@og24V3 O halde itü en kötü vakıf seviyesinde çünkü ücretli mühendislik kontenjanlarını dolduramıyor. İtü kktc eğitimi tamamen istanbulda, normalinden farksız vermesine rağmen 🤣🤣🤣🤣
300 bininci adamlar dahi yazmıyor itüyü 🤣
@ProfDemirtas Sabancı ve Özyeğini ilk 3te ilk defa görüyorum biraz az sallayın. Kimsenin Sabancıyı iyi gördüğü yok
Sabancı üniversitesi, Odtü Bilkent Koç a göre çok geride
Bir sene önce paylaştığım 2024 enflasyon tahmini����🏼
En yüksek olasılık verdiğim senaryoda enflasyonu %44 tahmin etmişim. Gerçekleşme %44,3 oldu.
Aynı sunumda 2025 tahmini de vermiştim: %28,4.
Bugün benim için özel bir sevinç ve gurur günü. Farklı hukuk fakültelerinde burs verdiğimiz yüzlerce ihtiyaç sahibi öğrenciden birini eğitiminin en başından itibaren Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde himayemize alıp okul harcı, masrafları ve ihtiyaçları ile beraber bunun ötesinde de dil eğitimiyle desteklemiştik.
Kalkınmada öncelikli illerimizden birinden gelen bu kız öğrencimiz dört dörtlük performansla ve pırıl pırıl İngilizce ile okulundan bu Haziran'da mezun oldu. Bugün kendisinin hukuk büromuzda stajını başlattığı ilk günü.
Kendi başına eğitimini sürdürmekte zorlanacak olan bu genç meslektaşımızı hukuk eğitimi ile ve İngilizce dili ile donattıktan başka ona serbest avukatlıkla ilgili ve hukuk bürosu işleyişi ile ilgili olarak da bildiklerimizi öğreteceğiz.
Nasip olursa, gün gelecek, referans mektubu verip yurt dışında yüksek lisansa göndereceğiz. Yurduna geri döndüğünde daha da donanımlı, bilgili, görmüş geçirmiş ve etki sahibi bir hukukçu olacak. Kariyerine bizim yanımızda da devam etse zamanla kendine başka bir yol da seçse, biz ona dokunmasaydık olacak olan profesyonel kariyerinden çok farklı bir profesyonel kariyeri olacak.
En önemlisi, eminim o da, çektiği zorlukları, aldığı desteğin onun hayatındaki yerini, daima iyi hatırlayarak ilk imkan edindiği andan itibaren ülkemizin kalkınmadan öncelikli illerinden gelen kız çocuklarının kendi potansiyellerinin azamisine kavuşabilmesini sağlayacak desteği tüm gücüyle verecek.
Böyle böyle, tohum tohum, fidan fidan, zamanla çarpanlarla çoğalarak, somut sonuçlar elde edeceğiz.
Mücadelemiz sonuç verdi. Maliye Bakanlığı’ndan müjdeli haber geldi. Paylaşımlı yolculuk resmi olarak vergilendirildi.
Devletimiz 200 bin ocağı söndürmez demiştik. Önümüz açıldı. Hayırlı olsun!
39 senedir ABD'de yaşayan profesör:
"Türkiye kadar insanlarını israf eden bir ülke dünyada yok.
Hani burada diyorlar ya 'çıkar telefonunu' diye, dünyadaki en ileri telefon şu anda 5G. Bütün her yerde 5G var; ABD'de, Çin'de, Avrupa'da...
Peki, 5G'yi kim icat etti? 5G'yi icat eden Erdal Arıkan, Bilkent Üniversitesi'nde profesör. Benim ev arkadaşımdı ABD'de MIT'den. 5G'yi Türkiye'de buldu, sonra Çin makaleyi buldu, 600 milyon dolar para yatırdı onun makalesine. Çin o işten yarım trilyon dolar para kazandı.
Görüyor musun? Adam Ankara'da oturuyor, 5G'yi icat ediyor ve Türkiye'nin bundan haberi yok. Çin, Erdal'ın makalesini buluyor, 600 milyon dolar yatırıyor, 500 milyar dolar para kazanıyor 10 senede.
Türkiye'de ne pırlantalar var biliyor musun? Devlet başkanından sokaktaki halka kadar kimsenin haberi yok. Partili değilse adamı Bilim Kurulu'na falan bile koymazlar.
Dünyanın en iyi ekonomistlerinden 3 tanesi Türk. 2 tanesi Harvard'da, 1 tanesi MIT'de profesör. Türkiye'de kimsenin haberi yoktur bu adamlardan."
(@KendineMuhabir)
🇹🇷 Türk fizikçi Furkan Öztürk, bilimin 175 yıldır çözemediği 4 milyar yıl önce yaşamın nasıl başladığına dair gizemi ortaya çıkardığı "çığır açıcı" ke��fi ile Harvard Üniversitesince ödüle layık görüldü.
Süper Kupa finalinde Fenerbahçe'nin Galatasaray karşısında sahadan çekilmesini doğru buluyorum. Eğer başka hiçbir sebeple doğru değildiyse, o anda TFF Başkanı Sn. Mehmet Büyükekşi'nin ne kadar rahat ve tebessümlü olduğunu tüm topluma göstermesi bakımından doğru olmuştur.
Çekilen kulübün adaletsizlik algısında haklı olup olmadığından bağımsız olarak, bir spor dalının ülkedeki gelişimi kendisine emanet edilmiş olan bir devlet adamının, ülkenin en önemli 3 kulübünden biri olan kulübü tarihi bir finalde sahadan çekilirken zerre üzüntü veya telaş duymaması hepimize çok şey anlatmaktadır.
Bir yandan milyonlarca taraftarı olan en önemli kulüplerden birini sahadan çekilecek hale getiren olaylar dizisine seyirci kalıp bir yandan kendine iyi yönetici diyebilmek, futbolu yönettiğini iddia edebilmek, mümkün değil.
Aynısını belki Sn. Ali Koç için de söyleyip konunun bu noktaya gelmesini onun tarafında da bir yönetim eksikliği olarak görenler olacaktır. Haklı da olabilirler. Bilemem. Elimde tüm veriler yok. Ancak gözün gördüğü de açık. Ali Koç mutlu veya rahat değil. Türkiye'de futbol için bir utanç gecesi yaşanmakta olduğunun farkında ve bir tercih yapmış. "Habire sürpriz utanç geceleri yaşayacağımıza, bir gece bilerek ve isteyerek utanç gecesi yaşayalım" diyor. Sahadan çekilme adımı, o noktada sembolik ifadedir.
Bu esnada Türkiye Futbol Federasyonu'nun başkanı olan Sn. Mehmet Büyükekşi'nin dertli, tasalı, üzüntülü, telaşlı olmasını beklerdim. 100 senede eşine rastlanmayan bir protesto senin yönetmene denk geliyorsa o büyüklükte bir sonucun kabahatini tamamen bir kulübe yahut kişiye ihale edemezsin.
Bu durum yaşanırken zerrece kabahat algın yoksa, dönüp kendine bakmıyorsan, tüm toplumun karşısına çıkıp detaylarda kimin haklı olup kimin haksız olduğundan bağımsız olarak ortaya çıkan bu sonuç için kalpten özür dilemiyorsan, bu sonuçtaki rolünün hangi tavırdan kaynaklandığını da zaten tüm topluma gösteriyorsundur.
Şu utanç gecesi yaşanırken çıkıp da tüm topluma "süreçleri yönetmek bir sorumluluktur, bu sorumluluk bana verilmişti ve ben gereğini yerine getiremedim, şu veya bu sebeple ülkenin en büyük 3 kulübünden birini ve milyonlarca taraftarını karşıma alıp kaybettim, 3 büyüklerin ezeli rekabetinin tarihi ve böyle bir durumun daha evvel yaşanmamış olması bu konunun ne kadar ciddi olduğunu ve kolay yaşanabilen fevri bir protesto olmadığını bana göstermektedir, yönetmeyi beceremedim, özür dilerim" diyemeyen, bunun yerine sakin bir tebessümle olup biteni izleyen bir TFF başkanı olsa olsa iki şeyden birini demektedir:
(1) Sorumluluklarını yerine getirememenin bir sebebi de sorumluluk duygusu sahibi olmamaktır. Dert etmeye dert etmeye bugüne kadar geldim, dert etmeyi de aniden şimdi öğrenemiyorum.
(2) Konu benimle ilgili değil. Başkan falan diyorsunuz ama, etkisiz ve yetkisizim. Ne sorunda rolüm var ne de çözüm ihtimalinde. Rahatlığım dert etmemekten değil müdahale imkânına sahip olmamaktadır. Dert etmek Hiçbir zaman benim haddim olmadı.
Bu iki senaryodan hangisine bakıyor olursak olalım, Türkiye'de futbol için çok karanlık günlerden geçtiğimiz ve birbirimize bakıp bakıp "dibi bulduk mu, artık tek yön yukarısıdır, değil mi?" diye sormaktan yorulduğumuz açık.
Milli takımımızın 6-1 yenilmesinden sonra da söyledim, yine söylüyorum: Adil rekabet koşullarına herkes ikna olmadan, seyirci izlediğinin gerçek olduğuna inanmadan, sporcu kendini ve emeğini güvende hissetmeden, Türkiye'de futbol arpa boyu yol alamaz. Bu son cümledeki hususları sağlamakla mükellef olan kişinin Fenerbahçe sahadan çekilirkenki vücut dilini bir vatandaş olarak ve Fenerbahçe ile de Galatasaray ile de çekişmeyi daima çok sevmiş bir Beşiktaş taraftarı olarak olağanüstü yadırgadım. Başka herhangi bir ülkede derhal istifa sebebi olacak seviyedeki bir başarısızlık şahikasının bu kadar rahat bir hazımlılıkla karşılanması, toplumun da futbolda gelinen noktayı bu kadar kolay hazmedeceği anlamına gelmez.
O tebessümün ve rahatlığın toplumda karşılığı olduğunu zannetmiyorum.