Iranian President Masoud Pezeshkian:
Atomic and nuclear bombs are in the hands of the Israeli regime, but the inspectors are requested to come to Iran.
Israel has murdered savagely over 70,000 innocents in Gaza, but Iran, while behind the table of negotiation, was bombed.
Israel has the bombs, has weapons of mass destruction, is not a member of the Non-Proliferation Treaty, during her shameful life has not allowed a single inspection, but they are rewarded by all the means necessary for them to be able to bomb any capital in the region at will.
من از ایرانی میآییم که رهبر ما را ترور کردند.
از ایرانی میآیم که مدرسهای را بمباران کردند که بچههای میناب را با اسلحههای آمریکایی و صهیونیستی بمباران کردند.
#UNGA81
Hakan Fidan, “Husiler, Türke meydan okumanın neymiş öğrenecek “ demiş.
Aklımızla, zekamızla dalga geçiyorlar.
Teröristbaşı, Murat Karayılan, DEM’li milletvekilleri her gün Türke meydan okuyor sayın bakan. Ne yaptınız? Terörist başına villa.
Ayrıca konu Yemen çöllerine sürmek istediğiniz Mehmetçik olunca mı Türk diyorsunuz. Nereye gitti Türk-Kürt- Arap…
Çok meraklıysanız perde tülünden kefen yapanları al git…Türkü bulaştırma…
Hukuk güç ilişkisini dikkate alır.
Örneğin dün o kadar gürültü yapılan Can Holding’in tüm şirketleri geri iade edildi. Soruşturma süreçleri bir kamuoyu eyleme, yatıştırma süreçleri olarak işliyor. Holdingçiler Holdingçileri yargılamaz. Mış gibi yaparlar!
Sn Ömer Bolat'a sorardım, eğer orada röportaj adam yerine ben olsaydım... Örneğin; Şok marketlere ne zaman denetim yaptınız? Neden Murat Ülker'in marketlerine dokunmaktan imtina ediyorsunuz? Yıllardır aracı firmalarla oynadıkları oyunları resmi belgelerle yayınlamamıza rağmen neden görmezden geliyorsunuz?
Migros, Hakmar, Carrefour, Bim, A101... Tamamında yapılan fahiş fiyatlamalar, aracı ve komisyoncuların halden markete gelene kadar kat kat arttırdığı ve tüketiciye yansıyarak enflasyonu oluşturan fahiş fiyatlarla ilgili bugüne kadar ne yaptınız? Yıllardır yayınladığımız aracı oyunlarıyla üreticinin ve tüketicinin hakkına girenlere bugüne kadar ne gibi yaptırımlar uyguladınız?
Siz gerçekten bu denetimleri yapmış olsaydınız bugün savcılık operasyonlarına gerek kalır mıydı?
Kimi kandırıyorsunuz?!
Masal gibi anlatıyorsunuz, maalesef.
@ticaret@omerbolatTR
TMSF'nin bugüne kadar kayyım olarak atandığı şirket sayısı 1300'ü geçti.
Fon dolandırıcılığına karışanların herhangi bir şirket ya da varlığına kayyım atanmadı.
Devletimiz onlara son derece naif.
Varlıklarına tedbir konuldu, donduruldu.
Şirketlerine kayyım atanmadı.
Çünkü malvarlıklarına el koymak için, bunların suçtan elde edildiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe gerekiyor (!!!)
O şüphe henüz yok demek ki (!)
3 ay sonra bu meseleyi konuştuğumuzda içeride tek bir tutuklunun kalmadığını, şirketlerinin kendilerine iade edildiğini, yurt dışı yasaklarının kalktığını göreceğiz. İşçi katliamı davalarında gördüğümüz gibi. Daha önceki holding, borsa soruşturmalarında gördüğümüz gibi. Kuraldır holdingler hüküm almaz. Devlet, düzen, hukuk kendi adamını korumak zorundadır!
Ceza yoksullar içindir.
Anayasa Mahkemesi, Tayfun Kahraman'ın başvurusu üzerine verdiği hak ihlali kararının gerekçesini 5 ay 21 gündür yayımlamadı.
AYM'nin 31 Temmuz 2025'te verdiği ilk hak ihlali kararı da uygulanmadı.
Oysa Anayasa, "AYM kararları bağlayıcıdır" diyor.
Tayfun Kahraman şimdi hücresinde adelet, kızı Vera evde babasını bekliyor.
Babası tutuklandığında Vera, 2 yıl 8 aylıktı.
Tam 4 yıl 5 ay 1 gündür babasız uyuyor, uyanıyor, okula gidiyor, yemek yiyor.
Çocukluğu babasız geçiyor. Ağladığında, korktuğunda, mutlu olduğunda sarılabileceği babası yanında yok.
Evde babasıyla olan hiçbir anısını hatırlamıyor. Yalnızca babasını ayda bir açık görüşte cezaevi duvarları arasındaki halini biliyor.
Adaletsizliğin verdiği yükün ağırlığı küçük bir çocuğun omuzlarında...
Vera adalet istiyor.
Fahişeliğin olmadığı olmasının mümkün olmadığı toplum, Orta Asya Türkleri idi.
Keza, Kadın eski Türkler'de Erkek ile aynı seviyede olup ; Toplum içinde üretimde, sürülerin idaresinde olurken, Savaş zamanı geldiğinde ise silahlarını kuşanıp savaşa giriyor, orduda aktif rol alıyordu.
Tarih'in o dönemki kayıtlarında, Türk kadınının kamusal görünürlüğü ve saygınlığı özellikle vurgulanmaktadır.
dear Americans, yesterday Erdoğan walked into your United Nations and told the world that international institutions have been "rendered unable to fulfil their mission" by those in power.
let that sit for a moment.
this is the man who just seized 1,326 companies and $32 billion in assets from his own citizens. whose most popular political rival has been in a prison cell for 18 months facing 23 (!) centuries in charges. whose courts are jailing journalists for covering civil society. whose judges get replaced until they deliver the right verdict.
he stood in New York and lectured the planet about institutions being captured by the powerful.
he was describing himself.
Erdoğan does not go to the United Nations to convince anyone that he cares about justice.
he goes because it is the only stage left on earth where he can still perform the role.
the world may be bigger than five.
but modern Turkey is governed by the fear of one.
Trabzon’da görev yapan Gazeteci Muhsin Aksoy dün yaptığı Abdullah Öcalan haberinden dolayı gözaltına alındı ve ifade verdi. Sebebi halkı kin ve nefrete sürüklemekti ama bizler bunu anlayamadık.
#Ekremİmamoğlu:
"Bugün burada kendi aracımı
neden makam aracı olarak kullandığımı anlattım Sayın Hâkim.
Bir kuruşun hesabı soruluyorsa hesabını milletime vermekten geri durmadım, durmam.
Ama bir soruyu da ben sormak istiyorum: Kendi aracını kullanan bir belediye başkanını yıllar sonra neden Silivri’de yargılıyorsunuz, acaba neden?
Bu sorunun cevabını yalnızca bana değil, milletime de milletimize de aziz ve kıymetli milletimize de vermek zorundasınız.
Ben hep söylüyorum, hedefimiz zihniyet değişimidir, yeni bir dönemdir, yeni bir süreçtir, yeni bir Türkiye'dir.
Millet şahidimdir ki bunu her yerde anlattım, anlatıyorum.
Anayasayı ihlal etmeyen, hukukun üstünlüğüne inanan, demokrasiden şaşmayan, milletin iradesine saygı duyan, vatandaşlarına eşit davranan, tüm siyasi partilere eşit mesafede olan, halkı ne isterse, ihtiyacı neyse onu yapan, kendini Saray’a sıkıştırmayan, zırhlı araçları kendine itibar olarak görmeyen, şatafattan ve kibirden uzak duran bir gelecek arayışıdır.
Vatandaşın arasında; pazarda, sokakta, caddede, meydanda, her yerde insanlarıyla bir ve birlikte olan yönetim anlayışıdır.
Bizim arayışımız budur.
Bu davada vereceğiniz karar bunca siyasi gürültünün ortasında bir mahkemenin hukuka sadık kalıp kalmayacağının da cevabı olacaktır Sayın Hâkim.
Vereceğiniz kararın zaten ağır yaralar almış yargı düzenimize vurulan yeni bir balyoz olmamasını temenni ediyorum.
Bu absürt davalarla yargının yorulmasını istemiyorum.
Bunu yapanları tekrar kınıyorum.
Millet şahidimdir, inanın geride bırakacağım hiçbir soru işareti yoktur.
Dünya tarihinde ve Türkiye tarihinde bu kadar didik didik edilen, ailesiyle, kendisiyle bu kadar zalimlikle yüzleştirilen bir insan yoktur ama Yaradan'a şükür ki bunu yapandan 1000 kat daha dimdik ayaktayım.
1000 kat daha özgürüm, 1000 kat daha huzurluyum, tarifsiz kat daha da geleceğe umutla bakıyorum.
Allah bu tür zalimliği kendine bir siyasi strateji görenlerden bu milleti ve memleketi korusun.
Çünkü milletin parasına sahip çıkma konusunda samimi bir insan var karşınızda.
Makamı ayrıcalık değil, emanet olarak gören bir anlayış var karşınızda.
Bu savunmayı sizlerin huzurunda yaptım, milletimize de sesimi duyurdum, teşekkür ederim."