Ekmeleddin bile daha makul göründü şimdi gözüme (!)
Slogan da benden olsun:
Nerede trak
Adayım Öztrak :)
Ekmel’den ekmek sloganı üretilmişti, hatırlayın :)
“Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı Faik Öztrak!”
Sabahattin Önkibar: “Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olarak düşündüğü isim kesinleşti.
Hayır, bazı çevrelerde dile getirildiği gibi bu isim İlhan Kesici değil.
Kemal Bey’in yakın çevresinden birebir öğrendiğim bilgiye göre düşünülen isim Faik Öztrak.”
MUHALEFETİ BİTİRMENİN, HALKI YASAKLAMANIN İMKANSIZLIĞI…
Çok enteresan bir aşama yaşanıyor.
İyice aktif hale gelen ve halkın teveccühünü kazanan muhalefet liderlerini etkisiz hale getirmek için “başvurulan” hukûkî “önlemler”le, muhalefetin sona ereceği, siyasi partilerin parçalanacağı, böylece oyların da parçalanacağı falan sanılıyor. Böyle yöntemlere başvuranlar 1: ya sosyopsikolojiden habersiz, 2: ya ülkesini tanımıyor, 3: ya da başka çaresi olmadığından bu yönteme başvuruyor. Galiba üçüncü seçenek söz konusu.
Burada konu, politikacılar değil, halk…
Politikacıları susturup, partileri bölebilirsiniz, kapatabilirsiniz, ama muhalif olanlar politikacılar değil halk. Yani her partiyi susturup tüm politikacıları hapsetseniz, bir bakmışsınız ki “Kanarya sevenler derneği” iktidar olmuş. Legitimasyon/meşruiyet kazanmak adına seçimler mutlaka olacak ve bir ölçüde -artı/eksi yüzde iki “hata” payı ile- seçimleri biri kazanacak. (Seçimleri iptal edemezsiniz)
Şimdi tam da bu “bilinmezlik” noktasına doğru gidiliyor gibi. Durum henüz “ortada” gibi görünüyor. Böyle durumlar nasıl değişir?
Böyle durumlarda en büyük yanılgı, oyun teorisine göre oynanan oyunun “çevrimiçi/kapalıdevre” olduğunun sanılmasıdır. Şimdi “beklenmedik” bir faktör dışarıdan devreye girip, dengeleri hiç beklenmedik şekilde değiştirebilir.
Burada -değişmez- asıl oyuncu halk ve tıpkı bir yanardağ gibi, topraktan çıkıp fışkıracağı delikleri tıkamaya çalışan bir çaresizlikle karşı karşıya. Lav soğumadığı sürece -ki tam tersine daha da ısınıyor- patlayacak bir kanal mutlaka bulacaktır. Kanalların tıkanması, sonucu değiştirmez, sadece biraz geciktirir.
Tam da böyle bir durumda dışarıdan -oyun değiştiren- bir hamle gelebilir (çünkü batmanın eşiğinde olan ülkenin bu şekilde devam etmesini istemeyen o kadar çok iç ve dış faktör var ki).
Belki o aşamaya bile gelmez.
Şu kesin:
Ülke tarih nezdinde yeni bir dönemin eşiğinde ve halk umutsuzluğa kapılmadığı, bugünkü durumu kabullenmediği sürece -ki bu artık imkansız-, değişim kesin.
Bu yaz bunu herkes hissedebilir...
İki kez beraat ettiği davadan üçüncü kez yargılanan Ekrem İmamoğlu’nun mahkeme salonunda bulunma hakkı, akıllara durgunluk verecek bir "arıza" bahanesiyle engelleniyor: Silivri’den Kartal’a 60 kilometre yol gittikten sonra arızalandığı söylenen bir araçla, aynı mesafeyi geri dönerek cezaevine ulaşmak...
Üstelik en temel insani ihtiyaçların bile "beklesin" denilerek reddedildiği bu kabul edilemez süreci, Ekrem İmamoğlu duruşma hakimine bizzat SEGBİS ekranından aktarmak zorunda kalıyor. Aylardır Silivri’de tutulan bir insanın adaletin huzurunda, mahkeme salonunda fiziken bulunmasından bu kadar mı çekiniyorsunuz; neyden korkuyorsunuz?
Bu yollardan vazgeçin.
Hukuk, kişiye özel tasarlanan ve mantık sınırlarını zorlayan bu tarz senaryolarla yürütülemez. Adil yargılanma hakkının eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
Şamil Tayyar'ın 2 ay önceki açıklaması:
"Çok kısa sürede Kilis Belediyesi'ne operasyon olabilir.
Önümüzdeki günlerde Kilis Belediyesi'ne operasyon olursa bu benim için sürpriz olmaz."
Vincenzo İtaliano, BJK’nın 5. İtalyan hocası olacak.
İlki, adı İnter Milan’ın stadına da verilen ünlü Giuseppe Meazza’ydı.
Sandro Puppo 2 dönem,
Leandro Remondini ve Nevio Scala ise bir dönem çalıştı.
Puppo, farklı dönemlerde Türk Milli Takımı’nı da yönetti.
CHP Milletvekili Bülent Tezcan:
-Bu davada daha önce beraat kararı verilmişti.
-İstinaf Mahkemesi, yaratılan yeni yargı iklimi çerçevesinde kararı bozdu.
-Niye bozdu? Sanığın savunması alınmamış diye bozdu. Beraatle sonuçlanacak bir davada, hakimin savunma almadan karar verme yetkisi CMK'da açıkça yazıyor.
-Buna rağmen eziyet etmek için beraat kararı bozuldu. Şimdi aynı işkence 60 km gelmişken araç bozuldu diye geri görütererek yapılıyor.
Mehmet Şimşek'ten yabancı yatırımcılara:
"Kişisel servetinizi Türkiye'ye getirirseniz yurt dışından elde ettiğiniz gelirden %100 vergi muafiyetiniz olacak.
Aslında burada neredeyse tamamen vergisiz bir ortamdan bahsediyoruz. 20 yıllık muafiyet çok uzun bir süre."
Ferdi başkanın seçim kampanyasını ben yaptım.
Madem bu kadar para verilmiş;
Biz neden Seçim Koordinasyon Merkezi( Skm) dahi olmadan kampanya yaptık! Bütün toplantılarımızı Ferdi başkanın mimarlık ofisinde ya da Chp Manisa İl başkanlığında yaptık?
Bizim neden seçim otobüslerimiz, araçlarımız yoktu?
Biz neden medya satınalma yapamadık!
Ferdi Başkan kampanya giderlerini neden cebinden karşıladı?
Ferdi başkan bütün kampanyayı neden 2015 model bir araçla tamamladı?
Ben bütün kampanya süresince neden kendi aracımı kullandım, benzinimi dahi kendim karşıladım?
Neden, kampanya için çalışan gönüllüler dahil, herkes kendi yemek paralarını kendileri ödedi?
Sahaya çıktığımızda Milletvekilleri, İl Başkanı, yöneticiler kendi ceplerinden harcama yaptılar ?
Hayatını kaybetmiş, cevap veremeyecek bir insan üzerinden Genel Başkan Özgür Özel’e saldırmayı, karalamayı göze alacak kadar alçalmazsınız diye düşünüyorduk.
Kaybedecek ne çok şeyiniz var ki buna dahi tenezzül ediyorsunuz!
Muhittin Böcek ifadesi diye bir şablon dolaşıyor. Böyle ifade metni olmaz, müdafi kim, kim nereye imza attı bunları görmemiz lazım.
Ancak şablonda iki yer çok dikkat çekici. Rahmetli Ferdi Zeyrek üzerinden Özgür Özel’e rüşvet verildiği ifade ediliyor. Yaşayan tanık yok, yaşayan taraf yok. Nereden çekildiği belli olmayan, nereye verildiği belli olmayan, 10 kişi gidilmesine rağmen fark edeni, göreni, duyanı olmayan bir para. YANİ HİÇ VAR OLMAYAN BİR PARA
İTİRAF mı İFTİRA mı denilmeli?
Merhum Ferdi Zeyrek'in kendisini savunma, açıklama şansı olmayacak ki "başbaşa" iken sözde euro verilmiş..
Sadece mal varlığına el konulması değil tüm ailesiyle cezaevinde çürüme riski altındaki Muhittin Böcek'in nedense Bakan Akın Gürlek'in "itiraf edecek" sözü sonrasındaki 3. beyanı⬇️