Biz size ne yaptık ya?
"14 senelik maden işçisiyim 5 aydır maaş alamıyorum. Sesimi duyurmak için 9 günde 190 km yolu adım adım yürüdüm geldim. Gözaltına alındım."
#MadencininEliniTut
Bilal Erdoğan kürsüden “Üç beş haysiyetsiz etki ajanının söylediklerinin aksine, İsrail ile ticareti lehimize olmasına rağmen kestik” dediği sırada sadece İsrail’deki Hayfa limanında Türkiye’den 6 ticaret gemisi vardı.
Filistin yalanları ve gerçekler ayrıntılarıyla soL’da👇🏻
https://t.co/1VMNtv3BPL
Ankara Büyükşehir Belediyesi'nden soruşturma açıklaması:
-Daha önce kültür dairemizin tüm işlemleri Sayıştay tarafından denetlenmiş herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.
-Ayrıca Mülkiye Müfettişlerince 2021-2022 yılları arasında geriye doğru 10 yıllık teftiş yapılmış, ihale usulüyle ilgili herhangi bir tenkit ya da bulguya rastlanmamıştır. Dolayısıyla Kültür Dairesi ihalelerinde herhangi bir usulsüzlüğe rastlanmamıştır.
-Harcama boyutlarına gelince; AK Parti döneminde 2014-2019 arasında yapılan 80 etkinliğe 33 milyon dolar harcanmış, 2019’dan itibaren 29 Ekim 2024’e kadar ise 426 etkinliğe 30 milyon dolar harcanmıştır.
-Olay, kamuoyuna 154 milyon TL kamu zararı olarak yansıtılmıştır. Öncelikle belirtmek isteriz ki ABB bugüne kadar eski döneme ait yaklaşık 100 dosyada, “ihaleye fesat” ve “kamu zararı” iddiasıyla Melih Gökçek ve dönemin yetkilileri hakkında şikâyette bulunmuştur. Bu dosyalardan:
55 tanesinde bilirkişi raporu alınarak takipsizlik kararı verilmiştir.
11 tanesinde bilirkişi raporu alınmadan takipsizlik kararı verilmiştir.
11 tanesinde ise iddianame düzenlenmiştir.
Ancak hiçbir dosyada adli yaptırım veya tutuklama kararı olmamıştır.
Hâlen 5 dosya derdesttir.
Bunlardan ikisi bizzat Melih Gökçek’in tarafı olduğu dosyalardır ve 5 dosya 6 yıldır hiçbir işlem yapılmadan bekletilmektedir. Beklentimiz; soruşturmaların herkese ayrıcalık tanınmadan eşit şekilde yürütülmesi ve adaletin sağlanmasıdır.
-YAKIN ZAMANDA BİR BASIN TOPLANTISIYLA AÇIKLAYACAĞIMIZ üzere, yaptığımız şikâyetlerle ilgili hazırlanan bilirkişi raporlarının hep aynı kişiler tarafından yazıldığı, bu kişilerin hazırladığı raporlarla kapatılan dosyalar ve bu dosyalardaki şüphelilerin siyasi kimlikleri kamuoyu ile paylaşılacaktır. 4 bin bilirkişi arasından hep aynı kişilerin görevlendirilmesi ciddi bir sorun teşkil etmektedir.
-Örneğin AKP İl Başkan Yardımcısına verilen teleferik ihalesinden kaynaklanan güncel zarar yaklaşık 58 milyon dolar (2,4 milyar TL) olmasına rağmen hiçbir işlem yapılmamıştır.
-Yine aynı bilirkişiler; Melih Gökçek’in imzasının bulunduğu makam oluru olmasına rağmen “imzası yok” diyerek bilirkişi raporu hazırlanmış akabinde savcılıkça takipsizlik kararı verilmiştir.
-Bir başka örneği de 2015’te Seymen su ile yapılan sözleşme kapsamında hiçbir hizmet alınmadan milyonlarca lira kamu zararı oluşmuştur. İlgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, dosyada 16 kez savcı değişmiş, halen iddianame düzenlenmemiştir.
-Son olarak; operasyondan önce Melih Gökçek’in sosyal medya hesabından bunu duyurması bile olayın siyasi boyutunu gözler önüne sermektedir. Asıl kendisi soruşturulması gereken bu kişinin bu durumu haber vermesini de kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Depremden sonraki gelişmeleri ben de endişeyle izliyorum. En çok dikkatimi çeken de aynı tıp alanında olduğu gibi bilimsel bir yaklaşım sergilenebilecek konuda birçok kafadan ses çıkması oldu.
Benim yer bilimi veya tektonik alanıyla ilgili hiçbir bilgim yok, haliyle çoğu kişi sosyal medyada bazı tıp konularında nasıl kafa karışıklığı hissediyorsa ben de söylenenlerle ilgili benzer şeyler hissediyorum. Fakat, kime güvenmem gerektiğini anlamak için yapabileceğim önemli bir şey var: kimin bilim insanı donanımına ve erdemlerine sahip olduğunu tespit etmek.
Çünkü , depremlerin kesin zamanı öngörülemese de, risk analizleri pozitif bilimlerin yöntemlerine dayanır. Dolayısıyla, bu konuda yapılan tahmin ve değerlendirmelerin bilimsel temellere dayanması ve bu açıklamaları yapan kişilerin aktif bilim insanları olması beklenir.
Kamuoyunda sıkça öne çıkan üç isim ve temel görüşleri şöyle:
– Şener Üşümezsoy: “Deprem riski yok, stres boşaldı.” – Naci Görür: “Kumburgaz Fayı’nda büyük deprem tehlikesi var.”
– Celal Şengör: “Marmara’da 250 yıllık sismik boşluk var, risk çok ciddi.”
Herkese profesör, doçent ünvanı verilip herkese bilim insanı denilen ülkemizde gerçek bilin insanlarını ünvnlarından ayırmak çok zor. Buradaki kişilerin üçü de profesör. Fakat, bilim insanı olmanın en önemli unsuru bilim yapmak ve yayınlamaktır. Bu yüzden, gelin bu kişilerin yayınlarına bakalım:
– Şener Üşümezsoy: CV'sinde toplam 10 yayını var. En son ''peer-reviewed'' yayını 2009 yılında. Yayınlarının da hepsi kongre özetleri gibi görünüyor, tam makalesine ulaşamadım. Research com sitesinde dünyanın en iyi yer bilimcileri arasında 31 tane Türkiye'den bilim adamı var. Bunlar arasında Üşümezsoy yok.
– Naci Görür: 73 makalesi var. Bunlar için toplam 9783 atıf almış. Bahsettiğim listede 31 en iyi Türk yer bilimci arasında 20. sırada.
– Celal Şengör: 174 tane makalesi, 47.482 tane atıfı var. Listede 31 en iyi Türk yer bilimci arasında 2. sırada.
Burada açıkça Üşümezsoy'a bir bilim insanı bile demenin zor olduğunu görüyoruz. Devam edelim👇
20 yıldır iktidardaki parti İstanbul'u kaptırmanın kuyruk acısıyla açık kolluyorsa,
müfettiş bozasını enseden eksik etmiyorsa,
Hangi enayi kalkıp malzeme olacak yanlış yapar, ya da yanlışa fırsat tanır?
Hele ki CB olmak gibi bir iddia varsa!
Geriye ne kalıyor:
Çamur!
İzi kalmaz
Özgür Özel:
"Gizli tanığın, 'İBB'ye naylon fatura kesiyor' dediği Serdar Haydanlı nezarete bile konulmadan serbest bırakıldı.
Yandaş medya Serdar Haydanlı ile ilgili tüm haberlerini sildi. Çünkü Serdar Haydanlı, AKP'nin reklamcısı."
Bu paylaşım hakkında sorular gelmiş. Normalde vaktimi böyle gereksiz bilim dışı paylaşımlarla harcamam ama yüzbinlerce takipçisi olan hesaplar paylaşınca doğal olarak insanların kafası karışmış ve halkın doğru bilgiye ulaşması önemli.
Covid aşısının yan etkileri gerçekten nedir?
👉Aşı yan etkilerini anlamak için önce bağışıklık sistemini anlamak gerek. Covid aşıları ve tüm virüs aşıları virüsün belli proteinlerine karşı bağışıklık sistemini tetikler.
👉Bağışıklık sistemi milyonlarca senelik evrim sonucu oluşmuş ve buna rağmen kusursuz olmayan bir sistemdir. Neden kusursuz değil? Çünkü tamamen dengede olması lazım ve bu denge kimsede mükemmel değil.
👉Denge daha güçlü bağışıklığa kayarsa o zaman otoimün hastalıkları gibi durumlar olur. Denge zayıfa kayarsa o zaman daha çok kanser ve bulaşıcı hastalıklara maruz kalırız.
👉Bu dengenin bozulmaması için pek çok alt sistem evrimleşmiş, mesela gelişim sırasında Timus isimli organızımıda T hücrelerimizin repertuarı gelişir. Kendi vücudumuzu tanıyıp saldırabilecek T hücrelerinin çoğu yok edilir, geriye kalan T hücreleri ise bizi hayatta karşılayacağımız bazı bulaşıcı hastalıklara karşı hazır ordu gibi beklerler.
👉Hayatımız boyunca da T hücrelerimiz dahil bir sürü özelleşmiş bağışıklık hücresi karşılaştığı virüslere ve patojenlere karşı etki ve bağışıklık geliştirir.
👉Bu bağışıklık yine mükemmel değildir. Mesela virüs veya bakteri enfeksiyon sonucu oluşan yeni bağışıklık hafızası ender de olsa da bazen vücudumuzdaki organlara saldırıp başka bir hastalık yaratabilir.
👉Bunun en güzel örneğini Streptococcus pyogenes bakteri enfeksiyonu sonucu görebiliyoruz. Bu enfeksiyon sonucu oluşan bağışıklığımız malesef ender durumlarda kalbimize veya böbreklerimize saldırıp "aküt ateşli romatizma"ya sebep olabilir ve ömür boyu kalp hastalığına sebep olabilir. Bu yüzden boğaz ağrısı durumunda doğru teşhis yapılması ve Strep varsa antibiyotik tedavi hemen önemlidir.
👉Bu örnekte bakın bir bakteri enfeksiyonu sonucu oluşan bir kalp hastalığı var. Burada suçlu bakteri değil, herhangi bir aşı değil, burada suçlu bizim mükemmel olmayan bağışıklık sistemimiz. Bir patojene karşı korumaya çalışırken kalp hasarına sebep oluyor.
👉Benzer durumu Covid19'da da görüyoruz. Ciddi Covid vakalarında gördüğümüz akciğer hasarı ve ölümlerinin sebebi aslında virüs değil, aşı değil. Sebep bağışıklık sistemimizin Covid enfeksiyonuna karşı harekete geçmesi sonucu oluşturduğu akciğer hasarı. Sistemimizin uyarılması sonucu oluşan bağışıklık molekülleri (bunlara sitokin diyoruz ve bu duruma sitokin fırtınası diyoruz).
👉Mesela bazılarınız Myokardit denen kalp enfeksiyonunu duymuş olabilir. Pek çok viral hastalık sonucu miyokardit oluşabiliyor. Bunun hakkında bir paylaşım yapmıştım zaten. Covid19'a sebep olan SARS-Cov-2 dahil pek çok virüs myokardite sebep olabiliyor. Myokardite sebep olabilen virüsler: Grip virüsü, Hepatit C virüsü, HIV, Adenovirüs, ve benzerleri. Burada myokardit sebebi yine virüsün kendisi değil. Bu virüsler kalbi enfekte etmiyor. Ama viral enfeksiyon sonucu oluşan bağışıklığımız malesef kalbimize de zarar verebiliyor. Bu bağışıklık sistemimizin mükemmel olmamasına en güzel örneklerden biri. Hatırlayalım: Evrim mükemmel değil, evrim sadece yeterli bir şekilde avantaj sağlayan özellikleri seçiyor. Bu virüsler ve myokardit bağlantısı için bilimsel kaynak: https://t.co/LpZcEQefc6
👉Şimdi gelelim aşılara. Aşıların amacı hastalığa sebep olmadan en az riskli bir şekilde o virüse karşı etken bağışıklık ve hafıza oluşturmak.
👉Bağışıklık sistemimiz mükemmel olmadığı için tahmin edeceğiniz gibi bazı aşılar işe yaramıyor ve onaylanmıyor. Pek çok virüsün hala aşısı yok mesela. Bunun sebeplerini önceden yazdım.
👉Bazı aşılar ise işe yarasa da ve oluşturduğu bağışıklık etkili olsa da o bağışıklığın vücudumuzda tetikleyebildiği yan etkilerden dolayı kabul edilemiyor ve onaylanmıyor. Virüse karşı etkili olduğu halde bu sebepten onaylanmaya pek çok aşı var. Örnekler RSV aşısı, Zika virüs aşısı, Dengue virüs aşısı. Bunlar hakkında da yazdım.
👉Bir de bu ikisinin arasında kalan aşılar var: Virüse karşı etkili ve aynı zamanda da tetiklediği bağışıklık sonucu vücudumuza riski az. İşte bu aşılar eğer yeterli şekilde etkili olursa ve vücudumuza riski az ise veya riski kabul edilirse o zaman bu aşılar onaylanabiliyor. 👉Bunu bir fayda/risk oranı gibi düşünebilirsiniz. Pandemi boyutunda bir salgın olduğu zaman halk sağlığı seviyesinde etkili olan bir aşı ve risk profili kabul edilebilecek bir aşı elimizdeki en iyi kozdur. Çünkü toplumsal seviyede o virüse karşı toplumsal bağışıklığı en az zararlı şekilde ne kadar çabuk oluşturabilirsek hepimiz için daha iyi.
👉Covid19 pandemisinde bu toplumsal bağışıklığı en kısa sürede oluşturmak için iki seçenek vardı: Ya herkesi sokağa salıp bir an önce herkesin virüsü kapması, ölenlerin ölmesi, sağ kalanların kalması seçeneği vardı. Ya da aşı ile daha az riskli bir şekilde toplumsal bağışıklığı sağlamak seçeneği vardı.
👉İki seçenek de ideal değil. Çünkü pandemi zaten ideal değil. Pandemiden dolayı dolup taşan hastaneler, ve bu yüzden çöken sağlık sistemi, Covid'den ölmese de ikincil bir pnömoniden ölenler, ölmeseler de Covid sonrası Long Covid denen uzun Covid semptomlarından dolayı hayatları kararanlar.
👉Bunların hepsi neden oldu? En başta anlattığım gibi, çünkü bağışıklık sistemimiz mükemmel değil. Yarasalarda mesela tam tersi: Yarasalar Covid'e sebep olan koronavirüsleri hastalanmadan barındırabiliyorlar. Bunun sebebi ise onların bağışıklık sistemi bizden biraz farklı evrimleşmiş. Önceden bahsettiğim sitokin fırtınası bizde daha ciddi onlarda ise daha az sorunlara sebep oluyor. Bunun için bir bilimsel kaynak: https://t.co/PkaR7nwTPd
👉Şu ana kadar bağışıklık sistemini, bu sistemin neden mükemmel olmadığını, viral enfeksiyon sonucu ender olsa da bağışıklığımızın vücutta oluşturabildiği hasarı anlattım.
👉Tekrar aşılara gelelim: Covid aşıları mesela BioNTech mRNA aşısı bağışıklığımızı virüsün dışındaki Spike proteinine karşı tetikliyor. Bu tetikleme sonucunda vücudumuzda hem hücresel bağışıklık oluşuyor (T hücreleri gibi) hem de antikorlar oluşuyor.
👉Covid aşılarının etkin olduğu ve ne tür bağışıklığı oluşturduğu hakkında defalarca yazdım ve kaynak paylaştım. Onlardan bir tanesi https://t.co/ddG6l1mpAJ
👉Aşılarda da ender de olsa "yan etkiler" olabilir. Önceden dediğim gibi bu yan etkiler fayda/risk oranına göre kabul edilmezlerse o zaman onaylanmazlar ve onaylanmayan pek çok aşı var.
👉Bu yan etkilerin sebepleri çok yönlü olabilir. Bağışıklığımızın mükemmel olmaması sonucu oluşan bağışıklık bu sefer vücudumuzun başka bir yerine hasar verebilir. Veya aşının içindeki herhangi bir maddeye karşı alerjimiz olabilir ve bu alerjiye karşı hafif veya ciddi semptomlar yaşayabiliriz. Bunları şimdi açalım:
👉Arı sokması sonucu oluşan alerjiyi veya fıstık alerjisi gibi alerjileri duymuşsunuzdur. Bazı insanlarda hafif ama bazı insanlarda hayati tehlike oluşturabilirler. Bu insanlar yanlarında epinefrin iğnesi taşımak zorundalar ve hayati bir tehlike sonucu bu iğne sayesinde hayatları kurtulur. Bu örnekte de o alerjen madde sonucunda (arının zehirindeki protein veya fıstıktaki küfün aflatoksini) ani bir bağışıklık harlaması olur ve bu anafilaktik şok sonucunda müdahele edilmezse ölüm bile olabilir. Bunun hakkında kaynak https://t.co/WaoQya2Lpz
👉BioNTech aşısında bu tür bir alerjik reaksiyon sonucu anafilaktik şok çok ender. Bir milyon kişide 11.1 kere görülmüş. Bu olasılık çok düşük olsa da yine de bu aşıları olduğumuz zaman 15-30dk beklettiler bizi. Neden? olur da alerjik bir reaksiyon gösterirsek hemen müdahele etsinler diye. Milyonda 11.1 gibi bir olasılıkla tahmin edeceğiniz gibi bu çok nadir görülen bir durum. Aşı etkili olduğu için ve biz bir pandemi içinde olduğumuz için anafilaktik şok açısından bu aşının faydası riskinden çok daha fazla. Bu yüzden tedbirler ile bu risk kabul edilir. Covid aşısı ile olan anafilaktik şok olasılığı için kaynak https://t.co/Wgfi22qkBx
👉BioNTech aşısı sonucunda ender olsa da görülebilecek diğer yan etkiler arasında Myokardit var. Bunun hakkında da defalarca yazdık. Yukarıda bahsettiğim gibi viral enfeksiyonlar sonucunda oluşan bağışıklığımız mükemmel olmadığı için başka organlara saldırabilir. Bunun sonucu oluşan enflamasyon yani iltahap eğer kalpte ise buna myokardit denir. Aşı olan deredeyse bir milyon kişide yapılan takipler sonucunda BioNTech aşısı sonucunda ender de olsa myokardit olabileceğini gördük ve bunun hakkında yazdım. Bu olasılık bu çalışmada milyonda 10 ila 50 olarak gözüktü. Bu myokardit vakalarının hemen hepsi kendi kendine geçiyor. Önemli olan, asıl myokarditin Covid19 sonucunda olduğunu hatırlamak ve bu bir milyon kişilik çalışmada Covid sonucu myokardit riskini aşı düşürüyor. Covid sonucu myokardit riski milyonda 110. Yani aşı myokardit riskini 2 ila 10 kat azaltıyor. Fayda/risk oranına göre bu aşının dolayısıyla faydası Covid'in yarattığı riskin önünde kalıyor. Bu verileri paylaşan kaynak: https://t.co/XOojQCFO01
👉Bu arada hatırlatalım, myokardit sadece BioNTech aşısıyla olabilecek ender bir durum değil. Grip aşısıyla bile nadir olsa da görülebilir. Kaynak https://t.co/RPlqFGWXvP
Sebep? Dediğim gibi bağışıklığımız mükemmel değil. Pek çok viral enfeksiyon sonucu harlayan bağışıklığımız organlara saldırabilir. Aşılar bu riski azaltır. Nadir olsa da bazı aşılar bu riske sebep olabilir.
👉Peki BioNTech aşısı kalp krizine sebep oluyor mu? Hayır, hatta Covid'in sebep olduğu kalp krizi riskini azaltıyor. Açıklıyorum👇
👉Önce hatırlatalım: Myokardit ile kalp krizi aynı şey değil. Myokardit yukarıda bahsettiğim gibi bağışıklığımızın harlaması sonucu kalpte yarattığı enflamasyon. Kalp krizi ise damar tıkanması sonucu kalp kasının beslenememesi ve bunun sonucunda oluşan iskemi, fibroz vb.
👉Covid enfeksiyonu sonucu kalp krizinin olduğunu biliyoruz ve bu defalarca yayınlandı biz de defalarca yazdık. Hatta sadece kalp krizi değil, Covid sonucunda perikardit, myokardit, anjina, damar trombozu, bunların hepsi olabilyor. Kaynak https://t.co/yfD8IgScYS
👉Pek çok bilimsel yayın defalarca Covid'in kalp krizlerine sebep olduğunu ve defalarca aşının bu riski azalttığını gösteriyor. Biz de defalarca burada bunu yazdık.
👉Örnek bir kaynak https://t.co/UXaLWspaVs Bu kaynakta neredeyse toplam 2 milyon kişide Covid sonucu aşısızlarda oluşan kalp krizi ile aşılılardaki kalp krizi karşılaştırıldı. Covid aşısı kalp krizi riskini yaş grubuna göre 6 ila 70 kat azaltıyor.
👉Başka örnek bir kaynakta yine Covid aşısı kalp krizi riskini azaltıyor https://t.co/MZTDtXTZNI
👉Başka bir örnek kaynakta da "mRNA aşısı ile kalp krizi arasında bir bağlantı yoktur" https://t.co/dzwiydEIK1
👉Yukarıda size bilimsel kaynaklarla Covid BioNTech aşısı ile kalp krizi arasında bir bağlantı olmadığını, hatta aşının Covid sonucu kalp krizi riskini azalttığını verilerle gösterdik.
👉Bunların dışında bir de aşı ile pıhtı arasında bir söylenti dolanıyor. Yine bilimsel kaynak paylaşalım: Burada toplam 3 milyon kişilik çalışmada Covid mRNA aşısı Covid sonucu oluşan pıhtı riskini 32 kat azaltıyor. kaynak https://t.co/mkq9oP9IWE
👉Ha, kafaları karıştırmayalım, Astrazeneca Oxford aşısı ve JJ Covid aşısı Adenoviral vektör olduğu için o aşı ile bir pıhtı bağlantısı biliniyor ve yayınlandı. Ama bu aşı Türkiye'de yok o yüzden endişe etmeniz gereken bir durum değil. Bu yüzden de durduk yerde kan sulandırıcı almayın çünkü gereksiz yere iç kanama riskinizi arttırabilirsiniz.
JJ Adenoviral vektör Covid aşısı ile tromboz riski milyonda 2.2 ila 5.8 (erkek ila kadın). Kaynak https://t.co/BANKRUeM6f
👉Bunun dışında arkadaşlar, mRNA aşıları ile pek çok diğer aşıda görülen standart yan etkiler olabilir. Bunlar yine bağışıklık sisteminizin tetiklenmesi yüzünden olur. Örnek: ateş, kırıklık, halsizlik, lenf bezi şişmesi, kas ağrısı, bunların hepsi bağışıklık sisteminizin çalıştığını gösterir. Bunlar normal. Kaynak https://t.co/XOojQCFO01
👉Viral enfeksiyonlar sonucunda Zona görülebilir, bu normal. Neden? Çünkü Zona dediğimiz şey Herpes Zoster yani suçiçeği virüsüdür. Hemen hemen hepimiz çocukken kaparız ve bu virüs vücudumuzdan atılmaz, sinir hücrelerimizde daimi olarak kalır. Aynı ağzımızda çıkan uçık gibi, ki o da bir çeşit Herpes virüsüdür, vücudumuzda yaşayan suçiçeği virüsü de zaman zaman reaktive olabilir ve buna Zona diyoruz. Reaktivasyonu azaltmak için hatta Zona aşısı bile var.
👉Dolayısıyla, uçuk nasıl stres, ateş, hastalık sonucunda çıkıyorsa zona da belli uyarılar sonucunda çıkabilir. Bu uyarı yine bağışıklık sistemimizle alakalı, dolayısıyla bazı aşılar sonucunda vücudumuzdaki suçiçeği virüsü uyanabilir ve zona görüleblir. Bu gerçek, grip aşılarında da ender olsa da görülür, kaynak https://t.co/ATkyf26kO0, ve bu yüzden ender de olsa Covid aşısında da görülür. Zona virüsü zaten sizin içinizde var ve aşı sonucu bağışıklığınızın tetiklenmesi ile uyanabilir. Bu normaldir ve virüslerle içiçe yaşamanın gerçeğidir. Kaynak https://t.co/XOojQCFO01
👉Özetle, olağanüstü bir durummuş gibi sansasyonel bir şekilde "aşı olanlarda zart zurt oluyor! o arttı bu arttı!" demek yerine bilimsel verilerle kaynaklarla bilimi doğru şekilde anlatmak önemli.
👉Aşı karşıtlarına bir lafım yok. Onlar bilim karşıtı zaman kaybı. Alttaki fotodaki kişiye de bir lafım yok. Ama haber yazan arkadaşlara sesleniyorum. Sizler lütfen alttaki örnekteki gibi tıklama ve reyting arttırmak için bilim dışı sansasyonel seslere yer vermeyin. Halkın doğru bilgiye ihtiyacı olduğu bir dönemde gereksiz paniğe sebep olmayın, saygımızı yitirmeyin.
👉Eğer buraya kadar okuduysanız hepinize teşekkürler. Umarım faydalı olmuştur.
Saray oyunları.
Kurumsallığı yok edip saraya parti devletine döndürünce ne kuş ne tavuk. Olacağı bu. Kim kimin tekerine çomak soktuysa artık:)
https://t.co/AiChbAdMtO
Mehmet Barlas vefat etmiş.
Ölünün arkasından kötü konuşulmaz; biz böyle yetiştirildik.
İyi kötü demeden ama asla kötü demeden objektif şahitliklerimi paylaşmak istiyorum.
Sene 1985…
12 Eylül askeri
Darbesinin üzerinden 5 yıl geçmiş ama sıkıyönetim mahkemeleri üzerinden ve olağanüstü hal uygulamaları şeklinde 12 Eylül askeri darbesi atmosferi devam ediyordu hala.
Turgut Özal başbakandı ama darbenin lideri Kenan Evren Cumhurbaşkanı’ydı!
Bugünkü adı iletişim Fakültesi olan basın yayın yüksek okulunda Mehmet Barlas bir dersimize giriyordu!
Darbe ile ilgili iyi bir şey söyledi diyemem!
Ama kötü bir şey de söylemedi; ima etmedi!
Sanki memlekette demokrasi varmış gibi olağan şekilde derslerine devam etti!
Diyebilirsiniz ki darbe koşullarında adam ne yapsın?
Haklısınız!
Ama mesela…
Darbeye ve Yök’e karşı Prof. Izzettin Önder hoca, vizeye karşı olduğu için, vize sınavlarında soruları soruyor ama “kağıtları odamın kapı altından atarsınız” diyerek sınavdan çıkıp gidiyordu!
Böylece vizelere, dolayısıyla YÖK’e dolayısıyla darbeye karşı tavrını belli ediyordu!
Başka bir üniversitede Emre Kongar Hoca istifa ediyordu.
Hiç unutmuyorum, Mehmet Altan darbeyle ilgili bir soruya karşı, parmağı ile sus işareti yapıp, sessizce yukarıyı göstermişti! Konuşamıyorum ama darbeye karşıyım mesajı vermişti!
Onurlu hocalarımızın listesi uzar gider, Toktamış Ateş Hoca, Köksal Bayraktar Hoca, vb…; o başka bir yazı konusu.
Mehmet Barlas istanbul olağanüstü hal koşullarında yönetilirken olağan bir şekilde derslerine devam etti. Hakkında Kötü bir şey söyleyemem.
Maalesef iyi bir şey de söyleyemem.
Aradan yıllar geçti. Ben Levent Kırca’nın meşhur Olacak O Kadar programının yazar kadrosunda yer aldım.
Bir vakit sonra Levent Kırca ile Mehmet Barlas arkadaş oldu!
Gel zaman git zaman, 28 Şubat tuhaflığı yaşandı güzel ülkemde.
Ben 28 Şubat’a karşı bir yazı yazdığını hiç hatırlamıyorum Mehmet Barlas’ın. Belki benim hatam, bütün yazılarını okumuyordum..
Olan oldu; nedense pek çok gazeteci gibi Mehmet Barlas işsiz kaldı!
Durum anti demokratikti diyoruz biz tutarlı demokratlar…
ama kapitalizmin gevşek ruhuna uygundu!
28 Şubat döneminde işsiz kalan pek çok gazeteciye olduğu gibi Mehmet Barlas’a da selam vermeye korkuyordu millet!
Ancak Levent Kırca ( ağbim) Mehmet Barlas’la arkadaşlığını kesmedi!
Hatta bahçesinde yaptığı “at heykeli”ni Mehmet Barlas’a hediye etti.
Kendi imkanlarıyla Mehmet Barlas’a iş teklif etti!. Olacak O Kadar’da Mehmet Barlas’a uygun bir kadro yoktu.
28 Şubatla birlikte Mehmet Barlas’ın eşi Canan Barlas da işsiz kalmıştı. Oya Başar ( Ablam) çabaladı. Canan Barlas’ı yalnız bırakmadı; Olacak O Kadar yazar kadrosuna sokmak için çabaladı!
Ordaydım çok iyi hatırlıyorum; Canan Barlas iki toplantıya katıldı; aranan kan uyuşmadı; doğal olarak Canan Barlas Olacak o Kadar’da çalışmadı.
Aynı dönem Mehmet Barlas Kanal 7’de çalışmaya başladı. ( ( Yanlış Hatırlamıyorsam)
Mehmet Barlas’ın ricasıyla Kanal 7’den Levent Kırca’ya teklifi geldi. 28 Şubat döneminde halk adamı bir solcuya yer vererek imajlarını kurtarmaya çalışıyorlardı sanırım..
İnsani şeyler bunlar; anlaşılır.
Levent Kırca’nın hayatını bir program yapmak istiyorlardı. 28 Şubat döneminde!
Millet, en müslüman demokratlar dahil Kanal 7’nin önünden geçmeye bile korkuyordu!
Levent Kırca, korkmadı, tırsmadı. daveti kabul etti!
Ekip olarak biz de gittik!
Kuliste çok güzel ikramlıklar hazırlamışlardı.
Hiç unutmuyorum, ikramlar arasında bir şişe viski de vardı! Kanal 7 kulisinde ikramlık viski vardı. 28 şubat döneminde!
Levent Ağbi özel günler dışında içmezdi. Özel günlerde de bir bilemedin 2 kadeh içerdi. O gün Kanal 7’deki viskiye hiç dokunmadı. Ekip olarak biz de dokunmadık! Kanal 7 ekibinin o viskiye 28 şubat günlerinde oraya mesaj olarak koyduklarını biliyorduk. İnsanların zayıf zamanlarında, korkuları anlaşılır. İnsanların gerçek karakteri muktedir zamanlarında anlaşılır
Bu da bir kenarda dursun:
Kesin olmayan sonuçlara göre, toplam nüfus sıralamasındaki:
* İlk 5 şehirde:
KK: %53.7 - RTE: %46.3
* ilk 10 şehirde:
KK: %50.5 - RTE: %49.5
* ilk 15 şehirde:
KK: %50.8 - RTE: %49.2
* İlk 20 şehirde
KK: %50.4 - RTE: %49.6
Adil bir seçim yaşanmış gibi konuşan, yazan herkes ahlaksızdır.. Bu ülkenin çoğunluğu AKP’nin parti devletine karşı.. Sayılarını bilmediğimiz yabancı seçmenler ve binbir bahane üretip sandığa gitmeyen muhalifler sayesinde çıktı bu sonuç..
kabul etmekte zorlanıyoruz ama bizim ülkemiz bir süre daha kötülüğü, adaletsizliği, liyakatsizliği, yolsuzluğu, yoksulluğu, baskıyı ve yobazlığı tercih etti.