Gezi, bu toprakların vicdan terazisidir.
Dün o terazide adalet arayanların kararlılığı neyse, bugün demokrasiyi ve sandığı savunanların iradesi de odur.
Bugün, tam 13 yıl sonra, yine aynı çizgideyiz.
Ne bir adım geri, ne bir cümle eksik…
Boyun eğmeyenlere…
Direnenlere…
Mücadele edenlere selam olsun.
📌 Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin görüşmeleri sırasında, AK Parti İlçe Kadın Kolları Başkanı’nın Kars’ın Susuz ilçesinde bir okulda “ücretli öğretmen” olarak çalıştırılmaya devam ettiğini belgeleri ile ispat ettik.
📌 Binlerce öğretmenimiz atama beklerken; ön lisans mezunu AK Parti Kadın Kolları Başkanı hem öğretmen olarak derse girmeye devam ediyor hem siyasi faaliyetlerine devam ediyor.
📌 Tarım Bakanı Macaristan’da et ticareti yapan bir iş adamını bakanlığa Genel Müdür yaptı ,
Adalet Bakanı AK Parti’nin ilçe başkanını HSK üyesi olarak seçtirmek istedi,
Milli Eğitim Bakanı AK Parti’nin Kadın Kolları Başkanını ücretli öğretmen olarak görevlendirdi,
Ticaret Bakanı kendi Bakanlığında kendi şirketi ile ticaret yaptı,
Turizim Bakanı ülkenin en güzel koylarını kendi şirketine tahsis etti,
📌Vatandaşın hakkını yediler, ülkeyi de parsel parsel yediler!
#okul #öğretmen #mülakat
#atamabekleyenöğretmen
@tcmeb@mebpgm
#kars #susuz
Kamuoyunun dikkatine sunuyorum!
Yaptığımız araştırmalar neticesinde;
AKP dönemi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde;
‘Yeni Başkanlık’ isimli paralel bir belediye yapılanması tespit ettik.
Ayrıca, Vakıfların İktisadi İşletmeleri üzerinden ikinci bir paralel yapının daha oluşturulduğunu, bu yollarla, İBB’ye ait kamu kaynaklarının bu yapılara aktarıldığını belgeledik.
Vakıf yöneticileri, AKP ve İBB yetkilileri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkardık.
İBB’nin bu mekanizmalar tarafından nasıl soyulduğunu yarından itibaren belgeleriyle paylaşacağız!
Basına sunulan 3739 sayfalık “iddianame”
denilen dosya, hukuken iddianame değildir.
Çünkü bu dosyada;
Cumhuriyet Başsavcılığı adı yok,
Mahkemeye hitap ibaresi
(“İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine”) yok,
İmza ve mühür bilgisi yok,
Soruşturma numarası yok,
Esas numarası yok,
İddianame numarası yok.
Yani dosya, CMK’nın 170. ve 174. maddelerinde öngörülen zorunlu şekil şartlarını taşımamaktadır.
Bu eksikliklerle bir belgeye “iddianame” denilemez.
Mahkemeye sunulsa bile, CMK m.174 gereği iade edilir, kamu davası açılmış sayılmaz.
Henüz mahkemeye ulaşmamış, imzasız, numarasız bir metni basına servis etmek,
soruşturma gizliliğini ihlal etmek ve masumiyet ilkesini yok saymaktır.
Bu, adalet belgesi değil,
siyaseti yargı eliyle yönlendirmeye çalışan bir propaganda metnidir.
Değerli Halkımız;
Bilindiği gibi 19 Mart’ta ülkemizde bir sivil darbe yaşandı. Darbeciler bu kez, tankla ya da postalla değil, yargı cübbeleriyle geldiler.
Seçimle gelen ancak seçimle gitmek istemeyen bir avuç insan, korktukları rakiplerini hapse atarak, Türkiye’yi büyük bir siyasi ve ekonomik krizin karanlığına sürüklediler.
Aradan geçen 237 günde, aziz milletimizle birlikte büyük bir hukuksuzluğun her saatine tanıklık ettik. Bugün çıkan iddianame ise herkesin bildiği gerçeği bir kez daha ilan etti.
Bu dava hukuki değildir, tamamen siyasidir. Amacı son seçimlerin birinci partisi Cumhuriyet Halk Partisi‘ni durdurmak ve Cumhurbaşkanı adayını engellemektir.
Darbeciler bugün, tapusu Mustafa Kemal Atatürk’e kayıtlı olan, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisinin kapatılmasını talep edecek kadar şuurlarını kaybettiler.
Anayasa’nın siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddelerini hatırlatarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirimde bulunulması meselenin İBB’ye yönelik bir soruşturma olmadığının kanıtıdır. Bugün yaşananlar demokratik siyasete ve gelecek seçimlerin sonuçlarına yargı eliyle müdahalenin suç üstü halidir.
Bu bir iddianame değil, darbecilerin siyasete yönelik bir muhtırasıdır.
Yaşadığımız kötülüklerin sebebi asla “hukuki” değildir, bir kişinin siyasi ihtiraslarından ibarettir.
Partimizi en son 12 Eylül’de Kenan Evren kapatmaya kalktı, milletimizle birlikte yeniden açtık. Evren’in milletimizin gönlündeki yeri de siyasi tarihimize geçiş şekli de bellidir.
Biz, geçmişte çok bedel ödedik, bugün de ödüyoruz ve ödeyeceğiz.
Ama millete inanmaktan ve güvenmekten hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.
Atatürk’ün partisi milletimize emanettir.
Saygı duruşuna geçmeyenler beni hiç sinirlendirmez. Geçenlerin fazlalığıyla gurur duyarım.
Ancak bu videoda en öndeki arabadan inmeyen kişinin, yüzü gözükmesin diye güneşliği indirdiğini fark ettim.
Aynen böyle, bu topraklarda hür yaşamamızı borçlu olduğumuz kişiye saygı duymamak böyle utanılacak, yüzünü saklamak zorunda kalacak bir şey işte.
Ben niye kızayım, utanılacak bir şey yaapan kendi utansın.
Ege Üniversitesi’nde yemek ücretlerindeki zammı protesto eden öğrencilere biber gazıyla müdahale edildi. Temel beslenme hakkını savunan bazı öğrenciler gözaltına alındı.
Genel Başkanımız İstanbul’daki çalışma ofisine gelecek.
Ancak binadan ve çevresinden tüm polisler çekildi
Demek ki ortada hukuka dayalı bir görev yokmuş Demek ki polis varlığı ne mahkeme kararına dayanıyormuş ne de kamu düzenine hizmet ediyormuş Tamamen keyfi bir işgalmiş
Partimizin mülkü üzerinde kurulan baskı talimatla gelmiş talimatla kalkmıştır Bu tablo polis devletinin ve hukuksuzluğun en net fotoğrafıdır
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapısına dayananların tek dayanağı keyfiyet ve siyasi emirlerdir Hukukun olmadığı yerde güç devreye sokulmuş ve irademiz gasp edilmiştir Ancak hukuk sonunda kazanacaktır
Bu işgal suçtur Bu keyfi uygulamanın sorumluları yargı önünde hesap verecektir
İstanbul İl Başkanlığımız artık Genel Başkanımızın İstanbul Çalışma Ofisi olarak kullanılacaktır.
İstanbul’umuza hayırlı olsun.
Yol arkadaşlarımızla
Türkiye’mize selamlar. 🇹🇷