Bu sarışın kız yan gelip yatmayı ve oyun oynamayı çok seviyor. Şu an vette, her şeyine bakılıyor. Prenses olduğunun o da farkında ve kendisine de bi prensesle birlikte olduğunun farkında olacak ev arkadaşı arıyor. Ankara’dayız. Siz değilseniz en azından rt 🎈
☎️: 0538 871 24 12
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Kuyu tipleri Deniz şahsında tekrar görünür olmuşken; kimse kuyu tipine atılmasın diye açlık grevi yapanlar yaşam mücadelesi veriyor. İlgililere duyurulur
Deniz Göktaş, Kemal Kılıçdaroğlu ile adliyede yaptığı görüşmeye ilişkin konuştu:
"Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve benimle görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim.
Sulh Ceza Hâkimliği'ne çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. 'Geçmiş olsun' dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, 'Yok' dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın, dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
Avukatımın söyledikleri doğrudur."
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan da Çorlu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde.
Mahkemedeki beyanında ‘kuyu tipi hapishane’yi şöyle anlatmıştı:
“‘Kuyu tipi hapishane' deniyor ya hiç duydunuz mu kuyu tipi hapishaneyi Sayın Başkan? Beş metrekare avlusunu 13 metre çevreleyen yükseklikte duvarlar var. Yani güneş en dik zamanda, temmuz ayında bile avluda zemine düşmüyor, sadece duvara yaslanıyor. Etrafındaki o uzun duvarlar nedeniyle kendinizi hep kuyunun dibinde hissediyorsunuz. Akşam olduğunda da o kuyunun kapağı kapatılmış gibi hissediyorsunuz. Yani güneşten yararlanma imkanınız, güneşin en çok ve en dik açıyla geldiği yerde bile yalnızca duvardan nasiplenerek günde sadece bir saat Sayın Başkan. O etki size kuyu hissiyatı verdiği için oraya da kuyu tipi hapishane deniyor. Ben orada kalıyorum. Bu salonda orada kalan, kuyu tipi hapishanede kalan dört tutukluyuz, ben, Murat Ongun, Elçin Karaloğlu ve Hüseyin Köksal. Ben öyle bir yerden geliyorum”
Şimdi Deniz Göktaş da orada!
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
#MizahıHapsedemezsiniz
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Yani işte Deniz Göktaş’ın dediği gibi kır kabuğunu da CMK’yı baştan yaz biz de vatandaşlar ve avukatlar olarak zorlanmayalım artık. Yaz oraya beni sevmemek tutuklanma sebebidir onun harici duruma göre bakarız falan yaz ya kim tutuyor ki seni şu noktada
Ters kelepçe uygulaması, ulusal ve evrensel hukuk açısından işkence ve diğer kötü muamele yasağının ihlâli kabul ediliyor. Kolluk görevlilerinin uyguladığı ters kelepçe görüntülerinin kamuoyu ile paylaşılması da ayrıca suç.
deniz göktaş, gösterisini aynı zamanda bir eylem olarak ortaya koydu. sonuçları göze almaktan ziyade sonuçları teşhir etmeye hazırlanan bir havası vardı. "mesaj kaygısı" ifadesinin anca bir geyiğe dönüştüğü günümüzde, aydın sorumluluğunun gereğini yerine getirmeye çalıştı.
Görece yakın bir semtte oturan arkadaşımın evine nasıl giderim diye bakarken ankara’da toplu taşımanın özeti niteliğinde bir tablo çıktı karşıma. Bu 1 sa gösterdiği en kısa toplu taşıma alternatifi de 2 aktarma + 22 dk yürüyüş. Şu saçmalıktansa yürüyerek giderim daha iyi
Şu saate kadar aidat hesaplayıp apartmanın aylık gider makbuzlarını kestim. Üstüne bir de aylaar sonra tweet atıp kalabalıkta sigara içenleri eleştirdim. Ben sanırım emekli oldum ya, inşallah yarın işe gitmem.
Şehir merkezlerinde duman solumadığımız açık alan kalmadı, kim kime tahakküm kuruyor acaba. Açık havada için tabii de etrafınızdaki içmeyenleri, dumanınızı solumak istemeyenleri de gözetin bir zahmet.
Assiri haklı. Sigara içme konusu aslında bir tahakküm meselesi. Açık havada da icilmesin diye zirlayan binlerce kişi çıkar şu sitede. Ona da ok desen evinde de içme ben evine gelirsem rahatsız olurum cümlesini duyarsın. Herkes küçük birer akp
İZMİR ÇOK ACİL YUVA İLANI
Bebeği olduğu için çatı katına kapatmış sahibi bağlamış bide Allahım sabır ver gerçekten soğukta bağlı tutuluyor çocuk benim yuva aradığım iki kedi daha var ne yerim var bu çoçuğu koyacak nede maddi olarak artık gücüm yok borç içimdeyim. Bu çocuğu bu esaretden kurtaralım neolur paylaşım desteği rica ediyorum
11-12 Ekim 2025 Cumartesi-Pazar günleri ODTÜ'de bir araya geleceğimiz 5. Bilgisayar Mühendisleri Kurultayı'nın izlencesi (programı) yayımlandı.
Ayrıntılı bilgi için: https://t.co/VYWHFCyi46
@BMO_BMK@odtu_bilg_muh
Berkan Kobal Gökçek'in ODTÜ ormanını parçalayıp yaptığı Malazgirt Bulvarı'nda emniyet şeridinde öldürüldü.
Gökçek gitti ama onun otomobil merkezli ulaşım politikası gitmedi.
Ankara #AsfaltBetonBelediyeciliği ile sadece iklimi değil, yaşama ve ulaşım hakkınızı elimizden alıyor.
Kışın ağaçları yarısına kadar “buda”, yaz boyu da asfalt dök. Kaldırımlar bile asfalt. Hava 40 dereceye yakın, yürüdüğümüz yollar 50-60 derece. Korkunç gerçekten. Bu asfalt belediyeciğine bi son vermeleri lazım artık.
https://t.co/oseqck7v2J