6. haftadaki iki eğrinin birbirinden koptuğu grafik dikkat çekici. Amed SF'nin blok yüksekliği 35.76'ya inerken rakibi Beşiktaş'ın değeri 56.72'ye çıkıyor. Bu, sezonun ilk 6 haftasında Amed SF'nin hem kendindeki en düşük hem de rakipleri arasındaki en yüksek değerle karşılaştığı maç. Aradaki yaklaşık 21 puanlık fark 0-100 ölçeğinde sahanın beşte birine karşılık geliyor. Kabaca söylersek iki takımın ortalama oyuncu bloğu arasında 20 metreden fazla bir boşluk oluşmuş.
Şunun altını çizelim: Bu metriğin yanlış okuması onu bir kimlik göstergesi sanmak olur. Oysa blok yüksekliği ilişkisel bir ölçüttür. Bir takımın ortalama konumu kendi niyeti kadar rakibinin niyetinin de ürünüdür. Beşiktaş'ın 56.72'si ile Amed SF'nin 35.76'sı aynı olgunun iki yüzü. Biri yukarı çıktığı için diğeri geriye itiliyor, diğeri geriye çekildiği için ötekinin önü açılıyor. Hangisinin önce geldiğini metrik tek başına söylemiyor.
Burada skor devreye giriyor. Amed SF'ye galibiyeti getiren gollerin ikisi 13 ve 22. dakikalarda geldi, yani maçın dörtte birinde takım iki farklı öne geçmişti. Maçın kalan büyük bir kısmı bir avantajın korunması üzerine kuruldu. Lago'nun Journal of Sports Sciences'ta yayımlanan çalışması, maç durumunun topa sahip olma ve konumlanma davranışı üzerindeki en güçlü belirleyicilerden biri olduğunu gösteriyor. Öne geçen takımlar geri çekiliyor, geride kalanlar yukarı taşınıyor. 6. haftadaki makas tam da bu mekanizmanın grafiğe yansımış hali. Beşiktaş'ın değerini yukarı iten şey hocasının fikri; aynı zamanda skor tablosuydu da.
Grafiğin asıl anlattığı hikaye burada. Amed SF'nin çizgisi ilk haftadan itibaren istikrarlı biçimde aşağı iniyor. 50.36 ile başlayan değer 5. haftaya gelindiğinde 46.31'e kadar düşmüş ve ikinci haftadan sonra lig medyanının sürekli altında kalmış. Yani Beşiktaş maçındaki 35.76 var olan bir eğilimin kırılması değil, aynı eğilimin uç noktası. Sadece son 2-3 haftada rakip kalitesi yükseldikçe (Trabzonspor, Başakşehir, Beşiktaş) bu yönelim daha görünür hale geldi.
Bu ayrım önemli çünkü ikisi farklı şeyler söyler. Tek maçlık bir çöküş o maça özgü bir plan ya da bir kaza demektir. Altı haftalık bir aşağı eğilim ise takımın Süper Lig'de bulduğu denge noktasının giderek geride olduğunu gösterir. Fernández-Navarro ve arkadaşlarının elit takım stillerini faktör analiziyle ayrıştırdığı çalışma, savunma bloğunun derinliğini takımların birbirinden ayrıştığı bağımsız bir stil boyutu olarak tanımlıyor. Amed SF'nin bu boyutta konumu ilk 6 haftanın sonunda net; lig ortalamasının belirgin şekilde altında.
Grafiğin altındaki ibarede her sahaya çıkan oyuncunun oynadığı dakika kadar ağırlıklandırıldığını söylüyoruz. Bu iki şeyi hatırlatıyor. Birincisi, 84. dakikada Cissé'nin kırmızı kart görmesiyle son bölümün 10 kişi oynanmış olması ortalamayı bir miktar aşağı çeker ama 6 dakikalık + uzatmalı bir bölüm 10 puanlık bir düşüşü tek başına açıklayamaz. İkincisi, geç yapılan savunma amaçlı değişiklikler de aynı yönde etki eder. Düşüşün asıl gövdesi maçın büyük kısmındaki konumlanmadan geliyor.
Bu okumanın kolayca alçak blok kötüdür noktasına çekilmemesi gerekiyor. Amed SF maçı 3-2 kazandı ve milli araya lider girdi. Derin blok o gün istediğini aldı. Ama sayısal profil bir maliyeti de gösteriyor. 35 bandındaki bir blok gol üretimini neredeyse tamamen geçişlere ve uzak mesafeye bırakır. Nitekim maçın ilk iki golü de akan oyundaki uzaklı bitiricilikten geldi. Bu, tekrarlanabilirliği düşük bir üretim biçimi.
Milli aradan sonra şu izlenecek: Amed SF'nin çizgisi 46-48 bandına geri döner mi yoksa 40'ın altına yerleşir mi? Birincisi, Beşiktaş maçının skora bağlı bir istisna olduğu anlamına gelir. İkincisi ise Besnik Hasi'nin ligdeki kalıcı kimliğini seçtiği anlamına gelir. Grafik şu an ikinci ihtimali dışlamıyor.
Süper Lig 2026/27 sezonunun ilk 6 haftasında maç başına toplam aksiyon* katkısı en yüksek 25 oyuncu.
1. Mohamed Salah @Trabzonspor
2. Alexandros Kyziridis @corumfk
3. Victor Osimhen @GalatasaraySK
4. Gift Orban @amedskofficial
5. André Onana @Trabzonspor
* şut, pas, çalım, savunma, kalecilik.
Trabzonspor ve Galatasaray, rakibi momentumu ele geçirdikten ve yoğunlaştırdıktan sonra ne kadar xG üretiyor ne kadar xG yiyor? Daha somut bir ifadeyle, rakip momentumu ele geçirdikten sonraki 5 dakikalık pencerelerde takımların ürettiği ve yediği xG'yi 90 dakikaya oranlıyor.
Galatasaray bu metrikte ligin en uç profili. Rakip baskıyı artırdığında yaklaşık 3.5 xG üretiyor ve bu değer ligdeki en yüksek seviye. Bu tablo Galatasaray'ın baskı altında geri çekilip savunmakla kalmadığını gösteriyor. Yani rakip cezalandırılabiliyor. Buna karşılık yediği xG yaklaşık 1.5 ile lig ortalamasında. Yani baskı dönemlerinde hücumda çok etkili. Savunmada ise dirençli değil, sadece ortalama bir görüntü veriyor.
Trabzonspor daha dengeli bir profil çiziyor. Baskı altında yaklaşık 1.5 xG üretiyor, yaklaşık 1.2 xG yiyor ve her iki eksende de lig ortalamasının iyi tarafında kalıyor. Rakibin momentum dönemlerini net olarak artıyla kapatabilen, baskı altında dağılmayan bir takım görüntüsü var. Ancak üretim tarafında Galatasaray ile arasında belirgin bir ölçek farkı bulunuyor.
#TSvGS
Trabzonspor ve Galatasaray oyuncularının aksiyonlara olan katkısı
Grafikler ilk 5 haftanın maç başı değer katkısını gösteriyor. Örneklem küçük olduğu için okumaları eğilim olarak ele alıyorum.
Galatasaray tarafında en belirgin tablo derinlik. İlk dört isim (Osimhen, Sara, Yunus, Torreira) maç başı yaklaşık 0.5 ile 1.1 aralığında net katkı üretiyor. Oyun kurulumu Sara ve Yunus'un pas değerine dayanıyor. Asıl kırılgan nokta ise şut değerinin neredeyse tamamen Osimhen'de toplanması. Leão, Barış Alper, Deniz Gül, Sané ve Kazımcan şut kaleminde belirgin şekilde eksideler. Bu da pozisyon kalitesinin altında bitiricilik yaptıklarını gösteriyor. Leão'nun top taşıma ve pas katkısı yüksek ancak şut kaybı bu katkının büyük kısmını siliyor.
Kadro durumu bu zaafı doğrudan öne çıkarıyor. Osimhen ve Lemina sakatlıkları nedeniyle kamp kadrosunda yer almadı, Singo da sakatlığı nedeniyle kafileye dahil edilmedi. Muhtemel 11'lerde Galatasaray'ın Uğurcan, Sallai, Sanchez, Abdülkerim, Eren, Torreira, Sara, Barış, Yunus, Leao ve Deniz ile sahaya çıkması bekleniyor. Bu durumda hücum hattının üç ismi de grafikte şut değeri eksi olan oyuncular. Singo yokluğunda sağ bekte oynaması beklenen Sallai ise savunma kaleminde kadronun en yüksek eksi değerlerinden birine sahip. Bu yüzden sağ kanadı Trabzonspor için hedeflenebilir bir alan olarak görülebilir.
Trabzonspor'da katkı daha dar bir omurgada toplanıyor. Salah maç başı yaklaşık 0.8 ile takımın en verimli ismi ve şut, pas, çalım kalemlerinin üçünde de pozitif. İkinci sıradaki Onana'nın katkısının büyük kısmı kalecilik değerinden geliyor. Galatasaray'ın bitiricilik sorunu düşünüldüğünde bu, maçın kilit eşleşmelerinden biri olabilir. Franculino şut değerinde pozitif ve kısıtlı örneklemine rağmen takımın en verimli bitiricisi görünüyor. Aral pas ve top taşımada güçlü ancak şutta eksi. Bekler tarafında Mustafa Eskihellaç ve Pina'nın net katkısı sıfıra yakın, özellikle Mustafa'nın savunma eksisi dikkat çekici.
Ev sahibinde eksikler daha çok rotasyon derinliğini etkiliyor. Okay Yokuşlu ve Malinovskyi'nin sakatlıkları bulunuyor, Folcarelli ve Batagov'un da forma giymesi beklenmiyor. Bouchouari ve Onuachu konusunda kaynaklar çelişkili. Ancak grafikte ikisinin de katkısı sınırlı olduğu için etkinin sınırlı kalacağını düşünüyorum. Belirsizliği artıran asıl unsur teknik direktör değişikliği. Trabzonspor yeni teknik direktörü Thomas Reis yönetimindeki ilk maçına çıkacak.
Genel okumam şöyle: Kağıt üzerinde Galatasaray daha derin ve daha üretken bir kadroya sahip. Ancak Osimhen'in yokluğu, ekibin en büyük farkını ortadan kaldırıyor ve hücumu grafiğin en zayıf olduğu kaleme bırakıyor. Trabzonspor'un şansı Salah'ın yaratıcılığı, Franculino'nun bitiriciliği ve Onana'nın kurtarışlarında yatıyor. Bu nedenle Galatasaray'ın pozisyon üstünlüğünün skora eskisi kadar kolay dönüşmeyeceğini, maçın normalden daha dengeli ve düşük skorlu bir senaryoya kayabileceğini düşünüyorum.
#TSvGS
2026/27 sezonunun ikinci derbisi Trabzonspor - Galatasaray maçına doğru...
Modelin verdiği olasılıkların tarihsel bazda değerlendirilmesi
Bu değerlendirmede modelin iç işleyişini bir kenara bırakıp yalnızca ilk iki analizde elde ettiğimiz bulguları kullanıyoruz.
Analiz 1: https://t.co/9u1GyaHqUW
Analiz 2: https://t.co/gr9HbemIH8
Haftalık model değerlendirmesi: https://t.co/0c0q00GKbK
Trabzon'daki 20 derbinin dağılımı Trabzonspor için %40, beraberlik için %25, Galatasaray için %35. Yalnızca bu tabloya bakan biri maçta hafif Trabzonspor favoriliği görürdü.
İkinci analizde matristeki Trabzonspor üstünlüğünün büyük ölçüde Trabzonspor'un güçlü olduğu eski dönemlerden beslendiğini gördük. 2023/24'ten bu yana ise Galatasaray Trabzon'da açık ara daha üretken. Bu yüzden ham derbi oranlarını olduğu gibi kullanmak bugünkü güç dengesini olduğundan daha Trabzonspor lehine gösterir. Trabzonspor'dan Galatasaray'a birkaç puan kaydırmak gerekiyor.
Son sezon 2025/26'da makas belirgin şekilde daraldı. Trabzonspor'un gol ortalaması yükseldi, Galatasaray'ınki düştü. Trend Galatasaray'ı öne koyuyor ama ezici bir favori yapmıyor. Bu nedenle kayma sınırlı kalmalı.
Derbi beraberlik oranı %25, lig ortalaması %25.6. Trabzonspor'un iç saha ve Galatasaray'ın deplasman beraberlik oranları ise %21 ile %22 arasında. Buna derbinin lig ortalamasından az gollü geçmesini ve iki hücumun da rakibin savunma normaline doğru çekilmesini eklediğimizde beraberliği düşürecek tarihsel bir gerekçe kalmıyor. Tarih beraberliği %23 ile %25 arasında bir yere koyuyor.
Trabzonspor'un iki veya daha fazla gol attığı derbilerde hiç yenilmediğini gördük. Bu eşiği geçtiği maçların oranı derbide %45. Ancak son üç sezonda Trabzonspor'un Trabzon'daki ağırlıklı gol ortalaması 0.7 ile 1.1 arasında kaldı. Bu seviye, iki gole ulaşmanın bugün geçmiştekinden daha zor olduğunu gösteriyor. Bu da Trabzonspor'un galibiyet olasılığını ham derbi oranının biraz altına çekmek için ikinci bir gerekçe.
Bu adımları birleştirdiğimizde kabaca şu dağılıma ulaşıyoruz:
* Trabzonspor: %35 ile %38 arası (Model: %39.5)
* Beraberlik: %23 ile %25 arası (Model: %20.1)
* Galatasaray: %38 ile %40 arası (Model: %40.4)
Galatasaray olasılığı tarihsel okumayla uyumlu. Trendle düzeltilmiş derbi geçmişi de Galatasaray'ı hafif favori yapıyor. Modelin verdiği değer bu bandın hemen üst sınırında. Trabzonspor olasılığı tarihsel okumaya göre biraz cömert.
Model Trabzonspor'a ham derbi oranını neredeyse birebir veriyor. Oysa bu oran büyük ölçüde eski dönemlerden geliyor ve trend dikkate alındığında bir miktar aşağıda olmalı. Beraberlik tarihsel okumaya göre düşük.
Model beraberliğe hiçbir tarihsel ölçütün desteklemediği bir seviye veriyor. Tarihin bakış açısından modelin beraberlikten kestiği puanlar büyük ölçüde Trabzonspor'a gitmiş durumda.
Kısaca, yalnızca tarihe bakarak modelin maçı başa baş görmesine ve Galatasaray'ı hafif öne koymasına katılırdık. Buna karşılık Trabzonspor'un şansını biraz daha düşük, beraberliği ise belirgin şekilde daha yüksek görürdük.
Toparlayalım.
* Ham derbi geçmişi Trabzonspor'u hafif öne koyuyor ancak bu üstünlük eski dönemlerden geliyor. Trend dikkate alındığında denge Galatasaray lehine dönüyor.
* 2025/26'daki daralma Galatasaray'ın üstünlüğünün ezici olmadığını ve maçın başa baş kaldığını gösteriyor.
* Tüm tarihsel ölçütler beraberliği %21 ile %26 arasında gösteriyor. Derbinin az gollü karakteri de bu bandın üst tarafını destekliyor.
* Trabzonspor'un yenilmemesinin tarihsel anahtarı iki gol barajı. Son sezonlardaki düşük gol ortalaması bu barajı aşmayı zorlaştırıyor.
* Tarihsel bazda model Galatasaray'da isabetli, Trabzonspor'da hafif iyimser, beraberlikte ise açıkça düşük.
#TSvGS
Trabzonspor - Galatasaray
Modelin Duruşu:
Öncelikle şunu kaydetmek gerekiyor: %40.4, modelin Galatasaray'a bu sezon verdiği en düşük değer. Önceki beş haftada sırasıyla %80.3, %65.8, %68.4, %49.4 ve %77.4 vermişti. Bu düşüşün iki kaynağı var: Papara Park ve Trabzonspor'un iç saha üretimi. Bordo-mavililer bu sezon iç sahada oynadıkları iki maçı da kazandı, deplasmanda ise henüz kazanamadılar. Tarihsel tablo da bunu destekliyor. İki takım 144. kez karşılaşacak ve genel toplamda Galatasaray 66 galibiyetle önde olsa da Trabzon'da oynanan lig maçlarında üstünlük ev sahibinde.
Trabzonspor Cephesi:
Bu maçın en büyük değişkeni teknik direktör koltuğu. Trabzonspor altı hafta içinde üçüncü teknik heyetle sahaya çıkacak. Thomas Reis takımın başında ilk antrenmanını yeni yaptı; yani kendi oyun fikrini işleyecek zamanı olmadı. Bu tür maçlarda genellikle yapısal bir değişim görülmez, değişen şey oyuncu tercihleri ve enerji seviyesi olur.
Kadro tablosu ise ağır. Okay Yokuşlu ve Malinovskyi sakatlıkları nedeniyle oynayamayacak; tedavileri tamamlanan ancak tam hazır hale gelmeyen Folcarelli ile Batagov'un da forma giymesi beklenmiyor. Yani orta saha ve savunma merkezi, sezonun en kritik maçında dört isim eksik kuruluyor. Folcarelli'nin yokluğu sezon başından beri işaret ettiğim sorun olarak devam ediyor. Top kaybı sonrası koruma görevini üstlenecek isim eksikliği bu takımın en kırılgan noktası.
Hücumda ise Onuachu ve Franculino gibi hava toplarında güçlü profiller var. Bu, duran toplarda ve ceza sahası içi ikinci toplarda gerçek bir tehdit anlamına geliyor.
Galatasaray Cephesi:
Sarı-kırmızılılar ligde namağlup ve 13 puanla lider. Ancak kadro tablosu burada da eksik. Kulübün açıkladığı Trabzon kafilesinde Victor Osimhen, Mario Lemina, Wilfried Singo ve Kaan Ayhan yer almadı. Osimhen ile Lemina ligin dördüncü haftasındaki Başakşehir maçında yaşadıkları sakatlıklar nedeniyle henüz takımla çalışmalara başlayamamıştı.
Osimhen'in yokluğu bu maçın en somut bilgisi ancak bunu bir ileri uç boşluğu olarak okumak yanlış olur. Okan Buruk'un elinde iki farklı çözüm var. Birincisi Deniz Gül; 22 yaşındaki santrfor, Kocaelispor maçında Osimhen'in yerine ilk 11'de başladı ve Galatasaray o maçı kazandı. İkincisi Rafael Leão'yu sol kanat yerine gezgin bir santrfor olarak kullanma seçeneği ki basına yansıyan bilgiler bu ihtimalin öne çıktığı yönünde. Yani mesele alternatif bulunmaması değil, hangi alternatifin seçileceğine bağlı olarak Galatasaray'ın hücum kalıbının tamamen değişecek olması.
İkinci uyarı üretim düşüşü. Galatasaray son iki lig maçını 3-2 ve 1-0 kazandı, Devler Ligi'nde ise Sporting'e 3-1 kaybetti. Okan Buruk sağ kanat için Sané ile Barış Alper arasında karar veremiyor ve iki oyuncunun da form eğrisi aşağı yönlü.
Tarihsel ve Taktik Eksen:
Maçın kaderini belirleyecek mesele Galatasaray'ın ileri uçtaki tercihinin Trabzonspor savunmasını nasıl etkileyeceği.
Deniz Gül tercihi, Osimhen'in oynadığı role en yakın çözüm. Sabit bir referans noktası, savunma arkasına koşu ve ceza sahası içinde varlık. Bu durumda Trabzonspor stoperleri tanıdık bir problemle karşılaşır ve hattı geride tutarak yönetebilir.
Leão'nun gezgin santrfor olarak kullanılması ise farklı bir sorun üretir. Sabit bir hedef oyuncu olmadığında stoperlerin kimi takip edeceği belirsizleşir ve savunma hattı ile orta saha arasındaki bölgede boşluk açılır. Dört eksikle kurulacak bir orta sahanın bu bölgeyi kapatması daha zordur. Yani Galatasaray'ın kaybettiği gol gücü rakibin eksiklerinden doğan bir yapısal fırsatla kısmen dengelenebilir.
Ters yönde ise Trabzonspor'un en güvenilir yolu duran toplar ve hava hakimiyeti. Galatasaray'ın stoper rotasyonunda Kaan Ayhan'ın da kafilede olmaması bu bölgede rakibe alan açan bir başka kalem.
İki takım da bu hafta Avrupa maçı oynamadı, yani takvim yükü eşit.
Değerlendirme:
%39.5 ile %40.4 arasındaki neredeyse başa baş duruşa itirazım yok. Her iki takım da temel bölgelerinde eksik ve her iki taraftaki belirsizlik de benzer büyüklükte. Galatasaray gol krallığının lideriyle oynamayacak, Trabzonspor ise orta saha iskeletinin dört ismi olmadan sahaya çıkacak. Reis'in ilk maçı ise Trabzonspor tarafında hem yükseltici hem düşürücü çalışıyor. Yeni bir teknik heyetin ilk maçında görülen enerji artışı kısa vadeli bir katkı, hazırlık süresinin olmaması ise yapısal bir eksiklik. Tek notum %20.1'lik beraberlik payında. İki takımın da hücum kurgusunda belirsizlik varken düşük skorlu bir kapanış ihtimali gerçek. Ancak beş haftalık veri modelin beraberlik kalibrasyonunu doğruladığı için bu itirazı temkinli yapıyorum.
2026/27 sezonunun ikinci derbisi Trabzonspor - Galatasaray maçına doğru...
Gol trendlerinde zaman içinde neler değişti?
Ev sahibi Trabzonspor panelinde dört dönem net şekilde ayrışıyor:
1. 2006/07 ile 2010/11 arası: Trabzonspor çizgisi çoğunlukla üstte. Galatasaray 2010/11'de 0.7'ye kadar düşüyor.
2. 2011/12 ile 2015/16 arası: Galatasaray öne geçiyor, 2013/14'te 1.8 ile zirve yapıyor. Trabzonspor 0.9'a iniyor.
3. 2016/17 ile 2022/23 arası: Trabzonspor dönemi. 2018/19'da 2.2 ile zirveye çıkıyor, Galatasaray 0.7'ye geriliyor. Dönem sonunda çizgiler birbirine yaklaşıyor.
4. 2023/24 ve sonrası: Sert bir kırılma var. Galatasaray'ın çizgisi tek sezonda 1 civarından 2.2'ye fırlıyor. Ağırlıklı bir ortalamayı bu kadar oynatabilecek şey ancak çok gollü bir maç olabilir. Matristeki 1-5 büyük ihtimalle bu sezona ait. Galatasaray o günden beri 1.8 civarında kaldı, Trabzonspor ise 0.7 ile 1.1 arasında dolaştı. Bu, 21 sezonun Trabzon'daki en uzun ve en belirgin Galatasaray üstünlüğü.
Son sezonda makas daralıyor.
2025/26'da Trabzonspor 0.7'den 1.1'e çıkarken Galatasaray 2.15'ten 1.8'e indi. Galatasaray hala önde ama Trabzon'daki son maç önceki ikisine göre Trabzonspor için belirgin şekilde daha iyi geçmiş görünüyor.
Kırılma sahaya özgü değil.
Ev sahibi Galatasaray panelinde de aynı 2023/24 kırılması var (Galatasaray 2024/25'te 2.35 ile zirvede). Toplam panelinde ise Trabzonspor çizgisi 2016/17'den 2022/23'e kadar yedi sezon boyunca Galatasaray'ın üstündeydi, 2023/24'te kesişme yaşandı. Bugün tablo Galatasaray için 1.75, Trabzonspor için 1.1 civarında. Bu da son üç sezonda iki takım arasındaki genel güç dengesinin Galatasaray lehine döndüğünü gösteriyor.
Bu trendin matrise etkisi:
20 maçlık matris birden fazla dönemin ortalaması. Matristeki hafif Trabzonspor üstünlüğü (%40'a %35) büyük ölçüde Trabzonspor'un güçlü olduğu iki dönemden besleniyor. Son rejim ise açıkça Galatasaray lehine.
#TSvGS
2026/27 sezonunun ikinci derbisi Trabzonspor - Galatasaray maçına doğru...
Geçmiş sezonların tarihsel örüntüleri bize neler anlatıyor?
İki güçlü profil karşılaşıyor ve avantajlar birbirini götürüyor.
Trabzonspor iç sahada son 21 sezonda oynadığı 350 maçın yaklaşık %58'ini kazandı ve beş maçtan yalnızca birini kaybetti. Ligin geneline bakınca ev sahibi takımlar %46 civarında kazanıyor, yani Trabzon ligin en zor deplasmanlarından biri. Galatasaray ise deplasmanda maçların yarısını kazanıyor. Ligde konuk takımların galibiyet oranı %29 civarında olduğu için bu da istisnai bir performans. Bu iki profil karşılaştığında tablo dengeleniyor. Trabzon'daki 20 derbide sonuçlar Trabzonspor için 8G, 5B ve 7M, yani %40 / %25 / %35. Trabzonspor'un iç saha galibiyet oranı 18 puan, Galatasaray'ın deplasman galibiyet oranı 16 puan düşüyor. Her maçın 5 puanlık ağırlık taşıdığı küçük bir örneklemden söz ettiğimizi de unutmamak gerekiyor.
Farkı yaratan Trabzonspor'un hücumu.
Trabzonspor evinde maç başına 1.85 gol atarken Galatasaray'a karşı ortalaması 1.25'e iniyor. Gol atamadığı maçların oranı da %17'den %35'e, yani iki katına çıkıyor. İlk bakışta bu bir derbi blokajı gibi görünüyor ama Galatasaray'ın deplasman matrisi başka bir şey söylüyor. Galatasaray deplasmanda maçların %34.8'inde kalesini gole kapatıyor. Trabzonspor'un derbide gol atamama oranı bu sayıyla neredeyse birebir aynı. Dolayısıyla Trabzonspor'un yaşadığı şey derbiye özgü bir kısırlık değil, Galatasaray savunmasının her deplasmanda gösterdiği standart etki.
Aynı mantık diğer yönde de işliyor. Galatasaray deplasmanda ortalama 1.66 gol atıyor, Trabzon'da ise 1.35. Bu sayı, Trabzonspor'un iç sahada yediği 1.11 golle kendi normali arasında bir yere düşüyor. İki hücum da rakibin savunma normaline doğru çekiliyor. Bu yüzden derbi, 2.72'li lig ortalamasından 2.6 gibi biraz daha az gollü geçiyor.
Derbinin kaderini Trabzonspor'un atacağı gol sayısı belirliyor.
Trabzonspor bu derbide ya hiç gol atamıyor ya da iki gol atıyor. Bu iki senaryo maçların %70'ini oluşturuyor, tek gollü maçlar ise yalnızca dört tane. Ortaya çok net bir eşik çıkıyor:
* Trabzonspor'un 2 veya daha fazla gol attığı 9 maçta hiç yenilgi yok (7G, 2B).
* Gol atamadığı 7 maçın 5'ini kaybetti.
Kazanmanın karakteri farklı.
Trabzonspor'un galibiyetleri dar skorlu. Derbinin en sık skoru 3 kez görülen 2-1 ve Trabzonspor galibiyetlerinin yarısı tek farklı. Galatasaray ise Trabzon'da kazandığında net kazanıyor. 7 galibiyetin 5'i en az iki farklı, aralarında 1-4 ve 1-5 gibi ağır skorlar var. Bu 7 galibiyetin 5'inde Trabzonspor hiç gol atamadı. Kısacası Galatasaray Trabzon'da ya kazanamıyor ya da kalesini kapatıp rahat kazanıyor.
Beraberlik normal seviyede.
Derbide beraberlik oranı %25. Bu, ligin tarihsel beraberlik oranıyla (%25.6) aynı. Trabzonspor'un iç saha (%21.4) ve Galatasaray'ın deplasman (%22.2) beraberlik oranlarının ise biraz üstünde.
#TSvGS
Süper Lig 2026/27 Simülasyonunda Son Durum
Bu hafta modelin ikinci sürümü (parametreler güncellendi) devreye girdi. Dolayısıyla geçen haftayla karşılaştırma yaparken tek bir uyarıyı baştan koymak gerekiyor. Aşağıdaki değişimlerin ne kadarı sahadan gelen yeni bilgiden ne kadarı model revizyonundan kaynaklanıyor bunu ayırmak mümkün değil. Özellikle dağılımların genel şeklindeki farklar büyük ölçüde ikinci gruba ait.
Liderlik yarışında kartlar yeniden dağıtıldı. Galatasaray %43.4 ile önde kalmaya devam ediyor ama Beşiktaş %25.9 ile ikinci sıraya yerleşti ve Fenerbahçe %15.8'e gerileyerek üçüncülüğe düştü.
Fenerbahçe'nin iki haftalık düşüşü serinin en dramatik hareketi. 3 Eylül'de %55.7 ile açık favoriydi, 11 Eylül'de %29.7'ye indi, şimdi %15.8'de. Üç güncellemede yaklaşık 40 puan kaybetti. Beşiktaş ise tam ters yönde gidiyor ve altı haftadır en yüksek değerine ulaştı.
Ama bu haftanın asıl haberi sıralama değil, tablonun şekli. Önceki güncellemelerde ilk üç takımın kütlesi neredeyse tamamen ilk 5 sırada toplanıyordu. Şimdi Galatasaray'ın satırı 10. sıraya, Beşiktaş'ınki 13'e, Fenerbahçe'ninki 15'e kadar uzanıyor. Aynı şekilde Trabzonspor'dan Gençlerbirliği'ne kadar geniş bir grup artık 1. sıradan 18. sıraya kadar her yerde görünür kütleye sahip. Bu, modelin belirsizliği daha dürüst fiyatladığı anlamına geliyor. Altı haftalık maç verisiyle bir takımın sezon sonu yerini bu kadar keskin çizmek zaten iddialıydı. Yeni sürüm o keskinliği bırakmış durumda ve bunun bedeli tabloyu okumanın zorlaşması. Artık hiçbir satır tek bir cevap vermiyor.
Somut karşılığı ilk üç dışındaki 15 takımın toplam şampiyonluk kütlesinin %14.9 olması. Geçen hafta bu rakam sıfıra yakındı. Model ilk kez zirvenin sadece üç takımın işi olmayabileceğini söylüyor.
Avrupa hattında geçen haftanın netliği kayboldu. Trabzonspor, Rizespor, Amed, Kasımpaşa ve Kocaelispor'un satırları birbirine çok yakın ve hepsi ortalama olarak benzer bir bölgeye oturuyor. Geçen hafta Trabzonspor'un dördüncülükte açık ara öne çıktığını yazmıştım. O ayrım bu hafta kapandı.
Dipte ise tek bir takım net biçimde ayrışıyor. Eyüpspor son üç sırada bitirme olasılığında %50'yi aşan tek isim ve tek başına sonuncu olma ihtimali bile diğerlerinin toplam riskine yakın. Arkasında Erzurumspor ve Konyaspor geliyor, ardından Göztepe. İki hafta boyunca tehlike grubunda saydığımız Çorum ve Gaziantep ise bu hafta belirgin biçimde geri çekildi.
Dikkat çekici olana gelelim. Geçen hafta dipte ilk kez sabit bir yapı oluştu diye yazmıştım. Yeni sürümle o yapı dağıldı. Alt bölge yine geniş ve düz. On takımın düşme riski %10 ile %36 arasında sıkışmış durumda, yani aday havuzu daraldığı değil genişlediği bir tabloya dönmüş.
Amed Sportif Faaliyetler - Beşiktaş JK
Bu haftanın en net ayrıştığım maçı.
Amed 10 puanla üçüncü sırada ve iç saha karnesi kusursuz. Oynadığı üç maçı da kazandı, bu maçlarda 10 gol attı ve yalnızca 1 gol yedi. Erzurumspor'u 3-0, Trabzonspor'u 2-1, Başakşehir'i 5-0 yendiler. Besnik Hasi'nin 16 transferle kurduğu kadro sezon başında uyum riski olarak gördüğüm noktayı tamamen geride bırakmış durumda.
Beşiktaş 12 puanla ikinci sırada ve Italiano yönetiminde güçlü bir tablo çiziyor. Ancak bu maça 17 Eylül'de oynanan Marsilya karşılaşmasından yalnızca üç gün sonra ve Diyarbakır'a uzun bir seyahatin ardından çıkacak ki siyah-beyazlıların sezon boyunca ilk kez gerçek anlamda Avrupa yüküyle lig maçına gireceği hafta.
Karşı argümanı da yazmam gerekiyor. Beşiktaş'ın Marsilya maçında Poku ve İlhan Fakılı gibi isimlerin gol atması kadro derinliğinin gerçekten var olduğunu gösteriyor. Italiano geniş kadro kullanabilecek durumda ve bu takvim yükünün etkisini azaltır.
Yine de üç günlük ara, uzun seyahat ve rakibin iç sahadaki üretimi bir araya geldiğinde %37.7'nin yukarı çekilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu, beşinci haftada Amed lehine yazdığım ve doğru çıkan argümanın aynısı; üzerine bu kez takvim boyutu da ekleniyor.
Süper Lig'de 2026/27 sezonunun 6. haftası bugün oynanacak Kasımpaşa - Konyaspor maçıyla başlıyor.
Bu hafta milli ara öncesindeki son hafta.
Kasımpaşa 9 puanla dördüncü sırada ve ligde henüz yenilmedi. Ancak bu 9 puanın yapısı önemli. İki galibiyet ve üç beraberlik. Emre Belözoğlu'nun takımı beş maçta 7 gol atıp 5 gol yedi, yani düşük skorlu ve dengeli bir profil çiziyor.
Konyaspor ise 3 puanla 16. sırada ama Trabzonspor'u 1-0 yenerek sezonun ilk galibiyetini aldı. Tek maçlık bir bilgi olduğu için buradan güçlü bir sonuç çıkarmıyorum.
Burada dikkatimi çeken şey beraberlik payı. Model bu hafta genel olarak beraberliği aşağı çekmiş durumda ve bunun toplam veriyle uyumlu olduğunu söyleyebiliriz. Ancak Kasımpaşa beş maçının üçünü berabere kapatan bir takım ve hiçbir maçında toplam gol 4'e ulaşmadı. Yani genel kalibrasyon doğru olsa bile bu özel maçta takıma ait bilgi %19.7'nin üzerini işaret ediyor.
Devamı 👇
Göztepe - Çaykur Rizespor
Göztepe beş maçta 2 puanla son sırada ve henüz kazanamadı. Tablonun ilginç yanı hücum tarafının çalışması ki 9 gol attılar. Çöken taraf savunma. 13 gol yediler ve bir kez bile kalelerini kapatamadılar. Yenilenen kaleci ve stoper kurgusu beş haftada oturmadı.
Rizespor 9 puanla beşinci sırada. Ancak bu takımın deseni sezonun en belirgin ayrışmalarından biri. Üç galibiyetinin tamamı deplasmanda geldi, iki iç saha maçını da kaybettiler.
Model ev sahibine %48.7, konuk ekibe %31.6 veriyor. Puan tablosunda sonuncu olan takım ile beşinci olan takım arasında bu yönde bir fark güç sıralamasının geçen sezonun bilgisini taşıdığının bir başka göstergesi.
%31.6'yı düşük buluyorum. Rizespor'un deplasmanda üçte üç yapması ve Göztepe'nin beş maçta hiç kazanamayıp her maçta gol yemesi.