Ben kimsenin gölgesinde büyümedim, kimsenin sırtına basarak da yol almadım. Kendi hâlimde yaşadım, kendi emeğimle yürüdüm. Kim hak ediyorsa değer verdim, hak etmeyene de gereken mesafeyi bıraktım. Bazıları çıkarına göre dost, ortamına göre karakter, menfaatine göre yüz değiştiriyor. Ben ise dün nasılsam bugün de oyum. Çünkü karakter; işine geldiğinde giyilen bir maske değil, ömür boyu taşınan bir duruştur..
Her zaman daha iyi bir insan olmaya çalışın ve niyetinizi saf tutun. Çünkü kim olduğunuz ve nasıl bir insan olduğunuz, hayatınıza çekeceğiniz ve hayatınızda tutacağınız şeyleri belirler. Acı kaçınılmazdır; hayatın her zaman bir parçası olacaktır. Ama ne hissettiğinizi ve neden böyle hissettiğinizi anlamaya odaklandığınızda, onun içinden güçlenerek çıkmayı öğrenirsiniz..
İyi ki kendim gibiyim; kimseyle yarışmayacak kadar olgun, hayata kafa tutacak kadar deli, yaşamak isteyecek kadar çocuk, küçük şeylerle mutlu olacak kadar kanaatkâr, hayallerim taze, içimde hep umut tomurcukları... Gelene de, gidene de razı..
Kimden uzaklaştıysam, son bir kez dönüp baktım. Gördüklerimden sonra kendimi bir kez daha kutladım. Meğer ne kadar doğru bir sözmüş: Manzaranın içindeyken görülmeyen, manzaraya uzaktan bakıldığında kendini gösterirmiş..
Ne kimseye yukarıdan bakacak kadar kibirli ne de kimsenin gölgesinde kaybolacak kadar eksik… İnsanı insan yapan da tam bu denge zaten. Sessiz bir özgüvenle durabilmek, kimseyi büyütmeden ya da küçültmeden… Sadece yerini bilmek. Kendimi o kadar güzel yetiştirdim ki hiçbir zaman başkasının kötülüğünü isteyip el ovuşturmadım. Herkese, her şeye iyilikle ve güzellikle yaklaştım. O yüzden benimle hiçbir zaman bir savaş içinde olamazsınız. Ben savaşmam, uzaklaşırım; çünkü ben güler yüzün, temiz bir kalbin ve iyi niyetin asaletinden yanayım..
Yatın kalkın, iyi bir insana denk gelmek için dua edin. Artık kimin iyi olduğunu anlamak gerçekten çok zor. 'Eğitimli' diyorsun, cahil çıkıyor. 'Ahlaklı biridir' diyorsun, karaktersiz çıkıyor. 'İyi aile' diyorsun, iyiliğe dair nasibi yok. Henüz görünüşün, yaşantının, geçmişin, sahip olunan kimliğin referans sayılabileceği bir devirde değiliz. Çıkarlar söz konusu olmadan ve menfaatlerle sınanmadan kimsenin gerçek yüzünü göremediğimiz bir devirdeyiz. Herkes çıkarı kadar iyi, menfaati kadar vefalı..
Bir ağacın başında sevdiğin bir rengi uzun uzun beklemek yerine, 'Onun da yeşereceği yokmuş,' diyerek kendi haline bırakmak da bir bahar aslında. En rahat hissettiğim bahar..
Bu kadar çirkinliğin içinde güzelliğe dair ne varsa beni yatıştırıyor: güzel insan, güzel bakış, güzel tavır, güzel konuşma, güzel sohbet, güzel dostluklar... Ve 'güzel' sıfatıyla uzayacak tonlarca şey..
Bir ömrü heba etmenin en kolay yolu nedir derseniz takılı kalmaktır derim. Kapanmış bir defterin sayfalarında kendine yer aramak. Değiştiremeyeceğin bir geçmişi aklında tekrar tekrar yaşayıp bugünü soldurmak.. O hikayeye sıkıca tutunayım derken kendi ellerini bırakmak..