Kimse bi sik yapamayacak. Artık herkesin kaybedecek bir şeyi var, kimse kolay kolay radikal bir şey yapamaz. Kemalistler de Kürtçüler de dinciler de yapamaz. Bülükbaşı milleti o kadar delirtti o bile sadece bir kez alakasız bir sebepten tartaklandı. Burada kimse erkeklik yapmasın
@busraggunay Bunları izlemiyorum ama yemek yerken youtubedaki çok boş başka içerikleri izliyorum. Hiç bilmediğim bir kızın kötü yorum okuma videoları da 16 yaşındaki bir çocuğun oyun incelemesi de gidiyor ya
@ecdadyolu_42@furkanbolukbasi Lan oğlum sizinkiler tutukladı muhaliflerin böyle bir gücü olsa Atatürk'e falan sövdüğünde tutuklatırlardı. Muhalifler etkisiz eleman
@meleklerinpayi Yav Frankenstein çok estetikti, wattpad kurgusundan fırlamış gibi. Game of thronestaki dağ gibi bir fiziği ve daha çirkin bir suratı olsaydı keşke
Canavar harbiden çok estetik görünüyordu, çirkinlik, grotesklik yoktu. Onun dışında görüntüler gotik değil pek ama ben bunu dert etmedim. Sadece film çok uzun olmasına rağmen çoğu şey nasıl oldu bittiye geldi onu anlamadım
Frankenstein’ın (2025) öyküsü fena değil ama steril görüntüleri gözümü tırmaladı.
Gotik bir hikâyenin kuytu ve karanlıklarda geçmesini bekleriz, bu filmdeki her sahne cam gibi net.
Bodrumdaki sahnelerde 20 metre arkadaki duvarları bile görüyoruz, rüyadaki melek net, kilise ve malikâne net, kaptan köşkü ile mağaranın içi net ve yaratığın eciş bücüş olması gereken bedeni göz alıcı. Ameliyathane, pazar yeri, mağara, savaş meydanı tertemiz.
Film, kasvet yetmezliğinden muzdarip.😊
Ben bir de televizyonun görüntü modu “Film/Sinema” iken izliyorum, “Dinamik” görüntüye aldım, az daha kör olacaktım, böyle güllük gülistanlık Frankenstein filmi olmaz, hikâyenin ruhuna aykırı.
Tabii sevdiğim sahneleri de söyleyeyim, yaratığın kurtlarla dövüştüğü sahne ile bir adamın çenesini söktüğü, başka bir adamın da burnunu çıt diye kırıverdiği sahne. Frankenstein biraz da budur!
Ayrıca Oscar Isaac’ı Victor rolüne yakıştıramadım, büyük oynayınca biraz karikatüre kaçmış.
Sözün özü, ben filmi pek tutmadım.
kibri de ekleniyor. Yani sen de Instagram'da yapay zekayla Gucci giyenden farklı değilsin. Ortalama bir zekayla güvenli bölgeden kendini daha zeki göstermeye çalışıyorsun.
Kuruyemiş toptancısına kendi hayatının başrolü olmayı çok görme kibrinin altında sınıf düşmanlığı yatıyor. Hoş kuruyemiş toptancısı muhtemelen bu elemanın çok anlamlı gördüğü beyaz yaka işinden daha çok kazanç getirip daha az stres yaşatıyordur o ayrı. ++
instagram bu yüzyılın virüsü. İnsanlar olmak istedikleri insanın resmini oraya çiziyorlar ama ortaya çıkan resim o kişiyle alakasız oluyor.
Misal fakirler zengin gözükmeye, zenginlerde tam tersi kendilerini göstermemeye çalışıyorlar.
Kadınlar için durum dahada vahim. Tanıdığım bir kızı görüyorum. Gucci takımlar içerisinde, Ysl ayakkabılar (bu arada çoğu AI gemini-banana kullanıyorlar) neyse, kız normalde forklift operatörü evet. Mesela bu tip bir profil açan insan "ya beni tanıyanlar gülmez mi? bu girdiğim şekillere..." diye hiç düşünmüyormu? enteresan geliyor bana.
Erkeklerin durumları ayrı bir rüzgar. Adam yazmış fotoğrafının altına "Rüzgar ne kadar sert esse de, kayadan alıp götüreceği tozdur" peh peh peh baba sen kuruyemiş toptancısısın ya, nerelerde görüyorsun kendini? Senin hayatında esebilecek maksimum rüzgar, leblebileri koyduğun depoya böcek dadanması falan olabilir.
Acaip bir rezil olduğunun farkına varamama durumu var. Eleştiri aldıkları andan itibarende savunma mekanizmaları devreye giriyor, "işte çekemiyorlar"'a bağlanıyor iş. Eleştiriye tahammüleri yok, öz eleştiri zaten evde yokuz diyor.
İnsanın kendisini "önemliymiş, vazgeçilmezmiş" gibi hissetmesine hizmet eden, enteresan bir illüzyon çağı.
Buna ek olarak Instagram bir sebep değil bir semptomdur. Kapitalizmin semptomudur. Buna yol açan düzene dokunmayıp semptomdan muzdarip kişileri eleştirmek hem kolay hem konforlu tabi bunu yapacaklar. Bir de üstüne çoğunluğu güvenli bölgedeb eleştirince gelen "Ben farklıyım"++