biri seni kırmak için uygun zamana yahut zemine ihtiyaç duymaz. gözün dolmuş, ayağın taşa takılmış, göğsün sızlamış hiç önemsemez ki, öylece kırgınlığın boğazında kalır. yemek yerken, su içerken, nefes alırken hatta konuşurken dahi incinirsin.
Yetişkinlikten bir şey öğrendiysem o da budur. Her ne olursa olsun ağlasan da zırlasan da kalkıp devam ediyorsun. Çünkü sen üzgünsün diye dünya durup seni beklemiyor maalesef
“No matter how isolated you are and how lonely you feel, if you do your work truly and conscientiously, unknown allies will come and seek you.”
— Carl Jung
“I cannot make you understand.
I cannot make anyone understand
What is happening inside me.
I cannot even explain it to myself”
— Franz Kafka, The Metamorphosis
Diş hekimi Ece İmre, iki kardeşi tedavi ederken yaşadığı olayı anlattı:
“Önce ablayı tedavi ettim, ağlamaya başladığında çok yanlış bir şey yaptım. ‘Sen ağlarsan kardeşin ne yapar? Sen ablasın’ dedim. Sanki büyük olduğu için ağlamaya hakkı yokmuş gibi…”
Ben İmamoğlu haklı mıdır haksız mıdır bilemem ama şunu bilirim; bu iktidar haklı olsaydı şu geçtiğimiz 5 günde İmamoğlu’nun çarşaf çarşaf yolsuzluklarını somut delillerle bağırta bağırta tüm basında ifşalatırdı.