en uzun kelime, en kısa cümle, en zor sorulara en yalın cevap... abdest, besmele, kıyam. gözümüzdeki fer, alnımızdaki yazgı, yüzümüzdeki çizgi... ettiğimiz yemin, tuttuğumuz söz, vardığımız menzil... sevdamız, t��rkümüz, şiirimiz. her hale hamd, velakin burukluk... elhamdülillah.
Anadolu topraklarında şerefimizle ölmeyi az bir dünyalık için zalim topraklarında it eniği gibi ağlamaya yeğleriz. Bunu nimet bilir böyle iman ederiz. Bursa'da Molla Hüsrev, Eyüp'te Ebu Suud, Bayburt'ta Şeyhü'l İşrak İrşadi Baba. Bugün ay yıldızın üstündeyiz yarın altında. Acbü'z zenebimiz müstesna burada toprak olup kıyamete kadar kalacağız. Yarın da yine burdan kalkıp mahşer-i ilahiye yürüyeceğiz inşallah.
Sevgili Robin,
Bazı değerlerden taviz verilmez; mesele bu kadar basittir.
Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin bir vatandaşıyım. Anayasa’nın değiştirilemez hükümlerini savunmak, korumak ve bunlara bağlı kalmak benim en doğal hakkımdır. Bunun için anayasa hukukçusu, borçlar hukukçusu ya da herhangi bir hukuk branşında uzman olmama da gerek yok.
Bu tartışma bir branş meselesi değil; ülkesine sahip çıkan herkesin ortak görüşü ve ortak sorumluluğudur.
Sevgilerimle,
Prof. Dr. Fikret Eren ~ KURT KARACA
Avukat meslektaşlar müvekkillerine ne de kolayca dava açtırıyorlar. Bugün yine bunun bir örneğiyle karşılaştım. Benim daha önce, “Açılırsa kaybedilir,” dediğim bomboş bir davayı başka bir meslektaşa açtırmış müvekkil. Karar da benim söylediğim şekilde çıkmış.
Bir davanın açılması ya da açılmaması kararı avukatın çok önemli bir yüküdür.
Buna kolayca karar vermemeli bir avukat.
Müvekkiline söylediği, söylemediği tüm yönleri, tüm olasılıkları beyninde ve vicdanında tartmalı önce. Sonunda o davanın açılmasına kanaat getirdiğinde de bunu bir buyruk edasıyla müvekkiline dayatmamalı. Dava açılırsa ne olur, açılmazsa ne olur bunu tüm yönleriyle müvekkiline anlatıp kararı onun vermesini sağlamalı. Müvekkil ısrarla “Siz olsanız ne yaparsınız” diyecek olursa da hakikaten o şekilde düşünüp kanaatini -yine buyruk şeklinde değil uzman tavsiyesi şeklinde- iletmeli. Bunun sayısız faydasını görecektir avukat. Naçizane tavsiyemdir.
Ülkece unutma işini ne yazık ki çok iyi beceriyoruz…
Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. “Biz de yanalım” demiyorum ama en azından gözümüzden söndürmek için iki damla yaş aksın. Yanmayı göze almıyorsak, yakmayalım; yaktırmayalım Nizamettin amca gibi babaların, güzel annelerimizin kalbini…
Unutmayalım ki birileri hatırlasın, adalete ışık tutsun. Uyuyanlar uyansın.
“Ben bir şey değiştiremem” demeyin, çünkü biz olursak çok şey değişir.
Uzun zamandır edit yaparken ağladığım tek video olabilir… Belki de Nizamettin amcayı gerçekten tanıdığım için, onun kalbinin acısı kalbime sıçradığı için.
Normalde böyle bir ricada bulunmam ama lütfen bu videoyu olabildiğince çok insana ulaştırın. Sessiz kalmayın, kalmayalım…
Ki babalarımızdan, annelerimizden önce bu dünyadan göçüp gitmeyelim.
#RojinİcinAdelet #rojinicinadalet
600 yıllık bir devin üstüne cullanip onu parça pinçik ettiler. 500 sene bu milletin himayesinde rahat içinde yaşayanlar dahi kana susamiscasina bu milletin kanını içtiler. Ufukta soykırım emareleri gozukunce son nefesiyle buradan bir devlet çıkaranlarin aziz ruhlari şad olsun.
⚖️ Ahmet Minguzzi Davasında Çarpıcı Sözler: “Bu Karar, Her Çocuğun Güvenliği İçin”
Ahmet Minguzzi ailesinin avukatlarından Ersan Barkın, konuşmasını tamamladı.
Son cümlelerinde şunu vurguladı:
“Gerek buradaki meslektaşlar, gerekse ülke genelindeki tüm vatandaşlar;
bugün burada verilecek kararın, bir gün aynı şeyin kendi çocuklarının başına gelmemesi için çok büyük önem taşıdığını biliyor.
Tüm ülkenin beklentisi adalet yönündedir.”
Bugün, sadece Ahmet için değil, tüm çocuklar için adalet aranıyor.