurtulacağın bir ihanetin cümleleri kaleminden hiç akmadı kağıda… O yüzden hayatlarınca binlerce silgi bitirmiş mahluklara hiç benzemedin.
Seğmenlerin çimleri seni çok özledi! Çoraplarını çıkarıp bastığın o çimlerin damarlarında senin ayak izlerinin hafızası var. Dokunduğun insanların, mücadele aşkını içinde büyüttüğün çocukların, benim için anam demeden ölmeye hazır hale getirdiğin evlatların, ladinin, meşenin, hamsinin, Elmadağ’ın, Erciyes’in, Çukurova’nın, Ayaş domatesinin, Toros yaylalarının, Karadeniz’in hırçın dalgalarının, fırtına deresinin, Ganita’daki rüzgara direnen kuşların-kırlangıçların, ayrık otunun, çayın, kahvenin, tütünün sana selamı var Nihat. Seni çok özlediler. Trabzonspor’un, senin için gözyaşı döken, Kocatepe avlusunu dolduran binlerin, seni evinde yapayalnız izleyen umutsuz olan ama umudunu doğurduğun gencin, senin kitaplarını okuya okuya, seni televizyonlarda izleye izleye bana olan aşkına hayran olan milyonların yani Türk milletinin sana selamı var. Hepsi hep bir ağızdan “Hakkımız sana helaldir Nihat” diye bağırıyorlar. Tıpkı senin haksızlıklara karşı isyan edercesine bağırdığın gibi…
Ha bir de…
Burada seninle koyun koyuna bağrımda yatan şehitlerin, senin gibi benim için savaşıp canıma düşen aydın ve yazarların ve adı ve fikri hiç silinmeyecek Mustafa Kemal’in de hakkı helal sana…
50 yıl aralıksızca beni savundun Nihat. Hep beni yazdın, korumak için tüm bedenini, ruhunu siper ettin.
Bir kere de ben sana yani “Vatan” yani “Bu onurlu topraklar” yazı yazsın istedim. Senin on binlerce yazına, söylemine bu kelimeler ne ki…
Ama bil istiyorum ki, benim de hakkım sana helal! Sen de hakkını helal et bana Nihat!
Bir yıldır kollarımdasın, benim korumamdasın…
Bil ki, seni sarıp sarmalamak bana onurdur…
Sen hainlere baş eğmedin…
Allah’ını affetmedin…
Bugün benim için mücadele eden yaşayan neferler ve sevenler de Allah’ını affetmeyecek ve baş eğmeyecek.
Benim soylu evlatlarım beni koruyacak yaşatacak, sen gibi olmasa da sana benim üzerimden dua ederek güç bulup savaşacak.
Hep söylerdin ya…
"Vatan sana canım feda" diye.
Bana hiç unutulmayacak bir can verdin Nihat!
Emin ellerdesin…
Benim canımdasın, yani vatanın bağrındasın.
Bir senedir şeref verdin, bir ömür şeref vereceksin!
YAZAN: VATAN
(Nihat Genç'e...)
Soldaki adam bahis oynadığına dair ispat yokken hapiste geçirdiği 4 ay boyunca PFDKya sevk edilmedi, hapisten çıktıktan sonra sevk edildi PFDK sevki 1 ay bekletildi 1 ay sonra 1 sene ceza verildi
Sağdaki bahis oynadı 90 gün ceza aldı TFF 45 güne düşürdü
Böyle adaletsizlik olmaz
Ismail hocanın boğazlı beyaz kazağı ile, 23-24’te çalınan şampiyonluğu ile dalga geçilebiliyor
Ama İsmail hocaya fetocu diyemiyorlar, devletten vergi kaçıran tefeci foncu diyemiyorlar, kara paracı diyemiyorlar
Bu gurur yeter..
Dünya Kupası grup maçları Milli Takım için kötü bitti. Bizim adımıza turnuvanın enleri ise
En iyi : Arda Güler
En kötü : Uğurcan Çakır
En çalışkan : Mert Müldür
En büyük hayal kırıklığı : Tüm takım
Bundan sonra Bülent Korkmazında söylediği gibi takım kaptanı Arda Güler olmalı
🎙️Somer Sivrioğlu: Trabzonsporlu musun?
🗣️Masterchef yarışmacısı: Şefim Linçleneceğim ama koyu Fenerliyim ben
🎙️Mehmet Yalçınkaya: Sen Trabzonlu olup Fenerbahçeli misin?
🗣️Masterchef yarışmacısı: Trabzonlu olup Fenerli olunmaz. Trabzonsporluk bir şey yok. Biz öyle doğduk Şefim