25 Yılda Erdoğan;
- 50 yıllık Pkk’yı bitirdi
- 40 yıllık Fetö’yü bitirdi, Devletten temizledi
- Başörtü yasağını kaldırdı
- 100 yıllık askeri vesayeti bitirdi
- 100 yıllık Türk Milletinin sırtındaki kambur Chp’yi darmadağın etti.
- Masonların içinden geçti, başlarını içeri attı.
- Orduyu temizledi, tekrar peygamber ocağı yaptı.
- 80 yıllık esaretten sonra Ayasofya Camii’ni tekrar açtı.
- Tüm Si.onist projelerini söküp attı (en son Eko)
- Türkiye’yi baştan sona sıfırdan bölünmüş modern yollarla donattı.
- Sağlık sisteminde devrim yaptı, her yeri hastanelerle donattı.
- İhracat’ı 3 milyar dolardan 500 milyar dolar seviyesine yaklaştırdı.
- Türkiye Ekonomisini 70 milyar dolardan 2 trilyon dolara getirdi.
- Karabağ’ı kurtardı
- Libya’yı kurtardı
- Somali’yi kurtardı, uzay ve füze üssü kurdu, petrolün tek üreticisi oldu
- Suriye’yi kurtardı himayeye aldı.
- Ypg’yi sakız gibi çiğnedi, Kuzey Suriye’den çıkardı,
- Pakistan petrol sahalarının tek üreticisi oldu.
- Irak’ta pkk’yı ezdi, himayeye aldı.
- Kerkük Petrolüne Ana ortak oldu.
- ABD’den sonra Dünya’da en çok askeri üsse sahip ülke oldu
- Dünya’da en çok elçiliği olan ülke oldu.
- Karadeniz’de yüksek miktarda doğalgaz buldu.
- Dünya’nın en büyük deniz enerji filosunu kurdu.
- İnsansız silah ve uçak sistemlerinde Türkiye açık ara lider oldu.
- İlk kıtalararası balistik füze yapıldı
- Hipersonik Balistik sınıfına ulaştı.
- İlk siha gemisi ve ilk uçak gemisi (2028) yapıldı.
- ilk milli araba yapıldı
- ilk tank yapıldı
- Bölgenin en büyük, Avrupanın 3.büyük ekonomisi oldu.
- Dünya’nın en güçlü bir kaç ordusundan biri olundu…
Daha uzar gider de, şimdi birileri emekli maaşı diyecek!
Her bolluğun bir darlığı, her darlıktan sonra da bir bolluk vardır.
Varolsun Devletimiz! @RTErdogan 🇹🇷
EFES 2026 Tatbikatı’ndan #SAHA2026’ya…
Tam Görev Yükü ile Gemiden Kalkış ve İniş 🛫🚢🛬
Takeoff and Landing from Carrier with Full Mission Load 🛫🚢🛬
From EFES 2026 to #SAHA2026.
#KALKAN 🛫✈️🛬 - #BayraktarTB3 ✈️⚓️ - @SkydaggerDrones
Küresel savunma sanayii ekosistemini bir araya getiren #SAHA2026’nın ilk gününü 1.700’den fazla firmanın katılımıyla çoşkulu bir şekilde gerçekleştirdik.
4 kıtadan ve 76 ülkeden 192 resmi heyeti ve 120’yi aşkın ülkeden gelen 263 uluslararası firmayı İstanbul’da ağırlıyoruz.
Ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından gelen katılımcılarımız fuar boyunca yeni iş birliği modelleri ve sektörel ortaklık süreçlerini değerlendirmeye devam edecek.
Çok tuhaf…
Türk Devleti’nin gücünü en az bilen yine Türk Milleti.
Bu millet, bin yılın yükünü omuzlamış bir devletin içinde yaşıyor, ama o ağırlığın ne demek olduğunu hissetmiyor.
Bir yapı düşün…
Sınırları haritada çizilen değil, zihinde kurulan.
Gücü tankla, tüfekle değil; zamanla, sabırla, akılla taşınan.
Ve sen…
O yapının tam ortasında duruyorsun.
Ama görmüyorsun.
Çünkü her gün nefes aldığın şey, sana “normal” geliyor.
Oysa dışarıdan bakan, o nefesin bile ne kadar zor kazanıldığını biliyor.
Bazı devletler vardır;
Varlığını bağırarak ispat eder.
Bazıları ise…
Sadece var olarak dengeleri değiştirir.
Türk Devleti, hiçbir zaman kendini anlatan bir yapı olmadı.
O, anlatılan değil, çözülen bir şeydir.
Bu yüzden içeride olan çoğu zaman anlamaz.
Çünkü anlamak için dışarıdan bakmak gerekir.
Mesafe gerekir.
Kıyas gerekir.
Tehdit gerekir.
Tehlikeyi hissetmeyen, koruyanın kim olduğunu da sorgulamaz.
İşte asıl mesele burada kopuyor.
Bu millet, fırtınanın ortasında yürürken rüzgârı sıradan sanıyor.
Oysa dışarıda olan herkes biliyor:
O rüzgâr, estiği yeri değiştiren bir güçtür.
Ama içinde olan…
sadece “hava” zannediyor.
Ve işin en ağır tarafı şu…
Bu millet, kendisini ayakta tutan kudreti sorgulamıyor bile.
Çünkü hiçbir zaman gerçekten yıkılmanın ne demek olduğunu yaşamadı.
Sarsıldı ama çökmek nedir, onu görmedi.
Sıkıştırıldı ama teslim olmak nedir, onu bilmedi.
Bu yüzden sahip olduğu şeyi “güç” değil, “alışkanlık” sanıyor.
Oysa bazı yapılar vardır;
çöktüğünde sadece kendini değil, etrafındaki her şeyi de sürükler.
Ve bazıları vardır çökmediği için dünya hâlâ dengede durur.
Türk Devleti işte tam burada duruyor.
Adı konulmayan, ama hesaplara yazılan…
Açıkça söylenmeyen, ama her masada hesaba katılan…
Ve sen…
Hâlâ bunun farkında değilsin.
Çünkü sana hiçbir zaman “bak bu güç” diye gösterilmedi.
Gösterilseydi zaten o güç olmazdı.
Asıl güç;
görmeden inanabilmekte değil, görmeden etkilenebilmektedir.
Bak…
Sınırların değişmediği her gün,
dengenin bozulmadığı her an,
kaosun kapına dayanmadığı her gece…
Bir şey çalışıyor.
Ama adı yok.
Ve en garibi de şu:
Dışarıdakiler o “isimsiz gücü” tanıyor…
içeridekiler hâlâ tarif etmeye çalışıyor.
Bu;
bozkırda iz bırakmadan yürüyenlerin, kılıcını çekmeden korku salanların, devlet kurmayı değil, devlet olmayı bilenlerin mirasıdır.
Binlerce yıl öncesinden gelen bir akıl bu.
Yıkılsa da yeniden kurulan, dağılsa da yeniden toplanan, unutulsa da asla silinmeyen bir irade…
Ataların, adını yazmadı ama izini bıraktı.
Ve o iz…
bugün hâlâ yürümeye devam ediyor.
Elhamdülillah
Ekrem İmamoğlu isimli şahıs 2019 seçimlerinden hemen sonra İstanbul'un verilerini ABD'li bir şirkete peşkeş çekmişti biliyorsunuz değil mi?
Şimdi tehlikenin farkına vardınız mı?
İsrail in Hamaney ve heyetini İran ın trafik kontrol sistemini izleyerek öldürdüğü anlaşıldı.
CHP'li İmamoğlu nun, 16 milyon İstanbullu nun kişisel verilerini ve Trafik kontrol sistemini para karşılığında, ABD ve dolayısı ile İsrail e satmasının vahametini düşünebiliyor musunuz ?
Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz.
Manisa Turgutlu’da düzenlenen şehit aileleri iftarından gelen görüntüler gerçekten çok güzel. Aileler TOGG’larla evlerinden alınmış ve sonrasında bayraklarla süslü araçlar “şehitlerimize saygı” konvoyu yapmış. Emeği geçen herkesin eline koluna, yüreğine sağlık. 👏🤲🇹🇷https://t.co/4GaHrps5A2
Yargıyı arka bahçesi, ön bahçesi hatta hobi bahçesine çeviren CHP, şimdi Akın Gürlek'in bakan olmasına itiraz ediyor. CHP'ye katılan yüksek yargı mensuplarıyla hakim ve savcıların bir kısmını burada paylaşıyorum. Görevleri devam ederken de CHP propagandası yapan bu kişilerin bazıları, istifa ederek bazıları da emekli olur olmaz beklendiği gibi CHP'ye katılmıştı. Bunların arasında Vural Savaş, Refah ve Fazilet Partilerini kapattıran ve Erdoğan'ın okuduğu şiir sebebiyle hapis yatmasına sebep olan savcıdır. Diğerlerinde olduğu gibi Vural Savaş CHP'ye katıldığında da AK Parti en küçük bir itirazda bulunmadı, hiçbir tepki göstermedi.
Düşünsenize bugün bir savcı CHP'ye kapatma davası açsa ve parti kapatılsa, sonra onun yerine kurulan muhalefet partisine de kapatma davası açsa ve o da kapatılsa, bunun yanında Özgür Özel'e de şiir okuduğu için 10 ay hapis cezası verilmesini sağlasa acaba CHP'liler ne yapardı?
Şaka gibi geliyor ama inanın, bunların hepsi gerçek.
Düşünün:
Hava buz gibi.
Camiye gittiniz.
Şadırvanda abdest alacaksınız ama buz gibi su içinizi titretiyor.
Tam o anda, elinde ibrik olan bir genç yanınızda beliriyor.
“Buyurun beyefendi,” diyor.
“Abdestinizi sıcak suyla alın.”
Şaşırıyorsunuz.
Sonra gencin yakasındaki karta ilişiyor gözünüz:
“Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı Görevlisi” yazıyor.
Ya da tam tersi…
Ağustos sıcağı…
Diliniz damağınıza yapışmış.
“Şöyle buz gibi bir su olsaydı,” diye içinizden geçirirken, bir bardak uzanıyor elinize.
Suyu kana kana içiyorsunuz, içiniz ferahlıyor.
Teşekkür etmek ve eline üç beş kuruş tutuşturmak için bardağı uzatan gence dönüyorsunuz.
Ama o, parayı kabul etmiyor.
Daha da şaşırıyor ve soruyorsunuz:
“Sen de kimsin?”
“Ben,” diyor,
‘Yaz Günleri Soğuk Su Dağıtma Vakfı Görevlisiyim.’
Bitmedi…
Çok fakirsiniz.
Evlilik çağına gelmiş bir kızınız var ama çeyizi bile yok.
Bir gün, akşam karanlığı çökmek üzereyken kapınız çalıyor.
Kapıda iki bayan…
Ellerinde paket paket danteller, el işlemeleri, çeyizlik havlular, saten örtüler…
Gözünüz yaşlı, sesiniz titreyerek soruyorsunuz:
“Siz de kimsiniz?”
“Biz,” diyorlar.
‘Fakir Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı’ndan geliyoruz.’
Şaka gibi geliyor ama inanın, bunların hepsi gerçek.
Hem de bundan 500 yıl önce, bu topraklarda yaşanıyordu.
Nereden mi biliyorum?
Vakıflar Genel Müdürlüğü harika bir çalışma yapmış.
Osmanlı’da kurulan vakıfların listesini çıkarmış.
İnsan okudukça çarpılıyor, tüyleri diken diken oluyor.
“Yarabbi, bu nasıl büyük bir medeniyettir, nasıl üstün bir meziyettir?” demekten kendini alamıyor.
Kimisi 15. yüzyılda kurulmuş, kimisi 16. yüzyılda…
Osmanlı’da kurulan bazı vakıflar:
1. Güzel Yazı Öğretme Vakfı
2. Sokak Hayvanlarına Ekmek Verme Vakfı
3. Hastalara Evinde Bakma Vakfı
4. Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı
5. Duvar Yazılarını Silme Vakfı
6. Kadın Sığınma Evi Vakfı
7. Sıcak Pide Dağıtma Vakfı
8. Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtma Vakfı
9. Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı
10. Sıcakta Sebillere Kar Koyma Vakfı
11. Yol Güvenliğini Sağlama Vakfı
12. Helalleşme Vakfı
13. Hristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı
14. İlkokul Hocalarına Tütünü Yasaklama Vakfı
15. Yoksul Mahkûmlara Harçlık Verme Vakfı
16. Güvercinhane Yaptırma Vakfı
17. Leylekleri Koruma Vakfı
18. Dara Düşenlerin Vergisini Ödeme Vakfı
19. İflas Eden Tüccarlara Yardım Vakfı
20. İlmi Kitapları Bağışlama Vakfı
21. Şehit ve Sahabe Türbelerini Tamir Etme Vakfı
22. Şehir Estetiğini Koruma Vakfı
23. Hayvanlara Mera Açma Vakfı
Daha onlarcası var…
Ama hepsini yazmaya imkân yok.
Şimdi siz karar verin:
500 yıl önceki Osmanlı mı ileri,
yoksa bugün “çağdaşım” diye kan ve gözyaşıyla beslenenler mi?
📌Türkiye’de deprem bölgelerinde inşa edilen konutlar ve taksit tutarları..
▪️Afet konutlarında vatandaşlara 18 yıla yayılan ödeme kolaylığı sağlanıyor ve devlet yapılan evlerin yüzde 50’sini sübvanse ediyor.
▪️23 Ekim 2011’deki Van depreminden sonra 3+1 konut alan hak sahipleri aylık 345 TL taksit ödüyor.
▪️24 Ocak 2020’deki Elazığ depreminden sonra 3+1 konut alan hak sahipleri 1350 TL taksit ödüyor.
▪️24 Ağustos 2020’de Giresun’da meydana gelen sel felaketinden sonra 3+1 konut alan hak sahipleri aylık 1460 TL taksit ödüyor.
▪️30 Ekim 2020’deki İzmir depreminden sonra 3+1 konut alan hak sahipleri bin aylık 1620 TL taksit ödüyor.
Bu bir İstanbul nimet nimet haberi. Levent’te 36 bin m² kamu alanı, 3 emsal – 50 kat ranta açıldı.
Yeşil alandı, deprem toplanma alanıydı oysa! Haydi Mimarlar Odası top sende. Göster kendini. Yeşil alanı ranta çevirenleri durdur.
Türkiye’de yaşayan bir Somalili kardeşimiz:
- Bir siyahi olarak kendimizi ayrıcalıklı hissettiğimiz tek ülke Türkiye!
- Bazen teyzeler sokakta yanaklarımızı sıkıyor ama :)