@yesimsalkim Ümit beyle yayında çağla tuğaltay cinayetinde baş şüpheliniz aileydi hatta bir anne olarak Gülnur hanımın olağan akışa aykırı davranışlarını da değerlendirmiştiniz ben yayını açtığımda yeşim salkım bu dosyada ne alaka derken çok da güzel bir yayın olmuştu bana göre,
Ne değişti??
@freyjamisss@OldiesPlak Pişmanlık duysa herkese şantaj yapmaya çalışmaz. Yaptım ama pişmanım der itiraf ederdi. İçinde iyiye dair en ufak bir şey olsaydı. Tam bir sosyopat gibi davranmadı. Basına düşen ses kayıtlarını da dinledik.
Kimileri bir anlam vermekte zorlanıyor, kimileri yanlış anlamlar yüklüyor, kimileri de yadırgıyor. Zannederim kısa bir not düşmem gerekiyor: Neden bu sayfada zaman zaman sevda üzerine kısa yazılar yazıp yayınlıyorum?
Birkaç yıl önce ve birkaç gün boyunca televizyon kanallarında bazı haberler yayınlanmıştı. Haberlerin ne olduğunu kaydetmeyeceğim; ama beni epeyce endişelendirmiş, üzmüş ve öfkelendirmişti. Kendi kendime şöyle demiştim: Gençler başta olmak üzere, bu topraklarda yaşayan insanlara, bu toprakların sevda kültürünü hatırlatmak gerek. Unutmuş gözüküyorlar. Emperyalist Batı dünyasından esen sinsi, vicdansız ve ahlâksız küreselleşme rüzgârları, insanımızın zihinlerindeki ve kalplerindeki bütün iyilikleri, güzellikleri silip süpürüyor. Aşkın bildiğimiz adını ve tadını değiştirmişler. Bu bir zehre dönüşmüş. Oysa biz, sevdayı bilen bir millettik. Leylâ ile Mecnun, Kerem ile Aslı, Ferhat ile Şirin, Tahir ile Zühre, Yusuf ile Züleyha, Mem u Zin, bu topraklardaki herkesin bildiği ve değer verdiği, yüzyıllardır dilden dile, gönülden gönle aktarılan hikâyelerdi. O hikâyeler, zihinlerimizin ve kalplerimizin bir kenarında durur, kirlenmelerini ve taşlaşmalarını önler, insanî tarafımızı canlı tutardı. Üstelik, hangimiz sevmemiştik ki?
Duygu yoğunlaşmalarının, şiirin, edebiyatın, yazının eksik olmadığı bir aile ortamında büyümüştüm. Zaten kitaplaştırmak niyetiyle bazı geceler yazdığım kısa taslak metinler vardı. Bunlardan bazılarını Twitter’da yayınlasam ne olurdu? Önce, ‘Twitter ortamı bunları kaldıramaz, taşıyamaz. Başına ne geleceği belli olmaz’ diye düşünerek tereddüt ettim ama sonra denemeye karar verdim. Önceleri biraz tuhaf bulundu, yadırgandı ama daha sonra bu kısa metinlerden temiz tatlar alanlar oldu. Benim istediğim de buydu. Zihinlere ve kalplere o eski temiz tatları hatırlatmak. Kirlenmeden önceki zamanlarımızı… Bu metinler sebebiyle zaman zaman hālâ birtakım zorluklar yaşadığım oluyor ama bu yazılar bana da iyi geliyor. Henüz çok az da olsa, bir okuyucu kitlesi oluştuğunu da öğreniyorum. Twitter’da bir insanî ve edebî mecra oluşturmak mümkün müdür? Bunun çok zor olduğunu biliyorum. Çok riskli değil mi? Evet, hem de çok. Denemeye değer mi? Bağımsız yaşayanlar için denemeye değer. Ben de yeterince bağımsız yaşıyorum. Deniyorum. İnsanlar, kitaplarda okurken keyif ve tat aldıkları cümleleri Twitter’da okurken neden garipsiyorlar, bilmiyorum; ama belki zamanla alışılır ve anlaşılır. Olmazsa da kıyamet kopmaz. Vazgeçerim, olur biter…